İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : TASAVVUF / TASAVVUF VE TARÎKATLAR
Okunma Sayısı: 4205
Yazar: Ekrem Tufan Aytav
KIRMIZI KİTAP VE CEMAATLER

 

Kırmızı kitap ve cemaatler

Hala duymamış olan varsa bir iki cümle ile nedir bu kırmızı kitap biraz açayım. Bir iki cümle diyorum çünkü bir vatandaş olarak bu kitap hakkında pek fazla bilgimiz yok.

Buna diğer adı Milli Güvenlik Siyaset Belgesi. Bu kitabın Türkiye Cumhuriyeti ‘gizli anayasası’ olduğu söyleniyor. Bir de bildiğimiz cildinin kırmızı olduğu. İçinde neler yazığını pek az kişi biliyor.

Bu pek az kişinin içinde sauna çeteleri ve Ergenekon sanıkları da var. Belli oranda piyasaya düşmüş ama vatandaşlara hala çok gizli.  

Devlet içerisinde Özel Harp Dairesi diye bir daire olduğunu ilk olarak dönemin başbakanı Sayın Ecevit’ten duymuştuk. Bu gizli kitabı da ilk olarak ‘devletin kırmızı bir kitabı var’ diyen Alparslan Türkeş’ten duymuş olduk. O gün bu gündür de duyarız.

Orada yazılı kararların hükümetler üstü olduğu söylenir.

İstihbarat bağlantılarına güvendiğim bir tanıdığım yıllar önce bana ‘hülasatül hülasa’ yani ‘özetin özeti’ diye nitelenebilecek tek sayfalık bir belge olduğundan bahsetmişti. Kırmızı kitap da o tek sayfalık belgeye uygun olmalıymış. O belge de Genel Kurmayın kozmik kasasında duruyormuş.

Sen gördün mü o belgeyi diye sorduğumda ‘evet’ demişti. Bana sadece bir cümle aktarmıştı o belgeden. O cümle devletin Türklük ve Sünnilik üzerine kurulduğu ile alakalı cümleydi. Bu cümleyi duyunca ‘hiç şaşırmadım’ demiştim. Eee konu ‘bize gizli’ olunca biz de oradan buradan duyduklarımızla bir şeyler yazmak durumundayız.

Yani anlayacağınız Türkiye aslında o kitapta yazılı kurallarla yönetiliyor.

Peki, gelen hükümet o tek sayfalık metne, ya da Kırmızı Kitap’a ters bir kanun maddesi kabul etmeye kalkarsa ne olacak?

O zaman sistemin sübapları devlere girer. İlk olarak hükümet MGK’da uyarılır, hatta tehdit edilir, gerekirse başbakan asılır. Bu güne kadar hep böyle oldu.   

Ama o da ne? Kulaklarıma inanamıyorum.

‘Kamuoyunda "Kırmızı Kitap" olarak bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi değişiyormuş, iç ve dış tehditler yeniden tanımlanacakmış. Bu bağlamda tarikat ve cemaatler tehdit olmaktan çıkarılıyormuş...’

Ama hemen heyecanlanmayın henüz çıkarılmış değil tabii ki.

Başbakanlık ve MGK Genel Sekreterliği tarafından İçişleri Bakanlığına, MİT’e ve Genelkurmay’a taslak metin gönderilmiş.

Gönderilen taslaklarda, geçmişten farklı olarak kamuoyunda yakından tanınan cemaatler yokmuş. Ana metinde “irtica” ve “bölücülük” sözleri kalıyormuş. Ancak “irticai faaliyetler” somuta indirgenerek El Kaide, Hizbullah gibi aşırı dinci terör örgütleri olarak tanımlanıyormuş.

Henüz taslak olmak ile birlikte böyle bir çalışma olması Demokratik Türkiye açısından oldukça önemli. Türkiye’de yavaş yavaş da olsa bir şeyler değiştiğinin göstergesi bu.

Kendi halkını iç tehdit olarak gören anlayış artık mevzi kaybediyor. Hadi iyi niyetle yaklaşayım fikir değiştiriyor diyelim.  

Kırmızı kitapla düşman olarak görülen cemaatler ve tarikatlar bu topraklarda bin yıldan beri var olan kurumlar. Bir bakıma doğu tipi sivil toplum örgütleri.

Yıllardan beri düşman gördünüz de ne oldu? Yok mu oldu bu tarikatlar ve cemaatler. Hayır, olmadı her zamanki gibi varlığını ve canlılığını devam ettirdi. Sistemin her türlü tehdidine rağmen. Çünkü bu toplumumuz için bir ihtiyaçtı, sosyal devletin karşılayamayacağı kadar önemli bir ihtiyacı karşılıyordu.

Devlet kucaklamak yerine itti onları. Aslında devletin ittiği; vatanına, milletine bağlı, vergisini veren kendi vatandaşları idi.

Bu ülkenin gerçeklerini anlama zamanıdır, kendi vatandaşları ile barışma zamanıdır artık. Devletin milleti ile milletin devleti ile. Kürt’ünden, Alevisine oradan tarikatçisine kadar.

Ancak devletin düşman olarak algılamaması başkadır meşru olarak görmesi başkadır.

Bu küçük ama önemli nüansı atlamayalım.

Daha demokratik bir Türkiye dileği ile…

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

 


Yazar: Ekrem Tufan Aytav
01-07-10
E mail: haber7.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
KIRMIZI KİTAP VE CEMAATLER
Online Kişi: 29
Bu Gün: 107 || Bu Ay: 6.411 || Toplam Ziyaretçi: 1.782.740 || Toplam Tıklanma: 44.760.594