
| Kategori : TEFEKKÜR / ÝNSAN VE TEFEKKÜR | Okunma Says: 4690 |
Sevgiler, ballklar
Rehber ittihaz ettiin zâtn, ahlâk, sfat, ahsiyeti sana ne derece yansm? Önemli olan budur. “Ben seviyorum, ben balym” demekle olmaz.
Sevgi, bir hemhâl olu durumudur, baz açlardan bir özdeleme temâyülüdür, sevilenin honutluunu kazanma arzusudur. Bir büyüü sevmek, bütün bunlarn bir “manevî deerler ve ölçüler” sistemi içinde kvâm bulmasdr.
Merhametli deilsin, vefâl deilsin, fedâkar deilsin, yardmsever deilsin, gayretli deilsin, hattâ yeterince dürüst bile deilsin...
Senin ballk ve sevgi iddiân bile bir çeit nefsâniyet. Nefs bâzan öyle der: “O tarafn da tamamlam görün de, ben rahatsz edilmekten tam kurtulaym!”
Gücün var, imkânn var, pek zorlanman da gerekmiyor; ama yapmyorsun, zahirî ve eklî kifâyet örtülerine snp yan geliyorsun. Böyle sevgi, böyle ballk olmaz.
bâdetin ruhu, kalbî kulluktur. Zahir; onu nizama koymann, devaml klmann ve kvaml tutmann teminat ve vesilesidir. bâdetin ruhu, bütün hayat bir ibâdet haline getirme mefkûresine smsk baldr. Zâhir reddedilemez, ihmal edilemez; ama tecrid de edilemez.
bâdetin zâhirini tecrid etmek, ruhunu öldürmek demektir. Hayat ve ibâdet görüün bu ufka açlmyorsa, senin sevginin ve ballnn bir mânâs kalr m?
* * *
Dar mânâdaki ibâdette noksann var. Bu affedilebilir... Ama ibâdetin tevhidî ruhuna kaytszln varsa, emânete ihânet etmisin demektir. Bu hayat sana emânet, bu hayatta senin sorumluluuna taalluk eden kiiler sana emânet, vazife sana emânet, dâvâ sana emânet. Fakat sen emin ve fahîr bir edâ ile keyif çatyorsun! Bunun hesab çok büyük! Bunun hesab, istismar ve ihanet vebâlleriyle ilgili bir hesaptr.
Bu, bilinen mânâdaki gaflet de deil. Gafletin bir baka çeidi. Bile bile yapmak, bile bile yapmamak; baka bir hal.
Kur'an-i Kerîm, bâzlarna da- derûn olur. Baz ballk ve sevgi iddialar da öyle olur, kymeti bilinmeyen bâz tanmalar ve karlamalar da öyle olur.
Mü'min mes'ul demektir. Tahsisen, sen münevversin, vazifelisin, dünyann u ac tezatlarla dolu zamannda imkânlarn ve alâkalarn dolaysyla vazifelisin; zâhirî ve asgarî icaplarn bile hakkn vermekte bocalyorsun, onlar kabua doru daraltmann nefsine ho gelen yeterlik hesaplaryla urayorsun. Hem de iddialarn bir zerre azaltmadan, hattâ daha yüksek sesle telâffuz ederek.
Gururlu olman aslnda tabiîdir; çünkü tevâzu, vazife uûruna sahip bulunanlarn vasfdr. Nefsine elbiseler giydirmeyi amaç edinenlerin yolu çabucak biter ve hemen “tamamladk, tamamlandk” gururlanmas balar. Tekâmül yolunun sonsuzluuna bakanlarn ise elbette ki ba öne eilir. te asl onlar sever, asl onlar baldr.
* * *
Sevgiler ve ballklar saf olmal, doru olmal ve de yaanmal. Fiilen yaanmal, fikren yaanmal, kalben yaanmal, douuna ve gâyesine uygun olarak îtidal, istikâmet ve tekâmül ölçülerine uygun olarak yaanmal. Yolun bütünü için geçerli olan bu temel kâide; her merhalesi, her eridi, her izi, her noktas için geçerlidir.
...Bugünkü fikrî akâmetin sebebi, samimiyetsizliktir. u an baka tâbir kullanmak istemediim için “samimiyetsizlik” diyorum. Umûmi vasfyla budur.
Akl, istikamet dengesinden kopmusa; mâzeret üretmeye yarar, taklit aklabanlklar yapar, pratik ve teknik oyunlar oynar, kurnazlk komedileri sergiler; her eyi becerir, tefekkür edemez. Âdeta tefekkürden kaçar. Nefsin emrindeki irâde, onu, “bo kalp da düünce ihtiyac duymasn” diye kaçrr, teferruata boar, zevâhir labirentlerinde dolatrr. Bugünkü manzara budur.
Hayat bir toplam deil, bir tâkiptir, bir bütündür. O da var, bu da var; tamamladk gitti! Yok öyle ey!
Hayatmz yaadklarmzdr; dilimizdeki iddiâlar, tecrîd ettiimiz hâtralar, alâkalar ve mensûbiyetler, yaanmyorlar ise; hayatmz etkileyip yönlendiremiyorlar ise, kendi kendimizi aldatyoruz demektir. Sadece kendi kendimizi... Seviyor-sayyor göründüklerimizi deil, derece-derece ballk arz ettiklerimizi deil, deer ölçülerini ve hükümlerini deil.
Kelimeler:
ittihaz: Saymak; öyle kabul etmek.
hemhâl: Ayn hâli paylamak; özdelemek.
zâhirî: Da, ekle, görüntüye ait.
kifâyet: Yeterlilik.
mefkûre: deal.
tecrit: zole etme, ayrtrma.
taalluk: lgilendirme, alâkalandrma.
fahir: Kibirli, övünen.
dâ- derûn: Derin yara, dert.
tahsîsen: Özellikle, hususi olarak.
münevver: Aydn, okumu, bilgili.
icap: Gereklilik.
tekâmül: Gelime, olgunlama.
îtidâl: Ölçülülük, taknlk yapmama.
istikâmet: Doru yoldan sapmama.
akâmet: Baarsz netice.
tefekkür: Derin ve etrafl düünme cehdi, çabas, faaliyeti.
teferruat: Ayrnt; lüzumsuz ayrnt.
zevâhir: D görünü.
Yazar: Ahmed Selim |
04-08-10 |
||
| E mail: ethem92@mynet.com | Tweet | ||