HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / DÝL KALESÝ
Okunma Says: 2976
Yazar: Serdar H. Yýldýrým
ÝYÝ EÐÝTÝMÝN TEMELÝ YÜKSEK BÝR DÝL!


“Siz ne kadar bilirseniz bilin, söyledikleriniz muhatabnzn anlad kadardr!”
diyor Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî hazretleri... Ne veciz bir ifade! Demek ki bilmek yetmiyor, bu bilgiyi aktarabilmek için kudretli bir dil gerekiyor. Üstelik böyle kudretli bir dile “öreten” kadar “örenen”in de hâkim olmas gerekiyor. Meselenin en skntl taraf da zaten bu deil mi?..

Derin düünce ve fikirler ihtiva eden baz metinleri dost meclislerinde mütalâa ederken umûmiyetle kullanlan dilin arlndan, eskiliinden bahis açlr ve anlalamadndan ikâyet edilir. Ben de hep ayn düsturu tekrarlar dururum: “Yüksek hakikatler basit bir dille ifade edilemez!”  Dolaysyla yüksek mânâlar idrâk için mutlaka o seviye ile mütenasip kelimelere ihtiyaç vardr ve aksi mümkün deildir.

Milletimizin bekasna müteâllik meselelerin banda gelen “dil yâresi”ne, bu ay balayacak yeni öretim dönemi vesilesiyle tekrar temas etme zarureti hissettim. Zira yetien nesillerin iyi bir eitim alabilmeleri ancak ve öncelikle Türkçe’yi çok iyi örenip kullanabilmelerine baldr. lim adamlarnn tecrübî olarak da ispatladklar gibi, bir insann anlama, anlatma, düünme kaabiliyeti, ksaca “zekâ”s, bilip kulland kelime saysyla doru orantldr.

Bilmiyorum, eitim sistemimizde müfredat tanzim ve tayin edenler “Acaba liselerimizden mezun olan, yani en az 11 sene okuttuumuz gençlerimiz kaç kelime ile konuuyorlar?” diye merak ediyorlar m, bu hususu tesbit edecek aratrmalar yaptryorlar m? En azndan böyle bir endie tayorlar m?

Bu suâllerin cevaplar maalesef “hayr” olmal ki, eitim sistemimiz hâlâ üç-be satrlk bir dilekçeyi doru yazarak merâmn anlatabilmekten âciz ve anadil uurundan tamamen mahrum gençler yetitirmeye devam ediyor.

Mütehasss görüüne göre, liseden mezun olan birinin asgarî 4.000 kelimeyi kullanabilecek seviyede olmas lâzm. Çocuklarmzn bu rakamn onda birine bile vâkf olduklarndan üpheliyim. Yüksek tahsil sonrasnda da durum ne yazk ki pek deimiyor ve bu hâl, dier bütün meselelerimizin çözümsüz kalmasnn balca sebebi olan “temel mesele” olarak karmzda duruyor.

Hepimiz orta öretimde gördüümüz Türkçe ve Edebiyat derslerinde, tahlilini yaptmz çeitli edebî metinlerde geçen yüzlerce kelimeyi ezberlediimizi hatrlarz. Bunun hiç faydas olmuyor mu? Hayr, maalesef olmuyor!.. Zira not kaygsyla ezberlenen o kelimeler, dilimize yerleemiyor ve üç gün sonra unutuluyor. Yeni örenilen bir kelimenin “kullanlabilir” hâle gelmesi için “pekitirilmesi” arttr.

Bu “pekitirme” ii teknik bir konudur ve çok mühimdir. Lise bitene kadar görülecek bütün edebî metinlerin bir plan ve program çerçevesinde tesbitini ve sralanmasn gerektirir. Öyle ki, bir derste örenilen üç yeni kelime, bir sonrakinde farkl kullanmlaryla tekrar edilsin ve üç de yeni eklensin. Böylece bir yandan kelime hazinesi genilerken, dier yandan evvelce örenilenler farkl ekilleri ile devaml kullanlarak zihinlere iyice yerlesin ve dile mâl olsun. Yoksa hep yapld gibi, her derste farkl on kelime ezberletip, sonraki derslerde bir daha hiç kullanmayarak dilin gelimesi salanamaz.

Bir de, seçilen metinlerin talebede bir “dil zevki” oluturacak evsafta olmasna mutlaka dikkat edilmelidir. Birtakm ideolojik mülâhazalarn neticesi olan “bir oradan – bir buradan” kolaycl terkedilmeli, Türkçe’yi mükemmel kullanan büyük ustalarn eserlerinden bakasna yer verilmemelidir. Tahsilli bir insan, öncelikle anadilini doru ve güzel kullanma hususunda gayretli olmal, azna geldii gibi konumamaldr. Kelimeleri seçerek kullanmal, “nüans”lara dikkat etmelidir. Bu hassasiyetin salanmas eitimin temel hedeflerinden biri olmaldr.

Dilimize “öztürkçecilik” kisvesi altnda yaplan “uydurmaclk ve tasfiyecilik” saldrs mutlaka durdurulmal, nesilleri birbirinden koparan ve Türkçe’mizin güçlü bünyesini tahrip eden bu zararl akma eitim sistemimiz içerisinde hiçbir ekilde yer verilmemelidir.

Çevrenin, bilhassa televizyonun çocuklar üzerindeki menfî tesirleri eitim sisteminde telâfi edilmeye çallmaldr. Son zamanlarda “hey dostum, senin sorunun ne” gibi, sesi Türkçe’ye benzese de özü Türkçe olmayan bir dil kullanan gençler yetitirildi. Bu garip “dublaj Türkçesi”nin mutlaka önü alnmaldr.

Tabiî bir de “yabanc dil” meselesi var. Küreselleen dünyada en az bir yabanc dil bilmenin faydalarn kimse inkâr edemez. Ancak burada da birkaç noktay doru anlamak art...

Evvelâ, “yabanc dille eitim” saçmalndan kurtulmalyz. Bir dili iyi örenmek için illâ o dilde tedrisat yapmak gerekmedii ortadadr. Matematik, fizik, kimya gibi dersleri ngilizce okumann hiçbir faydas olmad gibi; bu derslerin iyi örenilmesine de mâni tekil etmektedir. “Yabanc dille eitim” derhal kaldrlmal, ancak liseden mezun olan bir gencin bir yabanc dili yeterli seviyede örenmi olmas da salanmaldr.

Yabanc dil dersleri çok alt snflardan balamamaldr. Günümüzde olduu gibi anaokulunda bile ngilizce öretilmesi son derece mahzurludur. Zira henüz anadiline hâkim olmayan çocua yabanc dil öretmek, onun çok mühim olan “dil uuru”na ve “dil zevki”ne ulamasn zorlatracaktr. Bu yüzden yabanc dil dersleri tercihan ilköretimin ikinci kademesinden, yani altnc snftan evvel balamamaldr.

Bizde çok ihmal edilen bir husus da yabanc dil öreniminin “kültür emperyalizmi” boyutudur. Her büyük dil bir kültürün taycsdr ve ondan ayr düünülemez. Dolaysyla bilhassa küçük yalarda balanlan yabanc dil öretimi, o kültür dairesine en azndan yakn durmay da beraberinde getirmektedir. Bunun misâlleri çoktur. Yabanc kolejlerden mezun olan gençler arasnda yaplacak bir aratrma bu hususu teyid edecektir.

Son olarak, bir de “ilim dili” meselesi var. Deniyor ki, Türkçe ile ilim yaplamaz, ngilizce dünyada ilim dili olarak kabûl gördüüne göre hepimiz onu örenmeye mecburuz! Efendim, ihtiyaç duyanlarn ngilizce örenmesine bir itirazmz yok, Türkçe ile ilim yaplamayaca iddiasna itirazmz var! Dünyadaki bütün ilmî gelimeler, teknolojik icatlar ngilizce konuulan ülkelerde olmuyor ki... Almanlar var, Ruslar, Franszlar, Çinliler var... Ancak ngilizce’yi hâkim dil yapmak gâyesini güdenler, dünyann en ücra köesindeki ilmî faaliyetleri bile takip ederek annda ngilizce tercümesini yaynlyorlar. Böylece ngilizce bilmek bütün dünyadaki gelimeleri takip için yeterli oluyor. Bu müthi tercüme faaliyetidir ki, ngilizce’yi ilim dili hâline getirmitir. Türkçe’nin sahiplerinin de böyle bir dâvâs olsa idi ve gerei yaplsa idi, acaba Türkçe ile ilim yaplabilir miydi? Ne dersiniz?

Yazar: Serdar H. Yýldýrým
20-08-10
E mail: ethem92@mynet.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
ÝYÝ EÐÝTÝMÝN TEMELÝ YÜKSEK BÝR DÝL!
Online Kii: 32
Bu Gn: 583 || Bu Ay: 5.675 || Toplam Ziyareti: 2.928.744 || Toplam Tklanma: 58.610.355