HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / ÞUUR YAZILARI
Okunma Says: 4742
Yazar: Nevzat Kösoðlu
ERTUÐRUL GÂZÎ'DEN ÖZÜR



Nereden nereye... Ksa bir yaz içinde koca Osmanl târihini ihtiaml günlerinden göçüüne kadar özetlemek; geldiimiz ackl hâlin hüznünü sarsc bir ekilde ifade etmek; sonra da geçmiten günümüze klar-ibretler düürmek; her eye ramen bir ümit aydnl serpebilmek kolay bir i olmasa gerek. N. Kösolu bu yazsnda bütün bunlarn üstesinden geliyor. Okuyalm... (Dorulu)



Alt Yüz Seksen Yedi Yln Ardndan Erturul Gâzî’ye Haber

 

 “Korkut Ata’dan naklederler ki, demimi ki: Hanlk, Ouz Kaan vasiyeti mûcibince âhir Kay Hân evlâdna düse gerekdür; tâ kyâmete denlü ol nesilden almasa gerekdür.”

Edirneli Rûhî, Târîh-i Âl-i Osman

 

Sonra, ümitler, bekleyiler öldürdü bizi; toprana sürmeye yüzümüz, gücümüz kalmad. Sen Söüt’ün harmanna çadr kurduun gün böyle deildik Gâzi’m; yllar, imdi utancmz yenmee yetmiyor.

●●●

 Önce zaman nasl geçti bilemedik. O zaman, nal seslerimizin ardndan gelirdi zaman. arklar söylerdik; denizler deryâlarla kucaklar, dalar sradalara tard sesimizi.

Kanmz deliydi Gâzi’m; ama, Allâh’a ayan ya, Rabbi'mizin buyruunca akttk kanmz. O gün, Kosova’da mekâna smad yürüyüümüz. O, imdi uzak, ama ancak alt yüz seksen yedi yl önceki kadar uzak Kosova’da Rabbi'miz çard Hüdâvendigâr’mz.

Söüt’te bir bahar yamuru kadar saf, yeertici idi, sonra bir tükenmez ç, bir baka dünya oldu da yüklendi durdu bu dünyaya îmânmz. Yeryüzü, arken Osmanl, garben ve cenûben ve imâlen Osmanl olmaya yüz tuttu. Kâfir, Avrupa ortalarnda hâlâ çan çalar aknclarmz için. Tuna yemyeildi Gâzi’im, biz Tuna’y çok severdik!...

Bir sabah, Efendimiz’in müjdesi gerçekleti; dünya cennetinin kaplarn klçlarmzla açtk. Mehterimiz, üç kt’ann nabznda vurmaya balad. Sonra, Sultan Selim Han, Rabb'imiz Elçisi’nin emânetlerini ald ve Halîfe-i Rûy-i Zemîn olduk. Kubbe altnn tavanndan bir küre astk da Gâzi’m, altndan sarkan zincirden dilediimiz gibi çevirdik dünyay. çimiz l ld…

●●●

Ölçülerimiz salam, söz sâhibinindi her zaman. Bir gün, Zembilli Efendi yapmt da Hünkâr atnn dizginlerine… Heeey!.. Oysa, yüce Hâkân’a cihan dar gelirdi; boyun emiti eyhülislâma…

 Gün geldi, gün dönmeye balad. Kazan kalkt, bir gün pâdiâhmza klç kalkt. O gün gök kubbemiz çözülmeye balamt artk. eyhülislâmlar Allah’tan deil, vezirlerden korkmaa baladlar.

●●●

Heybetimiz daha nice asrlar gölgesinde tuttu. Bir gün vezîr-i âzammz, Polonya Kralna öyle yazd: “Mâlûmunuz olsun ki, lehü’l-hamd slâm’n kuvveti ve kudreti o derecededir ki, Rus ve Lehistan ittifâknn hiçbir ehemmiyeti yoktur. Devlet-i Osmâniye üzerine yürüyen yedi ve dokuz kral, Allâh’a ve Resûlullâh’a ükürler olsun, sakalmzdan bir kl koparamamlardr.”

Cihâna hükmeden gene Osmanl idi ama, güne imdi eskisi kadar parlak deildi Gâzi’m; o, aydnln bizden alrd…

Anlatyorlar da, o eski deli fieklii kalmam Tuna’nn; o da bir ince illete tutulmu yâdellerde, gizli gizli aknc türküleri söylermi.

Estergon’u Cierdelen’in ardndan vermitik, sonra Budin gitti: Allah âhidimizdir Gâzi’m, biz öyle kolay vermedik o yerleri; kolay vermedik, ama çabuk unuttuk. “Krm, Krm!...” diye son nefesini verdi hâkânmz. Zamana boyunduruk vuramyorduk artk. Özü kalesinin dütüü haber verildiinde, inme indi, uçmaa vard Birinci Abdülhamid Hân. Dayanamyorduk artk Gâzi’m, biz sava alanlarnn çocuklar, hakkn, adâletin yeryüzü mübeirleri, görmemeliydik o günleri!..

Ne çâre, gün scakln kaybediyordu! Yeniden dinlesin diye dünya arkmz, etmedik çlgnlk brakmadk. Gün geçtikçe söz ayaa düüyordu. Sonra ihânetler, kahbelikler kaplad ufkumuzu.

Galiçya’da, Kafkaslar’da, Trablus’ta, Yemen’de, biz, Gâzi’m, hasta dedikleri gün, dünyann dört bucanda vuruuyorduk. Kaybederken de büyüktük…

●●●

Bir gün, Anadolu’nun ortasna ksldk kaldk. Türben kurunlandnda, Sakarya’da, Dumlupnar’da kölemizle bouuyorduk. imdi, Anadolu’ya sâhibiz ve artk ne Halîfe-i Rûy-i Zemîn, ne de iki imparatorluk tâc tayanz. Geçenlerde, Sultan Abdülhamid Hân’n bir olu, bilmem hangi kâfiristanda, dünyaya vedâ eylemi dediler; tabutunu omuzlayan oldu mu?...

●●●

imdi Kaf Da’nda hâlâ eyh âmil’in türküsü söylenir. Türkistan’da yedi türbede yatan bir Enver’imiz var… Âlem-i slâm beyhût, biz kendimize gelemedik. Ülkeler verdik, biz Gâzi’m; asl rûhumuzu yitirdik de aylamadk… Melekler alat göçüümüze, anlayamadk…

Yl, 1968 Gâzi’m; yeryüzünde ezanlar böyle ölgün, ezanlar böyle bitkinse biz suçluyuz. O ki, Peygamber yâdigârdr, gök gürültüsünce ses ister; suçluyuz.

Ama, bak Gâzi’m. Güne yine ayn yerden douyor…

 

Ekim 1968

 

Kitap uuru, Ötüken Yay. 2. bask 1994, s. 32



Yazar: Nevzat Kösoðlu
02-08-09
E mail: Mail Adresi Yok
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
ERTUÐRUL GÂZÎ'DEN ÖZÜR
Online Kii: 24
Bu Gn: 256 || Bu Ay: 5.349 || Toplam Ziyareti: 2.928.303 || Toplam Tklanma: 58.601.937