
| Kategori : / MEDYADAN | Okunma Says: 2271 |
Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, bnu Hibban ve Hakim'in rivayet ettiine göre Eslem ibnu Yezid öyle demitir: "stanbul'daydk. Birden karmza Bizans kuvvetlerinden büyük bir asker birlii çkt. Bu arada bir mücahit Bizans güçlerinin arasna dald. Ta ortalarna kadar girdi. Sonra aralarndan syrlp çkt. nsanlar bunu görünce: "Subhanallah! Bu adam kendini tehlikeye atyor" dediler. Bunun üzerine Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.) öyle dedi: "Ey insanlar! Siz bu ayeti (yani "kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayn" (Bakara, 195) ayetini) böyle mi yorumluyorsunuz. Bu ayet biz ensar topluluu hakknda inmitir. Allah slam' kuvvetlendirince ve destekçileri de çoalnca biz kendi aramzda gizlice: "Mallarmz zayi oldu. Yüce Allah da zaten slam'a güç kazandrd. Artk mallarmzn banda durup da onlardan zayi olanlar düzeltsek" dedik. Bunun üzerine Yüce Allah bize cevap olarak bu ayeti kerimeyi indirdi. Burada tehlike ile kastedilen savatan geri kalarak mallarn banda durup onlar düzeltmeye çalmaktr."
lim adamlar bu rivayete binaen bir kiinin öldürüleceini bilse bile dümana zarar vermek için onlarn saflarna dalmasnn caiz olduunu söylemi; hadisin erhinde de: "ayet bir kiinin hücumu cesaretinden douyor ve bununla düman korkutacan yahut Müslümanlar dümanlara kar tevik edeceini veya buna benzer sahih bir maksat umuyorsa bütün alimlerce bu iyidir" demilerdir.
Taberi'nin rivayetine göre Ebu shak, Bera ibnu Azib (r.a.)'e: "Bir adam yalnz bana dümandan bin kiilik bir grubun içine dalarsa, Yüce Allah'n: "Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayn" derken kastettii kimselerden olur mu?" diye sordu. Bera (r.a.) da öyle cevap verdi: "Olmaz. Öldürülünceye kadar çarpsn. Allah, peygamberine: "Allah yolunda sava. Sen sadece kendinden sorumlusun." (Nisa, 4/84) diye buyurdu."
Maliki mezhebinin ileri gelen fkhçlarndan Ebu Bekr ibnu Muhammed ibnu'l-Arabi bir kiinin kalabalk bir düman grubuna saldrda bulunmas hakknda öyle demitir: "Bana göre doru olan bunun caiz olduudur. Çünkü bunda dört husus var: Birincisi: ehadeti istemek. kincisi: Dümana zarar vermek. Üçüncüsü: Müslümanlar onlara kar cesaretlendirmek. Dördüncüsü: Dümanlar moral yönünden zayflatmak. Çünkü onlar: "Bu bir kii böyle yaparsa hepsi birden neler yapar!" diye düüneceklerdir."
Burada dikkat edilirse “ehadeti istemek” bir amelin delilleri arasnda saylmtr. Brakn ehadeti istemenin münferiden caiz olmasn, baka bir amelin cevazna bile gerekçe oluturuyor.
Bu konuda daha pek çok delil sralayabiliriz. Ama meselenin anlalmas için bu kadar yeterlidir.
Mavi Marmara'daki vahi katliam, kardelerimizin saldrmas sonucu deil siyonist dümann vahi bir saldr gerçekletirmesi sonucu vuku buldu. Üstelik bu saldr, sabah namazn kldmz srada önce namaz klnan güvertenin hedef alnmas suretiyle balatld. Baz kardelerimiz de bu ilk saldrda yaraland. Böylesine vahi bir saldrya maruz kalan insanlarn yapmas gereken de “gelin bizi öldürün demek!” deil canlarn, gemideki hanmlar, kendilerini savunma imkânndan yoksun dier insanlar ve emanetleri savunmakt.
Antalya'dan gemiye bindiim andan itibaren birçok kiiyle görütüüm halde kimsenin “biz ölüme; ehit olmaya gidiyoruz” dediini duymadm. Hatta kendisiyle gemide zaman zaman bir araya geldiim HH Bakan Bülent Yldrm bata olmak üzere kimse böyle bir saldr beklemiyordu. Bizim geminin içinde duyamadmz birileri binlerce km uzaktan nasl duyabilmi, hayret ediyorum!
Cevdet Klçlar elindeki fotoraf makinesiyle siyonist saldrganlarn vahi saldrlarn kayt altna alp tüm dünyann gözleri önüne sermeye çalt, Furkan Doan kardeimiz olaylar annda dünya kamuoyunun dikkatine sunmaya çalan ekibe yardmc olduu srada, brahim Bilgen kardeimiz Mescidi Aksa'nn muhafz eyh Raid Salah'a benzetilerek, Çetin Topçuolu kardeimiz havadan helikopterlerle indirilen katillerin kaptan köküne girmelerine engel olduu için ve dier kardelerimiz de orada sadece kendilerinin deil bütün ümmetin namusunu, iffetini savunma gibi kutsal bir görevi ifa ederken ehit edilmi veya yaralanmlardr. Kimse siyonist dümana “gelin beni öldürün ben ehadet istiyorum” diyerek dümann kucana atlmad. Ümmete düen de namusunu savunanlar savunmak, onlara sahip çkmaktr.
Bata söylediimiz gibi kastedilen Mavi Marmara ehitleri olmasa bile Filistin'de ve Lübnan'da siyonist katillere yahut slâm âleminin farkl bölgelerindeki igalci dümanlara kar duran, kahramanca göüs geren, yeri geldiinde ölümü ve ehadeti arzulayarak igalci saldrganlarn karsna çkp hayatlarn feda eden kardelerimizin ehadetleri hakknda ileri geri konumaya kimsenin hakk yoktur. ehit edilenlerin kalplerinde olan ise sadece Allah bilir, dolaysyla kalplerindekine göre hesap sorma yetkisi de sadece O'na mahsustur.
Ne mutlu Allah yolunda ehadeti en yüce arzu ve bir ahit bilenlere! Ne mutlu sözlerine sadk kalanlara!
Yazar: Ahmet Varol |
14-10-10 |
||
| E mail: habervaktim.com | Tweet | ||