
| Kategori : / MÜLÂKÂT | Okunma Says: 4649 |
En oryantalist yaplanma nerde?
Abdurrahman Arslan, Abdulkerim Süru ve Muhammed Arqoun için neler söyledi?
Sözün tam burasnda muhabbetimizi ‘çay’layalm derken; Erdal Kurgan kardeimin beraberinde getirdii ‘Bilge Adam’ dergisine gözü taklyor Abdurrahman Arslan’n. Aslnda Abdulkerim Suru üzerine sorular olan Erdal kardeim için, bu imkân deerlendirilmeye deer görülüyor ve mevzumuz Suru’un “uygarlklarla beraber insanlarn o vahi durular dizginlenmitir” minvalindeki sözleri ve insan haklar üzerine odaklanyor.
Üstadn yorumu ise üzerinde düünülmeye fazlasyla deer:
“Demek ki o kadar din ve peygamber geldi, onlar yapamadlar; 1600’larda yaplan bu sözleme mi bunu salad? nsan haklar nedir? Bireyle devlet arasndaki ilikinin tanzimidir. Ben mecbur muyum? Hak ile batl arasndaki bir iliki olarak görmeyeceim de; birey ile toplum arasndaki bir iliki olarak göreceim. Bunun meruiyeti nereden geliyor?
Totaliter falan deil. En azndan iki odak arasndaki bir sözleme olarak düünülüyorsa; ben bunu tercih ediyorum. Beni ötekini tercih etmeye zorlarsanz; o da totaliterliktir. Biraz vakti geçmi eyler bunlar. Bu post-yapsalclar, Frankfurt Okulu gibi düünce geleneinin insanlar-Foucault gibi- meselenin insan haklar meselesi olmaktan çktn, bunlarn artk açklayc meseleler olmadn söylüyorlar. Gerçekten biz GDO’yu insan haklar meselesi olarak aldmzda muhatabmz kim olacak? Devleti mi muhatap alacaz; kim düzeltecek bunu? Bilimi mi, bilim adamlarn m muhatap alacaz? O zaman demek ki bunu devlet yaptryorsa, devlet totaliterdir; yok eer bilim yaptryorsa, bilim de totaliterdir.
Nitekim Frankfurt Okulu temsilcileri de bilimin totaliterliine vurgu yapyor. Böyle bir durumda Suru’un bunlar söylemesi ne kadar ciddiye alnabilir? Ben diyorum zaten, Suru böyle devam ederse dinden de olacak. Çünkü onun vahyin gelii ile ilgili röportajnda, Müslüman’n dememesi gereken eyleri söyledi. Mollalara kzm; ama dinden olacak. Esas üzüldüüm nokta bu. Rejimi eletireyim derken, böyle yanllar yapyor. Farknda olmadan pozitivizm ve rasyonalizmi temel alyor. Zaten onu batda bu kadar elde tutmalarnn bir sebebi de odur. Geçenlerde ölen Muhammed Arkun da bu balamda deerlendirilebilir. Dünyann en büyük oryantalist yaplanmas olan Leiden Üniversitesi bu ortamlar salyor. Suru zeki bir adamdr; doktora çalmtr. Bir de Türkiye’de olmayan bir ey var; ranllar hiçbir ey olmasa bile konumalarnn yüzde otuz-krknda Mevlana’ya vurgu yaparlar. Bunlarn pozitivisti bizim Kemalistler gibi deil, slam’a referans yaparlar. Kamufle edebiliyorlar; öyle olunca da çok daha kabul edilebilir geliyor. Suru, bu kzgnln neticesinde geldii noktann farkna varr inallah.
Entelektüel/Aydn ile Âlim Arasndaki Farkllk…
Bu Suru meselesi deil aslnda; bence bu, entelektüel/aydn ile geleneksel ulema arasndaki bir meseledir. Bu bir iktidar kavgasdr. Dolaysyla bunu Beni Sadr olay ile ilikilendirerek düünüyorum.
imdi; Beni Sadr, mam Humeyni’nin sayesinde geldi cumhurbakan oldu. Sadr’n babas Humeyni’nin arkada, mollalardan. Allah rahmet eylesin, Humeyni Irak’tan çkartlnca, srarlar neticesinde Fransa’ya gitti. Buradakilerin önde gelenlerinden biri Beni Sadr. Tüm bu olanlardan sonra, Beni Sadr, Humeyni ile beraber ran’a döndü. Dönüünden bir-iki yl sonra, Türkiye’nin de yardmyla galiba, rejim hakknda, biraz da mam hakknda ileri geri laf ederek Fransa’ya kaçt/kaçrtld. Ben Sadr unu demi; tamam devrimi yaptk, ah da gitti; artk siz iktidardan çekilin de biz yapalm. te onun için diyorum bu mücadele entelektüel ile ulema arasndaki mücadeledir. Çünkü modernite geleneksel ulema yerine entelektüel ulemay çkard ortaya. Bat anlamnda o anlalabilir bir insandr. Görevini bilir.
Bat devletleri entelektüelleri kolay kolay içeri atmazlar. Çünkü onun bütün eletirileri ayn zamanda modern toplumun tarihsel akn yönlendirir ve onu tehlikelerden korur. Sistem onu hain görmez, bozguncu görmez. Bu Hindular için de, Taocular için de, Müslümanlar için de geçerli. Bu ran’da da böyle oldu. Ben de onun için temel kavgann ite bu olduunu, bunun da epistemolojik bir kavga olduunu düünüyorum. Bizi besleyecek bir epistemolojinin zenginletirilip kabul görür hale getirilemediini görüyorum, günümüz gerçekliini bu epistemoloji karsnda snayarak onu da yeniden kurmak üzere eletirmeyi baaramadk bugüne kadar.
Dolaysyla, bu anlamyla bizim epistemolojik kabullerimiz deimeyecekse; Hz. Muhammed (a.s.) zamanndan bugüne kadar deimediini/deimemesi gerektiini söylüyorsak, o zaman bizim bu gelenek anlamndaki dönüü-aslnda dönü de kabul etmiyorum bunu- salamamz, bu krlm parçalanm dünyay yeniden restore etmemiz gerekir.
Liberal Vesayete Geçi mi?
Mevzu döndü dolat; henüz yeni gerçeklemi olan referandum sürecine geldi. “Askeri bir vesayetten liberal bir vesayete mi geçiyoruz yoksa” diye sorgulayalm istedik. Abdurrahman Arslan’n bu noktadaki belli bal tespitlerini, önümüzdeki süreçleri doru deerlendirmek açsndan son derece önemli buluyoruz:
“Müslümanlar diyorlard ki, onlar geriletince biz kazanacaz; bizden bir ey gitmeyecek. Bu Müslüman dünyann genel bir zaaf. Üç-dört gün önce, Lübnanl Muhammed Nureddin ile sohbet ettik; baktm ki o da aynen bizim gibi düünüyor. Bizde özgürlük yok, Msr cumhurbakan gitsin diyor.
Tamam, gitsin, zulüm istemeyiz biz. Efendimiz(a.s.) ‘zulüm istemeyin’ buyuruyor. Ben referandum sürecini biraz da bu çerçeveden deerlendirdim. Bu bir zulüm rejimidir, biz zulüm istemiyoruz. O da ‘özgürlük gelecek’ diyordu. Dedim ki, o özgürlük insanlar içki içmeye kadar götürecek, ama asla o insanlar içki içmekten uzaklatrp bu tarafa götürmeyecek. Ondan önce ‘daha rahat yaayacaz, daha helallerimizi, ilkelerimizi savunacaz’ demiti. Böyle olunca, ben de öyle dedim; “o özgürlük sizi içkiden alkoymuyor, içkiye yaklatracak özgürlük türüdür”. Ama mesela baktm ki, 30-40 yl önce Türkiye’deki Müslümanlarn talip olduklarna talipler. Kendisi bir gazetecidir, epey bir yer görmü. Mesela Malezya üzerine konutuk, içim karard resmen. Ahlak bitmi…
Yazar: Konuþan: Ýsmail Duman |
21-10-10 |
||
| E mail: dünyabizim.com | Tweet | ||