İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : SANAT / ŞEHİR ve MÎMÂRÎ
Okunma Sayısı: 236
Yazar: Hüseyin Acarlar
MÜSLÜMAN ŞEHİR VE EV ÜZERİNE DÜŞÜNCELER-1

Allah’ın Evinden Şehre Nazar

Bir şehir evler varsa şehir hükmündedir.

Ev manasında kullanılan iki kavram “beyt” ve “dar” …

İnsanın içinde barındığı, geceleyebildiği yere “beyt” denmiştir. Beyt, özel alan, mahrem alan için kullanılan kelimedir. Duvar şart değildir. Çadır veya benzeri sığınılan ve gece kalınan yere de beyt denir.

“Dar”ın divarı /duvarı olur. Özel alan dışında, sürekli giren çıkanın olabileceği kamusal alandır “dar”. Dâru'n-Nedve (müşriklerin kamusal alanı) Dârül Erkam (mü’minlerin kamusal alanı) Darüs-Suffe (sahabenin okulu) Darul Hikme (ilim/kütüphane yeri) gibi.

Kâbe hem mü’minlere özeldir hem de müminlerin sürekli ziyaret ettiği kamusal alan olarak biriciktir.

Kâbe’ye mescid denilmesinin yansıra “Beytullah” ismi özeli işaret eder. Mekândan münezzeh olan Allah (CC) Kâbe’ye “beyt” demiştir.

İnsanın geceleyin sığındığı yer, ev anlamına gelen beyt kelimesi Kur’an’ın pek çok ayetinde Kâbe "Ka'be" manasındadır. Bakara suresi 125. Ayette ve Hac suresi 26.ayette ise “beyt” kelimesini Allah (CC), kendi zatına izafe ederek 'Beytî' (benim evim) şeklinde ifade eder.

“…Evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rükû ve secde edenler için temizle” (Hac;26)

Kâbe kelimesinin hem köşeli hem de kavisli şekillerinden ötürü abdest ayetinde” …ayaklarınızı da topuk kemiklerine kadar…” Mealinde " olarak ifade edilir. Bu şekliyle Kâbe’nin insan kalbi ile olan benzerliği tefekkürü gerektirir. Bu anlamda Kâbe, kalbin yeryüzündeki karşılığı olarak kabul edilebilir. İnsanın evi kalbi olduğundan hareketle bazı müfessirler, "Evimi temiz tut" emrini, mecaz anlamda “kalbini temiz tut” anlamında yorumlanmıştır.

Şehri anlamak evi anlamaktan evi anlamak kalbi bilmekten geçer.

Tefekküre pencere tevhide giden yol kalpten başlar. Kalb, düşünce dimağının merkezidir.

İman kalb ile yapılır dil ile tasdik edilir. Niyetler kalpte başlar. Fiiller ise niyetlere göre mana bulur.

Allah’ın içimize koyduğu Kâbe kalptir.

İnsan bedeninde kan dolaşımında merkez kalptir. Kanın kalbi tavaf etmesi durduğunda ölüm gelmiş demektir. Yeryüzünde Kâbe de okunan ezan bitmeden biraz ileri coğrafyada yeniden başlar. Yeryüzünde durmaksızın “Allahu Ekber” nidası deveran eder. Bu dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesi ve tavafı sebebiyledir. Ezan susarsa yeryüzündeki şehirler ölür.

Bu cümleleri kan dolaşımı ve Kâbe tavafına sembolik göndermeler kabul edin.

İbadet ve Ubudiyet, diri topluma can veren kan gibidir. “Hareketi cevheri eşyanın yasasıdır” der Molla Sadra. İbadet ve ubudiyet bitmişse kıyamet gerçekleşmiş demektir.

Kâinatta her şey bir merkezin etrafında tavaf eder. Atomun en hareketsiz hali bizi yanıltır. En hareketsiz görünen maddenin içinde elektron ve nötronlar tavaf halindedir. Eğer tavaf eden ve edilen birbirinden koparsa korkunç bir enerji açığa çıkar, nükleer patlama olur. Einstein’ın atom bombası bu temele- fisyon/füsyon- dayanır.

“Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah'ı tesbih ederler. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Fakat siz, onların tesbihlerini iyi anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir çok bağışlayandır.” (İsra;44)

KÂBE'NİN İSİMLERİ

Kur’an-ı Kerim, Kâbe’ye “Beyt” dediği gibi başka isimler de vermiştir.

Allah’ın evi manasında "Beytullah" , eski mabed anlamında "Beytü'l-Atîk" ,kendisiyle alay edenleri yakıp mahveden anlamına "Hâtime" , zulüm ve isyanda bulunanları sürüp çıkaran anlamına "Bâsse" , dokunulmazlığı olan ev anlamında Beytü'l-Haram, kutsal-mübarek anlamında” Kadîs”, bakımlı mabed manasında " “Beytülma‘mûr” gibi.

Ona verilen bu isimlerle, onun farklı yönlerine ve taşıdığı yüklü anlamlara dikkat çekilmiştir. Modernizmin evsizlik önermesi. Evin merkezden çıkarılmasına karşın ilahi uyarı gibidir bu isimler.

“İnne evvele beytin vudia lin nâsi lellezî bi bekkete mubâreken ve huden lil âlemîn(âlemîne).”

"İnsanlar için yeryüzünde kurulan ilk ev, Mekke'de bulunan mübarek ve âlemler için hidâyet kaynağı olan Kâbe'dir" (Âl-i İmran; 96). Kâbe'yi ilk mimarı Hz. Âdem (as) ev olarak inşa etmiştir.

İlk ev, ilk mescit…

Mescit evdir ev de mescittir. İbadetin merkezi evdir ve ev tavaf edilir. Evin merkeze alındığı bir sosyal hayat, İşyerinin merkeze konulduğu bir hayat değil. Eğlencenin merkeze konulmadığı bir hayattır bu. Neyi merkeze koyarsanız oraya bir yol var demektir. Mü’minler için bu yol sırat-ı müstakim olarak anlamını bulur. Yörüngesinden şaşan her şey kıyametini hazırlar.

Kâbe’nin Hz. Âdem'in (as) evi olması itibarıyla, onu ziyaret etmek, insanlık için baba ocağına, ana kucağına gitmek ve bir sıla-i rahim yapmak demektir. Hac, insanoğlunun anavatanına vefasıdır.

Müslümanlar Mekke'yi hicaz bölgesinin karnı (Batn-ı Mekke), Beytullah'ı da Mekke'nin rahmi (el-Batha) olarak isimlendirdiler. Bu anlamda Kâbe, insanlık için asıla, ilk varoluşa yani anne rahmine dönüş ve Rabb'inin merhametine kavuşma yeridir. Kâbe, Müslümanlar için var olmanın ve yükselmenin ilk seviyesini belirtmesi açısından tevazuun, sadeliğin ve gösterişsizliğin de sembolüdür.

Kâbe mimarisi ile hiçliktir, yalınlıktır, saflıktır, yokluktur. İddiasızlığın en büyük iddia olduğunun ispatıdır. Allah'ı insan elinden çıkabilecek en mükemmel mimari eserle bile yüceltmenin mümkün olmadığının ilanıdır. Teslimiyetin, kulluğun, imanın, haddini ve kendini bilmenin ve aşkın mimariye dönüşmüş biçimidir. Heybeti sadeliğinden gelir.

Yeryüzünün ilk evi Kâbe’nin kübik formu ilk kurulan evlerin mimarisidir. Müminler, Kâbe’ye hürmeten evlerini dairevî, Kâbe’den alçak ve ona belli mesafelerde yapmaya özen göstermişlerdir

Dünyanın kalbi Kâbe, Kâbe’nin kalbi Hacerü'l-Esved’tir. Şehrin kalbi de camidir. Caminin kalbi mihraptır. Mihrabın kalbi imamdır. Ve imam insandır. İnsanın kalbi Kâbe’dir.

Beyzavi’nin tefsirinde “Beyt-i Mamur” dan kasıt, müminin kalbidir. tespitini yapar. Kalbin pak olması, bakımlı olması zikr ile mümkündür.

Zikrin kalbi ilim, ilmin kalbi ihlastır.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Hüseyin Acarlar
06-07-20
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
MÜSLÜMAN ŞEHİR VE EV ÜZERİNE DÜŞÜNCELER-1
Online Kişi: 30
Bu Gün: 107 || Bu Ay: 6.411 || Toplam Ziyaretçi: 1.782.723 || Toplam Tıklanma: 44.760.273