RAMAZAN GELDİ HOŞ GELDİ

 

Kardeşlerimizin Ramazân-ı Şerîf'lerini tebrik ederiz.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 105
Yazar: Harun Orak
SOFUNUN OĞLU OLMAK

SOFUNUN OĞLU OLMAKDoğru söylemenin bedeli olan dokuz köyden kovulmanın hasretini çekeceğimiz günleri göreceğimize kim inanırdı ki...

Söylenmeyen sözler, çarpıtılmış anlamlar, koskoca ilim adamlarına günlerce ‘’kardeşim vallahi, billahi ben bunu demedim’’ dedirtildiği bir tuhaf atmosfer, karşı cenaha şirin gözükmede aşılan dozlar. Son günlerde karşılığının nasıl bir promosyon olduğunu bilmediğimiz linç kampanyaları yaşanıyor.

Onlar tecavüzcülerine bile sahip çıkıyor, bizler alimlerimize, aslanlarımıza sahip çıkamıyoruz gibi, hakikat payı olan ama yangını körüklemekten başka işe yaramayan cümleler kurmayacağım elbet.

Zira hareket noktası başkasına tepki olanın gideceği yer bellidir. Herkes kendine yakışanı yapar. Bugünlerde yaşanan hadiselere değinmeden geçmişten bir örnekle mevzuyu açmaya çalışalım…

Eski Aile Bakanımız olan Sema Ramazanoğlu’nun, hizmetleri ile övündüğümüz bir kurumda kısa bir süre bulunmuş bir kişinin işlediği bir suç için bir kurumu bütünüyle karalanamayacağına ve bu kişinin en ağır cezayı alması için elden gelen herşeyin yapılacağına dair açıklamasını kaçınız dinledi bilmiyorum. İşlene işlene bu açıklamanın süreç içerisinde birçok insanın zihnine ‘’bir kereden bir şey olmaz’’ yalanı olarak yerleştirildiğini çoğumuz biliyoruz.

Bu yalanın akıllara kazınmasında payı olan zihniyetten birinin, Chp teşkilatlarında yaşanan taciz ve tecavüz iddialarını inkar etmeyip, “onsekiz yıldır siz iktidardasınız” demesi aslında nasıl bir iç çürümüşlüğüne sahip olduklarını da gösteriyor.

Kendileri gibi düşünmeyen bir oluşumda yaşanmış bir hatayı tüm oluşuma mal ederek ağızlara sakız edenler, kendi içlerinde yaşanan pisliği bile başkasına yüklemeyi maharet sayıyorlar. Bir yalanın kırk doğruyu yendiği bir zamanda yaşamamız onların şansı...

Bu çarpıtma hastalığı bir zihniyete mahsus sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Zira her cenahın içinde iyiler, kötüler, doğrular, yanlışlar olur.

Bunların karşılıklı miktarı bir yerin rengini ve duruşunu belirler. Yüzde yüz doğruya sahip oluşum düşüncesi ise ütopik bir hayalden öteye geçmez.

Nice güzel insanın, düzeltme veya açıklama hakkı verilmeksizin bu çarpıtma giyotinlerinde yargısız infaz edildiği günleri yaşıyoruz son dönemlerde. Öyle şeyler yaşanıyor ki koca koca adamlar söylemedikleri sözler için özür dilemek zorunda bırakılıyor...

Baltanın da da sapının da aynı ormandan olması ise işin trajik tarafı..

İhsan Şenocak Hoca’nın bir vaazında kızlarını üniversiteye gönderen babalara, kızlarınızın kılık, kıyafetlerine dikkat edin yoksa ahiretiniz yanar demesi ile başladı linç kampanyası...

Cümlenin hiçbir yerinde kızlarınızı okutmayın manası yoktu...

Sadece, genç kızların araba lastiği reklamından, dondurma reklamına kadar aklınıza gelecek her sektörde cinsel bir obje haline geldiği dünyada babaları uyarıyordu.

İhsan hoca ‘’kızlarını okutan baba cehennemliktir’’ yalanı ile sözleri çarpıtılanlar kervanına katıldı böylece... En son tepki gelmesi gereken yerlerden ilk tepkiler geldi.

Sonra Abdurrahman Dilipak ile devam etti kampanya...

LGBT ile ilgili bir yazısında bu cenah için kullandığı bir ibareyi Ak parti kadın kolları kendisine söylenmiş sandı. Dilipak’ın ‘’Vallahi, billahi size demedim’’ açıklaması ise fayda etmedi...

Oysaki çok az insanın hak aramaya cesaret ettiği 28 Şubat günlerinde Abdurrahman Dilipak o dönem mağdur olan bacılarımız için en önde mahkemeden mahkemeye koşan biriydi.

Arada başka isimler de olmuştur elbette ama bu çarpıtma ve sindirme silsilesinin son kurbanı ne yazık ki, Ebubekir Sofuoğlu hoca oldu.

Üniversitelerin de konu olduğu bir programda söz üniversitelerin çevresini geliştirdiğine gelmiş ve Sofuoğlu hoca da buna katılmadığını, tam tersine etraftaki yapılaşmaların, apartların adeta fuhuş evleri halini aldığını belirtmişti.

Söylediğine katılmayabilir, itiraz edebilir, genelleme yaptığı için kızabilirsiniz ama Üniversitelere fuhuş evi dediğini söylemek büyük bir haksızlık olacaktır.

Saydığım isimleri şahsen tanımam, gördüğüm kadarıyla hepsi mütedeyyin kişiler, kalplerini Allah bilir.

Ak parti birçok kesimden oy olan bir parti ama özellikle mütedeyyin seçmeni ile arasındaki gönül bağı birileri tarafından ısrarla yoklanıyor. Linç kampanyalarında bir mütedeyyin alana adeta 3 tanesi de ikram ediliyor.

Sofu(Dindar) oğlu olarak doğanın yanlış anlaşılmaması için çok ama çok çalışması, bir süre sonra yanlış anlaşılmaktan korkarak konuşmaması, bu ülke için de lideri için de büyük bir felaket olur.

Elbette üst üste yapılan yanlışlara sahip çıkmamak ve tepki vermek gerekir ama ondan önce birbirimizi doğru anlamak lazım, algı ile ortaya çıkan yalanlar üzerinden birbirimize tavır alırsak aramızdaki bağları başkası istediği gibi zayıflatır…

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Harun Orak
21-12-20
E mail: milatgazetesi.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
SOFUNUN OĞLU OLMAK
Online Kişi: 24
Bu Gün: 218 || Bu Ay: 3.999 || Toplam Ziyaretçi: 1.739.462 || Toplam Tıklanma: 43.634.041