AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 90
Yazar: Hüseyin Acarlar
ALLAH'tan Rol Çalmaya Kalkana ALLAH’ın Va’di Haktır

BİR TEMÂŞÂDAN KALANMutlak doğruyu bilen Allah’tır. Hiç kimse ‘mutlak doğru benim’ diyemez O nedenle “Allahü a’lem deriz. Gör (üb gibi bil) medin mi ki göklerde ne var, yerde ne varsa Allah, şüphesiz (hepsini) bilir. Herhangi bir üçten bir fısıltı vaki' olmaya dursun, muhakkak ki O, bunların dördüncüsüdür. Bir beşten vukua gelmeye dursun, ille O, bunların altıncısıdır. Bundan daha az, daha çok vaki olmaya dursun, ille O, nerede olsalar, bunların yanındadır. Sonra bütün yaptıklarını kıyamet gününde kendilerine haber verecektir O. Çünkü Allah, her şeyi hakkıyla bilendir”. (Mücadele;7)

Hakk olan Allah’tır. Kimse ‘Hakk benim’ diyemez. Onun için Cenab-ı Hak deriz. “Bu, böyledir. Zira Allah Hakkın ta kendisidir”. Hac;62)

Kimin kurtulacağını yalnız Allah bilir. Kimse kendini kurtulmuş ilan edemez. Onun için Allah sonumuzu hayır etsin deriz. "Kimsenin kimseye hiçbir yarar sağlamayacağı, hiçbir kimseden fidye alınmayacağı, kimseye hiçbir şefaatin yarar vermeyeceği ve onların yardım görmeyeceği günden sakının." ( Bakara, ;123)

Hüküm verecek/hüküm sahibi Allah’tır. Kimse O’nun adına hüküm veremez. Onun için “Ahkemu’l -hakimin” deriz. “Hüküm, yalnızca Allah'ındır”. (Yusuf; 40)

Allah aciz değildir. Kendi intikamını alır. Kimse Allah adına insanlardan intikam alamaz. Onun için Allah ‘azîzun żû-ntikâmdır” deriz. Hariçten Allah adına intikam zulümdür, kabul edilemez. “Şüphesiz ki Allah mutlak galiptir, intikam sahibidir”. (İbrahim 47)

Tek tek tane tane söyleyelim;

Batı eğitim müfredatının bütün tarihi ALLAH'tan rol çalma üzerine, insanı onunla mücadele etme üzerine kuruludur. Evvelki gün din üzerinden, dün bilim üzerinden bugün teknoloji üzerinden yaptığı şeyin tam anlamı budur.

Kâh Yunan’da olduğu gibi, tanrılara karşı mücadele ederek, insana tanrıların arasından ateş çalan -Promethe-mitolojik hurafeleriyle bunu yaptı. Kâh Yahudilikte olduğu gibi, tanrıyı yere indirip güreşe tutarak (Yakub/jacobb Tanrı Yahve/Yehova) yapmaya yeltendi.

Hristiyanlarda olduğu gibi, insanlığın acılarını paylaşması için tanrıyı çarmıha/oğul İsa/ gerende aynı şirk bilinciydi. “Dogma, skolastik düşünce” diye diye kilise açmazları üzerinden bilimi dinin yerine kutsayıp, bilimi dinin yerine ikame edende aynı şuursuzluktu. Bütün eğitim çabaları Tanrı ile mücadelenin, tanrı ile rekabetin, insanın tanrılaşma gayretinin zihinlerdeki izdüşümlerinden başka bir şey değildi.

Bugün transhümanizm kapısında aranan şey ALLAh'a meydan okumaya kalkmaktır. Şirk dediğimiz şey bizatihi bu şuursuzluktur. İnsanı tanrısal mevkilere(yeryüzü tanrısı) davet eden bu bilincin üretip dayattığı metoda “modern eğitim” deniyor.

Eğitilmiş insan(!) o nedenle “alçak dağları ben yarattım “kasıntısıyla kendini biricik, eşsiz ve dokunulmaz ve malik görüyor. Eğitilenler, topluma tepeden bakıp; “ben sizin gibi sıradan biri değilim” diyebilmek için canhıraş mücadele veriyor. Marjinal gruplar, kulüpler, partiler, sınıflar diğerlerinden üstün ve farklı olduklarını ispatlamanın mücadelesini veriyor. Onun için kutsallaşıp yüceltilen kişi kurum (sen olmasan biz olmazdık… En büyük başkan bizim başkan… En büyük asker bizim asker bizim asker… En büyük kulüp bizim kulüp… En büyük şeyh benim şeyhim… En büyük hocaefendi benim hocaefendim… En büyük üniversite benim üniversitem… En büyük fabrika benim fabrikam… En büyük ırk benim ırkım… En farklı, en tarz ve güzel elbise benim elbisem… En pahalı, en eşsiz araba benim arabam… En güzel şarkı benim şarkım…. Alem buysa kral benim… Vs. Vs) kendi dışındakini değersiz görüp aşağılıyor. Bu narsist, mazoşist şiddet ülkede, cemaatte, okulda partide kamuda, trafikte, işte ve ailede meşrulaşarak herkese cinnet geçirtiriyor. Başkalarına şiddet uygulama, eğitme(!) cesaretini gösteremeyenler kendilerine şiddet uyguluyor.

Dilenciliği aşağılık bir şey olduğunu herkes söylüyor, zaptiyeler dilencilerin peşine düşüyor ama herkes her şeyi dilenerek elde edeceğine ve yüceleceğine inanıyor. Dua dileniyor, makam dileniyor, oy dileniyor, para dileniyor, rütbe dileniyor, ekmek dileniyor, aş dileniyor ve dilenmekten nefret ediyor! Utanmayı bilip hiç utanmamak gibi. Dilenerek murada ulaşan diğerlerinden farklı ve üstün olduğunu; edasıyla, sazıyla, sözüyle, çalgısıyla, davuluyla duyurmaktan vahşice bir zevk duyuyor. Onun bu vahşi zevkine alkış tutan diğer dilenciler bir gün yeryüzünde tanrı olacaklarının hayallerini kurmaya devam ediyor! Ve ne güzeldir her gün dilenip dilenenlere ALLAH versin demek(!).

Egosu şişirilmiş her şeye layık, her şeyi bilen, her konuda fikri olan kitlenin kimseyi dinlemeye ihtiyacı kalmıyor. Tanrının(!) gözünden âleme bakıyor! Kitleye ihtiyacı olan fikirler, her Allahın günü medya, internet araçları üzerinden veriliyor. Böylece iktidarların götürmek istediği yere gitmekte direnen bilgelerin sesi kısılıp, toplum medyadan kolayca yönlendirilip, güdüleniyor.

Kadim tarih gösterdi ki Tanrıdan rol çalan, kibri ile yeryüzünü ıslah etmeye çalışan Batı medeniyeti, karşılaştığı tüm medeniyetleri ya yeryüzünden sildi veya içlerini boşaltarak onları birer turizm nesnesine dönüştürüp, pazarlayarak para kazandı. Evvelki gün Endülüs, dün Maya, İnka, Aztek ve Afrika, bugün Ortadoğu, Mezopotamya, Budizm, Konfüçyüs ya da Kızılderili medeniyetlerini kendi emperyal şehvet sofrasında rakkase yapanlar içerden besledikleri eğitmenleriyle bunu başardılar.

Kadim tarih gösterdi ki Kendilerine ulûhiyet biçen, en doğru bilgiye ve pozisyona sahip, kendisini insanlığın zirvesi gören her saplantı Nemrudidir, firavunvaridir. Tanrı makamına soyunan her kimse Allah’ın azabını beklesin Allah’ın vadide haktır.

Resûl-i Ekrem’in teheccüd namazındaki duasıyla: “Allahım! Sen haksın, vaadin hak, sözün haktır; sana kavuşmak haktır, cennet hak, cehennem haktır; peygamberler haktır; kıyametin kopması haktır” (Buhârî, “Tevḥîd”, 24, 35; Müslim, “Müsâfirîn”, 199).

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Hüseyin Acarlar
08-01-21
E mail: yeniakit.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ALLAH'tan Rol Çalmaya Kalkana ALLAH’ın Va’di Haktır
Online Kişi: 21
Bu Gün: 141 || Bu Ay: 4.864 || Toplam Ziyaretçi: 1.667.927 || Toplam Tıklanma: 42.747.604