AYASOFYA ARTIK CAMİ

Bugünleri gösteren Rabbimize şükürler olsun!

 

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 124
Yazar: Hüseyin Yağmur
LAİKLERİN BİR KARA PROGANDASI OLARAK 'KARŞI DEVRİM' (3)

LAİKLERİN BİR KARA PROGANDASI OLARAK 'KARŞI DEVRİM' (3)(…..) Bu makyavelist tavır onları dini siyasete alet etmek de dahil olmak üzere karşı devrimin motoru haline getirir. Bu hızlandırılmış sürecin başlama tarihi ise 17 Kasım 1947'de toplanan 7. CHP Kurultayıdır. “400 milletvekilinden meydana gelen 7. Kurultay da tartışmalar okullarda din öğretimi gibi meseleler üzerinde toplandı.” (Ulus Gazetesi,1947).

“Kurultay'da birtakım değişiklikler kabul edildi. Bu kararlar aslında CHP'nin programını ve ideolojisini devrimci olmaktan çıkarıyordu. Köy enstitüleri kontrol edilecek, bütün solcu faaliyetler sıkı kontrol edilip önlenecekti (Karpat,1996:176).

1947 Kurultay sürecini Faroz Ahmad bir başka ilginç ipucuyla deşifre eder: CHP'nin kendi içindeki fikir ayrılıkları Kurultay'da öylesine açıkça ortaya çıkmıştı ki bazı CHP'lilerin partiden ayrılarak Kemalist parti'yi kuracaklarına dair söylentiler dolaşmaya başladı (Ahmad,1996:38).

Dr Hakkı Uyar CHP nin 'yumuşama' sürecini şu cümlelerle aktarır:CHPnin 1947 yılında toplanan 7. Kurultayında laiklik politikasının yumuşatıması çerçevesinde okullarda din derslerinin okutulması,İmamhatip kurslarının, ilahiyat fakültelerinin ve Kuran Kurslarının açılması aşama aşama gerçekleşti (Uyar,1999:87).

Yakın tarih araştırmalarıyla tanınan Prof. Dr. Çetin Yetkin de “Atatürk'ün ölümüyle birlikte onunla ters düşmüş ve çoğu yurtdışında yaşayan kişileri baştacı etmek ve onlara önemli görevler vermek ve onun dostlarını işbaşından uzaklaştırmakla da yetinmeyecek olan İsmet İnönü, okullara din dersi koyduracak, İmam Hatip Okulları'nı kuracak, Tekke ve Zaviyeleri yeniden açacaktır.” tesbitiyle bu sürece parmak basar (Yetkin,1997:237).

Esasen Yakın tarih araştırmacıları tarafından özel olarak tetkik edilmeye muhtaç CHP'nin 7. Kongresinde dönemin Milli Eğitim Bakanı Tahsin Banguoğlu 'Din adamlarının seviyelerinin yükseltilmesi ve onların sefalete mahkum edilmemesi'ni kapsayan cesur taleplerde bulunur (Jaschke,1972:76-77).

Bu süreci değerlendiren İsmail Cem, CHP'nin çabalarının esasen halk tarafından sahte bir girişim olarak görüldüğünü ve dikkate alınmadığını kaydeder.

“CHP'nin 1947-1950 arasında tavizler vermesi tesirsiz kalmıştır. İlkokulllara din dersi konması (1949), Hacca gideceklere döviz tahsis edilmesi (1948), İmam Hatip Kurslarının açılması (1949), İlahiyat Fakültelerinin açılması (1949) halkın CHP'yi değerlendirmesinde değişiklik yapmamıştır.” (Cem,1975:38).

Milli Şef inönü ve onun partisi Halk Partisi, Karşı Devrim'e yol verirken süreç içerisinde pervasız bir tavır içine girmekten de çekinmezler. Bu cüretkâr tavır içersinde 1949 yılında Aşkale'yi ziyaret eden İnönü Beyaz Tren'den iner inmez kaymakama şu soruyu sorar: Burada İmam Hatip Okulu daha açılmadı mı? (Kocatürk,1999:490).

CHP'nin önde gelen isimlerinden Nihat Erim de memleketi Kandıra'da CHP mitinginde konuşurken 'Başbakan yardımcısıyken imam hatip okullarını nasıl açtığını' hararetle anlatmakta bir beis görmemişti (Barlas,2000:182).

Demokrat Parti'nin 1946 yılında kurulmasının ardından partinin kurucularından Celal Bayar ile bir toplantı ortamında karşılaşan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Celal Bayar'ı 'Kara Kuvvet' dediği irticaya karşı uyarınca Bayar'dan hiç ummadığı bir cevap alır;

“Siz bunu İsmet Paşa'ya söyleyin”.

“Ne münasebet? Anlayamadım”.

“Çünkü kara kuvveti kışkırtan biz değiliz, Halk Partisi'dir”.

Yüzüne hayretle baktığımı gören Celal Bayar, Bursa'da İsmet İnönü'nün oy almak için nasıl dini istismar ettiğini bana canlı bir örnekle anlatınca söyleyecek birşey bulamadım. (Karaosmanoğlu,1993:194).

Celal Bayar, ‘Başvekilim Menderes’ isimli kitabında CHP'nin dini siyasete nasıl alet ettiğini canlı misalleriyle anlatır:Bu neticeler karşısında iktidarın, bir kerede camilerdeki din adamlarını kullanmayı denemek istediği anlaşılıyor. Çünkü hemen aynı zamanda bütün yurtta vaizler, Demokrat Parti aleyhinde konuşmalara giriştiler.

24 Mart 1947 tarihli gazetelerin sütunlarına geçmiş bulunan İmam Hüseyin Bilici'nin konuşması bunlara bir örnektir. Samsun'un Çarşamba İlçesi'nde Vaiz Hüseyin Bilici, camide halka şunları söylüyor: “Ey cemaat, sizlere çok mühim bir şey söyleyeceğim. Memlekette muhtelif partiler kuruluyor. Böyle müteaddit partilere ne lüzum var? İslamlar, bütün dünyada 73 fırkadır. Bu 73 fırkadan biri de Halk Partisi'dir. Diğerleri batıldır. Diğerlerine girmek, İslamiyete sığmaz. Ululemr'e (Devlet Büyükleri) her zaman itaatle mükellefiz. Peygamber emirlerine riayet ediniz ve başımızda Cumhuriyet Halk Partisi oldukça başka partiye girmeyiniz”.

Vaaz, orada hazır bulunan dinleyenler tarafından tutanakla tesbit ediliyor, imzalanıyor. İlgili makamlara duyuruluyor, gazeteler sütunlarına alıyorlar. Biz, Demokrat Parti olarak hükümetin dikkatini çekiyoruz. Fakat hiçbir idare mertebesi, bu vaaz hakkında değil takibat açmak, hatta sual açmak ihtiyacı bile duymuyor (Bozdağ,2000:149).

Halk Partisi'nin cüretkâr girişimi ise Orhan Veli Kanık başta olmak üzere dönemin CHP'li aydınları tarafından ifşa edilir ve sorgulanır. Bedii Faik CHP'lilerin Adana'da 6 oklu muskalar dağıttığını gazetede yazarak CHP'yi dini siyasete alet etmekle suçlar (Faik,2001:46).

İşin trajikomik yanı, CHP tarafından başlatılmış bu süreç, İmam Hatiplerin, türbelerin açılması, CHP'li propagandistler tarafından zaman içerisinde sağ iktidarların boynuna bir yafta olarak ustalıkla asılabilmiştir.

CHP'nin başlattığı Karşı Devrim süreci artık partiyi tanınmaz hale getirmişti. Parti adeta varlık sebeplerini bir bir imha ediyordu. CHP, kendi rakibinin rengini öylesine almıştı ki, ikisini ayırtetmek zor oluyordu.

Dönemin tahlilini yapan M. Ali Aybar bu durumu şöyle açıklar: “Bugüne kadar devrimciliği ve laikliğiyle övünen bu parti, selameti hayatının en kritik döneminde dini kucaklamakta buldu.” (Ahmad,1999:131-132)

(Devam edecek)

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Hüseyin Yağmur
24-01-21
E mail: yenisoz.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
LAİKLERİN BİR KARA PROGANDASI OLARAK 'KARŞI DEVRİM' (3)
Online Kişi: 13
Bu Gün: 102 || Bu Ay: 2.349 || Toplam Ziyaretçi: 1.737.170 || Toplam Tıklanma: 43.587.863