İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 105
Yazar: Abdullah Yıldız
"DİN" DÜŞMANI DEĞİL "İSLÂM" DÜŞMANI

CÂMİ MEDENİYETİ VE AYASOFYA CAMİ-İ KEBÎRİMerhum mütefekkir Cemil Meriç der ki: “Bizim aydınımız din düşmanı değil, İslâm düşmanıdır.”

Bu tespit ne kadar önemli, ne kadar hayatidir! Elbette üstadın burada kastettiği “sözde aydınlar” olup, içinden çıktıkları millete yabancılaşmış ve kendi değerlerine sırt çevirmiş bulunan “müstağripler” yani Batı’nın “gönüllü devşirmeleri”dir. Bunlar Batıl(ı) akıl hocaları tarafından İslâm’ın ‘çağın gerisinde kaldığı’, ‘terakkiye mâni olduğu’, ‘bu milleti geri bıraktığı’, ‘bilimle bağdaşmadığı’, hatta -hâşâ- ‘Kur’ân’ı Hz. Muhammed’in (s.a) yazdığı’ vs. türünden safsatalara inandırılmış, bu sebeple de herhangi bir “din”in değil, be-tahsis “İslâm”ın yeminli düşmanları haline gelmiş zavallılardır. Kur’ân-ı Kerim’i baştan sona bir kez olsun okumamış, Peygamberimizin (s.a) yüce ahlâkını tanımamış, İslâm’ın ne olduğunu araştırma gereği bile duymamış bu önyargılı, kindar ve karanlık fikirli azınlık aydınlar, her fırsatta ezana, camiye, Kâbe’ye, başörtüsüne, İmam Hatip okullarına, Kur’ân kurslarına, hocalara, Diyanet’e, hatta Allah’a ve Peygamber’e dil uzatmaktan, hakaret etmekten ve düşmanlıklarını açığa vurmaktan geri durmazlar.

Kur’ân-ı Kerim, tarihten günümüze uzanan çizgide Allah’a ve peygamberlerine düşmanlık eden bu tipolojileri sık sık gündeme getirir ve mümin insanları bunlara karşı uyanık ve dikkatli olmaya çağırır:

“Ey iman edenler! Kendi dışınızdakilerden dost/sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri kalmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Kin ve düşmanlıkları ağızlarından taşmaktadır.Kalplerinde gizledikleri ise daha büyüktür. Düşünürseniz, biz size ayetleri açıkladık.”

“İşte siz öyle kimselersiniz ki, onları seversiniz oysa onlar sizi sevmezler, siz kitabın hepsine inanırsınız, onlarsa sizinle buluştukları zaman “inandık” derler. Baş başa kaldıkları zaman da kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: “kininizle ölün!” Şüphesiz ki Allah gönüllerin özünü bilir.”

“Size bir iyilik dokunursa, bu onları üzer. Başınıza bir kötülük gelse, ona sevinirler. Eğer siz sabırlı olur, Allah’a karşı gelmekten sakınır (takva/sorumluluk bilinci ile davranır) iseniz, onların hileli tuzakları-entrikaları size hiçbir zarar vermez. Çünkü Allah onların işlediklerini kuşatmıştır.” (Âl-i İmran 3/118-120)

Bu ayetler İslâm düşmanlarına dair çağlar üstü bir durum tespiti, müminlere de bir duruş talimatıdır.

Mücadele suresindeki şu ayetler ise; Allah’a, Peygamber’e, İslam’a ve bu arada Kâbe’ye düşmanlıkta sınır tanımayan, azgın ve sapkın şeytanın yandaşlarını sert ifadelerle “en alçaklar” arasında sayar:

“Şeytan onlar üzerinde egemenlik kurmuş da onlara Allah’ı anmayı unutturmuştur. Onlar, şeytanın hizbi/partisidir. İyi bilin ki şeytanın partisi (yandaşları) kaybedeceklerdir.” “Gerçekten Allah’a ve Resul’üne düşman olanlar; işte onlar en alçaklar arasındadırlar.” (Mücadele 58/19-20)

Aynı surenin 5. ayetinde ise, alçakça İslâm düşmanlığı yapanları aşağılayıcı azabın beklediği belirtilir:

“Gerçekten Allah’a ve Resul’üne düşmanlık edenler, kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır. Oysa biz apaçık ayetler indirdik. Kâfirler için alçaltıcı bir azap vardır.”

Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Mücadele suresinin indiriliş hedefinin bu ayette belirtildiğini söyler: ‘Onun için bu ayet, surenin başında ve sonunda tekrar etmektedir… Yani muhakkak ki Allah ve Resul’ünün koyduğu sınırları tanımayıp onlara düşmanlık eden veya onların belirlediği sınırlardan başka hükümler koyan yahut tercihte bulunmaya kalkışan, kısacası Allah ve Resulü ile rekabete yeltenen kimseler itildiler yahut çarpıldılar veya tepelendiler, ukalalık yaparken yüzleri üstü kakıldılar; öncekilerin itildikleri ve çarpıldıkları gibi… Bundan başka kâfirlere bir de mühîn (küçük düşürücü) bir azap vardır…

Şeytanın istilası altında kalıp Allah düşüncesini unutanlar hep şeytanın hizbi, şeytanın taraftarı ve şeytanın partisidir. Uyanık ol ki, şeytanın partisi muhakkak zarara uğrayanlardır. Çünkü ebedi nimeti zayi edip kendilerini azaba düşürerek nefislerini ziyan etmişlerdir.Şüphesiz ki Allah ve Resul’üne karşı yarışa kalkan haddini bilmezler, öyleleri, bütün o gördükleriniz… hep en alçakların içindedirler. Öncekiler ve sonrakiler içinde halkın en aşağılık, en zillete layık alçaklarından sayılmaktadırlar. Çünkü iki düşman taraftan birinin zillet ve sefaletinin en aşağı basamağı, düşmanlık ettiği tarafın izzet ve kuvvetinin derecesi ile ters yönde bir uygunluk arzetmektedir’ (Hak Dini Kur’ân Dili).

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Abdullah Yıldız
09-02-21
E mail: yeniakit.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
"DİN" DÜŞMANI DEĞİL "İSLÂM" DÜŞMANI
Online Kişi: 14
Bu Gün: 152 || Bu Ay: 3.254 || Toplam Ziyaretçi: 1.763.309 || Toplam Tıklanma: 44.210.835