
| Kategori : / MÜLÂKÂT | Okunma Says: 970 |

Cemil Meriç Röportaj: "Nesillerin Miras “ Türkiye Kültür ve Sanat Yll, Türkiye Yazarlar Birlii Yayn, Ankara 1986, s586-594.
1986, Hüsamettin Aslan’n ünlü mütefekkir ve edebiyat tarihçisi-eletirmeni Cemil Meriç (1917-1987) ile yapt röportaj.
Cemil Meriç (1916 - 1987)
1916’da Reyhanl'da dodu. Ailesi Balkan Sava srasnda Yunanistan’dan göçmü- tü. Fransz idaresindeki Hatay’da Fransz eitim sistemi uygulayan Antakya Sul- tanisi’nde okudu. Tercüme bürosunda çalt, ilkokul öretmenlii ve nahiye müdürlüü yapt. 1940’ta stanbul Üni- versitesi’ne girip Fransz Dili ve Edebiyat örenimi gördü. Mükemmel düzeyde Franszca okuyup yazan Meriç, ngiliz- ce’yi anlyor, Arapça’y, kendi ifadesiy- le, “söküyor”du. Elaz’da (1942-45) ve
stanbul’da (1952-54) Franszca öretmenlii yapt. 1941’den balayarak nsan, Yücel, Gün, Ayn Bibliyografyas dergilerinde yazmaya balad. stanbul Üniver- sitesi’nde okutmanlk yapt (1946-63), Sosyoloji Bölümü’nde ders verdi (1963- 74). 1955’te, gözlerindeki miyopinin artmas sonucu görmez oldu, ama olaa- nüstü çalma ve üretme temposu dümedi. Hisar dergisinde “Fildii Kuleden” balyla sürekli denemeler yazd. 1974’te emekli oldu ve yllarn birikimini art arda kitaplatrmaya giriti. l984’te, önce beyin kanamas, ardndan felç geçirdi, 13 Haziran 1987’de vefat etti. lk telif eseri Balzac üzerine küçük bir incelemeydi. Hint Edebiyat (1964) daha sonra Bir Dünyann Eiinde balyla iki kez daha basld. Saint-Simon, lk Sosyolog lk Sosyalist, 1967’de çkt. 1974’ten sonra ya- ymlanan kitaplar unlardr: Bu Ülke (1974), Umrandan Uygarla (1974), Maa- radakiler (1978), Krk Ambar (1980), Bir Faciann Hikâyesi (1981), Ik Doudan Gelir (1984), Kültürden rfana (1985). Balzac’tan yapt çevirilerin ilki 1943’te yaymland. Fransz edebiyatndan yapt çevirilerin yan sra, Uriel Heyd’in Ziya Gökalp, Türk Milliyetçiliinin Temelleri (1980), Thornton Wilder’n Köprü- den Düenler (1981) ve Maxime Rodinson’un Bat’y Büyüleyen slâm (1983) adl eserlerini de Türkçe’ye kazandrd. Cemil Meriç’in “Bütün Eserleri” toplu halde baslrken, daha önce yaymlanmam üç kitab daha yaymland: Jurnal 1 (1992), Jurnal 2 (1993), Sosyoloji Notlar ve Konferanslar (1993).
Toplumun kalabalklar ve onlar gibi düünenler benim kitabm okumasnlar; hem ben, ona hiç el sürmemelerini, alkanlklarna uyarak eserimi yanl anlamalarna ye tutarm.
Spnoza Hint meçhule açlan kapyd; meçhule, yani insana. Dört yl ganj kylarnda vecitle dolatm, “sa” dediler...
Saint-Simon’la uratn iki yl, çamz onunla balyordu, “sol” dediler. Hint’i yazarken tek amacm vard: Asya’na büyüklüünü haykrmak, yani bir vehmi devirmek, bir iftiray yok etmek. Her iki kitap da pein hükümlerin rahatn kaçrd, ne sol’un houna gittiler, ne sa’n. Anladm ki, bu iki kelime, ayn anlayszln, ayn kinlerin, ayn cehaletin ifadesidir. (Cemil Meriç, Bu Ülke, s. 255)
Yeni bir din götürmüüz Hint’e, yeni bir dil sunmuuz. Babür biziz, Ekber biziz, Dâra ükûh biz. (Cemil Meriç, Bir Dünyann Eiinde, s. 5)
Marks çada bat düüncesinin en büyük temsilcilerinden biri, belki de birincisidir. Marksizmi dinletirmek Marks’ anlamamaktr. Konserve hakikatler sunan bir arlatan deildir Marks. Marksizm tenkittir, üphedir, aratrma yöntemidir. (Cemil Meriç, Maaradakiler, s. 37)
Üstadm, izninizle, sorularma, hayat konusundaki görülerinizi alarak balamak istiyorum. imdi hatrlayamadm bir yerde “Hayat” der Levi Strauss, “bir buna- lm serisidir.” Onu, yani hayat, Allah katnda bir imtihan olarak niteleyenler de var, tabiî ayklama kanunuyla açklayanlar da. Sizce nedir hayatn anlam?
-Hugo’nun bir sözünü not etmitim. "Hayat, mezarlarn çözdüü dolak bir yu- maktr" diyordu. Buna mukabil öyle söyler Neyzen Tevfik: “Çözemez kimse bu dünya denilen kördüümü/Yaratan bilir ancak onun içyüzünü./Bir delikten ç- karak bir delie girmekteyiz./Önü zulmet, sonu zulmet iniim gündüzünü.” Bu sözlerin hiçbiri mutlak olarak ele alnmamal elbette. Hayyam, “Efsane söylediler uykuya daldlar” diyor. Hepimizin söyledii bir efsane var. Hepimiz bir efsane söyleyip uykuya dalyoruz. Bu, suale sualle cevap vermek. Bu suale cevap veril- mez. Zor sualler bunlar. Münker Nekir sualleri gibi... Bir airde mutlak hakikat aramak yanl. air sözü... lham var. Sokrat, bütün düüncelerinin demon’dan geldiini söyler. “Benim bir demon’um var, beni o konuturuyor” derdi. Herke- sin bir demon’u var. Yukardaki msralar böyle anlamalyz. Belli anlarda doar airin içine bunlar, bazan bir imek prlts gelir, aydnlatr insan. nsan aydn- landn zanneder. imek prlts geçtiinde daha koyu bir karanln içinde kalr insan.
Ölüm hakknda ne düünüyorsunuz? Ölümün sizdeki tedaileri nedir? Benim aklma Camus geliyor. O, “Bu dünyada her eyden ölüm akyor; duvarlardan, gazeteler- den ve insanlarn yüzlerinden” diyordu Bakaldran nsan adl kitabnda. slâmiyet, “Ölüm, insann cann Rahibine emanet etmesidir” diyor.
-Ölüm, ister istemez karlacamz bir sual iareti. Siya Paa’nn dedii gibi “Hal- ledemedi hu lügazn srrn kimse/Bin kafile geçti ulemâdan, füzelâdan.”
Ölümden korkar msnz?
-Aksini söyleyemem. Somutlatrarak anlatmam mümkün deil. Mahiyeti meçhul bir korku. Aslnda bu sorular, benim bütün hayatm boyunca kendime sorduum sorular. Hiçbir zaman cevap veremedim. Kimse verememi.
Ebediyet neden sümüklü böcein izleri kadar aldatc olsun? “Senin türben kelime- ler. Yuvarlanrken trnaklarm kâda geçirmek istiyorsun; kâda, yani ebediyete. Zavall çocuk bilmiyorsun ki edebiyat sümüklü böcein izleri kadar aldatc” (Bu Ülke, sf. 182) diyorsunuz. nanmyor musunuz ebediyete?
-Ebediyet diye bir ey yok yeryüzünde. Burada öhret söz konusu. Bütün öhretler yalandr. Ebediyeti öhret mânasna kullanyorum. Napolyon mu, Marks m?
Kültürler, genellikle, içlerinde yaattklar insanlarn bunalmlarn çözen kurum- lar yaratmlar Gazali böyle meseleyle karlatnda tekkeye koar; oysa Gökalp bunalmlarn çözmek için intihara bavurur. Mesele bir tercih meselesi. nsann fikrî ölçülerini deitirmesi bence bu. Gökalp, Durkheim’i yani modern düünceyi tercih etti. Ben, sizin de ayn tercih problemiyle zaman zaman kar karya olabileceinizi düünüyorum. Bu konuda bizi biraz aydnlatr msnz? Aklma gelmiken söyleleyim, meselenin çarmlar beni Tanpnar’a götürüyor, ölmeden onbe gün önce günlüünde u soruyu soruyor kendisine: “Tanr’ya inanyor muyum? Evet.”
-Ziya Gökalp Gazalî deildir. Gökalp minnack bir adamdr. Elindeki imkânlarla baka çaresi yoktu. ster istemez intihar edecekti. ntihar baz devirlerde, baz çalarda bir mecburiyettir. Elindeki anahtarlar hiçbir kapy açmyor. O da Mavi Sakaln Krknc Odas’n açyor. Sk sk bu meseleyle ben de kar karya geldim, ama korkak olduum için intihar edemedim. Bu büyük meçhul beni ürküttü. Ben düünceyi bir bütün olarak ele alrm. Memleketten memlekete deimez. Ziya Gökalp’le Gazalî arasnda mahiyet fark var. Ziya Gökalp, batnn sofra artkla- ryla geçinen bir zattr; onlar attrr, zaman zaman da kusar. Peyami Safa’nn çektii ruh çilesini çekmemitir. Sahtekârdr. Her devirde dalkavukluk yapmtr. Talat Paa’ya ve ttihat Terakki’ye meselâ. Tarihin martt bir adamd.
Ben daima intihar düüncesi içinde yaadm. ntihar beni dâüssla gibi takip etmitir. imdiyse, intihar bile edemeyecek haldeyim. Hayyam’n dedii gibi, bir masal anlattk çadalarmza ve geçip gideceiz. Noktalayacaz bir gün.
Tanr sorusuna cevap veremem. Tanpnar bahtiyar bir adamd. Bu soruya cevap vermi, inanyorum da inanmyorum da. Bunlar matematik birer realite deil ki. Zaman zaman inandm. Ama ne kadar inanyorum, bilemiyorum. Eer Tanr olmazsa hayat bir curcuna oluyor. ntihar tam bir hal çaresi oluyor o zaman. Camus’un yapt da bu. Sisyphos Efsanesi’nde söyledii gibi, ya inanacaksn ya intihar edeceksin. Üçüncü bir hâl çaresi yok. Bunlar kaypak kavramlar. Kim ne kadar inanr bilinmez. Tanpnar benden aydnlk görüyor ve “evet” diyor, inanp inanmadm bilemiyorum. Müslümanm, Müslüman bir çevrede dodum. Ancak ne kadar inanp inanmadmn cevabn maher günü bilebileceim.
Cemil Meriç külliyatnda el atlmayan düünce devi yok gibi, bn Haldun’la Marks; Cevdet Paa’yla Weber; Cemalettin Efgani ile Ali eriati iç içe bu külliyatta. Yani, idealizmle materyalizm, laiklikle din, dou ile bat. Bence zorlu ve çetin bir yürü- yü bu. Eklektik bir düünür, kendini parçalam, çatlam aynalarda seyreden ve bunun verdii acyla kvranan bir aydn diyebilir miyiz sizin için? Arkasndan söz konusu parçalannzn ülkemizle ilgili yanlar sökün ediyor. “Benim trajedim u birkaç satrda; sevebileceklerim (yani sosyalistler) dilsiz, dilimi konuanlarla (yani saclarla) konuacak lakrdn yok” -parantez içleri soruyu sorann- “Sa oku- muyor. Bouna baryorum. Sol diyalogdan kaçyor” Nasl oluyor da hem Büyük Dou kadrosundan hem de Yön kadrosundan olabiliyorsunuz? Neden buna mecbur hissediyorsunuz kendinizi?
-Bu kelimeleri târif etmeden kullanmak hata. Ben Türkiye’de gerçekten sosyalist olabileceini sanmyorum. Bir parça eklektiim. Her aydn bir parça eklektik olmak zorundadr, insan bütündür. Evet derseniz biter. Hâlbuki aydn olmak baka ey. Aydn olmann insana yükledii büyük sorumluluklar var. Bu sorumluluun idraki baka, uygulama imkân baka. Belki ben aydn olmann sorumluluunu idrak ediyorum ama icaplarna ne kadar uyuyorum bilemem.
nsan çok mehullü bir problemdir. Mesela dilimle Büyük Dou’ya mensubum.
nançlarmn bir ksmyla da öyle. Yön de bir tarafm benim.
Yön’le paylatklarnz?..
-Önce pozitivizm. Akla fazla önem veriim. Meselâ Rza Tevfik, Tevfik Fikret zaman zaman bir anlamda Yön’cüdürler. Bu problemde o kadar meçhul var ki... nsanla ilgili hiçbir problem basit deil. Mesela Necip Fazl’ severim, ama Doan Avcolu’nu sevmem.
Geçmite sosyalist olmanzla Yön arasnda bir ba kurulabilir mi?
-Ben hiçbir zaman sosyalist olmadm. Bilhassa materyalist hiç olmadm.
“Kimim ben?” diye soruyorsunuz günlüünüzde kendinize ve insan kanser edecek arlktaki bu soruyu öyle cevaplandryorsunuz: “Hayatn Türk irfanna ada- yan münzevi ve mütecessis bir fikir içisi.” Sene 1974. Türkiye gibi Ortadou’nun göbeinde bir ülkede, bu yamal bohçada bir düünür için yukardaki cevabnz yeterli mi? Kimsiniz siz? Kimlik söz konusu olduunda sorulacak bütün sorulara cevap verebilecek bir düünür mü, yoksa arafta bir yalnz m?
-Arafta bir yalnzm.
Umrandan Uygarla adl kitabnzdaki müthi makalenizi, Ruen Erefin “Diyorlar ki” adl kitabn esas alarak yazdnz “Diyorlar ki” baln tayan yaznz düünüyorum. Elimden gelse herkese okurdum bu yazy. Benim çadalarm Gökalp’in bir Delf kâhinine benzediini sizden örendiler. Peki, ama hocam, orada sözünü ettiiniz Türk aydnlaryla sizin aranzdaki fark nedir? Bu Ülke’de Peygamberden “Muhammed” diye söz etmiyor musunuz? Bir batlnn konuma veya yazma biçimi bu. Hemen arkasndan, slamiyetle ilgili olarak yazdma, hepsi birer manifesto niteliindeki yazlarnz geliyor aklma. Çeliki bu.
-Benim Peygamberin ahsna saygm çok büyük. O kadar büyük ki... Muhammed isminin önüne bir sfat eklemek saygszlktr. Böyle düünmüümdür hep. “Hazret” herkes için kullanlabilir. Bu kadar fani sfatlarn O’nu vasflandracana kani deilim.
Büchner’in Madde ve Kuvvet adl kitabnn düünce dünyanz, bir anlamda kiiliinizi en çok etkileyen kitaplardan biri olduunu söylüyorsunuz. slamiyet’in size açklamad ey neydi de bu kitaba dört elle sarldnz? Kaderiniz bence, kimlik bunalmlarn okuduklar kitaplarda çözümleyen binlerce insann -sac, solcu, idealist veya materyalist olmalar bir ey deitirmez- kaderleriyle aynileiyor. Okumakla olmak neden aynilesin? Bir düünceyi örenmek ayn zamanda bir yaama biçimini örenmektir. Doru. Ancak o yaama biçimini cra etmek deil. Pratik hayatta kendilerini yaayabilme imkânn salamyor bize okuduklarmz.
-Biraz fazla altn çizmiim “Madde ve Kuvvet”in. Sözün gelii öyle yazmm. On sekiz yanda bir insan çarpar elbette. Bütün hayatm etkileyen bir tesiri olmamtr üzerimde. Belli bir çada etkilemitir beni. Hayatma âmil deildir. Bulû çanda, ilk defa rastlanan güzel bir kadnn insan üzerindeki etkisi bu. Ama babam için ayn eyi söyleyemem. Babama okuttum, ruh dünyasnda kötü akisler yapt. Babam hacyd ve mûtekid bir insand. Üzerinde resim var diye, eve gelen kibritlerin resimli kapaklarn yrtard. Onun üzerinde tesirli oldu bu kitap, benim üzerimde deil. Evladm, kelimeler hiçbir ey ifade etmiyor, görüyorsunuz; yani hem yalan hem doru bunlar.
Günlüünüzde yazdklarnzla kitaplarnzda yer alan düünceleriniz arasnda çe- likiler var. Russel, “Bir düünce sistemi” der, “eer yüzde yüz tutarlysa, o düünce sistemi toptan tutarszdr ya da ilmi deildir.” Bu tesbit “Bat Felsefesi Tarihi”ndeydi sanrm. Çelikileriniz son tahlilde normal olarak da kabul edilebilir. Kitaplarnz- dan birinde. “Yobaza dümanlk tarihe dümanlk. Yobaz en güzel taraflarmzla biziz, biz.” diyorsunuz.
Eserlerinizde bu türden yüzlerce ifade gösterebilirim. Oysa günlüünüzde, “Solun kadir nainas davran beni ister istemez gericilerin, kucana deil, yanna itti” eklinde beyanlarnz var. Gericilik nedir, sa nedir? Yeni Devir gazetesi hangi çizgi- dedir? Müslümanlk nedir ki böyle söylüyorsunuz?
-Yeni Devir pek ciddi bir intiba brakmamtr üzerimde. Mesela, Cumhuriyet’te yazmay tercih ederdim. Gerici benim. Sa’a antipatim yok. Sa mezarlk bekçisi. Eskinin devamn ister sa. Hâlbuki hayatn kendisi daima yeniye müteveccihtir.
Marksizm’e yaklamnz oldukça farkl, sizce yalnzca bir düünme biçimi. Ortodoks Marksizm’e ate püskürüyor yazlarnz. Ortodoks olmayan Marksist düünürler ise daima tam not alyor sizden; Rodinson, Schumpeter ve dierleri... Ancak, yine de Marksist düünceyle birçok eyi paylayorsunuz. Bunlarn banda düünü biçiminiz var bence. Genç Cemil Meriç’ten olgun Cemil Meriç’e uzanan çizgide deimeden kalan tek unsur düünme biçiminiz, yani diyalektik yöntem. Bilgi problemine bak açnz Marksizm’den izler tayor. Merakl okuyucular, Maaradakiler adl kitabnzn 391., Umrandan Uygarla adl kitabnzn 231-261. sayfalarna bakabilirler. Ayrca, Krkambar adl eserinizde, Proudhon’u yazarken yaadnz iç hazz geliyor aklma. Düünürken ve yazarken, “Önce eylem vard” diyorsunuz dier sosyalistler gibi. Önce eylem vard; yani, yani hayat vard, maddî gerçeklik vard. Bilginin kaynann materyalist açklamas bu. Modern bilimin bu ilkeye dayandn kabul ediyorum. Doru, bilimin nesnesi, aratrma nesnesi maddedir. Ama bu düünme biçimi, slâmiyet, evet, kitaplarnzda skça vurguladnz slâmiyet söz konusu olduunda çelikilerinizden birini douruyor. Tehlikeli bu, slâmiyet açsndan. Tehlikeli, çünkü vahyi darda brakyor. Bir ey daha var: ‘Umrandan Uygarla’da (sf. 366, dipnot), Marks’ erif Mardin’e kar savunabiliyorsunuz.
-Hayr, bende deimeden kalan diyalektik deildir; insan düüncesine saygdr. Ben insan düüncesini bn Haldun gibi ikiye ayryorum: na ve haber. Haber’e olduu gibi inanlr. na ise yorum demektir ve tartmaya açktr. Marks da bn Haldun ve Farabî gibi büyük düünce adamlarndan biridir. mtiyazl bir mevkii yoktur. O da bir insandr ve hatalar vardr. Düünen bir adamdr. Bilhassa polemik içinde ve dümanlaryla savaarak düünen bir adamdr. Düünen hiçbir insan tarafsz olamaz. Marks’n da hatalar vardr. Proudhon’u, Saint-Simon’u Marks’tan daha çok severim. Sert, dövüken, hain bir adamdr Marks, Musevî aslldr ve bunun düüncelerine büyük etkisi vardr.
“Otobiyografileri hep üpheyle karlarm. En masumlar, ihtiyar nazeninler gibi ar bir tuvaletle çkar tarih karsna. Talleyrand dora söylüyor galiba: Dilin görevi hakikati gizlemektedir (Bu Ülke, syf: 197)” Sizin otobiyografiniz için de geçerli mi ayn ey?
-Benimki için geçerli deil. Çünkü hiçbir siyasî hareket içinde bulunmadm. Ailem ve çocuklarm için de öyle. lmi namusumu az çok muhafaza etmiimdir. Talleyrand bir politikacyd. Tarihin en namussuz, en zeki adamlarndan biridir. Talleyrand yükselmek istiyordu. Politikann dili gizliliktir. Benim yükselmek gibi bir amacm olmad.
Mülkiyet karsndaki tavrnz nedir? Daha önceki bir konumanzda, “Ben müslüman sosyalistim” demitiniz. Bu sözünüz bana gençliinizin Tark Mümtaz’n hatrlatyor. Onun, slâmî Sosyalizme Doru adl bir risalesini okuduunuzu belirtiyorsunuz. (Bu Ülke Beinci bask, sf: 29.) Müslüman sosyalizmi pek itibar görmüyor bugün Türkiye’de.
-Sosyalizm Türkiye’de yaamak için slâmî bir veçheye bürünmek zorundadr. Mülkiyet konusunda Saint-Simon gibi düünüyorum. Mülkiyet daima tahdit edilmelidir. Topluma faydal olduu sürece yararldr. Yani herkes kendi zevki için tüketim yapamaz. Mülkiyet toplumundur. Onda, bizden önce gelenlerin de, bizden sonra geleceklerin de hakk vardr. slamiyet de sosyalizm gibi düüncede bir devrimdir.
Stendhal eline kalemi alr, ilham gelmesini beklermi yazarken. Siz nasl yazarsnz?
-Özel bir merasime tâbi deildir. lham da beklemem.
En belirgin özelliklerinizden biri dil konusundaki hassasiyetiniz deil mi?
-Bir yazar olarak dili muhafaza etmeye çalrm. Bu konuda titizim. Hayatmn mânas bu.
Türk Sa’na ve Türk Solu’na tavsiyeleriniz nelerdir?
-Türkiye’de sol’un salamas, sa’n sollamas gerekir. Sala sol arasnda büyük bir fark yoktur. Gurur dargnlklar ve benzeri eylerden doan ayrlklar. Birbirlerine yaklamaldrlar.
Ama, bugün bunun tam tersi ortaya çkyor.
-Ben bu kutuplamaya karym. Kutuplama yobazlktr.
Üslubunuz efendim?
-Üslubum kendimdir. Benliim, bütün hüviyetimdir. Yazdklarm kadar yaz biçimim de önemlidir.
iirin tornasndan geçmi bir düünürün üslubu diyebilir miyiz?
-Yllarca iir yazdm.
Cemil Meriç Türk nesrine Fransz sentaksn getirdi, deniyor doru mu bu sizce?
-Olabilir. Franszca’yla o kadar çok temasm oldu ki... Ben farkna varmadan bir etkisi olmu olabilir Franszca’nn. Edebiyata tercümeyle geçtim. Bir uuralt tesir...
Yazlarnz baka birine dikte ettiriyorsunuz. Konuuyorsunuz yazlyor. Yazlarnzda konuma cümleleri arlkta. Dikte ettirmenizden mi geliyor bu özellik?
-Üslubum kendim yazyorken de, yani gözlerimin kapanmasndan önce de böyleydi. Sanmyorum.
Üstadm, iiri neden braktnz?
-Sevdiim airler yard. Pnarbalar tutulmutu. Onlardan daha büyük olamayacam hissettim. Nazm, Yahya Kemal, Necip Fazl. Halbuki, nesirde bana rakip olabilecek bir zirve yoktu.
iiri braknzn tarihini hatrlyor musunuz?
-Acaba braktm m? Söyleyemem ki bunu. Nesri iir haline getirmeye çaltm.
Büyük yazar olmak için sizin hayat çizginize benzer bir yolu katetmek gerekir mi?
-Gerekir. Aclar insan ruhunu biliyor. Ac çekmeyen insan olamaz.
Sizin için demokrat diyebilir miyiz?
-Elbette evladm. Gerçek bir demokratm. Liberal ve demokratm.
Yazlarnzdan birinde, "Düüncenin kuduz köpek gibi kovaland bir ülkede" yaadmzdan söz ediyorsunuz.
-Evet. En kötü yanmz, müsamahakâr olamaymz. Herhalde Moollar’dan kalma bize.
Liberal terimini hürriyet anlamnda m kullanyorsunuz?
-Evet.
Aydnlarmz konusunda söyleyecekleriniz var m efendim?
-Bu konuda söyleyeceimi söyledim galiba. Türkiye’de aydn yoktur. Çünkü mesuliyet yoktur. Tama suyla deirmen döndürüyoruz.
Bir denemenizde kitaplar kadnlara benzetiyorsunuz. Neden baka bir varla deil de kadna?
-Hayatmda iki önemli varlk var: Kadn ve kitap. kisi da insan. Yani, bunlar teke irca edebiliriz. Kadn da insan, kitap da insan.
“Her kitapta kendimizi okuruz, kendimizle yatarz her kadnda” diyorsunuz. Neden kendimizle yatarz her kadnda?
-Kadnla bir parça bize yakn olduu ve bizi sevdii için yatarz. Hayvanlar çiftleir, insanlar birleir, tekleir. Her insanda binlerce insan vardr. Kadn ve erkein bir araya gelmesinde, bu binlerce insandan yalnzca birer tanesi birbiriyle kaynar ve anlar. Aynileirler.
Kitab kadna benzeten baka bir düünür hatrlyor musunuz?
-Hatrlamyorum.
“Bana okuduum kitaplarn en güzelinin hangisi olduunu soruyorsunuz, söyleyeyim: Annemdir” der Abraham Lincoln. Annenizden hatrnzda kalanlar neler?
-Muhterem bir hanmd annem. Babamla akrabaydlar. Babamn dedesi Dimetoka müftüsüydü. Benim soyadm aslnda Hocazâde’dir. Soyad kanunuyla deitirildi. Bu soyad Hafz dris Efendi’den geliyor. lk mektebi bitirmiti annem. Çok zengin bir masal dünyas vard ve masallar anlatrd bana. Hassas bir kadnd. Bende de var ayn hassasiyet ve bu annemin bendeki etkisidir.
Zaaflarm diyebileceiniz özellikleriniz neler efendim?
-Çok. Batan aa zaafm. Lüzumundan fazla hassasm. Çabuk kzarm, çabuk darlrm, çabuk sevinirim. Okumaya dükünüm. Her insan gibi, belli bir ölçü içinde kadnlara zaafm var. Be kardeiz. Ailenin yaayan tek erkek evlad benim. Bu yüzden biraz mark büyümüüm.
Aka inanyor musunuz?
-Elbette. nsanlar arasndaki biricik insani his ak. nsan insan yapan aktr.
Kadnlara bak açnz nedir?
-Büyük bir sayg ve sonsuz bir sevgi. Kadn erkekten daha yüksektir bana göre. Erkek kadn eitlii yoktur. Vazife taksimi vardr. Kadn vazifeleriyle üstündür. Fedakârlyla, sadakatiyle. Hayatmdaki önemli varlklardan biri kadn dieri kitap.
“Bir kadnla yemee mi çkyorsunuz” der Nietsche, “sakn krbacnz yannza almay ihmal etmeyin.”
-Budala. “nsann Tanr olmadnn tek belgesi göbekaltdr” diyor bir yerde de. Küçüklük duygusundan ileri geliyor onun bu özellii. Kadn bahsinde hiçbir zaman tatmin olmamtr. Dâvet edildii düünde, geline evlenme teklif eder. Salakt hazret. Dâhi bir salak. Tam bir erkek deildi; çünkü tam bir insan deildi. Farknda olmad bir zaaf vard kadna. Delirdi zaten.
Kadnlar bahsinde hayatnzdaki en büyük yeri igal eden kadn kimdir efendim?
-Ölenlerden karm Fevziye, yaayanlardan Lamia. Karm çok severim. Krk yln üzerinde bir beraberliimiz oldu onunla. Fevziye tam bir aile kadn, mükemmel bir anneydi. Daima rahmetle anarm. Sakin bir zevceydi. Roma’y Roma yapan asil ve büyük kadnlardan biriydi. Menteoullar boyundand.
Lamia Hanm’dan söz eder misiniz?
-Son derece sevdiim ve son derece saydm müstesna bir insandr. nsanlar ara- sndaki yerini bulamamtr. Talihsiz bir izdivaç yapt. Hz. Ebubekir soyundan geliyor. Son derece fedakârdr. Hastalmda bana gösterdii efkat emsalsizdir, insanln yüzünü aartan bir fedakârlk. Mükemmel bir hocadr. Hayatmn en mükemmel arkada. Talihim benim. Karm öldükten sonra onun yerini ancak Lamia Hanm doldurabilirdi. ngilizce örenimine dört yanda balamtr. Ana mektebini ve Arnavutköy Kz Koleji’ni birincilikle bitirmitir. Hasan Ali Yücel döneminde baarl örencilerin diplomalarn Roosewelt imzalard. Diplomasnda Roosevrelt ve Hasan Ali’nin imzalar var. Çok mükemmel bir ngilizce hocasdr Lamia. Tanrpnar’n örencisidir, Reat Nuri ile akrabadrlar.
Kznz efendim?
-Kzm mükemmel ve emsalsiz bir evlattr. Talihim bu. Bedbahtlk içinde bahtiyarm.
Ne tür müzikten holanyorsunuz?
Umumiyetle alakurkay severim. Sevdiim bir insanla dinlemeliyim müzii. Sevdiim insanla birlikte dinlediim müzii severim. ster otobüs müzii olsun ister klasik. Farketmez. Türkülere özel bir zaafm yok. Ama sevdiim türküler de var.
Hangileri mesela?
-u anda sralayamam.
Sevdiiniz yemekler neler?
-Lamia’nn piirdii yemeklerinin hepsini severim. Bilhassa bulgur ve etle yaplan yemekleri. Bütün yemeklerini severim Lamia’nn. Ümit’in piirdiklerini de severim.
Sigarayla aranz nasl?
-On yedi yamdan bu yana sigara çerdim. Günde üç paket. Sonra braktm. Lamia’nn yüzünden tekrar baladm. En son olarak da hastalannca braktm. imdi içmiyorum.
Lamia Hanm yüzünden?
-O içiyordu çünkü.
u anda seyahat etme imkânnz olsayd hangi ülkede olmak isterdiniz?
-Fransa’da.
Neden Fransa’da?
-En çok Fransz kültürüyle temas halinde oldum. nsanlarn severim. Altm küsur yldr Franszcayla urayorum. Lamia’yla O’nun memleketi olan am’a da gitmek isterdim mesela.
Kitaplarnza çocuklarnz hissiyle baktnz oluyor mu?
-Fazlasyla elbette. Onlar da çocuum. Kafamn gönlümün çocuklar.
Kitaplarnz arasnda tercih yapabilir misiniz?
-Yapamam. Ancak Hind Edebiyatn çok severim. Sonradan Bir Dünyann Eiinde adyla basld. Bu Ülke’yi de severim. Düüncelerim tohum halinde Bu Ülke’dedir. Hayatmn bütün tecrübesi...
Yeni bir çalmanz var m?
-Evet. Yeni bir kitap hazrlyorum. Umrandan Uygarla’nn tersi, Kültürden rfana olacak ad. Umrandan Uygarla, geçmiten bugüne idi, yeni kitabm bugünden geçmie. rfan biziz, kültür Avrupa. Bat’dan Dou’ya gibi bir ey.
Benim sormadm, sizin söylemek istediiniz bir ey var m?
Her cevap noksan. Cevaplamak ayklamaktr. nsanlara verebileceim mesaj bu.
Yazar: Cemil Meriç ile mülakat |
14-06-21 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||