
| Kategori : / PORTRELER | Okunma Says: 724 |

Cemil Meriç üzerine yazmak için hafzam kurcalarken bir zamanlar okuduumu hatrladm Bu Ülke kitabna bir kez daha bakma ihtiyac hissettim. Hint Edebiyat, Ümrandan Uygarla, Sosyoloji Notlar ve Jurnal’leri de vard ama benim için en enteresan Bu Ülke’si olmutu. Kitabn ad zaten bal bana birçok eyi çartryor ve benim için bir sembol deeri tayordu.
Düünce vadisinde dolamaya Batdan balayan, ald eitimin bir sonucu olarak öncelikle de Fransa’y özümseyen Cemil Meriç, Batnn imal ettii çeitli düünce süreçlerini yaar. Batnn kapitalizm hastalna çare olacak diye üretilen Marksizm ve Sosyalizm, Cemil Meriç’in Batda urad son duraklardr. Ama burada duramaz. Bunlarn hiçbirinin ‘insan’n derdine çare olamadn görür. Bir aray içindeyken, yolu Hint’e doru uzanr. Buras, çok eskilere dayanan gizemli bir dünyadr. Hintliler, uzun süre ngilizlerin sömürgesi olarak yaamlar, ama kendilerine özgü dünyalarn hep korumulardr. Cemil Meriç’in Hint Edebiyat adl çalmas, bu yllarn ürünüdür.
Kendilerine özgü dünyalarn korumaya çalma, Asya’daki toplumlarn karakteristik bir özellii olmal. Bir buçuk yl kadar Mirza Ulubey Üniversitesindeki görevim dolaysyla yaadm Özbekistan’da da bunu gözlemlemitim. Kendi dünyalar toplumun derinliklerinde yaamaya devam ediyordu. Düünlerde sabah namazndan sonra Özbek a ikram etmelerini Ruslarn uyuduklar bir zamanda yapmak olarak yorumlamtm. Ama yaatmakta olduklar bir yn gelenei açktan da yerine getirmekteydiler. Kaybettikleri de büyük bir yekûn tutmaktayd; bu da ayr bir konu.
Cemil Meriç, biraz da çocukluunu ve gençliini geçirdii corafyann yaad çalkantlar sebebiyle, hep beklenmedik durumlarla yüz yüze gelmi, hem eitimi hem de çalma hayat bu çalkantlardan oldukça etkilenmitir. Bir ara, ayr bir devlet olan bölgenin bu durumunu tasvip etmedii ve tehlikeli düünceler tad için idamla yarglanmtr.
Bütün bu maceralar, çok uzun süren yolculuklardr. Söylemee çaltm bu yolculuk, gezmek tozmak olarak alglanmamal. Cemil Meriç, hayat boyunca bir aray içinde olmu, urad duraklarn hiçbirinde tatmin olmam; dolaysyla maceradan maceraya atlayarak veya sürüklenerek, sonunda kendi ülkesinin varolularn kefetmeye adamtr kendini. Ne, son iki yüz yln üretimi olan ve Bat olarak adlandrlan, kendisinden ‘medeniyet’ veya sevenlerinin deyimiyle ‘uygarlk’ olarak da çerçevelenen bu dünya, ne de daha eskilerde var olmu Hint dünyas Cemil Meriç’in araylarna biti noktas koyamamtr. Baty ve douyu dolar gelir, sonunda ‘bu ülke’de karar klar.
Olu Mahmut Ali Meriç, Bu Ülke’nin giriine koyduu “Entelektüel Bir Otobiyografi” adl metninde, babasnn bu son duraktaki hâlini öyle tasvir eder:
“Asya düüncesinden, Türk insanna, Türk aydnna yöneli. Osmanl gerçei, slâm gerçei. Can çekien bir imparatorluun anatomisi, siyasî plandan düünce planna, son iki yüz yllk zaman dilimi içinde ortaya çkan bürokratlar, devlet adamlar, aydnlar. Osmanl aydnndan Türk aydnna, batllamadan çadalamaya, tarihten günümüze, düünceden edebiyata, slâmî düünceden Marksist düünceye, ideolojilerden anari, terör ve anomiye, ansiklopedilerden Kitâb- Mukaddes’e kanat açan engin bir tecessüs. Gaye kendimizi tanmak, kendimizi yani dünüyle bugünüyle Türk insann, Türk toplumunu, Türk aydnn, Türk düüncesini.”
Bu serüven, bize, biraz Yahya Kemal’i hatrlatmaktadr. O da Fransa’da balad düünce yolculuunu ‘kendi gök kubbemiz’e kadar sürdürür ve orada karar klar. Fransa’da yakndan tand ‘Fransz aydn ve sanatçlar’ ona bir yol göstermilerdir. Daha dorusu, onlarn gittii yolu görmü, ulatklar Fransa gerçekliinin yerine Türkiye gerçekliini yerletirerek kendine özgü bir serüveni yaamaya balamtr. Onlarn gösterdii yoldan balayan düünce serüveni, kendi gök kubbemizde noktalanmtr. Arada, Yunan hayranl denen bir ‘New Yunanîlik’ dönemi de vardr, ama bu çok ksa sürer. Kendi gök kubbemiz altnda, altn deerinde varolularla karlam, orada bir ‘aziz stanbul’ bulmu, onun etrafnda teekkül eden ‘vatan’, geçmii ve gelecei ile anlatmak için iirini ve iir gibi nesrini sonuna kadar kullanm, hayatn buna vakfetmitir. Bu gerçeklii ifade etmek için ünlü “Ne harâbî ne harâbâtîyim / Kökü mazide olan âtîyim” msralarn terennüm etmitir.
Cemil Meriç, Avrupa’y ve Asya’y görüp dolatktan, oralar özümseyip hepsinin künhüne vardktan sonra ‘bu ülke’ye döner ve yaad tecrübelerin nda çevremizde nelerin olup bittiini gözden geçirmeye balar. Yahya Kemal gibi bir aziz stanbul ile karlamaz ama. Buras çok önemlidir. Onu cezbeden, cazip bir ülke deil, kendinin mensubu olduunu fark ettii bir ülkenin varolduu bilincine ermesidir. Buras, kendi ‘umran’ndan koparlm ve sonunda Bat uygarl denen bir ucubenin kucana dümü bir ülkedir. Umrandan Uygarla kitabn okuyanlar, bu düüün nasl vuku bulduunu fark ederler.
Genç denebilecek bir yata gözlerini kaybedince d dünya anlamszlamaya, bunun yerine kendi iç dünyasnn farkna varmaya balar. Buras, onun kendi dünyasdr. Kendi ifadesi ile ‘Allah onun maddi gözlerini alm, yerine manevi gözlerini vermitir.’ Bu, onun kendini ve kendine ait varolular görmee balamasnn da yolunu açmtr. Önemli olan ‘dardaki’ debdebe deil, ‘içerdeki’ gerçektir. Böylece Cemil Meriç, sonunda ‘içindeki’ gerçei bulmu olur.
Bu noktadan sonraki ii, içerde bulduklarn tek tek gözden geçirmek ve onlar kendi dorularnn mihenk tana göre snflandrmak ve yanllardan çk yollarn aramaktr. Yani bir mntka temizlii balar.
Batllamakla yatp kalklan bir zamanda “Bat benim anti-tezimdir” demek, önemli bir adm atmak demektir. ‘çerde’ olup bitenlere yeniden bakar ve ‘kendine göre gerçek’ olan neyse ona ulamaya çalr. Ama o, içine dönük yaad hayat boyunca gördüü her yanlta karsna hep Bat çkm, mücadelesini de bu noktaya teksif etmitir.
Batllama konusunda bir deerlendirii öyledir: “Batllamak bize ne kazandryor? ahsiyetsizlik, erimek, yok olmak. Benimsediimiz bir idam hükmüdür. Avrupallar için Doululamak diye bir ey tasavvur edebilir misiniz? Düüncede, teknikte, tpta, ilimde asrlarca ilerde olduumuz halde. Medeniyetler irréductible’dir. (Birbirlerine indirgenemezler.) Bat benim anti-tezimdir. Ben, Baty, yok etmek için, temessül etmek için asrlarca savamm.”
Mesleim öretmenlik olduu için bu konuda yapt bir tespit son derece manidardr:
“Hoca öretmen oldu, talebe örenci. Öretmen ne demek? Ne souk, ne haysiyetsiz, ne çirkin kelime. Hoca öretmez, yetitirir, aydnlatr, yaratr. Örenci ne demek? Talebe isteyendir; isteyen, arayan, susayan.”
Kelimeler üzerinde eleniyor gibi duran bu deerlendirme, aslnda bir hakikate k tutmaktadr. Bu ifade, bize kelimeler teklif etmiyor; bize nasl bir eitim olmas gerektiini ifade ediyor.
Cemil Meriç, birçok alanda olduu gibi, eitim alannda da kendimize çaryor.
Bizi kendisinin ulat güzelliklerle dolu bir ülkeye çaryor.
Bizi umrana çaryor.
Bu ülkeyi imar etmeye çaryor.
Bize düen de kendimize gelmek, kendimize özgü bir dünya kurmak, bu ülkeyi, kendi ülkemiz haline getirmektir.
Cemil Meriç’in yapmaya çalt gibi, bu ülkeyi çer çöpten temizlemek, kendi hakikatlerimizle donatmaktr.
Yazar: Mehmet Kahraman |
20-06-21 |
||
| E mail: insaniyet.net | Tweet | ||