İSTANBUL'A BİR MÜHÜR DAHA: TAKSİM CAMİİ

Allah emeği geçenlerden râzı olsun.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir düşünce için ölümü göze almak, kendini feda ediş değil; hayatı anlamlandırmaktır.
İsmet Özel
Son Dakika!
Kategori : / DARBE İZLERİ
Okunma Sayısı: 115
Yazar: İbrahim Arpacı
“Asırlık Gece- Belgeler ve Deliller Işığında 15 Temmuz Darbe Girişimi”

“Asırlık Gece- Belgeler ve Deliller Işığında 15 Temmuz Darbe Girişimi”

Tam beş yıl önce hafızalarımızda derin izler bırakan 15 Temmuz gecesinin anlatıldığı “Asırlık Gece- Belgeler ve Deliller Işığında 15 Temmuz Darbe Girişimi” adlı kitap, Turkuaz Yayınları aracılığı ile okur ile buluştu.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın’ın kaleminden çıkan bu eser, kendisine darbe ve suikast yapılmak istenen bir devlet başkanının 15 Temmuz davalarına müdahil olması, hem de o gece nelerin ne şekilde cereyan ettiğini göstermesi açısından önem iktiza etmektedir.

Aydın, dava dosyalarındaki gerek sanık, gerek müşteki gerekse bilirkişi raporlarından yola çıkarak, 15 Temmuz gecesini eşzamanlı bir periyotla okura sunmakta. Aydın’ın, dava dosyalarındaki ifadeleri, adeta damıtarak, 15 Temmuz ile iltisaklı tüm davaları, avukat kimliğinin dışında farklı hassalarla kritik edip, darbeye kalkışan yapının zihin krokisini bu kitap özelinde çıkardığını söyleyebiliriz. Öyle ki, o gece yaşanılanların olağanüstülüğünden olacak ki, kitapta geçen hadiseler ve olaylar, okura, adeta bir polisiye romanı içerisindeymiş hissini verdiğini söylememiz sanırım abartı olmayacaktır. Nitekim FETÖ denilen örgütün geçmişe dayanan güçlü yapısı ve uluslararası bağlantıları olması, o gece yaşanılanları daha girift ve içinden çıkılmaz hale getirmiş olduğunu görmekteyiz.

Yazarın ifadelerinden anladığımız kadarı ile 15 Temmuz davası, sadece bir suç örgütünün deşifre olunup tasfiye edilmesi, ardından yargılanması değil, Türkiye toplumu açısından bu örgütün ne tür argümanlar üzerinden müntesiplerini bir hiyerarşinin içine dâhil ettiklerini ve bu hiyerarşi içinde örgüt üyelerinin birbirlerine olan sadakatinin dini referanslar açısından bile hayret verici düzeyde, sapkın bir noktada oluşunu gözler önüne sermektedir.

“Örgüt mensuplarındaki haleti ruhiyenin anlaşılması bakımından özellikle kitapta yer alan dikkat çekici örneklerden biri olan, yazarın belirttiği şu diyaloğu aktarmak, halk olarak nasıl bir örgüt ile karşı karşıya olduğumuzu göstermesi açısından önemli olduğu kanaatindeyiz. “Deniz Kartepe, generalliğe yükseldiğine Fethullah Gülen tarafından davet edilmişti. Örgüt lideri, Deniz Kartepe’nin rütbesini söküp yerine rütbe taktıktan sonra “bu peygamberimizin taktığı rütbedir” demişti. Oysa peygambere takılan tek rütbe, kul Muhammed iken Yüce Allah’ın verdiği peygamberlik nübüvveti ile “Allah’ın Rasûlu” olmuş olmasıydı. Bu da bir rütbe değil, bir sorumluluktu. Lakin din sahasında yeteri kadar bilgi sahibi olmayan insanlar örgütün istismarına uğrayan birincil kişiler olmuşlardı. Bunun birinci, nedeni örgütün küçük yaştan beridir onları eğitme biçimi, ikincisi ise daha sonradan örgüte mensup olup, dini alandaki sahih İslam anlayışını bilmedikleri için örgüt anlayışının onların zihin dünyalarında meşrulaşmış olmasıydı. Nihai olarak Kartepe, peygamberimizin övgüsüne mazhar olduğunu düşünerek çok sevinmişti. Rütbe merasiminden sonra Gülen, Kartepe’ye “ Sabredin, kendinizi gizleyin, gün gelecek size 10 dakikalığına ihtiyaç duyulacak, 10 dakikada yaptığınız ile cenneti kazanacaksınız, bütün ömrüm boyunca kıldığım namazlar, 10 dakikada yaptığınız işe feda olsun demişti.” Kitapta yer alan bu örnekleme bile örgüt mensuplarının ne tür bir bağlılık duygusu ve nasıl bir adanmışlıkla inandığı şeyin peşinden gittiklerinin en bariz göstergelerinden biri olsa gerek.

Hüseyin Aydın, mahkeme tutanaklarından yola çıkarak darbe kalkışmasından önce Ankara Çayyolu’nda bir villanın kiralandığı ve farklı şehirlerden gelen muvazzaf askerlerin ilk defa orada birbirleriyle tanıştırıldıkları ve birbirinden bağımsız olan hücrelerin ilk defa o villada birbirleriyle tanıştırılarak bir planlamanın yapıldığını ifade ediyor. Darbenin bir numarası olarak adlandırılan Adil Öksüz’ün ise orada özellikle, gelen muvazzaf askerlere manevi bir moral motivasyon sağlayıp, kıldırdığı namazların ardından yer yer ağlayarak, askerlere bu darbenin gerekliliği konusunda zaman zaman heyecanlandırıp, zaman zaman ise ikna çalışması yürüttüğünü belirtiyor.

Özellikle darbe planlamasının tüm ayrıntılarıyla hesaplandığını fakat darbenin yapılacağı saatten önce deşifre olması, darbenin başarılı olma oranını düşürdüğü, özellikle halkın beklenmeyen şekilde ya da darbeciler tarafından tahmin edilemez refleksi, darbecilerin tüm planlarını alt üst ettiğini, belirli bir süreden sonra anlık kararlar ve kişisel tepkiler vererek süreci yürütmeye çalıştıklarını anlıyoruz.

Yine kitaptan anladığımız kadarı ile örgüt içerisinde kimin neyi ne kadar bileceği tamamen bir plan dahilinde olduğunu, öyle ki Fethullah Gülen ile kimlerin hangi tür önemli görevlere geldiklerinde görüşebileceği gibi birçok ayrıntı, örgüt içerisinde yapısal olarak belirlenmiş olduğuna şahit oluyoruz. Özellikle Cumhurbaşkanı dahil olmak üzere üst rütbeli general yaverlerinin hepsinin küçüklüklerinden beridir ailelerinden alınıp özel bir ilgi ile yetiştirildikleri, gibi birçok dikkat çekici bilgiyi bu kitapta bulmak mümkün.

Her ne kadar kitapta FETÖ terör örgütünün o geceki eylemleri yer yer saniye saniye okura aktarılsa da, kanaatimce din-u devlet nasib-u cennet, rıza-i ilahi için kimlerin hangi kamu kurumu önünde hangi şartlarda nasıl bir direniş sergiledikleri, zaman zaman insan gözyaşını zorlayacak derecede kitabın içinde yer alıyor olması, okur açısından kitabın en can alıcı noktaları diyebiliriz. Diğer taraftan Sayın Cumhurbaşkanı’nın sokağa çıkın çağrısının sadece bir çağrıdan ibaret olmadığını, tabiri caizse o gecenin içine doğanların perde arkasındaki kahramanlıkları ve fedakârlıkları, yine kitabın başkaca artıları olarak kayda düşülebilir.

Kitapta ilgili genel bir tahlil yapacak olursak, her ne kadar Hüseyin Aydın kitabın yazarı olarak Cumhurbaşkanımız adına davalara müdahil olsa da, kitabı tek taraflı bir bakış açısı ile değil, özellikle darbeye kalkışan darbecilerin de kendi haklı sebeplerini inşa etme adına, onların da psikolojik durumlarını yer yer incelediğini, nasıl bir ruh haliyle böyle bir kalkışmaya giriştiklerini, hatta kendilerince makul olan sebepleri yine mahkeme tutanaklarından yola çıkarak okuyucunun takdirine bırakmak sureti ile metinde tüm bu durumu açık sarih bir şekilde salık verdiğini görebilmekteyiz.

Nisyan ile malul insanoğlu, her ne kadar o gün darbe kalkışmasına şahit olsa da, darbenin dakika dakika nasıl gerçekleştirilmek istendiği ve ne tür reflekslerin ortaya çıktığının bilinmesi ve en önemlisi de her vatandaşın gelecek nesillere bu kalkışmayı en sağlıklı bir şekilde anlatması ve aktarması bakımından bu kitabın tüm okurlar için önemli bir vesika mahiyetinde olduğunu söyleyebiliriz.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: İbrahim Arpacı
15-07-21
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
“Asırlık Gece- Belgeler ve Deliller Işığında 15 Temmuz Darbe Girişimi”
Online Kişi: 22
Bu Gün: 13 || Bu Ay: 5.318 || Toplam Ziyaretçi: 1.815.533 || Toplam Tıklanma: 45.352.288