HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / DÝL KALESÝ
Okunma Says: 791
Yazar: D. Mehmet Doðan
Fuat Köprülü’nün, yahut da ilmin 1930’lardeki trajedisi neden yazýlmaz?

Fuat Köprülü’nün, yahut da ilmin 1930’lardeki trajedisi neden yazlmaz?Elbette ilim korkmaz, ilmi temsil edenler ise insandr ve korku insanlara mahsus bir haslettir. Can korkusu korkularn badr.

lim adamna korkuyla fikir deitirtmek, nâdir rastlanan bir ey deildir. Hep Galile örnei verilir ya. Hani engizisyonun bütün tezlerini tasdik etmi ve salondan çktktan sonra güya “yine de dönüyor” demi ya…

Fuat Köprülü’nün 1932’de Dil Kurultay srasnda maruz kald muamele onun ilim d bir konuma yapmasna yol açmtr. Daha önce ilim çerçevesinde düündüklerini, yazdklarn, söylediklerini yalayp yutarak konumak zorunda kalmtr. Bu onun can emniyetini salad gibi, maddî artlarnn iyilemesine, statüsünün yükselmesine vesile olmutur.

Köprülü, 1940’lara kadar bu konu ile ilgili gerçek fikirlerini açklama, yazma cesareti gösterememitir. Tarih Kongresi srasnda Zeki Velidi Togan’n muhteem tavrn hatrlatanlara da “onun evi srtnda, benim köküm burda” cevabn vermitir. Malûm olduu üzere, Zeki Velidi bugün ilim adamlarnn saçma sapan olarak niteledikleri “Türk tarih tezi”ne açkça kar çkmtr. Bu lider tarafndan ho karlanmam, o da plsn prtsn toplayp Avrupa’ya gitmi, Avusturya ve Almanya üniversitelerinde hocalk yapm, Ancak Atatürk öldükten sonra Türkiye’ye dönmütür.

Köprülü, 1944’de çok partili hayat ve yeni bir partinin kuruluunu müjdeleyen 4’lü takrir (önerge)nin imzaclar arasnda idi. Onun apaçk konumas ancak bundan sonradr.

“Türk dili ve edebiyat ile krk yl uram eski bir hoca sfatile, dil meselesi hakknda söylemek istediim eyler çok, pek çoktur.” demek ihtiyacn hisseder. te söyledikleri:

Dil Kurumu akademik deil, politik!

Önce dil kurultay ve Dil Kurumu’nun kuruluu meselesini ele alr. Dil Kurumu akademik bir tarzda kurulmamtr, dil âlimlerinden çok politikaclar ve yazarlardan oluturulmutur. Bu ehliyetsiz kurumun uydurduu terimler Devlet nüfuzu ile ders kitaplarna sokulmutur.

Üniversite manevî esaret altnda, ilim hürriyeti yok!

Darülfünun cumhuriyetin balangcnda ilmî istiklâle sahipti (imdi iistiklâl yerine “özerklik” deniliyor), fakat 12 yl önce üniversite kurulurken bütün yetkiler Maarif Vekiline verildi. Üniversite bata olduu halde bütün yüksek ilim müesseselerimiz, ilmî istiklâlini mütemadi surette kaybetti manevî bir esarete dütü. Tayin ve terfileri yalnz “Maarif vekillerinin keyfine bal profesörlerden mürekkep bir Üniversite’de, fikir ve içtihat hürriyeti diye bir eyin bahis mevzuu olamyaca pek tabiidir. Böyle bir Üniversite, hakiki bir ilim merkezi deil, sadece hükümetin emirlerini yayan bir propaganda müessesesinden baka bir ey saylamaz.”

Türkçe kendi tabiî gelime yolundan çevrilerek dil anarisi meydana getirildi

Dilimiz asrlarca ilene ilene son krk yl içinde bugün arapça ve acemceden çok ileri, çok güzel ve zengin bir Avrupa dili, bir ilim ve edebiyat dili haline gelmiti. Türkçe kendi tabiî gelime yolundan çevrilerek dil anarisi meydana getirildi.

Dil devrimi, Türkiye’de insan haklar konusunda benzeri görülmemi bir cinayet

nsanlk istibdadn ve tahakkümün her ekline ahid oldu. Fikir ve vicdan hürriyeti, din hürriyeti, meslek seçme ve çalma hürriyeti, ana diliyle okuyup yazma hürriyeti gibi, insanln en mukaddes ve tabii haklarna kar, türlü türlü basklarda bulunuldu. Bunlar kolaylkla izah olunabilir. Lâkin, bizim bugünkü resmi argoyu yaratan zoraki hareketin (dil devriminin) benzeri yoktur.

Önceden verilmi kararlar komisyonlara tasdik ettirildi.

Dile ilgili yüzde yüz türkçeletirme iddiasyla yaplanlar için “âlimler, münevverler, mütefekkirler ve profesörler çalarak oy birlii ile hazrland” deniliyor. Bu ilerle uraanlar az çok bilir ki, kararlar önceden verilmi, emre itaatten ayrlamayacak komisyonlara bunlar tasdik ettirilmi, münakaa ve tenkide asla imkân braklmamtr.

Köprülü 1932’de dil kurultaynda zorla çkarld kürsüde neler demiti?

*Türkçe 12 asrdr mütemadiyen tekâmül etmitir, fakat ileriye deil geriye doru.

Tekâmülü (gelimeyi) iddia eden hatip geriye doru bir tekâmül olduunu bilseydi bunu iddia edemezdi.

* Bugünkü Türkiye ileri bir cemiyettir. Eski ve orta zaman balarile bal deildir ve Türk dili determinizm icab ilerliyecektir. Modern cemiyetler akademilerinde muhafazakârlara yer veremez, çünkü ona ksa deil uzun adm lâzmdr.

* Dil inklâb bütün ilmî hazrlklarn ve hayati zaruretin tatbikndan baka bir ey deildir. Dil inklâb Türk inklâplarnn en muazzamdr.

Köprülü’nün 1945’lerde yaynlanan üç yazsndan seçmeler:

(Recep Alpyal’n Felsefe Dili Olarak Türkçenin Geliim Aamalar ve Felsefe Sözlüklerimiz kitabnda yazlarn tamamn okumak mümkündür).

“Asrlarca ilene ilene nihayet u son krk yl içinde bugün arapça ve Acemceden çok ileri, çok güzel ve zengin bir Avrupa dili, bir ilim ve edebiyat dili haline gelmi olan zavall Türkçeyi kendi tabiî tekâmül yolundan çevirmek istidadn gösteren bugünkü dil anarisinin sebepleri ilk bakta bunlardan ibaret gibi görünür. Fakat meseleyi daha derin bir tetkike tabi tutunca bunlarn birer sebep deil, sadece birer netice olduunu hemen anlarz.”

“nsanlk tarihi uzun asrlardan beri istibdadn ve tahakkümün her ekline ahid oldu. Fikir ve vicdan hürriyeti, din hürriyeti, meslek seçme ve çalma hürriyeti, ana diliyle okuyup yazma hürriyeti gibi, insanln en mukaddes ve tabii haklarna kar, türlü türlü tazyiklerde ve zulümlerde bulunuldu. Müstebit ve çlgn bir hükümdarn yahut din ve mezhep taassubunun yahut da milli taassup ve tahakkümlerin veya snf diktatörlüünün yapt bu hareketler kolayca izah olunabilir. Lâkin, bizim bugünkü resmi argoyu yaratan zoraki hareketin benzerine tesadüf edilemez.”

“-Biz Türk dilini yüzde yüz Türkletirmek istiyoruz. Bu maksatla yaplan ilerin esasn, Türk Dil Kurumu’ndaki dil âlimleri hazrladlar. Birçok münevverler, mütefekkirler, profesörler komisyonlar halinde çalarak bunu tekemmül ettirdiler. Ve nihayet Büyük Millet Meclisi de ilme ve ihtisasa dayanan bu hareketi tamamlad. Yaplan eyler hep ‘oy birlii’ ile yapld. Buna ne hakla itiraz ediyorsunuz?”

Bizim memlekette hep oy birlii ile yaplan bu gibi ilerin içyüzünü bilenler, bu cevabn mahiyetini derhal meydana vurabilirler. Bu dil meselesile az çok megul olan herkes bilir ki, hâdiseler yukardaki cevapla tam bir tezat halindedir. Her ite olduu gibi bu dil iinde de kararlar önceden verilmi, emre itaatten ayrlamayacak komisyonlara bunlar tasdik ettirilmi, münakaa ve tenkide asla imkân braklmamtr.”

“Hakikat udur ki, üniversite bata olduu halde bütün yüksek ilim müesseselerimiz, on be yirmi yldan beri ilmi istiklâlini mütemadi surette kaybetmi ‘disiplinli hürriyet' maskesi altnda manevî bir esarete dümütür. Cumhuriyet idaresi 1924 de stanbul Darülfünununa birçok Avrupa üniversitelerininkinden daha geni bir ilmî ve itibarî istiklâl vermek suretile, demokrasi ruhuna tamamile uygun bir harekette bulunmutu. Lâkin bundan on iki yl evvel, onun yerine kurulan üniversite, Maarif Vekilliinin keyif ve iradesine tâbi, zavall bir vaziyette brakld ve bugüne kadar tamamile keyfi ve ahsi bir ekilde idare edildi. Türkiye’de demokrasi ruhunun yirmi ylda nasl zayfladn anlamak için, üniversite tarihimize süratli bir göz atmak kâfidir. Azil ve naspleri, terfi ve terakkileri yalnz Maarif Vekillerinin keyfine bal profesörlerden mürekkep bir Üniversitede, fikir ve içtihat hürriyetti diye bir eyin bahis mevzuu olamyaca pek tabiidir. Böyle bir Üniversite, hakiki bir ilim merkezi deil, sadece hükümetin emirlerini vayan bir propaganda müessesesinden baka birey saylamaz.”

On üç sene evvel, akademik bir ekilde deil, tesadüfi olarak kurulan ve dil alimlerinden ziyade politikaclar ve muharirlerden mürekkep olan devlet nüfuzuna dayanan dil kurumu, uydurduu stlahlar, mütehasss ilim adamlarna cebri surette kabul ettirerek mekteplere soktu. Mektep kitaplar hiç kimsenin anlamad uydurma bir dille yazdrld. Yava yava ilk mekteplerden liselere yüksek mekteplere, fakültelere kadar geniletilen bu cebri hareketin memleketin kültür hayatnda me’um tesirleri olduu muhakkaktr.”

“Yazma ve konuma dillerinden büsbütün ayr bir "resmi argo" yaratmak teebbüsü iptida küçük mikyasda olarak bundan yedi sekiz yl evvel Cumhuriyet Halk Partisi nizamnamesinin tercümesile balamt. Rahmetli Doktor Refik Saydam bavekil olunca ilk yapt ilerden biri hiç kimsenin anlamad bu nizamnameyi türkçeye çevirmek oldu.”

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: D. Mehmet Doðan
07-09-21
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
Fuat Köprülü’nün, yahut da ilmin 1930’lardeki trajedisi neden yazýlmaz?
Online Kii: 29
Bu Gn: 71 || Bu Ay: 6.053 || Toplam Ziyareti: 2.929.241 || Toplam Tklanma: 58.620.715