|
|
|
| |
|
 |
|
Dertli Dolap |
|
|
|
|
 |
|
12 Nisan 2010, Pazartesi |
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
Ziyaretçi Mesajı |
|
|
|
|
|
CEVAP: Muhterem kardeşimiz,
Mesajınızın güzelliği ve uzunluğu sebebiyle bir yazı olarak değerlendirelim dedik ve "Geçerken Uğrayan Yazarlar" bölümüne koyduk. Bakarsanız göreceksiniz.
Hassasiyetiniz için tebrik ve teşekkür ederiz.
Selam ve muhabbetler. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
|
Eski Timsahlardan Erbabına Selam İle... |
|
|
|
|
 |
|
07 Nisan 2010, Çarşamba |
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
Ziyaretçi Mesajı |
|
|
|
|
|
abi, özür dileyerek bir yanlışlığı düzeltmek istiyorum. sizinle sayfanızda paylaştığım yazı şahsıma ait olmayıp alıntıdır. alıntı yaparken yazarın ismini ve yazının künyesini kopyaladığım halde sitenizde sehven çıkmamış olduğunu gördüm ve ben yazmışım intibaı oluşmasından da haya ettim.
ilgili yazı bizim dergah dergisinden şahsıma mail olarak paylaşılmış, ben de sizinle paylaşmış idim. yazarının adını ve şahsını tanımamakla birlikte, (siz de dahil) ortak değerlerimiz ve ortak geçmişimiz bulunan bir dostumuz olduğu muhakkaktır.
selam ve dua eder, dua beklerim
CEVAP: Muhterem kardeşimiz,
Dikkat, rikkat ve tevazuunuz ne güzel! Biz hemen yeni bir yazar kazandık havalarına girivermiştik; ama olsun. İşte karşımızda yiğitliğin en zorunu, tevazu yiğitliğini gösteren bir kardeşimiz duruyor. Bu, yazar kazanmaktan daha mühim saadet. Sizi takdir ediyor, alâka ve rikkatinize teşekkür ederiz.
Siz yine de yazınız.
Selam ve muhabbetler. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
|
Alaettin Emre Yapar |
|
|
|
|
 |
|
07 Nisan 2010, Çarşamba |
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
Ziyaretçi Mesajı |
|
|
|
|
|
Zamanının siyasetini bilmeyen ârif-i billah olamaz;tarihinden kopan bir millet,köklerinden kopan bir ağaç gibi kurumaya mahkumdur...gibi içi mana ile dolmuş insanların manalı sözlerini hatırlattı sitenizi ziyaret etmek.Tavsiye kitap listesi bir ilaç gibi,ama yan etkisi yok.Ne öğrenecekseniz ustasından öğrenmeli.Hürmet ve selâm ederim
CEVAP: Muhterem kardeşimiz,
Sitemizin okuyucularımıza öyle mübarek sözleri hatırlatması ne güzel! Sözleriniz, belki âhirette tutunacağımız dallardan biri olacaktır. Doğru, hakîkî ilim satırlardan değil, sadır (göğüs, yani kalp) lardan öğrenilir. Ne var ki bu hakîkat, satırı ihmâl etmemizi gerektirmez. İlim satırlar üzerinden gelecek zamanlara akıyor. Satırın olmadığı yerde maalesef dedikodular başlıyor.
Hep beraber olalım inşaallah.
Selam ve muhabbetler. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
|
Eski Timsahlardan Erbabına Selam İle... |
|
|
|
|
 |
|
07 Nisan 2010, Çarşamba |
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
Ziyaretçi Mesajı |
|
|
|
|
|
Sizin Çocuklar...
HAZİN BİR VAR OLUŞ SAVAŞI…
Kendini, uğruna her şeyini fedâ ettiğine inandığı memleketin tarihinde hiçbir mefhumla tanımlayamamanın dayanılmaz sancısı…
Kazanmayı kaybederek öğrenen, lâkin bunun neticesi olarak kazanamadığını kazandırmamak gibi bir davranış biçimi kazanan, bu sebeple de kaybetmeye hep mahkûm olan bir nesil…
Onlar, mensubiyetin ideallere ve zaruretlere dayandığı bir devirde, bu şekilde oluşmuş bir mensubiyetin kifâyet edemeyeceği kadar ağır bir bedel ödeyen talihsiz çocuklar…
Talihsiz “bizim çocuklar” onlar…
Bu ismi onlara kim koydu bilinmez. Bilinen tek gerçek, bizimdir diyerek en kutsallarıyla niteleyip “devlet ana” dedikleri devletin analarını ağlatmış olmasıdır.
Kendilerine isnat edilen suç ise, memleketin istikbaline fidan dikme, selefleri gibi asırlık bir medeniyetin mimarları olabilme gayretidir.
Belî, bu yolda nice fidanlar fedâ edilmiş ve nicelerinin toprağı kan ile sulanmıştır.
Lâkin bu mücadelenin bakiyesi de yeni, gür, genç, tâze, kuvvetli, canlı, vefalı fidanlar olmuştur.
Fikirle girişilen bir mücadelenin değil, mücadele ile girişilen bir fikrin sahipsiz çocukları.
Mensubiyetleri yalnızca samimiyete ve sevgiye dayanan, zaruretlerden değil, imân ve ahlâk gereği tarâf olan çocuklar.
Herkes onlara yüz çevirirken, nefislerine hitap ettiğinden midir bilinmez, lâkin onlar bile tarafsızlığın erdem olduğu terânesini okumaya başlamış iken, “bizim çocuklar”dan yana taraf olan çocuklar.
Onlar kim mi?
Onlar “sizin çocuklar”.
Onlar, mensubiyetlerinden ötürü hiç kavga edememiş, hiç bir kurşuna hedef olamamış, hiç işkence görememiş ve dolayısıyla kendilerinden sonrakilere anlatabilecek küçücük bir hatıra dahi biriktirememiş çocuklar.
Bu mücadelenin külfetinden nasiplenemeyip hatıra biriktiremedikleri gibi, nimetinden de nasiplenememiş çocuklar.
Onlar, kaybedeceklerini bile bile sırf onurlu ve ahlâklı bir duruş sergilemek adına hep kaybedenden, hep “bizim çocuklar”dan yani hep sizden yana taraf olmuş çocuklar.
Peki onların murâdı nedir?
Memleketin istikbâline fidan dikme, selefleri gibi asırlık bir medeniyetin mimarları olabilme gayreti.
Evet, bu size tanıdık gelmiş olabilir, onları babalarından dedelerine kadar tek tek tanıyor olduğunuz gibi.
Burada “bizim çocuklar”a düşen nedir diye soruyor musunuz? Sormuyor iseniz de sormalısınız.
Burada sizin hesabınıza, “bizim çocuklar”ın hesabına
CEVAP: Muhterem kardeşimiz,
Mesajınız bir top kor gibi... Elimizi bırak yüreğimizi yaktı geçti.
İfadelerinizden hatırı sayılır miktarda mürekkep yalamış bir kardeşimiz olduğunuz hemen anlaşılıyor. Bir dava sancısına sahip olduğunuz da belli. Belli ne demek... O sancı satırlarınızdan taşıyor. Sizi tebrik etmek geliyor içimizden. Çünkü her şeyin maddeye endekslendiği bir devirde sizin gibi dava delilerini bulmak öyle kolay işlerden değil.
İfadeleriniz güçlü. Bizce -eğer düzenli olarak yazmıyorsanız- yazmaya başlamalısınız. Hem de derhal! Bu satırları yazabilen birisinin ciddi olarak yazmaya soyunduğunda neler yazabileceğini düşünmek bize heyecan veriyor. Bu mesajınızda dile gelen his ve fikirlerin kökü sizin içinizde. Keşfedilmemiş bir yer altı denizi gibi öylece duruyor. Söylenmemiş sözlerinizi de bir an evvel söylemeye başlarsanız seviniriz. "Bizim çocuklar"ın çok çok ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz bu sözlere.
Mesajınız bizi de çok hislendirdi, derin düşüncelere gark etti. "Murad"ınızı anladığımızı zannediyoruz. İçimizde kopardığı fırtınalar belki ciltleri dolduracak kadar. Ama gerek tembelliğimizden, gerek ürkekliğimizden, gerekse de şu andaki yer ve zaman darlığından yapabileceğimiz şey, SUSMAK! Susmak bazen en fasih ve beliğ ifade şeklidir. Hem en kısa, hem en geniş...
Sizi muhabbetle selamlıyoruz. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
|
ALİHAN KOCA |
|
|
|
|
 |
|
01 Nisan 2010, Perşembe |
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
Ziyaretçi Mesajı |
|
|
|
|
|
"Biz kalarak değişmek ve değişirken biz kalmak” Cemil MERİÇ'in mefkûrsini (Türk İslam Fikir Çizgisi)özetleyen mülakâttan çok keyif aldım.Teşekürler.Fikir dünyamızın âbide Şahsiyeti Cemil Meriç.Fikrî Hayattaki mücadelesi ve çektiği çileler iyi tahlil edilip dersler çıkarılmalı.
CEVAP: Muhterem kardeşimiz,
Cemil Meriç okumak, anlayarak okumak bir farklılıktır. Yakın tarihimizde fikir semamızın yıldızlarındandır o. Bu mülâkâttan keyif almanız sizin seviyenizi göstermektedir.
Alâkanız için teşekkür ederiz.
Selam ve muhabbetler. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
|
OSMAN ALİHAN |
|
|
|
|
 |
|
28 Mart 2010, Pazar |
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
Ziyaretçi Mesajı |
|
|
|
|
|
TEŞEKKÜRLER İslamiyet üzerine ekranlarda yaşanan mefhum kargaşası ve zihin bulanıklığını çok iyi tahlil eden haber kültürün mülakatını çok faydalı buldum.Doğruluşun bu sahadaki gayreti ve hassasiyetine teşekkür ediyorum.Sayenizde haber kültür ve benzeri güzel sitelerden haberdârız.Çalışmalarınızda başarılar.
CEVAP: Muhterem kardeşimiz,
Mefhum kargaşası gerçekten en mühim meselelerimizden. Mefhumlar karışmasaydı işlerimiz bu kadar karışır mıydı? Okuyucularımızın hassasiyeti bizim hassasiyetimizdir. Biz bir bütünüz. Alâkanıza teşekkür ederiz.
Dâimâ beraber olalım inşaallah.
Selam ve muhabbetler. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
|
Ahmet Faruk ARABACI |
|
|
|
|
 |
|
26 Mart 2010, Cuma |
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
Ziyaretçi Mesajı |
|
|
|
|
|
Siteyi hazırlayan amcalarım abilerim ; ellerinize sağlık çok güzel olmuş, yurdumda herkese tavsiye etmeye çalışacağım..
CEVAP: Sevgili kardeşimiz,
Siz daha ilköğretimde böyle siteleri okursanız büyüyünce kim bilir nasıl olursunuz. Bize heyecan veriyorsunuz. Sizden büyük, çok büyük işler bekliyoruz. Bütün Türkiye ve İslâm âlemi sizin yetişmenizi bekliyor.
Alâkanız için teşekkür ederiz.
Daha sık beraber olalım inşaallah.
Selamlar, muhabbetler. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|
 |
|
Abdullah Ademoğlu |
|
|
|
|
 |
|
22 Mart 2010, Pazartesi |
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
|
 |
|
Ziyaretçi Mesajı |
|
|
|
|
|
hususiyle aybike sinan hanıfendinin yazısından çok etkilendim. sanki bizim halimize - veya bizde olması icab eden hale- tercüman olmuş, yazıya dökmüşler, doğruluş sayesinde de okuma imkanı bulduk teşekkürler.
CEVAP: Muhterem kardeşimiz,
Alâkanız için teşekkür ederiz. Daha sık buluşmak dileğiyle...
Selam ve muhabbetler. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| | | | | | [««][«] 29.30.31.32.33. [»][»»] [Toplam: 51 » 31. Sayfa] | | | | | Dün : 22 | Bugün : 11 | Online Ziyaretçi : 1 | Toplam Ziyaretçi : 76016 | Onay Bekleyen : 4 | Toplam Mesaj : 407 |
| | |
| | | | |
| |
|