HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / DÝL KALESÝ
Okunma Says: 566
Yazar: Vahap Coþkun
EDEBÝYAT DEVRÝMÝ

Kurtulu Sava’ndan ve iç iktidar mücadelelerinden galip çkan Kemalistler, Cumhuriyet’i kurduktan sonra yeni bir toplum inasna giriirler. Yeni bir toplum, hayatn her alannda çok radikal deiiklikleri gerekli klar. Dil ve edebiyat da bu alanlarn banda gelir. 1920’lerin sonu 1930’larn banda, eski ile ba koparmak ve tamamen hayallerdeki toplumu yaratmak adna, dile ve edebiyata da sert bir biçimde müdahale edilir.

“Edebiyat Devrimi”* adl kitabnda Hâle Sert, Türkiye’nin bir alt-üst olutan geçtii 1930’l yllarn dil politikalarna ve bu politikalarn sosyal hayata ve edebiyata yansmalarna mercek tutar. Sert, 1928 alfabe deiiklii ile balayan ve 1932’de “Dil Devrimi” ile derinleen sürecinin ayn zamanda “Edebiyat Devrimi” olarak adlandrlabileceini belirtir. Ona göre bu adlandrma, “Türkçe edebiyatn yaad dönüümün anlalmasnda yararl bir araç” ilevi görür.

Kitap, Sert’in doktora tezinin gözden geçirilmi ve baz bölümlerinin yeniden yazlm hali. Sert, “edebiyat devrimi” nitelemesini gerekçelendirmek için titiz bir aratrma yapar. 1930’lardan 1950’lere kadar dönemin gazetelerini ve edebiyat dergilerini tarar. Devrimin ideolojisini üreten aydnlarn, bürokratlarnn ve siyasetçilerinin “edebi” eserlerini inceler. Metinleri karlatrmal olarak deerlendirir. Böylece alfabe ve dil devrimlerinin, edebiyata ne denli tesir ettiini saptamaya çalr.

“Medeniyet Deitirme”

Kemalizm, “gecikmi” ve “aceleci” bir modernleme projesidir. Gaye; farkllklarn ortadan kaldrld tek-tipletirilmi bir toplum yaratmak ve Dou medeniyetinden Bat medeniyetine geçmektir. Bu geçi; giysilerden ölçülere, inançtan eitime kadar her sahada görülebilir olmaldr. Elbette dil de bu geçiten muaf deildir. Dil mevzuunda da yaplmas lazm gelen, Dou medeniyetini temsil eden ve Arapça-Farsça kelimelerle yüklü “eski dil”in bir kenara braklmas, Cumhuriyet’in Bat’ya dönük yüzüne uygun “yeni dil”in kurulmasdr.

1928’de alfabe deiiklii, bu amaca matuf olarak yaplr. Cumhuriyet’te, Halide Edip’in ifadesiyle, “Garpllama temayülü” vardr; Arap alfabesinin kaldrlmas ve Latin alfabesine geçi, bu temayülün kuvvetli bir davurumudur. Alfabe deiikliine farkl tepkiler verilir. Ahmet Hamdi Tanpnar, geneli itibariyle desteklese de, dil devrimlerinin “devam zincirinin krlmasna” yol açtndan bahseder.

Peyami Safa, Osmanlcann rafa kaldrlmasndan büyük bir üzüntü duyar. “Günlerce odama kapandm, hafakanlar geçirdim” diyen Safa, Latin harflerinin kabulüyle fikri ve içtimai hayatta doacak skntlara dikkat çeker. Yeni nesillerin eski alfabeyle yazlm eserlerden mahrum kalmas ve dahas Arap harflerinin örenilmesinin bir “irtica” olarak görülmesi Safa’y kahreder. Ona göre, alfabemizi deitirmemiz, ülkenin ilerlemesine sekte vurmutur.

Nurullah Ataç ise, bu deiikliin keskin bir savunucusudur. Meselenin bütünlüklü bir ekilde ele alnmas gerektiini bildiren Ataç, bir medeniyetten dierine geçerken eski medeniyete ait bütün kurumlarn ve eski dilin de geride braklmasna taraftardr:

“Dil bir medeniyet olaydr. Bir medeniyetin kurduu bir dil, baka bir medeniyetin düündüklerini söyleyemez, yetmez onu söylemee. Bir ulus medeniyetini deitirdi mi, dilini de deitirmek zorundadr. Bunun içindir ki biz Türkler yüz elli yldr bir dil sknts çekiyoruz.” (s. 25)

Alfabe Devrimi, halk ile geçmii arasndaki zihinsel balar koparr ve toplumsal hafzada devasa bir boluk yaratr. Tabiatyla bu boluun doldurulmas icap eder. te 1932’deki Dil Devrimi ile de, eskinin tasfiyesiyle meydana gelen boluun üretilecek yeni kelimelerle doldurulmas hedeflenir.

“Sadece Ruh Hastal Deil Ayn Zamanda Bir Kulak Hastal”

1931’de Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti’nin ve 1932’de Türk Dilini Tetkik Cemiyeti’nin kurulmasyla birlikte dile dönük faaliyetler hz kazanr. 1932’de I. Türk Dil Kurultay toplanr. Kurultay’a üç konu damgasn vurur: Birincisi, divan edebiyat ile halk edebiyatnn kyaslanmas ve halk edebiyatnn divan edebiyatna üstün olduunun gösterilmeye çallmasdr. kincisi, Arapça ve Farsça kelimeler ile Öztürkçe kelimelerin karlatrlmasdr. Üçüncüsü de, gelecek için Arapça ve Farsça edebiyatn deil, Orhun Yaztlar’na kadar giden ürünlere yaslanmann önerilmesidir.

1928’de alfabe deimitir, ancak dilde Arapça ve Farsça kelimelerin varl devam etmektedir. Oysa Cumhuriyet, yazllar ve telaffuzlaryla eskiyi, slam medeniyetini sembolize eden bu kelimeleri gelecee tamak istememektedir. Alfabe yeni ama kelimeler ve onlarn simgeledii anlamlar eskidir, ortada ciddi bir uyumsuzluk vardr. Falih Rfk Atay bu uyumsuzluu “Osmanl sanat yalnz bir ruh hastal deil ayn zamanda bir kulak hastaldr” diye tarif eder. (s. 52) Ataç’n kanaati de ayn yöndedir:

“Yeni Dil Cemiyeti’nin meydana koyaca eserleri en fazla sabrszlk ve heyecanla bekleyen sanat ve sanatkârdr. Bundan sonra Türkiye’de Öztürkçeyi sevenlerden baka sanatkâr yetimeyecek olmas, sanat mukavemetinin ortadan kalkmas, ruh ve kulak hastalndan kurtuluumuz, kurultay eserinin pek çabuk, zannedildiinden çok daha çabuk muvaffak olunacann en salam delillerindendir.” (s 53)

Sert, Dil Devrimi’nin bayran tayanlarn bu sert Osmanl kart düüncelerinde Ziya Gökalp’in etkisinin altn çizer. Zira Gökalp, Türk “hars”nn gelimesini engelleyen Osmanl kültür ve edebiyatnn tümüyle devre braklmas gerektiini belirtir. Gökalp’ten feyz alan Cumhuriyet elitleri de, Osmanl ve Osmanl’ya ait kurumlar Türk ulus-devletleme sürecinin “öteki”si klar. Binaenaleyh, dil balamnda “halktan uzak ve anlalmaz olan” Osmanlca, edebiyat balamnda da “insanlar miskinlie götüren” Divan Edebiyat ötekiletirilir.

Osmanl iir ve nesrinin ötekiletirilmesi, dil ve edebiyat için yeni bir kaynak bulmay gerektirir. Yeni dil artk Orhun Yaztlar’na, Kutadgu Bilig’e ve Dede Korkut Ouznameleri’ne dayanacaktr. Çünkü bu kaynaklardaki dil hem içerik ve söyleyi açsndan uygundur, hem de “ilenmi bir medeniyet dilidir.” Arapça ve Farsça kelimelere dayal dil ne kadar “korkunç ve heyecanl” ise, Kutadgu Bilig’in dili o kadar “sade, vakur ve sakindir.” Türkçe eskinin karmandan yakasn syrmal, sadeletirilmelidir.

Kurultay’da bu genel eilime ters düen baz sesler de çkar. Mesela Faik Ali ve Hüseyin Cahit, dilin doal yollarla sadeletiini ve devlet eliyle bir sadelemenin yanl olduunu savunurlar. Keza yaz dili ile konuma dilinin birbirine yaklatrma çabasnn abartlmamas gerektiini söylerler. Ancak bu görüler tepki ile karlanr. Fuat Köprülü bata olmak üzere katlmclarn çou, dilin kendi bana ve doal olarak sadelemeyeceini ve ilerleyemeyeceini ifade ederler.

I. ve II. Dil Kurultaylarnda hâkim olan bak, gazetelerin ve dergilerin diline dorudan etki eder, Öztürkçe odakl bir edebiyat domaya balar. Ancak meydana çkan Öztürkçe dil, günlük Türkçeden çok farkl olduu ve yazlanlar halk anlamad için, bütün Öztürkçe iirlerin ve metinlerin altna mini sözlükler konur. Öztürkçenin ivme kazanmasnda, Atatürk’ün bizzat bu kelimelerle konuup yazmas çok önemli bir rol oynar.

Atatürk’ün Öztürkçe konumas ve yazmas, bürokrasinin dilini de deitirir. 1924’te dönemin çileri Bakan ükrü Kaya, resmi yazmalarda Öztürkçe kullanlmasn bildiren bir genelge gönderir. CHP’nin kurumsal dili de deiimden nasibini alr; partinin program ve tüzükleri “ar bir Türkçe” ile yazlmaya çallr. Matbuat Umum Müdürlüü, Reisicumhur’un bir dilei olarak, gazetelere “Öztürkçe yazlarn bamakale yerinde, bölünmeden ve öteki yüzlere atlmadan yazlmasn” içeren bir tebli gönderir.

Öztürkçe, gazetelerde ve dergilerde çokça kullanlmaldr ki toplumun zihninde yer edinsin. Cumhuriyet gazetesi ve Servetifünün dergisi, bu “dil sava”nda ön cephede yer alrlar. Yeni bir dili örmek için büyük bir gayret gösterirler ve Bakumandan Mustafa Kemal’in rehberliinde yeniden anadile, Öztürkçeye dönüleceini vurgularlar.

Buna mukabil, CHP Genel Merkezi’nin yaynlad ve amac Kemalist ideolojini umdelerini olgunlatrmak ve Kemalizmi halka mal etmek olan Ülkü dergisi, dil devrimine daha ihtiyatl bir yaklam gösterir. Nurullah Ataç’n “Devrimin dergisi” diye taltif ettii Varlk da, Dil Devrimi’nin yannda durmakla beraber yaynlarnda arlklardan uzak durur. Varlk, devrimin gerekleri ile dilin sahip olmas gereken estetik, ahenk ve zevk arasnda bir denge kurmaya azami özen gösterir.

“Dili Bir Çkmaza Saplamzdr”

Hülasa bir seferberlik ilan edilir, devlet tüm gücüyle Öztürkçenin yaygnlamas için çabalar. Ancak murat edilen neticeye ulalamaz, devletin istedii dilin yerlemesi öyle “ol” denilince olacak bir i deildir. Gazetelerde çou zaman yazarndan baka kimsenin anlamad yazlar çkar. Kantarn topuzu öyle bir kaçrlr ki, i Türkçe kelimelere bile Öztürkçe karlk bulunmasna varr. 1935’in sonuna gelindiinde, Atatürk de bunun çkmaz bir yol olduunu görür. Falih Rfk anlatr:

“Bir akam Atatürk, sofra bittikten sonra, benim yan bandaki iskemleye oturmam emretti: ‘Dili bir çkmaza saplamzdr’ dedi. Sonra da ‘Brakrlar m bu dili çkmazda? Hayr, ama ben de ii bakalarna brakmam. Çkmazdan biz kurtaracaz’ dedi. stiyordu ki, Türkçeden mümkün olduu kadar çok kelime brakalm, ancak bu kelimelerin Türkçe olduunu izah edebilelim.” (s. 74)

Dilde yaanan büyük karmaay çözmek için imdada Güne Dil Teorisi (GDT) yetiir. GDT, esas olarak, dünyadaki bütün dillerin Türkçeden doduunu ileri sürer. Bu yönüyle son derece ilevseldir. Çünkü eer her dilin kayna Türkçe ise, yabanc olduu addedilen kelimeler de özünde Türkçedir. Madem özleri Türkçedir, o halde bu kelimeleri Türkçeden çkarmaya da hacet yoktur. Yaplmas gereken, onlarn Türkçe olduklarn kantlamaktr. GDT’den sonra dilde sadeletirmenin atei düer.

1940’larda smet nönü’nün Cumhurbakan ve Hasan Ali Yücel’in Milli Eitim Bakan olduu dönemde ise, kültür alannda eskisinden farkl bir yola girilir. 1930’larda Osmanl’ya ait izlerin silinmesi ve Türk milliyetçiliinin güçlendirilmesinin çaresi, uzak geçmiin yeniden üretilmesinde aranmt. 1940’larda ise yklan eski kültürün yerine Bat ve hümanizm eksenli eserler konulmak istenir. Bu da ancak “tercüme” ile olabilir.

Hasan Ali Yücel’e göre, “benlii kuvvetlendirmek” için tercüme, bir mecburiyettir. O nedenle tercüme bir seferberlik ruhuyla yaplmaldr:

“Garp kültür ve tefekkür camiasnn seçkin bir uzvu olmak dileinde ve azminde bulunan Cumhuriyetçi Türkiye, medeni dünyann eski ve yeni fikir mahsullerini kendi diline çevirmek ve âlemin duyu ve düünüü ile benliini kuvvetlendirmek mecburiyetindedir. Bu mecburiyet bizi geni bir tercüme seferberliine davet ediyor.” (s. 144-145)

Bu anlayla 1940’da Tercüme Bürosu kurulur. Tercüme noktasnda cevap bekleyen üç soru vardr:

Bir, tercümeyi kim üstlenecektir? Devlet mi, özel kiiler/kurulular m? Cevap, devlettir; çünkü kaybedilecek zaman yoktur.

ki, hangi eserler tercüme edilecektir? Cevap, Bat eserleridir. Nitekim 1940-1946 arasnda çevrilen 467 balktan sadece 23’ü (% 5’i) Dou klasikleridir. (Attila lhan bu tercihe ar bir eletiride bulunur; Tanzimat’tan beri Türk edebiyatnn bir taklit edebiyat olarak gelimesinin sebeplerinden birinin bu tek yönlü çeviri gelenei olduunu söyler.)

Üç, tercümede hangi Türkçe kullanlacaktr? Çünkü hem Türkçenin tercüme yapmak için yeterli olup olmadna dair tartmalar vardr (mesela Reat Nuri, tercüme yaparken kelimelere Türkçe karlk bulamadndan yaknmaktadr) hem de ayn anda birden fazla Türkçe varln sürdürmektedir. Çünkü dil “bir intikal devresindedir”; eski kelimeler ile yeni kelimeler yan yana kullanlmaktadr.

Bundan ötürü bu sorunun cevab da “serbestiyet” olur. Nitekim çeviride uyulmas gereken kurallara ilikin Tercüme Bürosu’nca hazrlanan broürde, tercümenin eski dilde mi yoksa yeni dilde mi yaplacayla alakal bir ibare bulunmaz. Tercüme yapann tercihine bal olarak, eski Türkçe de yeni Türkçe de kullanlr. Baz tercümelerin ar bir Osmanlca ya da ar bir Öztürkçe içermesi eletirilere urasa da asl tercümenin orijinal metnin ruhunu yanstp yanstmadna baklr.

“natç Bir Dava Adam”

Sert, tercüme bahsinde Nurullah Ataç’a özel bir parantez açar. Tercüme Bürosu beinci ylna girdiinde Ataç yapt 25 çeviri ile çevirmenler arasnda ilk srada yer alr. lk çevrilerinde eski yaz dilinin kelimelerinden faydalanan Ataç’n çeviri dili zaman içinde deiime urar, Öztürkçeleir.

Ataç, Türkçenin yetersiz olduunu kabul etmez; bir metin ne kadar zor olursa olsun üzerine biraz düünülse ve iyi çallsa Türkçe karlklarn mutlaka bulunacan iddia eder. Onun snrlar net çizilmi kendine mahsus bir çeviri anlay vardr. Misal “sadakat”i çevrinin balca art saymaz. Kelimelerin aslna uygun birebir çevrilmesini deil, “söyleyi tarznn” yani “eklin” sadakatle çevrilmesini önemli bulur. “natç bir dava adamdr” Ataç; Arapça olan “ve”yi kullanmamak adna Stendhal’in Le Rouge et le Noir’n “Kzl ile Kara” diye çevirir.

“Ne var ki Ataç, 1952 ylnda geriye dönüp baktnda çevirilerde tek bana gösterdii dil içiliinin bakalarnca önemsenmediini görmü ve hayal krklna uramtr. Türk aydnlarnn çou yeni ‘söz kurmaktan’ ve ‘uydurmaktan’ çekindikleri için büyük çevirmenler yetimemitir. Bazlar ‘Osmanl Türkçesi’ ile yetinmi, bazlar da ‘Avrupal dillerin sözlerini olduu gibi’ almtr. Bu yüzden yüzyl önce balayan ‘çeviri ça’nda ilerlenmemi, verimli olunamamtr.” (s. 189)

Kitabn sayfalar arasnda dolanrken her biri Türk edebiyatnda iz brakm birçok isme rastlarz. Mesela Halit Fahri Ozansoy’un ikili bir yol tutturduuna; Öztürkçeci gazete ve dergilere yeni dille, Dil Devrimi’ne mesafeli bir tutum taknan dergi ve gazetelere ise eski dille yaz yazdna muttali oluruz. Yakup Kadri’nin dile müdahaleden hiç honut olmasa da, Atatürk’e olan ballndan ötürü bunu kamusal alanda asla dillendirmediini görürüz. Öztürkçe’den taviz vermeyen Nurullah Ataç’n Divan iirine besledii büyük sevgiyle buluuruz.

Önceleri bir kelimedeki harf deiikliinin bile anlam bozmasndan korkan Ahmet Haim’in, sonralar -brakn bir harfi- bütün bir alfabenin deiimini hararetle kucakladna tank oluruz. Daha 1926’da alfabe deiikliine kar çkan Fuat Köprülü’nün, bunun üzerinden çok vakit geçmeden yeni lisann mutlak savunucularndan biri kesilmesini izleriz. Evvelden Türkçenin her halini çok sevdiini söyleyen Halit Ziya’y, sonradan karmzda Arapçay “Türkçenin barna saplanm bir ta” olarak gören bir Öztürkçeci olarak buluruz.

Keza Nazm Hikmet’in zorlama kelimelerle arasna daha ilk günden mesafe koyduuna ahitlik ederiz. Fazl Hüsnü Dalarca, Ahmet Muhip Dranas ve Oktay Rfat’n eski iirlerindeki baz Osmanlca kelimeleri Öztürkçe’ye çevirmelerinden dolay üzülürüz. Kendini Öztürkçeci olarak tanmlayan Ayfer Tunç’un bugünden bakldnda Öztükçecilii “cehenneme döenen iyi niyet talar” olarak nitelemesiyle karlarz, vs.

“Lisânda Islâhat Yaplabilir Ama Lisânn Haricine Çklamaz”

Bütün bu bilgiler, bir taraftan devletin el atmasnn edebiyat nasl etkilediine, dier taraftan da yazarlarn dil devrimine kar farkl tepkilerde bulunduklarna iaret eder. 1930’lardaki dil devrimi, üphesiz dile ve edebiyata tesir eder ama bu tesir snrl olur. Büyük bir evk ve devlet desteiyle dolama sokulan Öztürkçe kelimelerin büyük bir ksm toplum tarafndan kabul görmez, silinir gider. Ama Öztürkçenin yazl ve sözlü dilde benimsenen kelimeleri sonraki dönemlerde varlklarn sürdürürler.

Evet, devlet güçlü olabilir. Bütün mekanizmalaryla var gücüyle çalabilir. Kendine bal aydnlarla bir seferberlik ruhu içinde hareket edebilir. Ama bu, tamamen yeni, kendisini idealize ettii bir dili yaratabilecei anlamna gelmez. Zorlamayla ve emir-komutayla yeni bir dil yaratlamaz. Bize 1899’dan seslenen emsettin Sami’nin hakll üphe götürmez:

“Lisân hiçbir vakit sun’i olamaz… Lisânlar tabiîdir. Edebiyyat halkn söyledii lisana tabidir. Onun dâhilinde slâhat ve tezyinat yaplabilir. Lâkin haricine çklamaz.”

Velhasl dil, emir ile hizaya sokulamaz.

“Edebiyat Devrimi” bunu bütün açklyla ortaya koyar bir eser; niyeti olanlar için bu kitaptan alnabilecek çok ders var.

Hâle Sert, Edebiyat Devrimi, letiim Yaynlar, stanbul, 2024.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Vahap Coþkun
10-08-24
E mail: perspektif.online
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
EDEBÝYAT DEVRÝMÝ
Online Kii: 18
Bu Gn: 725 || Bu Ay: 4.133 || Toplam Ziyareti: 2.926.776 || Toplam Tklanma: 58.585.627