ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN!

Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın.

ÂYET-İ KERÎME
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.
Araf, 7/199.
HADÎS-İ ŞERİF
Allahım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, işimdeki aşırılıkları, ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı bağışla...
Buhari, Deavat, 60.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir yalana denk gelmeye kalmasın insan, sonra binlerce doğruyu sorgulamak zorunda kalıyor...
Nazan Bekiroğlu
Son Dakika!
Yarım asırlık çınar kümede kalma savaşı veriyor    Yarım asırlık çınar kümede kalma savaşı veriyor    KFC'den tepki çeken reklam: 'Bakması bedava'    Kadıköy'de korkutan görüntü    'Buradan ilan ediyorum; yine başaramayacaksınız'    Ramazan pidesinin fiyatı açıklandı    Güney Kore'den Kim hakkında ilk yorum    AK Parti'den adaylara 'güler yüz' uyarısı    Türk otelcilerin sabrını taşıran İngiliz oyunu    Steven Gerrard teknik direktör oluyor    İran'da Türklerin ilk resimleri    Yerli kanser ilacı üretimi için start verildi    Google Haritalar hediye dağıtıyor    6 milyar hamam böceği üretiyor    Köylüler sabahtan akşama kadar nöbet tutuyor   
TELEVİZYON KANA EN HIZLI KARIŞAN UYUŞTURUCUDUR

TELEVİZYON KANA EN HIZLI KARIŞAN UYUŞTURUCUDURBu hafta o kararı vermelisiniz!

Dünya spagetti günü, sarılma günü, itiraf günü, yastık savaşı günü, meteor izleme günü gibi ne kadar abuk sabuk gün varsa hepsini haberleştiren seçkin basınımız ne hikmetse 22-28 Nisan tarihleri arasındaki “Televizyon İzlememe haftasını” hep görmezden gelir.

Çünkü burada, aleyhte bir durum söz konusu!

Nedir o?

İnsanlar televizyon izlemezlerse kanallar ve dolayısıyla medya zarar eder.

Medya zarar ederse, reklama ve tüketim ekonomisine bağlı uluslararası markalar da onunla birlikte zarar eder…

Televizyonda gördüğünüz her şey aslında Truman Show (Peter Weir-1998 ) filminde olduğu gibi reklamlardan ibarettir..

İnsanlar televizyon izleme tutsaklığından kurtulmaya başlarlarsa içinde zombi filmleri kadar ölüm ve kıyım olan “kanlı canlı” ana haber bültenleri önemini kaybeder.

Gündüz kuşağındaki cinayet ve tecavüz programları yayından kaldırılır.

Survivor, O ses Türkiye gibi saçmalıklar çöpü boylar.

Dizilerin tümü erken final yapar.

Yönetmenler, yapımcılar, senaristler, makyözler, set çalışanlarının hepsi mecburen işsiz kalır.

Dizi oyuncuları yalılarda oturamaz, Ferrarilere binemez hale gelirler…

Mehmed: Bir Cihan Fatihi dizisini hatırlayın…

Sezonun en çok reklamı yapılan, en çok para harcanan işinin ekran macerası sadece birkaç ay sürebildi.

İşte seyircinin gücü budur…

İnsanlar televizyon izleme tutsaklığından kurtulmaya başladıklarında kaçınılmaz olarak ağır bir travmaya yakalanacaklar.

Bu çok doğal, çünkü her bünye bağımlı olduğu uyuşturucudan kopmamak için direnç gösterir…

Televizyon kana en hızlı karışan uyuşturuculardan biridir.

2015 Mart’ında İstanbul’da yaşanan ve neredeyse tüm gün süren elektrik kesintisinde insanların yüzlerine dikkatle bakmıştım ve yüzlerde gördüğüm o kaotik manzarayı hala hatırlarım.

Televizyon izleyememek ve sosyal medya kullanamamak cinnet noktasına getirmişti insanları.

Öngördüğümüz bu kritik süreç sancılı olacak, ama aşılacak…

İnsanlar televizyon izleme tutsaklığından kurtulmaya başladıklarında televizyondan gelen negatif elektrik akışı sona erecek.

Gün boyu modern yaşamın stresiyle yüklenmiş zihinler bir de TV’ den akan depresyon ırmağına dalmak zorunda kalmayacaklar artık.

Aileler, stresin dışarıda bırakıldığı, daha sakin akşamlar geçirmeye başlayacaklar…

İnsanlar kendilerine ve çevrelerine daha fazla vakit ayırma fırsatı bulacaklar çünkü bütün akşam kendilerine kalacak.

Dizi filmlerdeki trajediler olmadığı için kendi meselelerine, ilişkilerine, hayatlarına odaklanabilecekler…

Evet hiç görünmeyen, halı altına süpürülen sorunlar televizyon kapandığında ortaya çıkacak ama bu durum sorunları çözmek için de bir fırsat sunacak.

İnsanlar televizyon izleme tutsaklığından kurtulmaya çalıştıkları gibi sosyal medya bağımlılığından da kurtulmaya çalışırlarsa hep kaçtıkları gerçek ile yüzleşmek zorunda kalacaklar.

Hayatlarının bomboş olduğu gerçeğiyle…

Boş hayatlarını televizyon ve sosyal medya gibi iki büyük anlamsızlıkla doldurmaya çalıştıklarını ve bunun da hiçbir sorunu çözmediğini aksine artırdığını anlayacaklar.

İşte bu nokta çok mühim…

Anlamaya başladıklarında ve bunu yeteri kadar sürdürdüklerinde dijital eğlencelerin ne kadar yapay ve tatmin etmekten uzak olduğunun da farkına varacaklar.

“Birbirinden saçma insanların yarıştıkları programları izlemek ne kadar anlamsız” diyecekler hayretle.   

 “Lüzumsuz insanların pespaye ilişkilerinin anlatıldığı dizileri izleyerek meğer ne kadar çok zamanı boşa harcamışız” diyecekler.

“Adana’daki tecavüz, Yozgat’taki katliam, Mersin’deki ensest, Bursa’daki hırsız, İstanbul’daki mekan basma hadiselerini haber adı altında evimize getiren bültenleri izlemenin insanı delirttiğini” görecekler…

Her şey televizyon ve internet bağımlılığından kopma kararı almakla başlayacak.

KÜÇÜK AMA ANLAMLI BİR ADIMLA…

Eğer ilk adım gelebilirse, yani televizyonlar bir ya da birkaç günlüğüne kapatılabilir ve sosyal medyadan birkaç gün uzak durulabilirse, bunun gerisi de gelecektir. Söz gelimi, birkaç günlüğüne televizyon ve sosyal medyayı protesto etmeyi düşünen insanlar bu durumu en yakın gördükleri bir kişiye söylerseler eylem, helezon gibi genişleyecektir.

Kurgusal olarak anılan her özel güne peşinen karşı biri olarak hangi amaçla tasarlanmış olursa olsun televizyona karşı bir hareket olması hasebiyle “Dünya televizyon izlememehaftasını” sonuna kadar destekliyorum.

Televizyonum olmadığından bu protestoya katkı sağlayamayacağım!..

Ancak, bu yazıyı okuyan ve popüler kültür taşıyıcısı televizyondan usanmış bazı okuyucuların, bu haftayı izleme bağımlılığından kurtulmak için bir başlangıç noktası kabul edeceklerine, en azından bunu deneyeceklerine inanıyorum.

Bütün basının sessizliğe büründüğü bir konuda, toplumun büyük kısmının dibine kadar televizyon ve sosyal medya bağımlılığına daldığı bir ortamda, bu bağımlılığa karşı en küçük bir direnişin bile büyük anlam ifade ettiğini düşünüyorum.

Çünkü televizyon bizi statükonun kölesi yapmakla kalmıyor ayrıca günde altı saatten otuz yıl süren bir izleyicilik esnasında tam yedi buçuk yılımızı çalıyor, yedi buçuk yıl…

Her fırsatta vatanı, gençliği, toplumsal ahlakı ve aileyi; siyonizm’den, ABD’den, Haçlı ittifakından, küresel güçlerden, üst akıldan kurtarmaya çalışan klavye cengaverlerini, mangalda kül bırakmayanları, samimilerse, bu tarafa da bekleriz.

Yoksa öyle bedavadan “Yok Amerika toplumumuzu bozuyor… Yok, Batının ahlaksızlığı bizi bu hale getirdi… Yok Osmanlıyı siyonistler yıktılar, Yok, bizim kadim değerlerimiz var…” diye nutuk çekmeyi bırakın.

“Değerlerimiz” diyorsanız, “aile” diyorsanız, “gençlik” diyorsanız, “ahlak” diyorsanız hepsinin baş düşmanı bu bağımlılıklar zaten.

Dürüst olun…

Ciddi olun…

Samimi olun…

Ve çürümeyi görün artık…

22 ve 28 Nisan tarihleri, televizyon izleme alışkanlığına, sosyal medya bağımlılığına darbe vurmak için gereken KESİN KARARIN VERİLMESİ ADINA bir fırsat olarak görülmeli.

Son söz…

22- 28 Nisan tarihleri arasında bir günlüğüne de olsa “televizyonumu kapatacağım, sosyal medyada hiç bir şey paylaşmayacağım” kararı alacaklardan bir ricamız olacak. O da karar sonrası yaşadıkları deneyimin kişisel veya ailevi taraflarını bize aktarmaları… İzlememe eylemlerinin sıklaşması adına bu tecrübe aktarımı çok önemli. Mail adresimiz, hemen yukarıda, fotoğrafın altında…

Okuyucularımızdan gönderilenleri bu köşede paylaşmaktan memnuniyet duyacağım…

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Ali Osman Aydın
Okunma sayısı: 42
E mail: yeniakit.com
 
DOĞRULUŞ
Online Kişi: 27
Bu Gün: 111 || Bu Ay: 7816 || Toplam Ziyaretçi: 1007848 || Toplam Tıklanma: 26440594