ALLAH YARDIMCINIZ OLSUN!

Şu kopan fırtına Türk ordusudur yâ Rabbi.
Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.
Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın,
Galib et, çünkü bu son ordusudur İslâm'ın.

ÂYET-İ KERÎME
Sen af yolunu tut, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir.
Araf, 7/199.
HADÎS-İ ŞERİF
Allahım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, işimdeki aşırılıkları, ve benden daha iyi bildiğin bütün kusurlarımı bağışla...
Buhari, Deavat, 60.
SÖZÜN ÖZÜ
Bir yalana denk gelmeye kalmasın insan, sonra binlerce doğruyu sorgulamak zorunda kalıyor...
Nazan Bekiroğlu
Son Dakika!
Suyla ilgili sıkıntı yok    Kuveyt Türk yeni yatırım kovalıyor       Derbiden zaferle ayrılacağız    T.C. BURDUR İCRA DAİRESİ 2015/1778 ESAS TAŞINMAZIN AÇIK ARTIRMA İLANI    Sol teröre çifte darbe    Çocukları koruma seferberliği    Akıncı geliyor    Batı Afrika ile dengeli ticaret    Şov bitti             Cüneyt Çakır görerek eğilmedne bükülmeden karar vermeli    Milyarlarca avro kripto paralar ile aklanıyor   
BİR 28 ŞUBAT MAĞDURU: "İşten atmakla yakamızı bırakmadılar, aç kalmamız için uğraştılar."

BİR 28 ŞUBAT MAĞDURU:

İSTANBUL - Çiğdem Alyanak

Türkiye demokrasi tarihinde kara bir leke olarak yerini alan 28 Şubat sürecinde namaz kıldığı gerekçesiyle fişlenerek akademik kariyerini yarım bırakmak zorunda kalan, bu durumu çocuklarına hissettirmemek için her gün işe gider gibi esnaf arkadaşlarının yanına giden 57 yaşındaki edebiyat öğretmeni Ahmet Çelen, hayatına adeta karabasan gibi çöken o günlerin izlerini hafızasından silemiyor.

Antalya'nın Alanya ilçesinde lise öğretmenliği yaparken, akademisyen olmak için Konya'da yüksek lisansını tamamlayan iki çocuk babası Ahmet Çelen, liseden istifa ettikten sonra 1995 yılında Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde ilk önce asistanlığa, ardından öğretim görevlisi olarak işe başladı.

Görevini sürdürdüğü ilk üç yıl sicil amirlerinin hakkında olumlu raporlar yazdığı Çelen için 28 Şubat sürecinden itibaren hem akademik hem de aile hayatını olumsuz yönde etkileyecek kabus dolu günler kendini gösterdi.

28 Şubat sürecinin ilk başlarında Kütahya'nın farklı ilçelerinde üniversiteye bağlı bölümlerde ders vermesi için görevlendirilerek yıldırma politikasına maruz kalan Çelen, bir süre sonra ise meslektaşları haftada 40 saat ders verirken, kendisi hiç bir derse giremedi.

Yaşadığı mobbingler arasında doktorasını yaparak akademik kariyerini de sürdürmek için mücadele eden Çelen, hakkında hazırlanan olumsuz raporlar sonrası bir gün eline ulaşan "sözleşmeniz yenilenmeyecektir" belgesiyle üniversitedeki görevine son verildiğini öğrendi.

Evli ve iki çocuklu bir aile babası olarak 9 ay işsiz kalan ve bu süreci çocuklarına yansıtmamak için çabalayan Çelen, bugün Antalya'nın Alanya ilçesindeki bir ortaokulda, hayatının 31 yılını eğitime adamış bir edebiyat öğretmeni olarak görevini sürdürüyor.

"Üniversitemizde de 28 Şubat'ın bütün baskılarını yaşadık"

28 Şubat sürecinin aile hayatına, sağlığına ve akademik kariyerine etkilerini AA muhabirine anlatan Çelen, göreve başladığı dönemde üniversitedeki rektör seçimini Prof. Dr. İsmail Hakkı Düğer'in kazandığını, 28 Şubat sürecinde de Prof. Dr. Düğer'in rektörlük yaptığını aktardı.

Çelen, 1996 yılında "28 Şubat"ın belirtilerinin görülmeye başlandığını, 1997 yılında ise artık "28 Şubat"ın geldiğini anlatan Çelen, "Başörtüsü zulmü, dindar insanların takibi, fişlenmesi... Üniversitemizde de 28 Şubat'ın bütün baskılarını yaşadık." dedi.

"9 ay maaşsız kaldım"

Tek geçim vasıtasının akademisyenlikten aldığı maaşı olduğunu ifade eden Çelen, sözlerine şöyle devam etti:

"28 Şubat sürecinde üniversiteden atıldım. 9 ay maaşsız kaldım. Tek maaşlı bir memurdum, eşim çalışmıyordu. En belirgin zulüm, işsiz bırakılmamdı. Sonradan yorumladığım şeyler de oldu. Benim hakkımda büyük ihtimalle bazı şeyler konuşulmuş, bazı kararlar alınmış ancak üniversiteden atılmaya kadar geçen zamanda beni iki gün otelde yatmak zorunda kalarak ders verme mecburiyetinde olduğum yerlere gönderdiler bir sene boyunca. Simav 150 kilometre uzakta bir yer, ben her hafta bir sene boyunca Simav'a derse gitmek zorunda kaldım. Büyük ihtimalle, yılmamı, ayrılmamı istediler.

Bana hiç ders vermediler. Benimle aynı durumda olan arkadaşa haftada 40 saat ders verdiler, benim hiç dersim yok. Bu şekilde mobbingler uygulandı. Bir gün bir yazı geldi 'sözleşmeniz yenilenmeyecektir' diye. Sonra sözleşmem yenilenmedi ve işten atıldım."

Akademisyen olmak için doktorasını da tamamladığını, ilişiğini kesmeden önce üniversitede kalmanın yollarını aradığını hatta bazı kişilerden de yardım istediğini belirten Çelen, "Yaptığım görüşmeler sonucunda bana dendi ki 'Seni tespit etmişler, benim yapabileceğim hiç bir şey yok.' Benim suçum namaz kılmak oluyor bu durumda. Yüzlerce asistan, doktor, doçent atıldı, sokaklara düştüler." diyerek o günleri anlattı.

"Bu adam sokakta kalsın, aç kalsın diye uğraştılar"

İşten atıldıktan sonra mahkeme aracılığıyla sicilini görme imkanı bulduğunu ifade eden Çelen, sözlerine şöyle devam etti:

"1995 yılından itibaren 28 Şubat başlayıncaya kadar birinci sicil amiri dekan, ikinci sicil amiri rektör hakkımda hep iyi raporlar vermişler. 28 Şubat başladıktan sonra aynı kişiler, 'öğretmenlikte yetersizdir', 'cemaatçidir', 'devlet düşmanıdır', 'Atatürk düşmanıdır' diye rapor tutmaya başlamışlar. Ben hukuki olarak açtığım davaların hepsini kazandım. Ancak Danıştay atılmamı temyizde haklı buldu. Çünkü 28 Şubat yargısıydı bu. Ben işime dönemedim.

Milli eğitime tekrar dönmek için dilekçe vermiştim. Bir dönem tayinler yapıldı ama benim tayinim çıkmadı. Araştırmalarım sonucu öğrendim ki üniversite 'öğretmenlikte yetersizdir' yazısı göndermiş. Yani ekmeksiz kalmamız için uğraştılar. Bu adam sokakta kalsın, aç kalsın diye uğraştılar. Kendileri 3 sene boyunca 'öğretmenlikte iyidir' diye rapor tutuyorlar, 28 Şubat'ta arkamdan Milli Eğitim'e 'varsın öğretmenlik yapsın', 'karnını doyursun' demiyorlar. Bunu da yaşadık. Atamam daha sonra nasıl oldu ben de anlamıyorum. Tayinim Antalya Alanya'ya çıktı işten çıkarıldıktan 9 ay sonra. O günden beri öğretmenliğe devam ediyorum."

"Milletimizin yüzde 95'inin canını acıtan bir darbeydi"

Çelen, o süreçte yaşadığı zorluklara ilişkin şunları söyledi:

"Bir kenarda birikmiş paramız yok. Çocuklarım her sabah işe gittiğimi biliyorlar. Uzun zaman çocukların haberi olmasın diye esnaf arkadaşlarımın yanında vakit geçirdim utandığım için. Eve ekmek getiremediğimiz günler oldu. Bir kenarda biriktirdiğimiz küçük para kırıntılarıyla asgari ihtiyaçlarımızı karşıladık. Bunlarla yaşamaya çalıştık. Evde büyük bir psikolojik yıkım yaşandı. Tansiyon hastası oldum yaşadıklarım nedeniyle. Ben dolaylı olarak yaşamadım ama eşim, çocuklarım, akrabalarım 28 Şubat'ın zulmünü dolaylı olarak yaşadı. Milletimizin yüzde 95'inin canını acıtan bir darbeydi. Bizim için çok kötü günlerdi. Allah bir daha göstermesin. Köşedeki kebapçının bile irticacı diye fişlendiği bir devir geçti. Son olsun inşallah, milletimiz bir daha böyle bir travma yaşamasın."

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Çiğdem Alyanak
Okunma sayısı: 34
E mail: http://aa.com.tr/tr
 
DOĞRULUŞ
Online Kişi: 18
Bu Gün: 40 || Bu Ay: 7705 || Toplam Ziyaretçi: 965100 || Toplam Tıklanma: 25001461