
Yaşlılık, bazı toplumlar için 80-90 yaş olarak belirlenirken, diğer bazıları için 50 yaş gibi tanımlanabilir..
Bazı araştırmalar 50 yaş ve daha sonrası için zihni fonksiyonların önemli derecede azaldığını göstermiş olmasına rağmen yaşlılık bir sosyal olay olarak tanımlanmakta, bazılarına göre de yaşlılık sınırı 60 yaş olarak belirtilmektedir. 50-65 yaş arasında kognitif (zihni) fonksiyonların hızlı değiştiği göz önüne alınırsa 65 yaş yaşlanma için kabul edilebilir sınırdır." (118) Doç.Dr.Yahya Karaman, Demans, Kayseri, Geçit Yayınevi, 2000, s.28-29)
Yaşın ilerlemesiyle sinir sisteminde dönüşü olmayan değişiklikler meydana gelir.
Bulundukları ortama göre yaşlı sayılanlar arasında yapılan araştırmalarda genel olarak şu etkilenmeler ortaya konmuştur.
İlk olarak dikkati çeken bozukluk hafıza ile ilgilidir. Hafıza yaşlılarda, daha genç yaş gruplarına oranla zayıflamaktadır. Kompleks materyallerin hatırlanmasında, benzer bilgilerden yararlanılarak hatırlamada ve şekil belleğinde etkilenmeler görülmektedir.
Dikkat ve kişinin kendini, bulunduğu yeri ve zamanı bilmesi anlamında olan 'oryantasyon'da zayıflama meydana gelir.
Genellikle yaşın ilerlemesiyle birlikte incelenen bütün fonksiyonlarda azalma görülmüştür.
Özellikle hafıza bozukluğu öğrenim durumuyla çok yakın ilişki göstermiş, eğitim süresi arttıkça bu fonksiyonların daha az etkilendiği görülmüştür.
Bunamaya sebebiyet veren birçok durumda görmek mümkün olduğu gibi, yaşlılıkta ortaya çıkan ve bunamaya sebep olan Aizheimer hastalığında da eğitimin müspet etkileri tespit edilmiştir.
Bu konuda çalışma yapan; “White ve arkadaşları, çalışmalarında, yaş, cinsiyet, inme öyküsü ve eğitim seviyesini de hesaba katarak, düşük seviyeli mesleklerin, kognitif bozulmaların ortaya çıkması açısından risk faktörü oluşturduklarını gösterdiler.”( ) Robert D.Terry, Alzheimer Hastalığı, Çev, İ.Hakan Gürvit, Yerkovan Yayıncılık, 2001, s.104
"Alzheimer Derneği Başkanı ve İstanbul Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr.Murat Emre ileriki yıllarda Türkiye ve benzeri gelişmekte olan ülkelerde neredeyse alzheimer salgını olacağını gösteriyor" diyerek, buna karşı korunmak için yaptığı tavsiyeler arasında bol bol okumak geliyor." Akit, Haziran 2003
“Düşük eğitim düzeyinin ileri yaşlarda hastalık için bir risk faktörü olduğu belirtilmiştir. Diğer yandan eğitim düzeyinden bağımsız olarak, fazla bilişsel aktivite gerektirmeyen işlerde çalışan kişilerde Alzheimer riski yüksektir...”
"Eğitimin Aizheimer riskini azaltan koruyucu etkisi vardır. Çalışmalarda yüksek eğitimin hastalığın başlangıcını geciktirdiği saptanmıştır. Mezuniyet sonrası eğitimin ve aktif sosyal ilişkiler içinde bulunmanın da yararlı olduğu bildirilmiştir. Bir görüşe göre eğitim, sinirler arası bağlantıların yoğunluğunu çoğaltarak da etki etmektedir."( ) Prof.Dr.Kaynak Selekler, Aizheimer, Güneş kitabevi yay. Ank. 2002, s. 2-3
"Sosyokültürel seviyesi yüksek olanlarda bu hastalık daha az oranlarda görülmüş, düşük eğitim seviyesinin ileri yaşlarda hem Alzheimer, hem vasküler demans (bunama) gelişmesi için risk olduğunu göstermiştir. 75 yaşından sonra eğitimsiz bir kişinin demansa yakalanma riski, en az 8 yıl eğitim almış birine göre 2 kat daha fazla bulunmuştur.
Eğitim, en azından demans görülme yaşını geciktirmektedir. (Filley CM 1985, Jorn A 1994 mortimer JA 1993, Ronchi 1998 Unverzaght 1998)
Yaşlı insanlar arasında yapılan karşılaştırmalı çalışmalarda eğitimsiz kişiler eğitimlilere göre yaşlılık problemleri ile karşılaşmak açısından %30 oranında daha şanssız görünmektedirler.
Şüphesiz, okuma, eğitimin "beşikten mezara kadar" düsturu ile ömür boyu sürdürülmelidir. Çünkü, lise ya da üniversite seviyesinde bir okul bitirip de eğitimini bu seviyede dondurmuş ve okul yıllarından sonra eline bir daha kitap almamış "okumuş" insanların sayısı maalesef zannedildiğinin çok üstündedir.
İnsanlara; "Elinizde hangi kitap var?" diye bir soru sorduğunuzda, o anda ellerine bakıp; "Elimde kitap yok ki" gibi şaşkın bir cevap vermezlerse, "Şu sıralarda pek de okuduğum söylenemez" diyebilirler. "Son bir yıl içinde hangi kitabı okudun?" sorusuna %90-95'in üzerinde alacağınız cevap sizi memnun etmeyecektir. "Son beş yıl içinde hangi kitabı okuduğunuzu hatırlıyor musunuz?" şeklindeki soruya alacağınız cevap da büyük oranda tatminkar olmayacaktır. Bu durumda muhatabınızı rahatlıkla müjdeleyebilirsiniz(!); "Gözünüz aydın! Demans (bunama) sizi bekliyor" diye. Karşınızdaki kişi; "Demans ne ola ki?" gibi bir soru soracak olurs ona, şimdi gelecek olan bölümü ("Beynin yıkılışı ve okumamak" başlıklı yazı) okutunuz, tabii eğer hala okuduğunu anlayacak kadar bir beyin kalmışsa..!