HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : EDEBÝYAT / TENKÝD
Okunma Says: 923
Yazar: Bahadýr Dadak
“Çözülmüþ Bir Sýrrýn Dilemmasý: Mustafa Kutlu Prototipi”

Pek tumturakl kitap tahlili teebbüsüme, bu ie memur klndm hissiyatnn bir takm sonuçlaryla yüzletiimi itiraf ederek balayaym. Keza Mustafa Kutlu’nun mehur Sr kitabnn kapan kapattmda dorudan bir eletiri yazs kaleme almak niyetindeydim. Dahas, kitabn 2000’li yllarn balarnda kültürel iktidarn hegemonyasna bir bakaldr olarak yazldn sanyordum. Akabinde, metne dair yazlanlara baktmda, halen aknlkla izlediim geni bir tahlil külliyatyla karlatm. Metnin ilk basksn bundan 35 yl evvel yaptn fark ettiimde ise, baz talar yerine oturmakla birlikte, sözünü ettiim memuriyetten istifa etmek mecburiyetini de hissettim. Akademinin bilgiç beyni, ‘Edebi Tenkit ve Kötü Niyet’ balkl bir tez üretti mi bilmem ama metne dair okuduum buulu anlatlar kitaba bakm ciddi anlamda etkiledi. Demek ki insan, eletirdii eye dönümeden mecburiyet ile memuriyetin ayrmna varamyormu. Son tahlilde, Sr’n bende oluturduu tedailerden hareketle, siyasi ve psikolojik bir çözümleye doru yöneldim. Gayretli okura imdiden medyunu ükranm.

Bilhassa dergicilik ve maarif yönüyle, slamc-muhafazakâr okurlarn umumiyetle bir “aabey” kabul ettii Kutlu, edebiyattan, hususen hikâyecilikten bamsz olarak, ümmet ve millet cehdiyle de kymeti haiz bir ahsiyet. Bilahare, Mustafa Kutlu’yu anlatmak, kymetli edebiyat arkeoloumuz Beir Ayvazolu hocann ifadesiyle, “Mahrumiyetlerle yüklü çocuklarn çok partili döneme geçiin ve deiimin sanclarn iliklerinde hissederek, gençliklerini ise 1970’lerin kaotik ortamnda pierek yaam bir aydn neslinin dramatik macerasn anlatmak” demektir. Akabinde 80 darbesini harlayan istibdat rejiminin ideolojik kamplar kabuuna çekilmeye zorlayan zorbalk yllar geliyor… Nitekim yazarn hemen her hikâyesinde bir izdüümüne rastlayabileceimiz seksenli yllarn toplumsal deiim serüvenine, Sr’da da müstakil bir dönemin panoramasn çizen ve ‘’Ya Tahammül Ya Sefer’’ kitabnn ana karakteriyle hayat bulan “Satlk Huzur” hikâyesinde de rastlyoruz.

Sr, yazld dönem itibariyle deerlendirildiinde evvela yazarn, saniyen; temsil ve tenkit ettii dindar kesimin psikolojik, sosyo-ekonomik ve siyasal durumunu daha salkl kavramamza olanak salayacaktr. Kitap ilk basksn 1990 ylnda yapm. Manidar bir yl. Sovyet steplerinden havalanan Avrupa tipi komünizmin son deneme tahtas olan Dou Almanya’nn meyve bçayla ikiye bölünen hrltl gösü yava yava kapatlp, patlayan dikileri alnmaya baladnda bendeniz bir yandaydm. Ykm ve ina sürecini (Neo-liberalizmi) takip eden sekiz-on ylda, hzla deien ve dönüen dünyamzn sekülerleme sürecini, bir türlü kble yönüne dönemeyen çanak antenimizin elverdii kadaryla izleme frsat buldum. Merkez san içine domu, orta snf tarm toplumuna mecburi mensubiyetim sebebiyle, tevarüs ettiim din telakkisi ise ziyadesiyle kültürel motiflerden ibaretti. Berlin Duvar ykldnda altnda kalan Türk içilerin ahvalinden de, 28 ubat’n sancsn çeken muhafazakâr kesimin çilesinden de habersiz büyüdüm.

Merhum Özal’n Pasifik meltemlerine yaslanp özgürlük heykeline klark çekmesiyle birlikte; Türk tipi kapitalizmin peydahlad ekonomik snfn fabrika ayarlar sfrlanp, kalknma hamlesi teranesiyle; zenginin daha zengin, fakirin daha fakir olduu geçi dönemine dair hayal meyal hatralarm, Sr’n ihtiva ettii sosyo-ekonomik dejenerasyonu anlayabilmek için bana ve neslime bir takm avantajlar salad.

Doksanlarn ikinci yarsndan itibaren Türkiye, askeri vesayetin souk nefesini ensesinde hisseden ideolojik kamplarla, alt durmadan harlanan Kürt sorunu, gazeteci cinayetleri, üniversite olaylar ve faili meçhullerle çalkalanp, nihayet milenyum çana doru yuvarlandnda, kitabnn arketipini oluturan politik yap da, artk üzerine dar gelen Milli Görü gömleini çkardn alenen deklare etme frsat buldu. Bu gömlek, smet Özel’in tabiriyle, Müslümanlarn “kendirini kendilerinin ektii” bir gömlekti ve çkarp atmak herkes için kolay olmad. Ömrünü ümmetin fukarasn yazmaya adam Kutlu’yu, yakn tarihin geni karnna bakp, siyasal slam’la mukayyet, kof bir kültürel iktidar eletirisine meze edeceim sanlmasn. Ne ki, esasnda kültürün bir nesnesi olagelen edebiyat -hassaten Sr hikâyesini- siyasal konjonktürden ayr biçimde okumaya çalmak, metnin omurgasn oluturan fikrin, kabukta din, özde tasavvuf eletirisi olarak alglanmasna yol açacaktr. Nitekim kitap üzerine yazlan muhtelif eletirilerin dütüü korkunç yanlg tezimi güçlendiriyor.

Bugün muhafazakârlarn haysiyetlerini muhafaza ettikleri(!) mahrumiyet kültürünün kodlarn çözmek için bir dekodere ihtiyacmz yok. Evvelemirde, dinin yorumlarna deil, bizzat dinin eletiriye açk bir hedef yaplmasna meruiyet kazandran ablaklar imparatorluunun imar faaliyetlerine, hiç yoktan bir kepçe operatörü nazaryla bakmak yeterli… Umumiyetle Tanzimat’ milat alan Türk modernlemesi, fermann okunmasn takip eden, handiyse bir asrlk sürecin sonunda, Latin harflerini sökeyim derken iman gevreyen sümüklü veletlere, önce hilafetin ilgas, akabinde son model bir siyasal rejimin bidayetiyle tumturakl bir ezber kültürünü de miras brakt. Sanki evvel ezel birleikmiler gibi, palas pandras bir dizi devrim senaryosuyla birbirinden ayrlan din ve devlet ileri, cumhuriyeti demokrasiyle, kadn erkekle, eriat fkhla e-deer klarak artk feslerini kalplatmak zorunda olmayan müstemleke aydnlarna rahat bir nefes alma imkânna kavuturdu. Sapla saman birbirinden ayrmaya teebbüs eden sarkl yurttalarn, cesametin bedelini canyla ödeyecekleri anayasa ile kesinleince, mücahit ruhlu Müslümanlarn edebiyat ve düünce maceras da alevlendi.

Bu bakmdan Sr, kurmacay çürüyen din telakkisi balamnda, yozlaan tarikatlar üzerinden yapsa da, kanaatimce modernitenin sonuçlar üzerinden okunmal. Tüketim kodlaryla oynanan modern insan tekleri, yukarda, kabaca resmini çizdiim siyasal krlmalarn akabinde evrildii yeni kimlikte, nesneler karsnda dumura urarken, inanca kar da yabanclat. Oysa yüzyln ilk çeyreinde siyasal ve sosyal hayatn bir ubesi olarak anayasayla hatlar çizilen bu yeni din(!) hem içtimai hayat, hem de bireylerin ahsiyetlerini ekillendiren yegâne yapdr. Önemli, deerli, ilevsel bir aparat, diyanet eliyle kurumlatrlan siyasal bir düzenek deil, yegâne yapdr. Ne yazk ki, modernitenin babas meçhul, al yanakl çocuu sekülerizm, laik tedailerle tasarlanan bu nevzuhur dini, dine ramen yaamay icbar eden bir tüketim kültü haline getirmi, nihayet kapitalizm, dervilerin maneviyatla arasn açm, dinin özü olan tasavvuf, taradan büyük ehirlere doru, tüketimin nesnesi haline getirilmitir.

Her eserinde kabuk deitirse de, esasen Mustafa Kutlu’nun tüm hikâye ve denemelerinin çekirdeini oluturan fikirlerin omurgas, ibu modernitenin tenkididir. Akabinde, mecburi olarak sekülerleme, arizî olarak yabanclama gelir. En nihayet, taradan demir alp kentte karaya vuran orta ve alt snfn onulmaz kimlik bunalmn okuruz…

Bir Kurmaca Metni Olarak Sr

Mustafa Kutlu’nun hepi topu doksan sayfadan mürekkep bu uzun hikâyesi, her biri bal bana birer bunalm öyküsü olarak da okunabilecek sekiz bölümden oluuyor. Her bölümü baka bir anlatcnn azndan dinliyoruz. Bütünün parçalarn tekil eden hikâyeler, kitaba ismini veren Sr ile balyor. Girizgâh faslnda yazar, okurlarn, Tolstoy öykülerini andran masals üslubuyla zamansz bir uzayda selamlyor. Hikâyenin ana kahraman; Anadolu tarasnda, elinin emeiyle geçinen, henüz tarikat merebini bilmediimiz, sonralar Nakibendi ihvanndan olduunu sezinlediimiz, hayatn rençberlikle idame ettiren, klasik medrese usulünce eitim ve icazet almamasna ramen dergâha ball ve hizmetleriyle temayüz eden hâl ehli bir mürit. Kutlu’nun, “Efendi Hazretleri” ayiasyla kutsallk atfettii mürit karakteri, müridin utana skla, iki büklüm kald reddi miras talebine ramen “kutsal emaneti” srtlanmak zorunda kalp tekkenin yeni postniini olmasyla balyor. Dergâha toplumun hemen her kademesinden insan tipleri dolup tayor. Siyasetçiler, bürokratlar, akademisyenler, gazeteciler, memurlar, küçük esnaf… Karakterlerin tekke ile kurduklar rabta üzerinden ahsi dramlarn da okuyoruz.  eyh efendi ilerleyen zamanda, bça kesen ehirli müritlerin -halkç telkinleriyle- ehre tanmak zorunda kalyor. Kent hayatyla birlikte çürüme de balyor. Tarafgir gazete manetleri, ihvann politik dejenerasyonu, siyasallaan tarikat kurumu, rant odaklar, atafat ve lüks… Sonunda Efendi Hazretleri srra kadem basan bir heyulaya dönüüyor. in asln finalde, Cüz Gülü öyküsünden öreniyoruz.

Un Certian Regard: çeriden Bir Bak 

Kitap bittiinde “Çözülmü Bir Srrn Üzüntüsünü” duymaktan kendimi alamadm itiraf etmeliyim. Zira maeri vicdana sus payn verip Mustafa beyin -kutlu davasna- hakkn verdiime göre, nihayet yiidi öldürebilirim.

1978 ylnda Gilles Jacob tarafndan Cannes Film Festivali ödülleri resmî bölümlerine bir yenisi daha eklenmi. Franszca özgün adyla, Un Certian Regard; Türkçe’ye, Belirli bir Bak yahut çeriden Bir Bak ismiyle çevriliyor. kinci çevirinin d-dünya anlatsn deruhte ettii iki kelime ile: ‘bak’ ve ‘içerisi’ ile memuriyetten mecburiyete geçiyorum. öyle ki, bir tahlil yazar olarak iyiye ve güzele matuf bir ie memur klndmda bakm dizayn etmem mükül bir i… Nitekim Sr metni üzerine yazlan devasa külliyata kabaca göz gezdirdiimde, metne bakm vülgarize eden ferfecir gözlerin nazarna girdiimi de fark ettim. Skc, statik makaleler, görev ahlakyla yazlm mekanik lisans tezleri… Akademinin estetik nazardan nasipsiz kof entelektüelleri; objektivite martavalyla, yazarlarn akn ve tutarsz taraflarn görmezden gelip, anakronik bir dille, üstelik literatürü tarihi ezberlerle, mensubu olduklar cemiyetin içinden okumaya ve anlatmaya eilimliler. Oysa edebiyat, okurlar nezdinde ilerden bir i olmad gibi tahlil de indî bir okur tecrübesinin ürünü.

Meseleye içeriden bakmaya gayret eden biri olarak söylemem gerekirse, Mustafa Kutlu benim nazarmda bir prototiptir. Emniyetli bir isnat duvardr. Ayn dergicilik ve maarif yönüyle öne çkan Cahit Zarifolu gibi, zamanla bir kült haline getirilmitir. Bilhassa akc üslubu, tertemiz Türkçesi, ustaca kulland halk az ve sade hayat tasavvuruyla özgün bir yazardr. Açt yolda yürüyen; seccade, yal babaanne, ab- hayat saçan hikmet pnarlar, teknolojiye direnen küçük esnaf, orta snf hüznü, yoksul trajedisi, yamur sonras toprak kokusu orijinli imgeleri ve krk yllk zaman zaman zarfnda, gitgide bir inkar kültürü haline gelen nostalji travmalaryla, edebiyat olayna ancak ‘içeriden’ bakabilmekle cezalandrlan, hemen her slamc dergide rastlayabileceimiz romantik Mustafa Kutlu replikasyonlar, yazarn Türk hikayeciliinde ne kadar güçlü bir figür olduunun ispat.

Kutlu’nun poetik teklifini oluturan Sr bata olmak üzere, baat eserlerini bir kenara koyarsak, onun ayrc vasf, akc dili ve üslubudur. Okumaktan ziyade yazmakla ilgili dert sahibi olanlarn, çuvaldzlarn hokkalarna batrmak suretiyle istifade edebilecekleri özgün bir üslup(!) Buna mukabil, yazarn kurmaca evrenini çounlukla klie ve hamasi bulduumu söylemeliyim. Bu balamda, Sr’n insicamn fena halde sekteye uratan tek bir öyküye rastladm: Her Ne Var Âlemde. Tereke defterleri metaforu üzerinden bir çeit ‘’Fihrist’ niteliinde kurgulanan bu bölüm okurun dikkatini alt üst ediyor. Bilahare, Politik-Vizyon öyküsünde sralanan ‘Enflasyon Maddelerini’ okurken, az kalsn skntdan zona çkaracaktm.

Kutlu’nun deneme ve gazete yazlarnn dnda, deerlendirmelerimin sathi ve kötü niyetli olup olmad hususunda ‘içeriden’ gelen sesleri bastrabileceim be hikâye kitabyla itigal oldum. Bu Böyledir, Hüzün ve Tesadüf, Uzun Hikâye, Nur ve Sr. Durmadan su katlan temcit pilav, ilelebet payidar olaym derken aft kayan naçiz bedenimde alerjik reaksiyona sebebiyet verdiinden, sözünü ettiim be eserle iktifa edip yeni sahillere yelken açmak zorunda kaldm. Kald ki, handiyse tüm eserlerin odanda; köyden kente göç paradigmasnn gölgeledii, masals anlatmn mulaklyla, toplumcu gerçekliin bütününden ustalkla koparlp idealize edilmi bir tara mistisizmine rastladm.

Sr, kasaba konfeksiyonlarnn çakma Blue Jean’lerini pazara çkaraym derken, ehrin defolu gömleini ayn taral içilerin ürettiini maalesef unutuyor. Modern mitralyözlerin yaylm atei altnda Müslümanlarn hayatta kalma çabasnn sebebiyet verdii mide bulants, bir illüzyonu da beraberinde getiriyor: Metropolde derviane bir yaamn mümkün olmad ezberi! Kutlu, Hâssü’l-Havâs’ sembolletirip, hvân’ül Kolpa’ya tevdi ettii bu mahrumiyet duygusunu alenen resmetmeyecek kadar iarî yönü güçlü bir öykücü. Lakin yazarn evvel zamana duyduu yakc özlem, Okçular Tepesi’ni terk etmeye dünden raz olan kitleyi, insiyaki olarak, çklacak Hira’y, haykracak Tur’u ehirde bulamayaca yanlgsna sürüklüyor.

Peki, madem içerisi aydnlatlnca geçici bir körlüe maruz kalyoruz. Öyleyse, genelde kurmaca, özelde hikaye okuru olarak edebiyat olayna ‘dardan bakmz’ dizayn eden eyler neler olmal? Cevab mükül bir soru… Sarahaten bir yant için, ya bize konfor tesis eden konumumuzu, yani, yllardr okuyageldiimiz pofuduk baba koltuunu yahut bakn nesnesini, yani, okuduklarmz deitirmek zorundayz. Tercihe ayan olan, elbette ilkidir. Okurun konfor alann terk etmesi, zamanla, akln hazzna varmasyla, tarihsel gerçeklerle uyumlu ve insann kötücül yann apaçk gösteren rijit yaplara kapsn açmasyla mümkün. Acaba kurmaca edebiyat söz konusu olduunda tarihi gerçeklerden istifade etmek ne kadar mümkün? Keza stanbul’un fethine katlan koskoca Âkpaazâde’nin, Tevârih’inde, Konstantinopolis’in muhasara tasvirlerine birkaç satr ayrdn düünürsek iimiz biraz zorlayor…

Kemal Tahir’in dili olsa da konusa!

Hakan Arslanbenzer bir beyanatnda, akademisyenlerimiz gerekli özeni gösterebilselerdi, karlatrmal edebiyat bölümlerinin gazelle soneyi, mesnevîyle romans birlikte ele alp dünya edebiyat tarihini Avrupa merkezci paradigmadan kurtarabileceklerini, fakat treni çoktan kaçrdmz ironik bir dille belirtir. Buradan, belki ar bir yorumla da olsa, Mustafa Kutlu ve Müslüman edebiyatçlarn modern olan eletirirken modern araçlar kullanmaya mecbur olduklar sonucu çkyor. Bu argüman ahlaki bir dilemmann çözümlemesi için deil, günümüzün slamc hikâye tasavvurunu/tekniini oluturan vakay açklamak için kullanyorum.

Modern dünyada inanç ve düüncenin rasyonellik neteriyle atomlarna ayrlma çabas, aslnda birer insan teki olan edebiyat okurlarna kategorik düünme kolayl salyor. Oysa slam gelenei, kötücül addettiimizi deil, bizatihi kötüyü setreder. Muhafazakâr okurun ayp telakkisi; iyi, güzel ve ahlakl addettii tasarmlar muhafaza etme eiliminde olduundan, slamc okur; Kutlu’nun muhtelif hikâyelerinde defalarca tekrarlanan “pezevenk” ve “fahie” gibi anlam saaltan sert ifadelere iptidai reçeteler bulurken, ayette geçen, “Göüsleri tomurcuklanm ayn yata kz” tasvirine yüzü kzarmadan kulak kabartamaz.

Ardnda bir öte dünya idealinin olduu tüm tasarmlar, mecburi olarak bu dünyann gerçekliine mesafe alr. Gerçekliin keskin pençesiyle yüzletiimizde ise ahlaki dogmalarmz üzerimize devrilir ve onulmaz bir ac hissederiz. Acy douran sebep kutsaln yklmas gibi görünse de, esasnda kutsaln tasarm deforme olur. Yaznsal bir anlat olarak din, dindar çounluun zihninde serapa ‘kutsal’ bir kurum olarak taayyün eder. Bu yönüyle din, inananlara güvenlik duygusunu tesis eder. Kutsal, mistik doas itibariyle yukarya dorudur. Daireseldir, köeleri yoktur, avuçlanamaz. Bulutlarn içinde, muhayyel bir surettedir…  Dine, aklî/nazarî yönüyle bakabilenler için ise öte dünya, hayatn sert kabuuna/gerçekliine zmbalanm, içkin bir tasarmdr. Ne ki, akln verdii haz, bu kez akn, yeni bir ifrat kültürünü dourur: Kutsaln tümüyle reddi!

Histerik Bir Öte-Dünya Krizi: Bab’ Aziz ve Sr

Bilhassa ran, Fas, Msr, Tunus ve Cezayir sinemasnda terliksi hayvan gibi türeyen Müslüman-LGBT-i bireylerin(!) meru klnma çabasnn ardnda, akln rasyonellik raptiyesiyle dine yamanmas çabas yatyor. Oryantalist sanatçlarn elinde iki neter var; ilki, inananlarn bakn deforme eden retorik aparat, ikincisi; özünde dinin bir ubesi, sürei, ayrlmaz bir parças olan, buna mukabil  ‘kutsal’ olandan koparlarak yeni bir din imi gibi modern tüketim endüstrisine çivilenen kültür mefhumu.

Ülkemizde geni kitlelere ulap, ‘içeride’ beeni toplayan Bab’ Aziz filmi, sözünü ettiim kültür fetiini geni kitlelerin gözüne sokan en çarpc örneklerden biri. Kaderin cilvesi, ayn Mustafa Kutlu gibi bir tasarmc/ressam olan, filmin yönetmeni Nazer Khemir, verdii bir mülakatta: “11 Eylül sonras histerik dünya ve medyann yanstt slam algsna kar çkan bir durula Bab’ Aziz fikrini oturttum.” der. Khemir’in zihnine döenen kara maynlar Kutlu’nunkilerle ayn modeldedir. Aziz Baba’nn yolculuu ilk bakta fantastik bir seyr u sülûk maceras gibi resmedilse de, tablonun tasvir ettii hikâye; 1980’den sonra tüm dünyada slam’n siyasallamas, Müslümanlarn siyasete ve güce talip olmalardr.

Film, metafizik bir yolculuk tasarmyla Genel zleyici Kitlesinin ortak beenisine bigâne kalmamay tercih eder. Son tahlilde sinema, tüm edebi tasarmlar gibi bir sanat ürünüdür ve satlmak zorundadr. Bilahare, Bab’ Aziz’de de, ayn Sr’daki gibi, kategorik bir zaman ve mekân algs yoktur. Bab’ Aziz’deki karakterlerin hikâyesi, özünde bir bütün olan âlemin hikâyesinden birer cüzdür. Ayn Sr’daki müstakil hikâyelerin, kitabn künhünden birer cüz olmas gibi… Bab’ Aziz de, Sr da, yatay yönde ilerleyen, dolaysyla geni kitlelerin beenisine ulaan yaptlar.

Sr’a softa nazaryla dorudan bakan göz, Bab’ Aziz’e de kulland araçlar zaviyesinden (kadn sesi, raks ve müziin dergâhn etrafnda ilenmesi) bakarak, sanat tasarmn, dinin bir sürei olan kültürden bigâne kalarak dizayn edemedi… Ayn, sinematografik olarak Bab’ Aziz’den fersah fersah yukarda olan ve ne yazk ki ‘iç hatlara’ pek fazla bilet kesemeyen Takva filmine bakn dizayn edemedii gibi…

Nazer Khemir’in eletirilere cevab manidardr, “Peygamberin evrensel mesajnn hatr için dini tek bir kavrayla açklamaya çalmayn. Kendi yolunuzu doru, bakalarn ise yanl olarak tanmladnz anda biliniz ki, radikalizm doar. Dünyadaki insan says adedince Allah’a giden yol vardr.”

Kayp Zamann Musavviri: Anlatcnn ndî Varlk Tasavvuru

Henüz ilk sayfalarda, ne mene bir sanatçyla kar karya olduum hissiyat, yolculuun geri kalan hakknda bana bir fikir veriyorsa, ilk admdan itibaren Kayp Zamann zinden çkmann bir yolunu aryorum. Yarm braktm kitaplar bir da andryor… Azndan bal damlayan anlatcnn tatl dili, yol boyunca bana yarenlik edeceini ima ediyorsa, kendimi güvende ve fakat sinsice aulanp uykuya yatrlan bir esirmiim gibi hissettiriyor. Zehrin, imgesel düünebilmekle cezalandrlm, rijit zekâlarn sanat üretimi sürecinde, bir çeit faydal mikrop (panzehir) ilevi görebilecei hatrdan çkarlmamal. Keza kötücül olan en çplak haliyle tasvire yeltenmek, özgünlüün muhafaza edilmesini salayan bir avantajdr.

nsanlar yanlgda bir ümmettir. nsan, tutarszlklaryla insandr. çerisi ve dars, dilin imkânlarn berkiten birer metafordan ibaret. kilik ise bakan gözdedir. Orta yolu bulduum sanlmasn, yoldan çkal çok oluyor… Elimden gelse, ölümden önce can skntsna çare bulurdum. Yine de yazp çizen, silip karalayandan evladr. Sevinci gövdesinde namusluca güden, burkulup kalandan iyidir. u var ki, söz konusu sanat üretimi olduunda, iyilii/özü temellük etme gayretinin bedeli, nazarn (estetik bakn) kayb iken, biçim ve üslubu temellük etme gayretinin bedeli, manzarann (analitik bakn) kayb olarak tezahür ediyor. Hâlbuki sanat, afakta ve enfüste, biteviye seyreden insann, indî varlk tasavvuruna ruh giydirme cehdinden baka nedir ki? Adna yazar, ressam yahut yönetmen diyelim, tüm musavvirler, büyük bir iddiann sözcüleri deil mi? Tuvale atlan her frça darbesi, kâda damlayan her mürekkep damlas, Tanr’nn zorunlu ilmi, insann mümkün doas gerei, günden güne çürüyen bir turnusol kâdnn üzerine düüyor.

Ne ki ben, Tanr’nn -insan eliyle- çizdii resimlere, ancak Nietzsche’nin nazargâhndan bakabilmekle cezalandrldm hissediyorum.

“Ben, kanyla yazan seviyorum.”

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Bahadýr Dadak
13-04-25
E mail: edebifikir.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
“Çözülmüþ Bir Sýrrýn Dilemmasý: Mustafa Kutlu Prototipi”
Online Kii: 22
Bu Gn: 624 || Bu Ay: 4.765 || Toplam Ziyareti: 2.927.568 || Toplam Tklanma: 58.591.281