
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 404 |
Türkiye’de üzerinde en çok durulmas gereken meselelerden biri sanrm Türkçenin son yüz elli yldaki dönüümüdür. Osmanl’nn son döneminde kitle iletiim araçlarnn ortaya çkmasyla balayan dilde sadeletirme temayül ve hareketi, Batllamann resmî ideoloji haline geldii Cumhuriyet döneminde Türkçeyi dinî referanslardan arndrma sürecine evrildi. Bu süreç hala doyuma ulamad. Türkçenin bin dört yüz ylda biriktirdii anlam ve kelime zenginliini tam yüz elli yldr yok etmeye çalyoruz ama hala bitiremedik. Dilimizi Arapça ve Farsça kökenli kelimelerden arndrma çabasnn ne anlama geldii üzerine düünen ve bu çabann mahzurlarn haykran aydnlarmz hep var olageldi fakat çlklar ideolojik yaftalamalarn kurban oldu. Mesele aslnda slamclk, milliyetçilik, Batclk, solculuk gibi ideolojik tarafgirliklere feda edilemeyecek kadar önemli. Yani dil meselesi Türkiye’de belirli bir kesimin sorunu deil, Türkçe konuan dünyann ortak sorunu. Bu sebeple meseleyi doru kavramak için Türkçeyi, Arapça ve Farsça kökenli kelimelerden arndrmann ne anlama geldii sorusunu cevaplamak gerekir. Sanrm bu soru birkaç maddede cevaplanabilir.
1. Sadece Türkçeyi deil herhangi bir dili bin yl akn sürede olumu bir kelimeler daarcndan arndrma çabas, dili kendi geçmiinden arndrmaya çalmak demektir. Bu, bir tür tarihsel evrak imha etmek gibidir. Nasl ki bir dönemi anlatan yazl materyalleri, sanat eserlerini veya mimari kalntlar imha ettiinizde o döneme dair hafzay da imha ederseniz dilde tarihi tayan kelimeleri yok ettiinizde de dilin geçmile balantsn koparrsnz. Geçmile balants kopan dil, karakterini önemli ölçüde kaybeder, savunmasz hale gelir ve kolayca doldurulacak hatta doldurulmas gereken obruklar cennetine dönüür. Maalesef Türkçeyi bu hale getirmeyi baardk. Gündelik dilden felsefe diline varncaya dek, Bat dillerinden herhangi bir kelimenin kullanlmasnda hiçbir beis görülmedii gibi Türkçenin dil yapsna uyup uymadna da baklmakszn fütursuzca kelime uydurmak mübah snrn bile ap müstehap hale geldi. Türkçe iyiden iyiye savunmaszlat. Devletin tahayyül snrlarn zorlayacak derecede büyüdüü ve her eye uzanabildii bir dönemde Türkçe hayasz bir ekilde akademik, kültürel ve ticari mafyalarn eline dümü durumda.
2. Türkçe özellikle on altnc yüzyln ikinci yarsndan on sekizinci yüzyln sonuna kadar dünyann en gelimi dillerinden biriydi. Gündelik dilden edebi ve bilimsel dile varncaya dek kelime daarcn Arapça ve Farsça kelimelerle zenginletirmekle kalmam, insanln birikimini ifade edecek bir olgunlua erimiti. Hatta tuhaf gelebilir ama on yedinci ve on sekizinci yüzyl Türkçesi Arapça ve Farsçadan da daha fazla kabiliyete sahiptir. Dünyada grameri hakkyla yazlmad halde bu kadar güçlenen baka bir dil var m bilmiyorum. Dilde sadeletirmeyle balayp dili budamaya dönüen süreçte Türkçe, binlerce âlimin, filozofun, sanatkarn, bürokratn, siyasetçinin ve zanaat erbabnn bin yl akn zaman dilimine yaylan çabalaryla kazand bu gücünü maalesef yitirdi. Bunun en ac tezahürlerden biri, dilin yeniliklere ayak uydurma kabiliyetinin korkunç derecede kötürümletirilmi olmasdr.
3. Türkçenin ayklanma sürecinin belki de en hazin taraf, nesillerimiz arasnda anlam ve deer kopular dourmu olmasdr ki bu kopular hala günden güne artarak devam ediyor. Zaman ilerledikçe yetien nesiller, önceki nesillerin dilini anlamakta ve dünyalarna girmekte zorlanyor. imdilerde orta veya yüksek öretimden mezun olan bir örenci, brakn Ahmet Mithat Efendi gibi Osmanl aydnlarn krkl, ellili ve altml yllarda yazlm edebiyat eserlerini dahi anlamyor. Peyami Safa ve Falih Rfk Atay gibi yazarlarn metinlerini sadeletirmeden anlayabilecek ortalama bir örenci seviyemiz yok. u anda ortalama lise örencisi zannediyorum Orhan Kemal ve Yaar Kemal gibi yazarlarn metinlerini dahi sözlüksüz okumakta zorlanr. Üniversitelerimizin herhangi bir bölümünden mezun olan bir örenci Orhan aik Gökyay ve Fuad Köprülü’yü kesinlikle okuyup anlayacak durumda deil. Hafzamz yitirdik diye konuup duruyoruz ama hala yitirmeye devam ediyoruz. Bir türlü doyuma ulamayan ve dibe varmayan bir düü sürecini srarla sürdürüyoruz. Bu gidile doksanlarn arklarn anlamaktan aciz bir toplum olma baarsn bile gösterebiliriz.
Bu maddeleri artrmak veya derinletirmek mümkün. imdiye kadar pek çok aydn zaten daha fazlasn dile getirdi. Fakat Türkiye’de dil sorunu hiçbir zaman ar veya huysuz bir grubun ikayetlenme yahut eletiri hazz yaad bir mesele olmad. Bundan sonra da olmayaca aikâr. Bu iin ciddiye alnmas, okullarda dil ve edebiyat eitiminin güçlendirilmesi, özellikle Selçuklu ve Osmanl dönemi Türkçelerinin alfabeleriyle birlikte öretilmesi gerekir. Fakat bunun sadece birkaç edebi metin üzerinden yaplmas, çabalar akim brakr. Sanat, felsefe, edebiyat, din gibi temel alanlarn kelime daarcn, anlatm biçimlerini ve bak açlarn örenmeyi mümkün klacak bir müfredat hazrlanmas gerekiyor. Bu mesele kesinlikle bir ideoloji meselesi deil. Ne dindarlk ne de dinsizlikle alakal. Milletçe var oluumuzun bize yükledii zorunlu bir vazife. Bu bakmdan geciktiimiz her ann bu milletin aleyhine ilediini unutmayalm.
Yazar: Ömer Türker |
14-07-25 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||