
| Kategori : ÝKTÝBAS / ÇARPIK VAZÝYETLER | Okunma Says: 435 |
Bir gelenein yahut düzenin bozulmasnn en önemli alametlerinden biri, hiyerarinin bozulmasdr. Hiyerari, her bir mertebenin hem kendi gereklerine uygun ekilde doldurulmasn hem de kendisinden beklenen sonuçlar gerçekletirmesini mümkün ve zorunlu klar. Bunun için ehliyet ve maharetlerin takdir edildii, katmanl ve inceltilmi bir kavraya ihtiyaç olduu gibi ehliyet ve maharetlerin gereini yerine getirecek bir ahlâka da ihtiyaç vardr. Ahlâk olmayan bilgi, gereklerini yerine getiremez. Baka bir ifadeyle bilginin ahlâkna sahip olmadmz takdirde o bilgi sayesinde elde edebileceimiz imkânlardan mahrum kalrz. Çünkü gerekleri ve adab da içerecek ekilde kullandmzda ahlâkna sahip olmadz eyi elimizde tutamayz. Her bir mertebenin ise eskilerin tabiriyle kendisine mahsus rüsumu, âdâb, ahlâk ve maharetleri vardr.
Bu, bizim irademizden bamsz olan varlklarda böyle olduu gibi irademizle ina ettiimiz varlkta yani ahlâk, iktisat, hukuk ve siyaset gibi alanlarda da böyledir. ki varlk alan arasndaki fark, güçler ve ahlâk farkdr. rademizden bamsz varlk alannda iradeli bir çabayla kazanlan melekelerden ziyade nesnelerin yaratltan sahip olduu kuvve ve özellikler etkilidir. Buna ramen pek çok hayvan bile doutan getirdii güçleri ancak iradeli bir çabayla elde ettii melekeler sayesinde maksatlarna ulaabilecei ekilde kullanabilir. nsanî varlk alannda ise neredeyse tamamyla iradî çabayla elde edilen bir beceri ve maharetler toplam etkindir.
Bu sebeple mertebelerin gereklerini ihmal, hem o mertebenin vesile olaca nimetlerden mahrumiyeti hem de o mertebenin suistimalinin yol açaca skntlar dourur. eklen o mertebe varln koruyabilir, birileri o mertebeyi igal edip ondan yararlanabilir ama ne beklenen fayda elde edilebilir ne de giderilmesi umulan zarar giderilebilir.
Hiyerari bozulmasnn temel sebebi, kifayetsizliktir. Kifayetsizlik bir zehirdir. Önce o mertebeyi igal edenleri, ardndan bizzat o mertebenin kendisini zehirler. Baz ylan zehirlerinin canlnn bünyesindeki dokular parçalamas gibi arzular, niyetler, hedefler ve ilikilerin oluturduu dokular parçalar. ayet kifayetsizlii sadece bilgi ve maharet toplam olarak anlarsak eksik anlam oluruz. rade zayfl da kifayetsizliin bir parçasdr. Çünkü kelam âlimlerinin özlü ifadesiyle meyil, azim, cezm ve kast aamalarndan oluan iradenin herhangi bir basamandaki aksama, isabetsizlik olarak geri döner. Aslnda toplumda gördüümüz ve gayri ahlâkî olmakla nitelediimiz tercih ve fiillerin önemli bir ksm kifayet ve ehliyet sorunundan kaynaklanr. Hatta kifayet ve ehliyet sorunlarnn bir ksm, bazen bireysel çabay aar ve toplumsallar. Özellikle belirli bir dönemde etkin olan bilgi ve becerilere ulaamamak, kifayetsizlii, dolaysyla ahlâkszl dourur. Bu bakmdan bir toplumdaki ahsî ve içtimâî sorunlar, sadece insanlarn niyetleri ve toplumlarn alkanlklar üzerinden tahlil edilemez. Bir dönemi kuran ve yöneten bilgi ve maharetler toplamn dikkate almak gerekir.
Hiyerari bozulmasnn en önemli göstergesi ise itibar kaybdr. Yani herhangi bir meselede düünürken veya karar verirken kiinin ve cemaatin, kendi bulunduu açy fark etmemesi veya unutmas, mertebesi yahut makamn kartrmasdr. Bu, ekseriyetle kendini maharet gibi gösteren bir hastalktr. Kii hiç ilgilenmedii konuda mahir bir üstat gibi bir düünüp davranabilir, üstüne vazife olmayan ilere karabilir. Fakat bunun en ykc sonucu, insanlarn kendilerinden beklenenleri yapmaktan aciz kalmasdr. Günümüzün en yaygn hastalklarndan biri budur.
Sadece bir örnek vereyim. Uzunca bir süredir âlimler siyasetçiler gibi davranmaya, bir konuyu deerlendirirken kendi zaviyesinden olmas gerekeni düünme ve dile getirme vazifesini ifa etmekten geri durmaya baladlar. Sanki devleti onlar yönetiyorlarm gibi kendi kendilerine kaytlar koyarak (otosansür) düünüp konuuyorlar. Bir âlim ayet alanysa veya ilgiliyse ülkedeki ve dünyadaki siyasi vaziyeti tahlil ederek vard sonucu ifade eder ama siyaseten karar verici konumda deildir. Mevcut artlar dikkate alarak karar vermek, bu ii yapmak üzere seçilen siyasetçinin veya atanan bürokratn vazifesidir. Âlimler belirli artlar dorultusunda olmas gerekeni tespit ederek dile getirmekle mesuldür. Dier taraftan da bir siyasetçinin âlim gibi düünme vazifesi yoktur. Siyasetçi bulunduu makama göre mevcut bilgiler dorultusunda karar vererek önce kendi iradesini, sonra da bakalarnn iradesini yönetmekle yükümlüdür. Âlim de siyasetçi de nihai tahlilde vard görü veya kararn sonucuna katlanr.
Ezcümle hiyerari kavrayn kaybetmek, asl itibariyle kendi konumumuza dair farkndalk yitiminin bir sonucudur. Bu durum, bir yandan herkesin kendisini her eye salahiyetli saymasna dier yandan da tahmin edilemeyecek ekilde alan daralmasna yol açar. Ne küstahlk ve edepsizlik cesarettir ne de bulunmad makamn akl ve iradesiyle hareket etmek temkin olarak deerlendirilebilir.
Yazar: Ömer Türker |
01-09-25 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||