
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 244 |
Vahdet-i vücûd hakknda klasik dönemde yazlan kitaplar ve çada akademik çalmalar, görü birliiyle bu nazariyenin birkaç ilkeden olutuunu ve bütün dier ayrntnn bu ilkelerden türediini ifade eder.
Birincisi, “varlk olmak bakmndan varlk Hak’tr” ilkesidir. Türkçede “varlk” kelimesi hem mastar anlamyla varlk hem de var olan anlamnda kullanldndan herhangi yanl anlamaya meydana vermemek için burada kastedilenin, Arapça vucûd kelimesinin karl olacak ekilde mastar anlamyla varlk olduunu belirtmek gerekir. Yine vahdet-i vücudu savunanlar da eletirenleri de doru anlamak için bu cümlenin doru anlalmas gerekir. Zira vahdet-i vücuda yönelik önemli eletiriler yanl anlama üzerine kurulmamakta, tam da bnü’l-Arabî ve takipçilerinin kastettii anlam eletirilmektedir. Ksaca ifade edilecek olursa; bütün vahdet-i vücûdcu düünürlere göre Tanr varln kendisidir. Fakat varlk tek bir eydir. ster fiziksel olsun ister ruhanî olsun bütün mevcutlar aslnda varlk sayesinde var olurlar. Dahas, varlk sayesinde var olan bütün mevcutlar onun nispetlerinden ibarettir. Mevcutlarn varln nispeti olmas, her bir nesnenin Tanr’nn isimleri, tecellileri ve halleri olmas demektir. Varlk, Tanr’dan ibaret olduuna göre varlk sadece zorunlu olabilir. Dier deyile filozof ve kelamclarn söyledii gibi varlk, zorunlu ve mümkün ksmlarna ayrlamaz. Tek bir varlk yani tek bir tanr vardr ve dier tüm mevcutlar O’nun nispetleri olarak var olur. Meseleyi anlalr klmak için bir örnek verelim: Elimizdeki telefonun var olduunu söylemek demek, telefonun Allah’a nispetinin bulunduunu söylemek demektir. Buna göre telefonun kendisine ait müstakil bir varlktan bahsedilemez. Varlk, yalnzca Allah’a ait hatta Allah’tan ibaret olduundan telefon vardr diyebiliriz ve bununla telefonun Varlk’n bir görünümü veya Hakk’n bir hali, ismi ve nispeti olduunu kastederiz. Bu sebeple telefonu mevcut hale getiren varl dikkate aldmzda katmanl bir durum vardr. Birinci katman, nispet anlamndaki varlktr ve bu telefon ile Hak arasndaki ilikiyi ifade eder. Telefon bir zaman içinde yaratlm olduundan bu nispet hâdistir. kinci katman, nispet olmayan ve nispetin kendisine yapld varlktr. Bu da Hakk’a tekabül ettiinden yaratlm ve hâdis olmakla nitelenemez. Pekâlâ, telefon nasl olup da Hakk’n bir nispeti, ismi veya tecellisi olmaktadr? Bu durum bizi vahdet-i vücudun ikinci temel cümlesine ulatrr.
kincisi, var olan eylerin Allah’n ilminde ezelî hakikatlerinin bulunmasdr. Bu, mehur ayân- sâbite görüüdür. Vahdet-i vücudcular eylerin hakikatlerinin Hakk’n ilminde bulunduunu söylemekle kalmad, ayn zamanda bu hakikatlerin ezeli olduunu da söylediler. Burada ezeliliin ne anlama geldiini doru anlamadan genel olarak vahdet-i vücud anlalmamaktadr. Kastedilen tam olarak u: Var olan eylerin hakikatleri, Tanr’nn ilminde bir suret yahut form olarak bulunur. Tanr’nn ilmi, yaratlm olmadndan bu ilmi suretler de yaratlm deildir. Bunlarn yaratlmas, hangi mertebede var oluyorlarsa o mertebede Allah’tan feyzeden varlkla nitelenmelerinden ibarettir.
Üçüncüsü, yaratma olaynda varlk daima Allah’a aittir. Allah’tan feyzeden varlk, ilahî ilimdeki ezelî suretler veya hakikatlere göre belirginleir. Dier deyile Allah’tan genel feyiz ortak olup bu feyzi farkllatran ey, feyzin alcs konumundaki hakikat veya surettir. Mesela insan ile kediyi farkllatran, bunlara verilen varln farkl olmasndan deil, feyzi kabul eden insan ve kedi hakikatinin farkl olmasndan kaynaklanr. Bu öylesine önemli bir ilkedir ki vahdet-i vücudun bata kader ve özgürlük meselesi olmak üzere pek çok meseledeki tavr, bu ilke üzerine kurulur.
Dördüncüsü, Varlk her eyin taycs ve bütün isimlerin, nispetlerin ve durumlarn dayana olduundan bildiimiz ve bilemediimiz bütün farkl seviyelerde tecelli eden ey, Varlk’tr. Baka bir ifadeyle her mertebedeki tüm mevcutlarla görünür hale gelen ey, Hakk’n kendisidir. Yani âlem, Hakk’a ait veya Hakk’n kendisi olan Varlk’n açlmasndan, eskilerin tabiriyle inbisatndan ibarettir. Hakk’n dnda herhangi bir vucuddan/varlktan (mevcuttan deil) bahsetmek tevhide aykrdr. Dolaysyla Hak mertebeli olarak tecelli eder. Her bir mertebede Hakk’a nispet edilen eyler deiir. Tenzih ve tebih ilikisi de tamamen buna göre tayin edilir.
Vahdet-i vücudcu düünürler, bu ilkeleri bir âlem tasavvuruna tatbik etmilerdir. Bu âlem tasavvuru da hadislerden, sufilerin yorum ve müahedenlerden, filozoflarn âlem tasavvurundan istifadeyle olumutur. Vahdet-i vücuda yönelik eletirilerin pek çou da bu âlem tasavvurunun yol açt imalardan kaynaklanr. Fakat bu âlem tasavvurunun müstakil olarak anlatlmas gerekir.
Yazar: Ömer Türker |
27-04-26 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||