HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / KADIN VE ÂÝLE
Okunma Says: 152
Yazar: Mahmut Býyýklý
ANNE HASRETÝ!

D. MEHMET DOAN'IN NÖBETN SÜRDÜRECEZNe zaman bir anne hikayesi okusam, annemin sesini duyar gibi olurum. Ne zaman annemi anlatsam, dostlarm “Sanki bizim annemizi anlatyorsun.” derler. Buna hiç armam.

Çünkü anayurdumuz Anadolu’muzun analar birbirine benzer; ayn sabrn, ayn merhametin, ayn adanmln kandilini tarlar.

Temizdirler, azizdirler, mübarektirler. Ayn yokluklardan geçmi, ayn aclar içlerine gömüp ayn dualarla evlat büyütmülerdir. Kendi ömürlerini sessizce evlatlarnn ömrüne katm, hayatlarn cömertçe sevdiklerine vakfetmilerdir.

Anneler gidince evlatlarnn içindeki eksiklik bir türlü kapanmaz. Onlarla birlikte en gülüler, mutlu günler, kalabalk sofralar, huzur dolu odalar ve gönülden yükselen dualar da çekilip gider.

Evlerin usul usul söner, mahalleye ar bir hüzün çöker. Geride boynu bükük bir öksüzlük ve iç yakc uzun bir sessizlik kalr.

ANNE GDNCE

nsan her eye alyor derler. Zamann, acnn en keskin yerlerini bile törpülediini söylerler. Oysa ben annemin gidiine alamadm. Günler geçti, mevsimler deiti, fakat içimdeki anne boluu hiç kapanmad. Hasret, dinmek yerine büyüdü.

Onun yokluunda anladm ki annem bana yalnzca annelik yapmam. Meer beni hayata hazrlayan ilk muallimimmi. Kalbimin karanlk dehlizlerinde elime kandil veren müridimmi. Yorulduumda omzuna yaslandm yoldam, bütün dertlerimi paylatm srdam olmu.

Her insann annesi özeldir güzeldir biriciktir. Benim annem de de öyledi. Usta bir hikâye anlatcsyd. Duyduu, yaad hikâyeleri hiç eksiltmeden, aksine zenginletirerek anlatrd. Hatralarn dinlediimde, airin ifadesiyle “dünyann en uzun hüznü” yaard üstümüze.

Kültür aratrmaclarmz sözlü kültürün önemine dair ciltlerce söz söylemilerdir; biz daha bunlar okumadan o derin kültüre muhatap olduk. Bizi ina eden onlar oldu.

 Dil tohumlar o sohbetlerde atld. Kadim kültürümüzün inceliklerini o hikâyelerin içinde bulduk; bu hikâyeleri dinleye dinleye kendi hikâyemizi kurmay örendik.

RFAN MEKTEB

Çocuk muhayyilemi besleyen saysz anlaty ondan dinledim. Onun sohbetlerinin gölgesinde yetimek benim için müthi bir zenginlik oldu. ifahi kültürün, hikmetli sözün, irfan yüklü menkbelerin kaynayd annem.

Toprakla hemhâl olan, ocan dumanyla evladn kaderini birlikte youran, evini bir mektebe; sofrasn bir dergâha; gönlünü ise bir srlar kitabna dönütüren bir ermiti adeta. Ellerindeki nasrlarda aln terinin, alnndaki çizgilerde Allah’a balln izleri vard.

Annem, beni yalnzca gösünden emzirdii helal sütle büyütmedi. Gönlünden süzdüü masallarla, türkülerle, ninnilerle; atn bile rahmete dönütüü sözlerle besledi. Her cümlesi bir öüt, her bak bir dua, her dokunuu bir snak oldu. Dizinin dibinde göümüz yldzlarla doldu.

Ondan türkü emdiimiz için içimizde her zaman memleket sevgisi diri kald. Sazn teline vurulmu bir sz, bozkrn ortasnda yükselen bir ses, köy meydannda yanklanan bir at gibi bir duygu yerleti gönlümüze. Annemin söyledii her türkü, bir milletin hafzasn bizim yüreimize nakederdi.

Ruh dünyamz onun verdii manevi gdalarla yoruldu. Her sabah duasyla yola çkmay, her akam ükürle uyumay, iyilik gördüümüzde çoaltmay, kötülük gördüümüzde dahi merhametten amamay ondan örendik. Eli de gönlü de doluydu; veren el olmann vakarn onunla bildik.

YAKASINDA HEP KIR ÇÇEKLER

Annemin sohbetlerinde mana hazineleri saklyd. Her konumadan sonra heybeme inciler, mücevherler doldurup kalkardm.

Varlk kitabn doru okuyup doru anlayan büyük irfan öncülerinin izini, onlar hiç görmeden, hatta çounun ismini bile bilmeden süren bir ahir zaman derviiydi o. Onu dinledikçe içim çiçeklenir, gönül bahçem çidemle, laleyle, sümbülle dolar taard.

Mevsim ne olursa olsun, yakasnda hep kr çiçekleri tard annem. O çiçeklerin kokusu evimizin bütün odalarna yaylrd. Ben bir çiçek bahçesinde büyüdüm; o bahçenin ylmadan, usanmadan çalan bahçvanyd annem.

Bizi de çiçekler gibi koklayarak, severek, okayarak büyüttü. Bugün geriye dönüp baktmda, ona ne kadar çok ey borçlu olduumu daha iyi anlyorum.

O, acnn her türlüsünü tatm; felein çemberinden geçmi, strabn her türlüsünün tatm ama yine de gönlünde efkatin bütün tonlarn tayabilmeyi baarm yüce bir sultand. “Saçn süpürge etmek” deyiminin içini tek bana dolduran bir fedakârln sembolüydü.

Annem benim için bir rahmet kapsyd. nsan bilgeletiren okuduklar deil, yaadklardr derler ya; annem bilgeliini yaayarak kazanmt. Onun mektebi hayatn ta kendisiydi.

Bana dil öreten oydu: Ana dilim Türkçeydi ama onun örettikleri arasnda sevgi dili, merhamet dili, insanlk dili bata gelirdi. O benim manevi vatanmd.

ANNEMN ELLER TOPRAK KOKARDI

Annem k gelince topra özler, “Bu sene uraya bunu, uraya unu dikeceim,” diyerek özlemini hissettirirdi. Baharla birlikte daha dirilir, topraa ayak basnca kendine gelir; ekerek, dikerek, yeerterek daha mutlu olurdu.

Topra annem kadar seven baka birini görmedim. Topra iler, eker, sular ve ondan envaiçeit ürün alrd. Topran dilini bilenlerdendi. Topraktan geldiimizin bilinciyle onunla konuurdu.

Annemin elleri her zaman toprak kokard. Ektii tohumlar meyveye durunca, sanki karsnda bir insan varm gibi topraa teekkür ederdi. “Bu kadar vereceini bilsem biraz daha ekerdim,” derdi. “Ben bir attm, sen bin verdin diyerek minnettarln dile getirirdi.

Tarla komularmz her seferinde hayretle, “Ayn tohumu ekiyoruz, ayn toprak, senin ürünlerin neden daha çok çkyor?” derlerdi. Annemin cevab her zaman tek kelimeydi: “Nasip.”

VERMENN EDEB

Nasibine düenleri kendisine saklamaz, topraktan gelenleri topraktan gelenlere datrd. “Krkta birini versen yeter, niye herkese saçyorsun?” diyenlere tebessüm ederek, “Toprak benim verdiimin krk katn veriyor; niye ben krkta birini vereyim ki?” derdi.

Ona göre vermenin hesab yaplmazd. Eve yetecek olan ayrlr, gerisi konu komuya, fakire, yoksula datlrd.

Fukaray sofrasnda enlendirenlerin sofralarnn da enlenecei inancn tard. “Komusu açken tok yatan bizden deildir” hadisini hiç dilinden duymadm ama ömrüm boyunca bu hadisi tatbik ettiini gördüm.

Annemin gönlüme nakettii “Allah vereni sever” cümlesi, aradan onlarca yl geçmesine ramen hep canlln korumaktadr.

Yokluk ve yoksulluun zirvesinde bile mutlaka vermeye gayret ederdi. Hiçbir ey veremese güler yüzü tatl diliyle sadakasn verirdi. Ktlk günlerini yaam; tek çay ekeriyle be bardak çay içmi, bir ekmei yedi evlada bölerek onlar doyurmaya çalm bir kadnd.

Bütün bu yokluklardan geçmesine ramen cömertliin kitabn yazan bir anneydi. Ektiinden, biçtiinden yüzlerce kii nasiplenirdi. Fadime anamzdan tevarüs eden bereket, onun elinde, dilinde, sofrasnda çoalrd.

Vermenin edebini ondan örendim. “Verdiinin lafn kendine bile etmeyeceksin unut gitsin,” sözünü seneler sonra idrak edebildim.

Ruhumuzun önünde yürüyen öncülerden Gönenli Mehmed Efendi’nin “nsanlara iyilik yaptnz m, uzaklan oradan; size teekkür etme ihtiyac duymasnlar” sözünü, annemin bu tavsiyesinden tam otuz yl sonra bir kitapta okudum.

yiler, hep ayn kaynaktan beslendikleri için zamanlar ve mekânlar birbirinden uzak olsa da ayn hikmeti dillendirip ayn incelii yaayp yaymlar.

NCNSE DE NCTMEYEN

Annem benim rehberimdi. Yol yürümeyi yolda olmay yolda olmay ondan örendim. Ne zaman dalsam annemin yol göstericiliinde toparlandm; ne zaman tökezlesem onun örettii ekilde yeniden ayaa kalkp hayata devam ettim.
 

Ne zaman karamsarla kaplsam, annemin “Kara gün kararp kalmaz; hemen Allah de, Allah de. Hangi akam sabah olmaz? Aman Allah de, Allah de,” tavsiyesi gönlümü sükûna kavutururdu.
“Anlatmam derdimi dertsiz insana,
Dert çekmeyen dert kymetin bilemez…”
 

O, aclarn bize eksilterek, incelterek anlatrd. Yüzde birini bile duysam içimde bçak gibi bir sz belirir, dayanamazdm. Ama annem, tevekkül zrhn kuanm bir dervi gibi “Demek yaanaca varm,” der, konuyu ustalkla deitirirdi.

Kendisine zulmedenlere bile beddua etmezdi. ncinse de incitmemeye özen gösterirdi.

Ömer Lütfi Mete’nin dizeleri ne kadar da onu anlatr:

“Benim annem yüz lisan bilir
Yüzü de güzel
Her bedende bir insan bilir
Sözü de güzel
Sözü de güzel
Özü de güzel
Benim annem yüz lisan bilir
Yüzü de güzel…”

DNMEYEN SIZI

Ahmet Hamdi Tanpnar da “Bir günümüz bile sensiz geçmezken, imdi mezarna hasretiz anne” diyerek evlat yüreinin en derin szlarndan birini dile getirir.

Bu hasreti dindirmenin dünyada bir çaresi yok. Anne özlemi, insann içine yerleen ve son nefese kadar eksilmeyen bir sz olarak kalyor.

Rabbimizden niyazmz; bizleri annelerimizle cennetinde yeniden buluturmasdr.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Mahmut Býyýklý
11-05-26
E mail: haber7.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
ANNE HASRETÝ!
Online Kii: 19
Bu Gn: 612 || Bu Ay: 4.020 || Toplam Ziyareti: 2.926.651 || Toplam Tklanma: 58.583.498