
| Kategori : / ÎMAN VE ÝSLÂM | Okunma Says: 1307 |
"Biz doru olmasak bu kadar insan bizi destekler miydi?" diyenlere... (Dorulu)
KTLELERN TEVECCÜHÜ ne ifade etmektedir? Veya kemiyet fazlalnn anlam nedir? Saysal çokluk neyin alâmetidir? Çok müntesibi olmak, bir dâvânn hakkaniyetine delâlet eden faktörlerden biri olabilir mi?
Bu sorulara bakalarn da eklemek mümkündür. Meseleye genel bir perspektif kazandrmak, farkl bak açlarn da dikkate alan deerlendirmelerle salanabilir.
Bir kere Efendimiz (s.a.v), “Ümmetim yanlta ittifak etmez” buyuruyor. Bu, Hakk’n rzâsna muhalif bir tutumun, yaygnlk kazansa da, ümmet nezdinde genel kabul görme olaslnn olmadn göstermektedir. Yani Rzây- Bâri’ye mugayir yaklamlara, bu ümmet içinden mutlaka muhalefet edenler olacaktr.
Efendimiz’in (s.a.v), ihtilaf rahmet olarak nitelendiren kutlu beyanlarna bir de bu zâviyeden baklabilir. Yanlta ittifak etmenin önüne geçilmesi, ihtilafn vücuduna vâbestedir. Mefhum-u muhalifinden yaklamak gerekirse, ihtilafn olmad bir fikrî vasatta, ‘yanlta ittifak’ ihtimalinin tamamen ortadan kaldrlamayaca izahtan vârestedir.
Bu bakmdan bir düünce veya yordamn genel kabule mazhar olmas, hakkaniyetine tek bana delil olamaz. Bu genel kabul elbette önemlidir; ancak tek bana ölçü deildir.
Bir baka deyile, bir duruun shhati, ballarnn çokluu ya da azlna mutlak anlamda bal deildir. Sayca az olduu halde doru yol üzere olanlar da vardr; sayca çok olduu halde yanla ömür adayanlar da.
Ümmetsiz peygamberler ya da râiyeti bir elin parmaklarn geçmeyecek kadar az olan elçiler (Allah’n selâm hepsinin üzerine olsun), insanlk tarihinin bir gerçei olarak gözümüze çarpyor. Onlar, hak bir dâvânn da mâkes bulamayabileceinin en büyük delili olarak karmzda durmuyorlar m?
Hem iman edenlere düen, beerin uzun yolculuunda, hep aznlk olmak deil midir? Yeryüzünde saysal üstünlük, dâima, Hakk’ temsil edenlerin ramna, tuyann takipçilerinde olmam mdr?
Kur’an, iman edip sâlih amel ileyenleri ve Hakk’ tutup kaldranlar ‘ekalli kalil/azlarn az’ terkibiyle tavsif ederken, aldanan ve dünyaya meyleden gürûhu, ‘ekserun nâs/insanlarn çou’ tâbiriyle nazara veriyor.
“ Emrimiz gelip, tandrdan sular kaynamaya balaynca, Nuh’a: ‘Her cinsten birer çifti ve aleyhine hükmedilmi olann dnda kalan çoluk çocuunu ve inananlar gemiye bindir’ dedik. Pek az onunla beraber iman etmiti.” (Hud:40)
“ Ve bir vakit srailoullarndan öyle söz almtk: ‘Allah'tan bakasna tapmayacaksnz, ana-babaya, yaknl olanlara, öksüzlere ve bîçârelere de iyilik yapacaksnz. nsanlara güzel söz söyleyin, namaz kln, zekat verin.’ Sonra pek aznz müstesna olmak üzere sözünüzden döndünüz, hala da dönüyorsunuz!” (Bakara:83)
“Musa'dan sonra srailoullarnn ileri gelenlerine baksana! Hani peygamberlerinden birine ‘Bize bir hükümdar gönder, Allah yolunda savaalm’ dediler. O, ‘Ya üzerinize farz edilir de savamamazlk ederseniz?’ dedi. Onlar, ‘Neden Allah yolunda savamayalm? Yurtlarmzdan çkarldk; çocuklarmzdan ayr brakldk’ dediler. Bunun üzerine sava, kendilerine farz klnd zaman, pek az dndakiler dönüverdiler. Allah, o zalimleri bilir.” (Bakara:246)
“ Nice az topluluk, çok toplulua, Allah’n izniyle üstün gelmitir; Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara:249)
“ çlerinden pek az hariç, onlardan daima bir hainlik görürsün; yine de sen, onlar affet ve aldr etme! Allah, iyilik edenleri elbette sever.” (Mâide:13)
Yani kalabalk olmak, isabet kaydetmi olmaya delil tekil etmiyor.
Birileri ellerini gözleri üzerine siper ederek arkasnda toplanan ynlara bakyor ve muhtemel mûterizleri, mevcut kalabal göstererek susturmaya çalyor.
Baka birileri de, nice hak sözü, söyleyenin destekçilerinin azln gündeme getirerek bomaya yelteniyor.
Taraftar çokluu, bu topraklarda çoktan beridir, bir koz olarak istimal ediliyor.
Aznlktan doru, çounluktan yanl sâdr olabilecei ihtimali, bu corafyada nicedir skalanyor.
Kalabalktan tefâhür üretiliyor.
Hac Bayram- Velî’nin ‘bir buçuk mürid’ kssas, sohbetlere konu olduu kadar icraatlar ekillendirmiyor.
Kemiyet-keyfiyet denkleminde keyfiyeti öne çkaran konumalara mukabil, denge, i icraat safhasna geldiinde kemiyet lehine bozuluveriyor.
Saysal üstünlüün yedeinde rehâvete yelken açanlar, ballarnn sadakat derecelerini acaba ne kadar göz önünde bulunduruyor?
Küçük bir muhalif rüzgârda yol ve yöntem deitirmeye müheyya tiplerin, bir dâvâ için, bir kemiyet olmaktan öte ne anlam olabilir?
Bunun yannda, kemiyet çokluunun ilgili dâvâya en çok zarar verdii hususlardan biri de, bir temsil sorununu tetikliyor oluu deil midir?
Velhâsl kelâm, müntesibi çok olup hak üzere olanlara da, bâtln ateine odun tayanlara da rastlamak mümkün. Demem o ki, nicelii nitelie öncelediimizden beri, saysal üstünlüün bir kriter olamayacan galiba unutuverdik.
Nicedir, bir ahsn deeri, peinde giden insanlarn çokluu üzerinden isbatlanmaya çallr oldu.
Etrafndaki tenhalk da, deersizliin niânesi saylyor.
Bu mantn hükümfermâ olduu ortamlarda da, ahsiyetli itirazlar doal olarak prim yapmyor.
Belki bu yüzden elbirlii ile hakikati rencide ediyoruz.
Belki mü’min gönülleri incitiyoruz.
Bizden sayca daha az olanlarn, Allah katnda bizden daha deerli olabilecei gerçeini atlyoruz belki de.
Elbette bu satrlarn yazar, sayca çok olan her topluluu hakikatsizlikle itham etmedii gibi, bu dini yücelten ve kitlelere mâl olmu hareketlerden de bîhaber deildir.
Ancak onun itiraz, çoklua bu denli önem atfedilmesine ve onun bir koz olarak kullanlmasnadr.
Yazy da, sahibini hatrlayamad u sözle bitirmek ister: “nsann kendisi dnda herkesin yanldn söylemesi çok zordur. Ama ya gerçekten herkes yanlyorsa!”
Yazar: Murat Türker |
24-02-11 |
||
| E mail: karakalem.net | Tweet | ||