ÂYET-İ KERÎME
Ve gecenin bir kısmında O'na secde et. Gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et.
İnsan: 26
HADÎS-İ ŞERİF
Mîzâna ilk konulacak şey, güzel ahlâktır.
Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebîr
SÖZÜN ÖZÜ
Alçakgönüllü yüreklerde yaşayan düşünceler, yüksek düşüncelerdir.
Montaigne
Rota Haber Son Dakika!
Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM
Okunma sayısı : 366
CEBRÂİL (A.S) VAHYİ KİMDEN ALIYORDU?-2

Cebrail (a.s)'ın, Efendimiz (s.a.v)'i Beyt-i Ma'mur'da gördükten sonra hızla yeryüzüne indiği, O'nu ve Hz. Câbir (r.a)'ı bıraktığı yerde ve bıraktığı gibi otururken bulduğu zikredildikten sonra şöyle deniyor:

"Bunun üzerine Cerail (a.s) tekrar olağanüstü bir hızla Beyt-i Ma'mur'a gitti. Resulullah (s.a.v)'ı yine orada buldu. Tekrar aynı şekilde yeryüzüne indi. Resulullah (s.a.v) ve Câbir (r.a) yine aynı yerde ve aynı şekilde oturuyorlardı. Bunun üzerine Câbir (r.a)'e, Efendimiz (s.a.v)'in onun yanından herhangi bir şekilde ayrılıp ayrılmadığını sordu. O, Efendimiz (s.a.v)'in oradan hiç ayrılmadığını söyledi. Bu defa Cebrail (a.s) şaşkın bir vaziyette Efendimiz (s.a.v)'e dönerek

- "Ey Allah'ın Resulü! Eğer vahiy senden çıkıp yine sana geliyorsa ben arada niçin yoruluyorum? diye sordu. Efendimiz (s.a.v) şöyle cevap verdi:

- Teşri için ey kardeşim Cebrail!(1)

Bu rivayeti naklettikten sonra Muhammed Osman Abduh el-Bürhânî şöyle diyor: Eğer vahiy Cebrail (a.s) tarafından Allah Teala'dan alınıp Efendimiz (s.a.v)'e getiriliyor olsaydı, kelime-i tevhidin anlamı bozulurdu. Zira o zaman "Lâ ilâhe illallâh Muhammedun Resulullâh" (Allah'tan başka ilah yoktur; Muhammed O'nun resulüdür) değil, "Lâilâhe illallâh Muhammedun Resulu Resulillâh" (Allah'tan başka ilah yoktur; Muhammed O'nun resulünün resulüdür/elçisinin elçisidir) dememiz gerekirdi.
Bu rivayeti bende mevcut -zayıf ve uydurma hadisleri zikreden- kitaplarda bulamadığımı daha önce belirtmiştim. İnternetten ulaşabildiğim kadarıyla bu kitap Mısır'da basılmış ve bir süre sonra yasaklanmış. Burada naklettiklerim de yine internet üzerinden ulaştığım bilgilerden ibaret. Kitabı birkaç koldan araştırıyoruz. Elimize geldiğinde meseleyi aslından tahkik edip bu köşeden tekrar duyuracağım inşaallah.

Rivayet hakkında ulaşabildiğim bu malumat ne yazık ki sened içermiyor. Yani rivayeti kimlerin naklettiğini şu an için bilmiyoruz. Dolayısıyla sened kritiği yapma imkânımız şu an için yok.

Eğer bu haliyle bu rivayet, el-Bürhânî tarafından da senedsiz olarak nakledildiyse, onun naklettiği kaynağa ulaşmak durumundayız. el-Bürhânî sened zikrettiyse sened üzerinden bir şeyler söyleme imkânımız olacaktır.

Bu rivayetin herhangi bir senedine ulaşamasak bile, doğrudan metninden hareketle şunları söylememiz mümkün:

1. Bu rivayete göre vahiy, Efendimiz (s.a.v)'den yine Efendimiz (s.av)'e geliyor. Peki Efendimiz (s.a.v) Beyt-i Ma'mur'da vahyi nereden/kimden alıyor? Eğer bir başka kaynaktan alıyorsa, yine arada bir aracı var demektir. Yok doğrudan Allah Teala'dan alıyorsa Kur'an'ın -mecazen- Cebrail (a.s)'ın sözü olduğu Kur'an'da zikredildiği halde(2) Efendimiz (s.a.v)'e izafesine herhangi bir ayette niçin rastlamıyoruz?

2. Rivayetin sonunda Cebrail (a.s)'ın aracılığının "teşri sebebiyle" olduğu söyleniyor. Bunun hiçbir anlamı yok. Zira önemli olan vahyin esas kaynağı ise, aradaki elçilerin melek veya insan olması bir şeyi değiştirmez.

3. Eğer Efendimiz (s.a.v) vahyin Cebrail (a.s)'dan önceki kaynağı ise, Cebrail (a.s) ilk vahiy getirdiğinde niçin O'nu sıkıp "Oku!" dediğinde "Ben okuma bilmem" diye cevap verdi?

4. Efendimiz vahyin Cebrail (a.s)'dan önceki kaynağı ise niçin kendisine vahiy geldiğinde vahyin ağırlığından bir nevi baygınlık halinde kendinden geçiyordu?

5. Bu rivayet belli ki Efendimiz (s.a.v)'in kadr-ü kıymetini yüceltmek (!) için tedavüle sokulmuş. Oysa Efendimiz (s.a.v) böyle şeylerle tebcil edilmeye muhtaç değildir. O'nun indallahtaki kadr-ü kıymeti zaten yücedir.

Sorular ve itirazlar çoğaltılabilir. Ama zikrettiklerimizden de kolayca anlaşılacağı gibi yaratılış, vahyin mahiyeti ve kaynağı, peygamberlik, tebliğ... gibi son derece önemli konulara taalluku bulunan ve kendisine inananı bu konularda tehlikeli yerlere sevk edecek bir muhtevaya sahip olan bu rivayet uydurmadır.

Vallahu a'lem.

1 Muhammed Osman Abduh el-Bürhânî, Tebrietu'z-Zimme, fî Nushi'l-Ümme, 281-3.

2 69/el-Hâkka, 40.

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Dr. Ebubekir Sifil
27-03-11
E mail: milligazete.com  
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
CEBRÂİL (A.S) VAHYİ KİMDEN ALIYORDU?-2 / ÎMAN VE İSLÂM Kategorisi
Online Kişi: 21
Bu Gün: 74 || Bu Ay: 4487 || Toplam Ziyaretçi: 48606 || Toplam Tıklanma: 633765