HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / KISSADAN HÝSSE
Okunma Says: 5242
Yazar: Dr. Springer GALIBAN
73 NO'LU MAHKÛM (Ýdam sýrasýný beklerken kitap okuyan adam)

73 NO.LU MAHKÛM
Gençliimde, Çin’de, Mareal EulChann-Ming'in hususi doktoru olarak bulunuyordum. Bu marealin çok itimadn kazanmtm. Bir yabanc olduum halde bana, karargâh içinde istediim yere girme izni verilmiti. Aslnda günlük politika ilerinden elimden geldii kadar uzak kalmaa urayordum fakat buna ramen, ehir basknlarna, esir katliamlarna ve kitle halindeki idamlara defalarca ahit oldum.
Çin'de geçirmi olduum be yllk zaman içinde yaadm en canl hatra bir idam mahkûmuna dair olandr:
Han-Cheou ehrindeydik. O gün 74 mahkûm kuruna dizilecekti. Doktor olduum için sabahn erken saatinde meydana gittim. Ate emrini verecek olan genç bir kumandan da, takmyla gelmi bekliyordu. Sonunda tetiklerin her çekiliinde, doldurulmu olan on iki tüfek birden ate etmee balad. Her ate emrinden sonra, bir çizgi halinde uzanan mahkûmlardan biri eksiliyordu. Bu kargaalk arasnda, sondan ikinci, yani 73’üncü mahkûma gözüm iliince, hayretimden donakalmtm. Zira bu zavall, rahat rahat ve kendini unutmu bir halde bir kitap okuyordu.
Evet, bir kitap okuyordu. Kendisine doru yaklaan ölüme aldrmakszn, çevresini saran ve kendine yaklaan faciay bilmiyormu gibi kitap okuyordu Bütün bu korkunç gürültüler, barutun genzi yakan, kann mideyi bulandran kokusu, onu rahatsz etmiyordu. Bu vaziyette bir insan böyle bir anda çekebilen kitab çok merak etmitim. Her eye ramen, onunla konumaktan kendimi alamadm:
"En son dakikalarnzda sizi teselli edecek, böyle bir kitap olabilir mi?" Gözlerini okuduu kitaptan ayrmadan, çok güzel bir ngilizce ile cevap verdi:
"Bütün ömür boyunca edinilmi olan tecrübelerin, bir dakika içinde bo olduu anlalabilir. Öyle ki: ölüm yaklarken bile…"
Bu cevaba söylenecek hiçbir ey bulamamtm. Et ve kandan örülmü böyle bir duvar karsnda, nasl bu kadar sakin olabiliyordu? Çinlinin yanndan ayrlamyordum, ama o benim yan banda durduumun farknda bile deildi. Her bir “Ate!” emrinde, yeni bir mahkûmun vücudu delik deik oluyor ve korkunç bir ekilde yklyordu. Bütün bunlara ramen bu esrar dolu insan kln kprdatmakszn okuyor ve baka bir âlem içinde yayordu. En fazla otuzunda gözüken bu genç adamn, yüzü parlak, shhatli ve renkliydi. Ayn sessizlikle elindeki kitabn sahifelerini çevirirken kendimi tutamadm:
"Sizin için bir ey yapabilir miyim? Acaba son bir dileimiz var m?” diye sordum. Hayatn kurtarabilmem için yalvarmasn bekliyordum. Ama o, ban kaldrarak, alayc baklarla beni süzdü. O zaman, derin bir uykuda olduumu anladm. Dalgn ve sâkin bir sesle cevap verdi:
"Hepimizin ölüm saati önceden tespit edilmitir. Üniformal olan u genç adam, eline hiç de yakmayan klcyla ölüme emir verdiini sanyor. Hâlbuki yanlyor doktorcuum. Siz Allah'n huzuruna benden önce çarlabilirsiniz. nsanlara hayat vermek veya almak hakkn bunlara kim vermi ki? Yanlyorsunuz." Böyle dedi ve gözlerini tekrar elindeki kitabna çevirerek okumaya devam etti.
Henüz 46 mahkûm öldürülmütü. Birdenbire genç zabitin sendelediini gördüm. Evet. Klc elinden dümütü, dizleri kvrld ve koca gövdesi olduu yere ykld. Ne olduunu anlamak için yanna kotum. Ama yaptm muayene hiçbir ie yaramad. Kalbi artk çalmyordu. Anî bir ölümle kar karyaydm; sebebi de belirsizdi. Dehet içinde kaldm, büyük bir arlk altnda ezildiimi hissediyordum. Gözlerim kendiliinden Çinliyi arad, o ayn kaytszlkla kitabn okumaya devam ediyordu. Meydanda bulunan baka bir zabit yere düen klc eline alarak, yarda kalan ie devam etti. Mahkûmlarn sras gittikçe küçülüyor ve ben souk souk terlediimi seziyordum. Dizlerim titriyordu. Çinlinin ilk söyledii gerçek olmutu. Ya ikincisi?.. Benim gibi bir ilim adamna hiç de yakmayan bir duygu ile dehet içinde kalmtm. Evet, her eye ramen Çinlinin söylediklerine ben de inanmtm. Elimde olmadan hayatmdan da korkmaya baladm. O srada, hükmün infaz ediliini kontrol etmek üzere beyaz Rus asll bir Çin albaynn atyla yaklatn gördüm. Çevreme baknmakszn koarak ona yaklatm. Atn dizginlerine sarlarak kendisini durdurdum. Hayretle bana bakyordu. Kendimi toplayarak sakin bir sesle:
"Sayn albay, sizden bir istirhamm olacak; beni sevindirmek istemez misiniz?" diyebildim. "Memnuniyetle doktor!” diye cevap verdi. Bunu içten söylüyordu, çünkü ksa bir zaman önce, mühim ve derin bir yarasn tedavi etmitim. Umutsuz bir sesle azmdan u kelimeler döküldü:
"73. mahkûmu bana balayn. Yaamak onun hakkdr. Daha o kadar genç ki…" Albay armt:
"Aziz doktorcuum, kymetli dostum! Çok üzgünüm, ama benden olmayacak bir ey istiyorsunuz …" diye cevap verdi. "Marealin vermi olduu emirlere ne kadar titiz olduunu, benim kadar siz de bilirsiniz."
Hakk vard. Soukkanllm kaybettiim için utanmtm. Ortadan kaybolmak, kendimden geçmek ve bütün olanlar unutmak istiyordum. Ama o hâlâ kitabndan gözlerini ayrmyor, böylece kendine yaklaan ölüme meydan okuduuna inanyordu. Srann kendine gelmesi için, ancak dört mahkûm kalmt. Kalbim iddetle çarpyor, gözlerim ondan ayrlmyordu. Birdenbire tiz bir boru sesi duyuldu: Atekes iareti veren bir emir atls dörtnala, meydana girdi. Albayn yanna gelince, dizginleri o kadar iddetle çekti ki hayvan arka ayaklar üzerinde aha kalkt. Attan atlayan asker albaya bir zarf uzatt. Bu esnada meydan dolduran cesetler arasnda, sralarn bekleyen sadece iki mahkûm kalmt. Namlularn kendine çevrilecei u anda bile, o, hâlâ kitabn okuyordu. Albay elindeki kâda acele bir göz attktan sonra elini kaldrarak atekes emrini verdi
Ne olduunu anlayamamtm. Zihnim hep onu düünüyordu. Sonunda albayn bana iaret ettiini gördüm, yanna gittim:
 "Koruduunuz adamn ans varm Doktor, gelen emir ona ait." dedi. Artk tek bir kelime söylenemezdi. Sevinç ve heyecanla ona doru ilerledim. Sanki kurtulan bendim. Bu müstesna insan, sarslmakszn, dimdik duruyor, Arapça yazlarn bulunduu kitab elinden sarkarken, gözleriyle uzaklara, pek uzaklara bakyordu. Sanki bu topraklardan ötesini görmek istiyordu. Kprdamayan çehresinde ne korku izleri seziliyordu ne de sevinç. Çevremde her ey dönüyordu, sonunda gözlerimin önünden o da silindi. Fazla bir ey hatrlayamyorum. Kendime geldiim zaman, kaybolmutu.
Kendisini tanmay çok istediim halde onu daha sonra hiç göremedim. Ama ben hayatta olduuma göre muhtemelen o da yayordur…

 

 

 

Yazar: Dr. Springer GALIBAN
05-12-11
E mail: geciboynuzu@hotmail.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
73 NO'LU MAHKÛM (Ýdam sýrasýný beklerken kitap okuyan adam)
Online Kii: 34
Bu Gn: 353 || Bu Ay: 6.332 || Toplam Ziyareti: 2.929.652 || Toplam Tklanma: 58.629.360