ÂYET-İ KERÎME
Ve gecenin bir kısmında O'na secde et. Gecenin uzun bir bölümünde de O'nu tesbih et.
İnsan: 26
HADÎS-İ ŞERİF
Mîzâna ilk konulacak şey, güzel ahlâktır.
Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebîr
SÖZÜN ÖZÜ
Alçakgönüllü yüreklerde yaşayan düşünceler, yüksek düşüncelerdir.
Montaigne
Rota Haber Son Dakika!
Kategori : / ÎMAN VE İSLÂM
Okunma sayısı : 359
BİRAZ FAZLA ACIMASIZ BİR TENKİTÇİ (Ebubekir Sifil Hocayla İslamoğlu'na dair)

Tefsir piyasası!

Geçtiğimiz günlerden birinde belediye otobüsüyle Daru'l-Hikme'ye giderken bir genç bir süre yüzüme dikkatli dikkatli baktıktan sonra aramızda şöyle bir konuşma geçti:

-Afedersiniz, bir şey sorabilir miyim?

-Tabi, buyurun.

-Ünlü biri misiniz?

-Değilim. Olsaydım böyle sormazdınız.

-Sizi birine benzettim de.

-Ebubekir bey misiniz?

-Evet.


-Sizin Mustafa İslamoğlu'na yazdığınız bir tenkit yazısını okumuştum.

-Öyle mi!

-Afedersiniz ama, fazla acımasız değil misiniz? Sorum biraz fazla mı "bodoslama" oldu?

-Sorunuzun bodoslama olması önemli değil. Benim niçin "acımasız" olduğumu düşünüyorsunuz?

-Eleştirirken sanki hiç olumlu tarafı yokmuş gibi davranıyor, küçük bir hatayı bile abartarak tenkit ediyorsunuz.

-İslamoğlu bu ümmetin gelmiş geçmiş alimlerini, fakihlerini, müfessir ve muhaddislerini olmadık işlerle itham ederken "acımasız" olmuyor da, ben onun bu tutumunu eleştirirken niçin "acımasız" oluyorum?

-İslamoğlu sizce ne yapmak istiyor?

-Bilemem. Ben niyet okuyucusu değilim. Ama şu kadarını söyleyebilirim: Haddini aşan bir gidişi var.

-Nasıl yani?

-İnsan bir tutum belirlemeden önce şöyle sağına-soluna bir bakar. Bu Ümmetin alimi/uleması ne demiş, nasıl davranmış bir inceler değil mi? Kur'an konusunda konuşmak insanlara cazip gelir; hele kelimelerle oynamak, etimolojiden, bağlamdan hareketle kimsenin söylemediği şeyler söylemek söyleme bir çekicilik kazandırır. Ama bu söylemin, sahibini nereye götüreceğini de düşünmek gerekir. İslamoğlu ehil olmadığı, gerekli müktesebatı edinmediği hususlarda çalakalem yazıyor/konuşuyor; bu sebeple de çok ve azim hatalar yapıyor.

-Ben de sizin yazdıklarınızda hatalar bulmuştum.

-Mesela?

-Evde, notlar halinde duruyor.

-Sizden özellikle rica ediyorum, aldığınız o notları mutlaka bana iletin. Mail adresim Gazete'de, sitede mevcut. Lütfen ihmal etmeyin ki, nerelerde yanlış yapmışsam gözden geçirip düzelteyim; size de dua edeyim.

Sözün burasına geldiğimizde otobüsümüz de ineceğim durağa gelmişti. Veda edip indim.

Gerçekten de Kur'an'ın tefsirini yapmak, ulemanın ancak kemal döneminde girişmeyi göze aldığı pek ağır bir faaliyettir. Yukarıda naklettiğim anekdot İslamoğlu merkezli olmasına rağmen, hayli yaygın bir tavrın yansıması aslında. Son zamanlarda adeta herkes müfessir oldu, televizyon ekranlarında, internette Kur'an hakkında ahkâm kesen, bin yılı aşkın müktesebatı dinleyici/izleyici nezdinde bir anda sıfıra indiren cümleler kuran mebzul miktarda "müfessir taslağı" var. Ne niyetle hareket ettiklerini Allah bilir; ama işledikleri cürmün "cinayet"ten farkı yok...

Ümmet nezdinde sahip olduğu şöhret ve itibarın bir yönden sebebi, bir yönden de sonucu olarak bir ciltten, aslının hacmini birkaç katı aşacak hacme kadar üzerine en az 50 civarında haşiye, ta'lik ve ihtisar çalışması yapılmış bulunan Envâru't-Tenzîl adlı eserin müellifi Kadı Beydâvî, Tefsir ilmini ilimlerin en yücesi olarak nitelendirdikten sonra şöyle der: "Bu alanda söz söylemek için ileri atılmak, usulüyle-füruuyla bütün dinî ilimlerde maharet, dil ve edebiyat alanlarında üstün bir seviye kesbetmiş olanlardan başkasının işi değildir..."

Bir işi "iyi niyetle" yapmak "meşruiyet" için kesinlikle yeterli değildir; onu "olması gerektiği gibi" yapmak, kaidesine-kuralına uygun bir şekilde icra etmek de şarttır. Aksi halde sadece yapılan iş -amel-i salih olması şöyle dursun- "gayri meşru" olur; yerine göre sahibine vebal de getirir. Hatta eğer iş Ümmeti ilgilendiren boyutlara sahipse, yanlışa sevk ettiği insanların vebalinin bir misli de o işin failine yüklenir. Rabbim rüşdümüzü ilham etsin...

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

Yazar: Dr. Ebubekir Sifil
22-12-11
E mail: milligazete.com  
 
Yorumlar:1
Yusuf İHTİYAR
Kendini Nakkaş Sananlar
Tarih : 22-12-11

Benlik duygusuna esir olanlardan, asıl sahibi hatırlamasını beklemek; kurttan kuzulara çobanlık yapmasını istemek gibidir. Bu tarz insanlar Alemin Nakşı'nda "Nakkaş"ı göremeden kendini nakkaş zanneden liyakati sorgulanması gereken kimselerdir ve günümüzde sayıları da epeyce artmaktadır. Buna dikkatlerimizi çektiği için Sn.Ebubekir Hocamıza teşekkürler.

 
BİRAZ FAZLA ACIMASIZ BİR TENKİTÇİ (Ebubekir Sifil Hocayla İslamoğlu'na dair) / ÎMAN VE İSLÂM Kategorisi
Online Kişi: 17
Bu Gün: 194 || Bu Ay: 4861 || Toplam Ziyaretçi: 49193 || Toplam Tıklanma: 642289