HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / DÝL KALESÝ
Okunma Says: 3382
Yazar: C.Yakup Þimþek
TDK’NÝN GEREÐÝ – 1

Türkçenin “gerek”leriyle TDK’ninkiler çok farkl.

“Hocam, TDK’nin nesi Türkçeye uydu ki? Bari bilmediimiz bir ey söyle!” diyenler olacaktr, biliyorum. Fakat bilerek söylemeli. “Söyleyenler hikmetin bilmez, bilenler söylemez...” hâlleri her yerde mevzubahis...

imdi Türkçe ile TDK arasndaki bu farklar görelim:

Dîvânü Lûgaati’t-Türk’ten 1935’e kadar Türkçe kültür dilinde “gerek”li kelime says üç-dördü geçmemi.

Dîvânü Lûgaati’t-Türk’e bakarsak orada “gerek, gerekli” isimlerini ve “gerekledi” fiilini buluruz. Redhouse’un 1882 basksnda “gerek” kelimesini ve “gerei gibi” sözünü görüyoruz. 1901’in Kaamûs- Türkî’siyle 1928’in mlâ Lûgati’nde ise “gerek”li üç kelime var: gerek, gereklik, gerekmek.

Hatta “gerekmek” fiilinin bütün syga ve ahslara göre ekillenmedii, yani fiil tarafnn zayf kald anlalyor. Kaamûs- Türkî bu fiil hakknda u notu dümü:

“Yalnz gaaib sygalarnda tasrîf olunur.”

Demek ki “gerekmek” fiilinin faili birinci ahs (mütekellim) ve ikinci ahs (muhatap) olmuyormu, yalnzca üçüncü ahs (gaib) oluyormu. Yani bu fiilin mesela “gerekiyorum,  gerekmeyeceksin, gerekiriz, gerekmediniz” ekilleri o zamana kadar dilimizde yokmu.

Yine 1935’ten önce bu kelime fiil olmaktan ziyade isim, daha çok da bir edat (edât- rabt) olarak kullanlmtr. Fuzûlî'nin mehur bir murabbasnda bu balama edat öyle geçer:

Fuzûlî îve-i ihsânn ister bir gedâyndr,

Dirildikçe seg-i kûyun, ölende hâk-i pâyndr;

Gerek öldür gerek ko; hükm hükmün, ra’y ra’yndr,

Gözüm, cânm, efendim, sevdiim, devletli sultânm!..

Tarama Sözlüü’nde “gerekmek” fiili için “Caiz olmak, layk olmak, muvafk dümek, lazm olmak, ie yaramak, yakmak” manalar verilmi. Görüldüü gibi bu fiil en az “lazm olmak” kadar baka manalar için kullanlmaktadr.

Ayn eserde verilen örneklerde “gerekmez” kelimesi fiil olarak tam 35 (otuz be) kere, sfat-fiil olarak 7 (yedi) kere geçmektedir. Buna karlk “gerekmeyen” sfat-fiili ve “gereke” fiili yalnzca birer kere kullanlmtr.

TDK kitaplarndan olan ve Ömer Asm Aksoy tarafndan hazrlanan Atasözleri ve Deyimler Sözlüü’nde geçen 7853 atasözü ve tabir içinde “gerek” kelimesinden türemi hiçbir kelime yok; demek ki halkmz buna gerek duymam…

Halkmz asrlarca “Bana gerekmez…” demi ama “Bana gerekir…” dememi ve elbette hep yanlm... Cahil insanlar kendilerine lazm olanlar nerden bilsin?..

Kurulur kurulmaz bu derin hikmete vâkf olan TDK’miz “Sana bunlar gerek, bunlar…” diyerek hemen icraata ve halk için “gerek”li sözleri imalata balad.

En az bin yldan beri sakin sakin oturan ve nerdeyse ksrlaan bu “gerek” nazenini meerse ne bargan ve dourganm yahu!.. Kurumlu aalarn eline düer dümez sükûneti terk edip barmaya, ksrlktan kurtulup ikiz-üçüz dourmaya balam...
Maallah, maallah!

“Gerek”ten Dourtulanlar
te 1935’ten itibaren Türkçede TDK iktidaryla dourtulan “gerek”li kelimeler:
“gerekseme, gereksemek, gereksinme, gereksinmek, gerekçe, gereç, gerekçelendirme, gerekçelendirmek, gerekçeli, gerekçesiz, gerekçesizlik, gerekirci, gerekircilik, gerekli, gerekli gereksiz, gereklilik, gereksiz, gereksizce, gereksizlik, gerektirim, gerektirme, gerektirmek…”

Yalnzca bir “gerek” kökünden bu kadar yeni söz…

(Hocam, hepsini anladk da u “gereç” neyin nesi, kimin fesi? Bu ucube nasl olmu da “gerek” kökünden meydana getirilmi? Merak ediyorsanz okumaya devam... Sizi güzel bir cevap bekliyor. Az sonra…)

ktidarsz halkn bin ylda yapamadn TDK'li aalar 30-40 senede becerdi… Güç onlardayd artk, ne diyelim?..

Peki, acaba bu sözü – üstelik suni yolla –  bu kadar çoaltmak gerekli miydi?

Bunlarn hepsinin “gerek”li olup olmad üzerinde durmaya gerek yoktu.

Çünkü TDK’nin yapaca i çoktu.

Osmanl Art “Gerek”siz Kelimeler
Ortalkta hâlâ Osmanlca “gerek”siz kelimeler dolayordu. Kimi “ihtiyaç”tan, kimi “lüzum”dan gelmiti; bir ksm “îcâb- hâl”e, bazlar da “iktizâ-y hâl”e uygundu fakat “gerek”siz görülen bu kelimeleri toptan snr d etmek gerekliydi. te o “gerek”sizler:

“hacet, ihtiyaç, muhtaç; iltizam (1935’te “yandamak” kelimesiyle karland), istilzam, lâzm, lâzime, lüzum, lüzumlu, lüzumsuz, lüzumu hâlinde, levazm, malzeme; iktiza, iktiza etmek, mukteza, muktazi, muktazi olmak, muktezasnca, mukzi; icab, icabat, icab etmek, icab- hâl, icab- maslahat, icabiye, mucib, mucibe, mucibince, mucib olmak...”

Lüzum, icap, ihtiyaç” ana mefhumlar çerçevesinde 30’a yakn söz… Bunlarn defteri dürülmeli ve hepsi lisan çöplüüne süpürülmeliydi; onlarn yerlerine de bir sürü “gerek”li kelime üretilip meydana sürülmeliydi.

te yukardaki “gerek”li kelimeler hep bu gayretin mahsulleriydi. Aslnda az bile yaplmt, en az bir düzine daha olmalyd…

TDK bunlarn hepsini “gerek”li görüyordu.

Ne çare ki herkes böyle düünmüyordu.

Hatta baz kl herifler çkyor, bu yeni kelimelere birer kulp takyor ve gece-gündüz icraatta olan TDK aalarnn cann skyordu.

(Sevgili kardeim! Can sklan sklsn, sen onlara bakma, tatl cann skma… te o merak ettiin cevap geldi! Yalnzca bir satr önünde…)

Uydurmann Uydurmas: Gereç
Mesela bunlardan Prof. Dr. Faruk K. Timurta diyordu ki:

“Gereç kelimesini izah etmek hiç mümkün deildir, o büsbütün uydurmadr. Böyle bir kelime tekil etmek için Türkçede ‘lâzm gelmek, lüzumlu olmak’ mânâsna bir ‘geremek’ fiilinin mevcut olmas îcab eder. Hâlbuki böyle bir fiil yoktur. “Germek” eklinde bir fiil mevcut olmakla beraber, mânâ itibâriyle bununla münasebeti bulunmamaktadr. Kelime ‘gerek’ten türetilmitir. ‘Gerek’ten ‘k’yi atarak ‘-ç’ veya ‘ek’i atarak ‘-eç’ getirilmitir. Bu tamâmiyle keyfî bir tasarruftur. Türkçede böyle bir kaide yoktur.”

(Kaideye maideye kim bakyordu ki? Tek kaide uydu: Kelime Arapça veya Farsça asll myd, tekme tokat, derhâl kovulmalyd; yerine de hemen bir veya birkaç kelime imal edilmeliydi, hem de çok acil... Salla gitsin!..

Biri tutmazsa öbürü tutard. Ya hiçbiri tutmazsa? O zaman da zorla tutturulurdu. Devlet isteyecek de tutturamayacak, var m böyle bir ey? Yeni çkarlan kelimelerin en saçmalar, kaidelere en aykr olanlar dahi kanunlarn, ders kitaplarnn; resmî gazete, televizyon ve radyo neriyatnn içine zor, srar ve tekrar yoluyla yerletirilirdi. Resmî binalarn üzerine kazlrd, levha olarak aslrd. E, ondan sonra millet bunlar kullanmayp da ne yapsn? Dede eskisini kullansn varsn, evlad yenisine daha çok alacakt. Torun dersen zaten belki de eskisini hiç duymayacakt.

Bir “öz Türkçe afyonu” millete yutturuldu, uydurma kelimeler böylece tutturuldu.)

Rahmetli Faruk Kadri Timurta bu “gereç”in ilk olarak “levazm” ve “malzeme” kelimelerine karlk olmak üzere imal edildiini biliyor muydu acaba? “Malzeme” neyse fakat cemi (= çokluk / plural) bir kelime olup “lazm olan eyler” manasna gelen “levazm” yerine konan kelimenin de çokluk ifadesine sahip olmas gerekmez miydi? te Timurta “gereç”teki ‘-ç’  veya ‘-eç’ ekine TDK’nin bir de çokluk vazifesi yüklediini ve bunun da Türkçeye aykr olduunu – söylemediyse bile – düünmü olsa gerek...

1970’lerin TDK’si en azndan bu hatasnn farkna varm olacak ki “gereç” kelimesini levazm”n yerinden kaldrp müfret (= teklik / singular) olan “malzeme, materyal” kelimelerinin yerine oturtmu. “Levazm” yerine kullanlmak üzere ise “gereç” köküne – kök mü gövde mi belli deil ya – çokluk ifadesi veren “-ler” eki getirmi: gereçler. (Bir nebzecik olsun zevahiri kurtarm gibi... Bir de u "gereç" kelimesini nasl yaptn açklayabilseydi...)
***
Tarama Sözlüü de TDK Muhalifi mi?
Hadi diyelim ki merhum Timurta Hoca zaten TDK muhalifiydi; peki TDK’nin kendi hazrlad Tarama Sözlüü’ne n'oluyordu?.. O esere göre TDK’nin “gerek”lileri ile milletin “gerek”lileri ayn deil, arada büyük farklar var: Mesela TDK’nin “esbab- mucibe” veya “lazme” karlnda gösterdii ve isim olarak sunduu “gerekçe” kelimesi Tarama Sözlüü’ne göre hem o manaya gelmiyordu hem de bir isim deildi. Yalnzca “gerei gibi” demekti ve bir zarft. Kelimenin kullanlna örnek olarak verilen beyit bunu açkça göstermekteydi:

Gerekçe bidi kalya vü boran

u denlü döktüler yoktur oran

te buradaki "gerekçe"nin türünü zarf olmaktan çkarp isim yapanlar, manasn da deitirip kelimeyi "esbab- mucibe / lazme" yerine ikame edenler unu hesaplayamadlar: Genleri deitirilen o kelime kontrolden çkt, esbab- mucibe” veya “lazme”yi yuttuktan sonra doymayp "bahane"mize de göz dikti. Yalnzca o deil: Artk binlerce vatanda "sebep" yerine de "gerekçe" diyor. (Bu ihtimal uydurmaclarn gizli hesabnda var myd acaba?) Hatta "neden" yerine bile "gerekçe" diyorlar. (Herhâlde bu ihtimal gizli hesapta bile olamazd.)    

Bu Tarama Sözlüü netice olarak bize öyle seslenir gibi:
– Ey millet! Ara beni, tara beni… Hele u “gerek”li sözlerimi iyi oku ve tahlil et. te Türkçenin “gerek”leri bunlardan ibaret idi ve bunlar en az bin yl nerdeyse ayn kald. Ta ki “Yeter! Söz benimdir... Bu dilin sahibi de benim mimar da…” diyen TDK gelene kadar… O geldi ve senin gerek “gerek”lilerine ve gerekse “gerek”sizlerine kendisi karar vermeye balad. Hayr, dilin asl sahibi o deildir, sensin…

Dilinin “gerek”lerine müdahale edenlere uyma! Onlarn uydurma “gerek”lerini gerekli sanma, gerekli sayma!
***
Evet, o kitap böyle deseydi TDK ona ne cevap verirdi acaba?

Herhâlde III. Selim gibi yanp yaklrd:

“Kendi elimle yâre kesip verdiim kalem

Fetvâ-y hûn- nâ-hakm yazd ibtidâ…”

Yazar: C.Yakup Þimþek
01-01-12
E mail: c.yakup_simsek@dogrulus.com
Yazar Hakknda Bilgi ve Dier Yazlar
 
 
Yorumlar: 2
AHMET HAYRÝ BAHADIR
ALLAH (C.C.) RAZI OLSUN HOCAM
Tarih : 02-01-12

S.A. Yakup hocam. Bu gerek kelimesini çok merak ederdim ama pek gerekli görmediðim için araþtýrmaya zaman ayýramamýþtým. Merakýmý giderdiniz Allah da sizin gam u kederlerinizi gidersin.

 
AHMET
DÖKTÜRMÜÞSÜN YÝNE
Tarih : 01-01-12

Yakup Hocam, hem bilgi hem ilhamla yazýnca böyle oluyor demek ki... Cümlelerin altýndan her an yüzünü göstermeye hazýrmýþ gibi duran örtülü ironi de okuyaný canlý kýlýyor. Eline diline saðlýk. Devamýný bekliyoruz.

 
TDK’NÝN GEREÐÝ – 1
Online Kii: 22
Bu Gn: 167 || Bu Ay: 6.149 || Toplam Ziyareti: 2.929.362 || Toplam Tklanma: 58.623.183