
| Kategori : TÂRÝH / TÂRÝHE BAKIÞ | Okunma Says: 5540 |
Tarih, bizim için ne anlam ifade ediyor? Fert ve toplum hayatnda tarihe hak ettii yeri ve deeri veriyor muyuz? Tarihi iyi okuyan, tetkik eden, istifade eden, tarih sever bir toplum muyuz?
Tarihi alglama, yorumlama ve deerlendirmede salkl bir bilgiye, kaynaa ve bak açsna sahip miyiz? Hâdiselere yaklamda, bugünü anlamlandrma ve yarn plânlamada, tarihin imbiinden süzülen birikim ve tecrübelerden yeterince faydalanabiliyor muyuz? Sorular daha da çoaltmak mümkün...
Son yllarda tarihe ve tarih kitaplarna toplum baznda artarak devam eden bir alaka olmakla birlikte henüz yeterli seviyeye eritiimiz söylenemez. Maalesef, tarihi okuma, inceleme, tefekkür ve muhakeme etmede gerekli uura, donanma ve doygunlua ulamadmz noktasnda sanrm en azndan tarihçiler hemfikirdir.
Hâlâ ülkemizde mektepli ya da mektepsiz eline ciddi/nitelikli bir tarih kitab almam; tarihle alakas, okul yllarnda skc tarih derslerinden ve imtihanlarda papaan gibi ezberlenen ders kitaplarndan öteye geçememi bir yn insan var. Eitim sürecindeki bu menfi tecrübeden ötürü de, ne yazk ki tarihi sevmeyen, okumayan ve hatta nefret eden ilgisiz ve bilgisiz insanlarn says azmsanmayacak kadar kabarktr.
Tarihi, bugünü, kendimizi ve kimliimizi anlama ve tanmlama; yarn, gelecei ve hayatmzn gaye ve hedefini tayin etme mevkiinden soyutlayp, düne hapsetme; onu, geçmile alakal, yaanm bitmi olaylar bugüne aktaran, fakat bugünle, kiiliimizle ve hayatmzla birebir alakas olmayan, sadece skldmz ve gündelik olaylarn bunaltclndan uzaklamak istediimizde sndmz bir masal liman ve hayal dünyasndan ibaret olarak görenlerimiz oldukça yekûn tutuyor.
Hâsl, hayatmz, kimliimizi ve geleceimizi ekillendirmede köe talarndan olma rolünü tarihe hakkyla tevdi ettiimizi kimse iddia edemez. O halde tarihin bizim için anlam ve deeri nedir, ne olmaldr? nsan ve toplum hayatnda ona nasl bir pozisyon biçmeliyiz?
TARH HAYATIMIZDA NEDEN ÖNEML?
Tarihin, milletlerin uur altn ve hafzasn oluturduu, herkesin tasdik ettii bir hakikattir. Milleti millet yapp, benliini/tabiatn dokuyan unsurlarn banda tarih gelir. Hafzasn ve kimliini kaybeden milletlerin varln devam ettirmesiyse imkânszdr. Mazinin, barnda tad deerler, milletin benliini korumasn salayarak ona millet olma bilincini alar, hayatla ve yaad topraklarla daha kuvvetli balar kurup, anlaml ve yaanlr hale getirir.
Hayat mücadelesinde, ‘kendi olarak’ varln sürdürüp, hür ve bamsz yaama duygusunu besler. O, toplum hafzasn/vicdann ve kolektif uuru dinamik tutan yeri doldurulmaz dinamolardandr. Bugünü ve yarn imar edip, yaanlr duruma büründürmede muazzam bir güç, moral ve evk veren cokun bir membadr.
Mehmet Kaplan’n tahlili buna öyle k tutuyor: “Tarih milletlerin uur altn tekil eder. Binlerce yllk tecrübenin mahsulüdür. Tarihî kültürün terbiyesini almayan yeninin vücuda getirdii eserler ham ve çirkin olur... Tarihî tecrübeler, irsiyetle (kaltmla) nesilden nesile geçmez. Bir millet, tarihini öretmezse, kimse kendiliinden bu bilgiyi edinemez. Tarihini bilmeyen nesiller, milletlerine canl bir ilgi ve sorumluluk hissetmezler. Böylelerinin, yabanc tesirlere kaplmas ve köle olmas çok kolaydr. O, kendisi ile tarih ve milleti arasnda balar kurmakla bütüne/bütünlüe ular. Fertler hayatn manasn tarihte bulur.”
Nurettin Topçu u enfes fikriyle konuyu daha da pekitiriyor: “Tarihî kültürümüz, bizim gerçek ruhumuzdur. Nasl ki, bir insan bakalarnn ruhuyla yaayamazsa; bir millet de bakalarnn tarihiyle yaatlamaz.”
Bütün bunlarn kaybysa; kiiliksiz, haysiyetsiz ve manasz bir hayat yük gibi tamak, günü birlik kayglara gebe olmay kâr saymak; hâsl özgür yaamakla asalak/köle olarak yaamak arasnda hiçbir fark görmemektir. Aslnda, maziye -bir anlamda ‘ölülere’- hürmet, muhabbet ve sadakat, gelecein dirilerine balanan bir emniyet ve sigortadr. Unutmayalm ki, bir aacn çiçek ve meyvesi ne ise, bir toplumun tarihi de odur. Kendi tarihini bilmeyen, deer verip sahip çkmayan milletler, meyve vermeyen veya meyveleri dökülmü aaçlara benzerler.
Bu anlamda, insanln varlk ve bekasn salam direklere dayayp, sonsuza dek ayakta tutmada tarih, hayatî bir ehemmiyete sahiptir. Tarih harmanndan devirdiklerimiz, mevcudiyetimizin en salam teminatdr. Atalarnn, asrlarn eleinden geçmi paha biçilmez tecrübelerinden istifade etmeyen milletler, ancak ahmak olabilir. Bu yapdaki milletler, okyanusta pusulasz yol almaya çalan gemiler misali, baa gelecek musibetlerin en katmerlisine müstahaktr.
HAYATIN MUALLM, BRET SANDALI VE BENLN KAYNAI
Tarihteki büyük zaferlerin, parlak baarlara imza atm örnek ahsiyetlerin/kahramanlarn, numune tekil ettii, kendine güven ve cesaret duygusu alad, hürriyet ve hamle ruhu verdii üphe götürmez. ABD’li medeniyet tarihçisi Will Durant’n yaklam bakn ne kadar anlam yüklü:
“Yaanm cehennem olmaktan çkan tarih neticede, binlerce evliyann, devlet adamnn, âlimin, sanatkârn ve filozofun yaad, örettii ve sanatn icra ettii bir cennet köesine döner. Bu üstün insan, Hz. Muhammed gibi insan ruhunu fetheden bir peygamberse her sözü, gayet basit ve geri bir millete dâhi muazzam güç kazandrp, insan hayrete düüren akl almaz hâdiseler meydana getirebilir.”
Nezaket ve terbiyemizi bozmadan, onlarn hata ve kusurlarndan dersler çkarp gelecee daha emin admlarla yürürken, güzel ahlâk ve faziletlerini benimseyip hayatmza ve ahsiyetimize sindirmeyi de iar edinmeliyiz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bunun ölçüsünü ne kadar güzel takdir buyurmular: “Ölmü gitmilerinizin kötülüklerini sayp dökmeyin, iyiliklerini zikredin.”
Bir devlet adam, “Tarih, en büyük muallim-i siyasettir (siyaset hocasdr); hiçbir fert onun rahle-i tedrisinden (dersine) müstani (ihtiyaç duymadan) kalamaz” tehisini koymu. nsan aklnn özü, geçmi kuaklarn tecrübelerinden istifade edip, gizli kabiliyet ve hasletlerini gelitirmesinden müteekkil deil midir?
Leon-E. Halkn, insan ve hayat arasndaki karmak denklemi çözmede tarihin katksna dikkat çeker ve öyle der: “Tarih olmadan, yaadmz asrn ve ülkenin snrlarna hapsedilmi, kendi bilgilerimizin ve düüncelerimizin dar çemberine sktrlm bir ekilde, dünyann geri kalan ksmna yabanclaan bir tür çocukluk çanda; bizi çevreleyen ve önce gelen her eye kar derin bir cehalet içinde kalrz.”
Esas olan da, maziden ebede doru akp giden zaman nehrindeki hâdiseler selinde boulmamak için tarihin ‘ibret sandalna’ binmektir. Hayat gemisini rotasndan sapmadan, salimen menziline ulatrmak için tarihin aktard/tad koordinatlardan faydalanmak hayatidir. Frekansmz tarihe ayarl kldmz takdirde, gelecei ina etme ve selâmete erime adna yolumuzu armak söz konusu olmayacaktr. Yeter ki, onun bize bahettii ‘tecrübeler definesine’ ilgi gösterelim, ‘ibretler sarayn’ temaa edelim ve istikbalimize yön veren ‘trafik levhalarn’ dikkate alalm.
Zamann acmasz dilileri arasnda öütülmek istemiyorsak, tarih belleimizden süzülüp gelen bilgi ve tecrübelerden uygun formüller ve kullanl anahtarlar gelitirmek mecburiyetindeyiz. Bugünkü her pimanln, dünkü ihmal ve gafletin ac bir meyvesi olduu hakikatini hakkyla bilip, hayattan aksetmi ibret levhalaryla dolu ‘mazi medresesinin’ kazanmlarn kâr hanesine maksimum seviyede kaydedenler, hiç üphesiz gelecee baaryla hükmeden ve istikamet verenler olacaktr.
Bu tespitlerden hareketle diyoruz ki, tarihe, ‘Kuranî’ bir bak açsyla yaklamak kaydyla tam manasyla yararlanabiliriz. Metodumuz, Kuran kssalarndaki gibi hâdiselere ibret nazaryla bakp dersler çkartmak olmaldr. Kuran, kssalara olan yaklamyla ayn zamanda, tarihin anlam ve faydalarnn hangi çerçevede odaklanmas icap ettii dorultusunda sistematik bir metot ve üslûp da öretir. Kssalar, insan ve toplumun özelliklerine, mutluluk ve mutsuzluk sebeplerine, yükselmesine ve alçalmasna yol açan esaslara; bunlardan doan ahlâkî tavr ve alkanlklara k tutar.
...Unutmayalm ki, tarihe duyduumuz alâka ve hayatmzdaki yeri, nasl bir gelecek dülediimiz ve kendimizi nerede görmek istediimizle dorudan ilikilidir. Gelecekte gelimeye inancn kaybeden bir toplum, geçmiindeki ilerlemeyle ilgilenmekten de vazgeçer. Son söz olarak biz de Ylmaz Öztuna’nn dedii gibi diyoruz: “Cihan çapnda söz sahibi olmak isteyen bir millet, tarihî kimliine sahip çkmal, tarihî misyonunu ihmal etmemelidir.”
Yazar: Ýsmail Çolak |
25-01-10 |
||
| E mail: Mail Adresi Yok | Tweet | ||