
| Kategori : / TEFEKKÜR | Okunma Says: 2495 |
deolojiden ütopyaya slâmclk
Kurtuba hayaliyle lüks siteler arasnda yaayan slâm medeniyeti, içine ne atlrsa alacak ‘estetik’ bir çuval ilevi görecektir. Buna “Aac sev, yeili koru’nun sofistikasyonu” veya tersinden “ideolojinin estetikletirilmesi” de denebilir. slâm’ savunmak, aslnda slâm’ yüklenmek demekti ve tam yaanmadan yük olarak tanan her ey gibi slâm’n da bir gün “srttan atlma” noktasna gelmesi kaçnlmazd.
Bir zamanlar “lkyaz” iirinde “Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince eyleri anlamaya” diye figân eden Gülten Akn, Türkiye’nin bugünü için ne diyecek acaba bilmiyorum. Gerçekten hiçbir eyi ciddiyetle tartamyor, sulandrmaya yöneliyoruz. slâmclk tart(ama)mas, bunun son örnei. Bu hayatî tartma da “slâmclar namaz klar m klmaz m?” sorusuna kilitlenerek yozlatrld. Bu konuda biz, ilk basks 2008’de yaplan eserimizde (Gencer 2012), Kemal ve Abduh gibi öncü slâmclara atfen slâmcl “namaz gibi vecibeleri ihmal ettii, slâm’ yaamad halde slâm’ savunma tutumu” olarak tanmlamtk. Daha sonra Sabiha Doan, 2011 ylnda yazd bir yazda “Namaz klmayan slamc erkek” tipini eletirmi, bunun üzerine bir internet sitesinde yaplan bir haberle (Pesen 2011) slâmcln bînamazlkla özdeletirilmesi eletirilmiti. Son olarak bir ilahiyat profesörü (Karaman 2013), isim vermeden benim bir konferansta sarf ettiim “slâmc, namaz klmad halde slam’ savunandr” cümlesini köe yazsnda eletirdi.
Bu örnek, Türkiye’de genelde “kartel medyasna” izafe edilen, cmbzla seçilerek balamndan koparlm cümlelerin çarptlmas tutumunun herkesten gelebileceini gösteriyor. Bizim yaklak 900 sayfalk slâm’da Modernleme, 1839-1939 adl eserimizde slâmclkla ilgili ilediimiz saysz hayatî meseleyi tartma yerine bir konferansta sarf ettiimiz bir cümle üzerinden karakuî bir hüküm vermenin ilmî ve iyi niyetli bir tutumla badap badamadnn takdirini kamuoyuna brakyorum. Ancak biz gene de bunu slâmclkla ilgili temel hatrlatmalar yapmaya vesile alarak hayra yoralm.
slamclar da namaz klabilirler
slâmcln özü, eriat talebidir. Klasik Osmanl devrinde bu, refahn kayb olarak beliren zulüm durumunda padiahn eriat daha iyi uygulamas talebi olarak kendini gösterdi. Ancak devletin seküler mevzuata kaymaya balad Tanzimat devrinde “eriatn daha iyi uygulanmas” talebinin yerini Yeni Osmanllar tarafndan yürürlükten kalkmaya balayan “eriatn uygulanmas” talebi ald. Böylece Karl Mannheim’n ayrmyla ideolojik slâmclk, önce mevcut devlette eriatn uygulanmas talebi olarak kendini gösterir. Cumhuriyet devrinde olduu gibi bunun mümkün olmad görülünce ideolojik slâmclk, eriata dayal yeni bir devlet kurma ütopyasn belirten ütopik slâmcla kayar. slâmî bir devlet kurma ütopyas ise eriat ideolojiye dönütürme arayna yol açar. Bu, cârî anlamda ütopik slâmclk, bir ideoloji olarak slâm’n müdafaas demektir.
Din=slâm’n ideolojilemesi, Bat’da Descartes ile balad gibi, dindarlkta ilim ve amel boyutlarnn ayrlmasna yol açar. Bunun sonucunda adeta dini din olarak yaayanlar ile ideoloji olarak savunanlar ayrlmaya balar. slâm’da dinin direi olduundan namaz, dindarln göstergesi, dindarlk ile ideologluk arasndaki ayrm çizgisi olarak alnabilir. Osmanl ve Msr’dan Namk Kemal ve Muhammed Abduh gibi öncü slâmclarn namaz gibi temel dinî vecibeleri ihmali, bu açdan normal saylabilirdi. slâm’n ideolojiletirilmeye balad bu asrda, yaamadklar halde kendilerini slâm’n savunmasna adayan bu aydnlarda Bat’da olduu gibi bilgi kaygs, bilgelik kaygsnn önüne geçmi, bunlar, adeta “bize deil, savunduumuz eye bakn” anlayna kaymlard. Oysa “Salâh olmadan slâh olmaz” sözünün de belirttii gibi, geleneksel anlaya göre “düzelme”den “düzeltmek” mümkün deildi.
Bu yüzden belagatli vaazlaryla ünlü âlim Manastrl smail Hakk, II. Merûtiyet döneminde 31 Mart hareketinin “eriat isteriz” sloganna “Behey akn hainler! eriat istenir mi, yoksa ilenir mi? eriat istenmez, eriat ilenir” diyerek tepki göstermiti (Gencer 2012: 236). Evet, genel ad eriat veya özel adyla slâm, istenmez, yaanr. “Salâh olmadan slâh olmaz” sözünü “Sâlih, muslihtir” olarak uyarlarsak, zaten slâm’ yaamak, yaatmaktr sonucuna varrz. Tebli ile emr-i bi’l-ma’ruf ve nehy-i ‘ani’l-münker gibi vecibeleri de içeren slâm’ yaama, her ça ve herkes için geçerli evrensel bir mükellefiyettir. Bu yüzden slâm’ hakkyla yaayan bir Müslüman, onu ayrca savunma gerei duymaz; Müslüman’dan ayr slâmc gibi sfatlar kendine hakaret addeder. Zira “simitçi, felsefeci, dinci” kelimelerinin de belirttii gibi Türkçe’de “-ci, -cü” eki, kelimelere “bir eyi yapp satan, uraan, savunan” anlam verir.
Dolaysyla slâmc kelimesinde “slâm’n ticaretini yapan” pejoratif anlam da yatar. slâm’ yaamak, onu içselletirmek, slâm’ savunmak ise dsallatrmak, onu tamak demektir. Seyyidü’l-Âlemîn ‘aleyhi’s-salâtü ve’s-selâmn “Nice fkh taycs vardr ki (aslnda) fakih (fkh yaayan) deildir” hadisi, tam da bunu anlatr (Müttakî 2004: X/83). slâmcln gidiatna ibret nazaryla bakan biri, bunu pekâlâ “Nice slâm’ savunan vardr ki slâm’ yaayan (samimi Müslüman) deildir” olarak da çevirebilir. Bu noktada bizim “slâmc, namaz klmad halde slam’ savunandr” cümlesinden “slâmc, namaz klmayan kiidir” sonucu, yeryüzündeki hangi mantkla çkarlabilir bilmiyorum. ahsen ben, namaz klmayan çok slâmc gördüm. Ancak elbette bundan bütün slâmclarn bînamaz olduu sonucu çkarlamaz. slâmclar da namaz klabilir; hem namaz klabilir, hem slâm’ savunabilir.
Bizim bînamaz slâmclktan kastmz, slâm’ savunma kaygsnn slâm’ yaama kaygsnn önüne geçmesidir. Bunun ise dindarln kalitesini düürmesi kaçnlmazdr. Bu noktada genel olarak “namaz klan/klmayan” ayrmnn ötesinde namazn kalitesine ilikin Kur’ân’da geçen “tasliye/ikâmetü’s-salât” ayrm düünüldüünde maksadmz daha iyi anlalr. Huû’ gibi ölçülmesi zor enformel özellikler yannda formel artlara bakarak bile namazn kalitesindeki düü görülebilir. Bugün deil sradan Müslümanlarn, baz fkh profesörlerinin bile baz âlimlerin tahrimen mekrûh sayd ba açk ekilde namaz klar hale gelmesi, Müslümanlk kalitemizdeki dramatik düü, slâmcln, slâm’n ideolojiletirilmesinin dorudan sonucudur.
slâmclktan eyyamcla
slâm’ savunmak, aslnda slâm’ yüklenmek demekti ve tam yaanmadan yük olarak tanan her ey gibi slâm’n da bir gün “srttan atlma” noktasna gelmesi kaçnlmazd; sonunda deizme kayan Cemâleddîn Afgânî ve Muhammed Abduh gibi klasik slâm modernistlerinde açkça görüldüü gibi (Gencer 2012: 236). Türkiye’de slâmclk rüyasndan uyanma ise bu tür dramatik bir dönüten ziyade sinsi bir ahlakî yozlama eklinde tezahür etti. slâmc kesimde ‘68 gibi yekpare bir akm ve kuak olmad için kanaatimce bunu ideolojik ve ütopik slâmclktan dönü eklinde iki bakmdan inceleyebiliriz.
deolojik slâmcln “siyasî muhalefet” arac olarak kullanlmas, Yeni Osmanllar ile balamt; ancak onlar ehirli olduklar için slâmcl “sosyal iktidar” arac olarak kullanmaya tevessül etmediler. Ancak Cumhuriyet devrinde 1960 ve ‘80’lerden sonra köylerden kentlere göçen, sonradan gören baz Müslüman aydnlar için slâmclk, sosyal iktidar arac olarak iledi. Müslümanlarn siyasî iktidar imkânna kavumasyla ise artk slâmcln gerekçesi kalmad bunlara göre. Siyasî ve sosyal boyutlaryla bütünlemi bir iktidarn nimetleri, bu (küçük) burjuvalam slâmc aydnlar bekliyordu artk. Hüseyin Nihal Atsz’n bastrd kartvizitlerde adnn altnda “her devrin menkûbu” yazarm; bunlara ise tam tersine “her devrin mukbili” denebilirdi.
kincisi ütopik anlamda slâmclk, bir ertelenmi hayatta yaama psikolojisi, ütopyaclktr. Ve “ifrat, tefriti davet eder” düsturunca bütün ütopyaclklar gibi bir gün gerçekliin sert duvarna toslayarak tepme, bir uca düme riskine gebedir. Özlenen slâm devleti, yeryüzü cennetinin bir gün gelecei ütopyalarnn bitii, “küçük güzeldir” anlayna dönüe yol açar. Burada “küçük güzeldir”e dönü de aktif ve pasif olarak iki tarzda tezahür eder. Aktif “küçük güzeldir”e dönü, “Yahu, biz yllarca ideolojik slâm’n peinde koarken slâm’n özünü, sünneti gözden kaçrmz” diyen slâmclarn önceden küçümsedikleri “kocakar imanna”, Mzrakl lmihal uuruna dönü olarak tezahür eder.
Pasif “küçük güzeldir”e dönü ise, solda ‘68 kuanda da görüldüü gibi, kaba bir gerçeklie teslimiyet, Süleyman Seyfi Öün (2011)’ün “Lümpen Muhafazakârlk” diye çarpc bir ekilde tasvir ettii gibi, slâmclktan eyyamcla (cynicism) kay olarak kendini gösterir. Solda ‘68 kuanda döneklik ithamyla eletirilen bu gelime, Müslümanlar arasnda “dünün mücahitleri, bugünün müteahhitleri” gibi sözlerle eletirildi. deolojik ve ütopik olarak her iki slâmclktan dönüün de vard yer ise slâm medeniyeti söylemidir. Hâkim havaya göre “slâm devleti out, slâm medeniyeti in”dir. Kurtuba hayaliyle lüks siteler arasnda yaayan slâm medeniyeti, içine ne atlrsa alacak “estetik” bir çuval ilevi görecektir bunlar için. Buna “Aac sev, yeili koru’nun sofistikasyonu” veya tersinden “ideolojinin estetikletirilmesi” denebilir kanaatimce.
Evet, “gölge boksu” yapma yerine ülkemizin selameti için bu tür hayatî konular ciddiyetle tartmaya ihtiyacmz olduu açktr.
Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.
deizm: Allah'n varln kabul eden, vahyi ve peygamberleri reddeden felsefî doktrin.
menkûb: Talihsiz, dükün; itibar ve mevkiini kaybetmi.
mukbil: Makbul, mutlu, bahtiyar, gözde.
Yazar: Prof. Dr. Bedri Gencer |
20-05-13 |
||
| E mail: haber.stargazete.com | Tweet | ||
| Alaettin | |||
Netleþme |
Tarih : 20-05-13 | ||
Yazýlan ve çizilenler Ýslamcýlýðýn sûretini netleþtiriyor. Ýyi netîceler verir ÝNÞAALLAH. |
|||