
| Kategori : / MÜLÂKÂT | Okunma Says: 3015 |
Türk halk müziinin usta yorumcusu, müzikolog Mehmet Özbek, uzun süren sessizliine Zaman için son verdi. “Türkü zevkinden yoksun kalan kii, çok eyden yoksundur.” diyen Özbek, günümüzde dinleyicinin dikkatinin müzikle deil, cinsellikle çekildiini söylüyor.
“Türküleri sevmek kolaydr, ama gerekli kültür birikimine sahip olmadan onlar anlamak asla…” diyorsunuz ama insan sizin hayatnza baknca, bir üçüncü unsuru belki de hepsinin üstünde bir deeri, “ak” görüyor. Kanmca siz akla balsnz, yanlyor muyum?
Bouna “ak olmazsa mek olmaz” dememiler. Mevlânâ, insan toprann ak ebnemiyle kartrlm olduunu söyler. Bu gözyadr aslnda. Ruhumuzun temeli aktr. Gerçek hayat sevmeyle balar. Sevgisiz hayat botur. Ak insan birlie, beraberlie götürür. Ünlü Fransz realist yazar Stendhal: "Ak, coku, tutku olduktan sonra insan hiç sarslmaz, bunlar olmaynca hayat neye yarar" der. Hal böyleyken türkülere nasl âk olmazsnz. Bu müzie âk olabilmek için o kadar çok sebep var ki. Bir defa Türk müziinin esasn türküler oluturur. Türküler kültürümüzün en insancl ve en öznel parçasdr. Sevginin, akn her çeidi en güzel, en samimi ve en yürekli bir biçimde türkülerde sergilenmitir.
Canm esirgemem billahi senden
Götür sat pazarda kölem var deyi (Pir Sultan Abdal)
Akn temeli olan fedakârlk halk diliyle ancak bu kadar güzel anlatlabilir. Var m bundan ötesi. Türkülerde dilimiz, tarihimiz, geleneimiz, her eyiyle yaama biçimimiz vardr. Türkü zevkinden yoksun kalan kii, ruh yönünden çok eyden yoksundur diye düünmekteyim. Kiinin soylu bir türkü zevkine sahip olmamas, bana göre esiz bir ruh zenginliinden nasibini almam olmas demektir. Bunu her yerde önemle belirtiyorum. Bir ömrü büyük bir akla türkülere hasretmeye karar vermitim. Öylece de gidiyor.
Bir sanat, bilim dalnn klcallarna inmek beraberinde baka türlü körlükleri de getirebilir. Siz sahada bir derlemeci kimliinizle 300 türkü derlerken bir taraftan da TRT orkestrasnda “tar, kaval, zurna, tulum” gibi çalglar ilk defa bir orkestra disiplini içinde kullanarak Türk halk müziinin kapanm, tükenmi bir saha deil, diri ve canl bir alan olduunu da gösterdiniz. Müziin bu parçal yaplarnda yol almann ne türlü bedelleri, zahmetleri oldu?
Gelenekle, gelenee ilikin konularla uramann çok zor bir i olduunu belirtmeliyim öncelikle. Tabu haline gelmi bir düzeni deitirmek yürek ve kabiliyet ister. Ancak bunun arkasnda bilgi ve birikim olmad takdirde baarl olunamaz. stanbul Radyosu'na stajyer sanatç olarak girdiim 1966 ylnda, Türkiye radyolarnda o zengin halk çalglar çeitlerimizden sadece balama ailesi (divan, tambura, cura) çalglar ve mey (nefesli halk çalgs) vard. stanbul Radyosu'nda mey sanatçs rahmetli Binali Selman “Yurttan Sesler” programlarnn sonunda bazen davul eliinde özgürce bir bar ya da halay çalar; Ankara Radyosu'nda balama sanatçs rahmetli Emin Aldemir, gönlü istedii zaman stüdyoya kabak kemanesiyle gelerek programa renk katar; zmir Radyosu'nda Salih Urhan kemanesiyle Ege havalarna bir baka zenginlik kazandrrd. 1977 ylnda Ankara Televizyonu'nda Eran Babu ve Âdem Gürses'in yönettii, içeriini hazrladm ve Cemile Kutgün'le birlikte sunduumuz “Yurdun Sesi” adl TV programnda ilk defa o güne kadar göz ard edilmi çalglarmzdan kaval, tar, sipsi, tulum, zurna, kemane gibi çalglar, özelliklerini ortaya koyarak, örnekler vererek geni kitlelere tantmaya çaltk. Bu çalglardan oluturduumuz çalg topluluumuzla, bir orkestra disiplini içinde halk ezgilerimizi seslendirdik. Program 60 dakika olarak kararlatrlmt. Kayt o kadar renkli ve heyecanl geçiyordu ki, biz farknda olmadan 75 dakikay bulmutuk. Kayd izleyen ve beenisini gizleyemeyen TV Daire Bakan, programn olduu gibi yaynlanmas emrini verdi. Program TRT yönetiminden olduu gibi, halktan da büyük ilgi gördü. lk tepkiyi ise rahmetli hocam Nida Tüfekçi'den aldm. “Derule” türküsünde tulum ve balama ailesi çalglarn birlikte kullanmtm. “Ne zamandan beri Karadeniz'de tulum ve balama birlikte çalnyor aa” diye serzenite bulundu. Hocam “Karadeniz ve Ege türkülerini de senelerdir balamalar ve mey eliinde seslendiriyorsunuz. O yörelerde de mey yok.” dediimde, “O baka. Muzaffer hocadan beri o öyle geliyor.” diye cevap vermiti. Sanatç arkadalarmzdan, sanatç aabeylerimizden, bu ile uraan baz amatörlerden tenkitler almadk deil. Tabii ki takdirler yannda tenkitler çok clz ve falso kald. Bu tür tenkitlerin nelerden kaynaklandn hepimiz biliriz. Ondan sonra açlan TRT kadrolarnda, ite o güne kadar göz ard edilmi çeitli halk çalglarna yer verilmeye baland. Bugün gerek radyo ve televizyonlarda gerekse sahnelerde bu çalglar üst seviyede çalan sanatçlar görüyoruz. Balama bizim en eski ve en köklü çalgmz. Ama dierleri de halkn duygusunu terennümde yüzyllardr kullanlm ve çou kendi el yapm olan çalglardr. Biriyle hasreti, yalnzl; dieriyle sevinci, cokuyu; bir dieriyle yiitlii, mertlii, haykr daha güzel ve daha koyu bir biçimde ifade edebiliriz. Hâsl uzak yollar, ulu menziller bu iler.
Halk müziimizin genel anlamda Bat'da disipline edilmi yöntemlerle akademik alana tandn biliyoruz. Halk müzii üzerine sekiz kitap yazdnz. Bu çalmalar yürütürken daha kendimize özgü bir akademik müzik disiplini ihtiyac hissettiniz mi? Bu alanda ne gibi eksiklikler söz konusu?
Bir defa Türkiye'de müzik terimleri konusunda büyük bir karmaa, Türk halk müziinin tanm noktasnda büyük bir yanlg yaanmaktadr. Öncelikle “halk müzii” ve “halk türküsü” kavramlar bu alann mensuplar tarafndan bile iyice anlalmamaktadr. “Halk türküsü”, “halk müzii”nin kapsam içinde bir ünitedir. Türkü özellii tayan her ezgi “halk müziidir” ama “halk türküsü” deildir. Türküler balangçta bir kiinin ortaya koyduu; dilden dile dolarken deiiklie urayarak zaman içinde kiisel izlerin silinmesi sonucu ortak özellik tayan ezgili ve biçimli sözlerdir. Böylece oluan türküye “halk türküsü” diyebiliriz. Özgünlüünü koruyup ilk eklini devam ettiren sahibi belli türküye de yalnzca “türkü”, Ahmet'in türküsü, Neet'in türküsü, Sadeddin Kaynak'n türküsü demeliyiz. Bu konu bugüne kadar hâlâ pek kavranlamamtr. Daha ismi üzerinde belli bir tanma ulaamadmz bu alanda, tabii ki çok büyük eksikliklerin olduunu söylemem gerekir. Halk müziimiz bütün boyutlaryla iyice bilinmedii müddetçe bunun eitimde tam anlamyla kullanlmas da mümkün olmuyor. Bu alanda yeterli yaynn olduunu da söylemek mümkün deil. Türk müzii konservatuvarlar belki günümüzde eskiye nazaran çok iyi icraclar yetitiriyorlar. Görüyoruz, takdirle karlyorum, ama üç-be meraklnn dnda halk müziimizin nazari inceliklerini derinlemesine bilen, onun ruhunu kavram mezunlarla karlatm söyleyemem. Gerek TRT Kurumu'nda, gerekse Kültür Bakanl devlet korolarnda jüri bakan olarak snav yapm ve koro yönetmi biri olarak tecrübelerim sonucu bunlar söylemekteyim. Örenciler, Türk müzii nazari bilgileri eksik, artistik sunum yetenekleri zayf, toplu icra tekniklerinden habersiz ve edebi yönleri çok zayf olarak yetimektedirler.
“Kendi türkülerini okumayan milletlere, yabanclar kendi türkülerini okuttururlar.” diyorsunuz. Bu sözünüzden bugünkü müzikle kurulan ilikide (özellikle gençler) cebri bir durumun olduunu mu anlamalyz?
Özetle kültür emperyalizmini kastediyorum. Görsel medya insafsz, korkusuz, zalim ve vicdansz bir silah. üphesiz bizim de geliimi boyunca popüler, caz ve halk müzikleri ile ilikileri olan, ama bunlardan ayrt edilebilir özellikleri bulunan bir pop müziimiz olmaldr. Doar, yaar, yaatr, düündürür, elendirir, kaybolup gider. Bugün artk büyük ehirlerimizde pop müziinin özellikle gençler arasnda en yaygn elence müzii olduunu inkâr edemeyiz. Tabii ki bu müziin de güzel arklar, güzel sesleri vardr. Bunlarn söyledii arklarda, insanlar kendi aclarnn, dile getiremedikleri umut ve hayallerinin sesleniini bulacaklardr. Ama nerede!.. Pop müzik bugün sözü ve müziiyle seviye kaybetmitir. Müzikte besteleyen, söyleyen ve dinleyen arasnda bir ba olmaldr ki, müzik görevini yapsn. Bu ban giderek koptuu, dinleyici dikkatinin müzikle deil, cinsel görüntülerle çekilmesi yaygnlk kazanan bir uygulama olmutur. Cinsellii müziin ve sözün önünde olmayan kaç pop müzik sanatçs gösterebilirsiniz? Klipleri izliyorsunuz televizyonlarda. Çplak denecek derecede dekoltesi olan sanatç için “…yine yürekleri hoplatt” tabirini kullanyor sunucu ya da köe yazar. Aslnda toplumun çounluunun yüreini hoplatan, giderek yozlamakta olan ahlaki deerlerimiz. Balangçta masumane bir anlayla ortaya çkan pop müziimiz, duygusal örneklerle toplumun sevgisini kazanarak yoluna devam ederken, sonradan artistik deerleri hiçe sayan arkclar ekranda boy göstermeye baladlar. Bu müzik, parann ve maln birinci plana alnd bir düüncenin, bir toplumun mal oldu. Alnnn teriyle para kazanan kaç kii, kaç Anadolu genci pop müzik konserlerine gidebilir? Bilgi, kültür ve haysiyetin son plana itildii ülkede milli deerlere sahip çkma içgüdüsü de zayflar. te o zaman sana ait olup kullanmadn deerlerin yerine, yabanclar kendi çkarlar dorultusunda kendi deerlerini yerletirirler. Demek istediim budur.
Halk müziinin daha çok taraya, kr kültürüne ait olduuna ilikin bir kan var. Türkiye'nin köyden kentte doru evrilen bir toplum olduu düünüldüünde halk müzii kentli toplum içinde nasl bir karlk bulacak?
Halk müziinin daha çok taraya, kr kültürüne ait olduuna ilikin kan, yanl, tutarsz ve beylik bir hükümdür. “Bu müzik, uçsuz bucaksz tara ve kr kültüründen esinlendii için çok zengindir” denilecek yerde gafletle öyle denilmektedir bence. Bugün türkü üretenlerin çou medyaya yakn olmak için büyük ehirlerde yaamakta, türkülerinde kent kültürünü de ilemektedirler. Kentli toplumun kültürlü kesiminde halk müziinden zevk almayan kimsenin olduunu görmedim, olacan da tahmin edemiyorum. Ancak unu önemle belirtmeliyim ki, burada sözünü ettiimiz halk müzii, televizyonlarmzda sabah akam çalnan, söylenen yoz ve seviyesiz eyler deil tabii. ki uç örnek vereceim. Âk Veysel'i ya da Ruhi Su'yu dinleyip de bundan zevk almayan var mdr? Ayn ruh, farkl ifade tarz. Veysel'in: “Uzun ince bir yoldaym”, “Güzelliin on para etmez” deyilerini, Ruhi Su'nun “Körolu” yorumlamasn yalnzca kr kültürüne balayamayz. Kiliminden yemeklerine, giyim kuamndan edebiyatna halk kültürünün itibar görmedii bir ortam düünebilir misiniz? Balama çalan çeitli alanlardan öretim üyeleri, türküleri ta plaklar döneminden toplayarak arivleyen büyükehir belediye bakanlar tandm. uras dorudur ki; kültürden pek nasibini almam kesimin soylu bir halk türküsünü anlayp da bundan zevk alacan zannetmiyorum. Emsalsiz konu, tema, motif ve dil zenginliine sahip olan türküleri benimsemeyenler kusuru kendi özlerinde aramaldrlar. Bir kitabmda: “Türküleri sevmek kolaydr, ama gerekli kültür birikimine sahip olmadan onlar anlamak asla…” demitim. Evet, bir kiinin, Diyarbakrl Celâl Güzelses'in bundan 60 sene önce okuduu ve toplumun büyük zevk ald:
Ben ehîd-i bâdeyem dostlar demim yâd eyleyin
Kabrimi meyhâne enkazyle bünyâd eyleyin
gazelini anlayabilmesi, için Arapça ve Farsça kelimelerin sözlük, “ehîd-i bade” ve “meyhane” gibi kelimelerin de mecazi anlamlarn bilmesi gerekir. Bunun için de tasavvuftan haberdar olmaldr. Hadi bu biraz divan iiri tarznda diyelim. Ama hiç olmazsa rahmetli Bayram Arac kadar edebi sanatlardan anlamaldr ki:
Bülbüle su verdim altn tasnan / Çok günler geçirdim kara yasnan
Ben seni sevmitim bir havasnan / Ban pnar ayaklarn göl olsun
dörtlüündeki son dizenin aslnda ksaca: “Bastn yerde göl oluacak kadar çok ala” anlamnda bir beddua olduunu sezebilsin.
Halk müziimiz kültürel anlamda katksz, saf bir müzik midir, yoksa dier kültürlerden hatta müzik türlerinden etkilenmi, onlar da etkilemi bir müzik türü müdür?
Hiçbir kültür tam anlamyla katksz, saf deildir. Tpk toplumlar gibi. Ama yine de müzik türleri içinde en saf olan halk müziidir. Bu safln ana sebeplerinden biri kaynan henüz tükenmemi olmas ve her gün yeni bir yönünün ortaya çkmasyla yine o saflk oran yüksek kalmaktadr. Gerek repertuar gerekse çalg, çalm teknii bakmndan son derece özgün ve orijinal yönlerine ahit oluyoruz her geçen gün. Snr boylarndaki halkn komu ülke halk müzikleriyle zaman zaman ortak karakter gösterdii bir gerçektir. O yöre halklarnn geçmite ayn ülkenin, Osmanl Devleti'nin milleti olduklarn unutmamak lâzm. Sanat müzii dedikleri az çok okumu, ehirli kesimin müziini üreten bestecilerin, halk müziinden esinlendiklerini söylemek yerinde olur. Bu yolda en baarl besteci rahmetli Saddettin Kaynak't. Türk müziini derinlemesine bilen usta bestecinin türkü tadnda besteledii eserleri bugün de Anadolu'da büyük bir zevkle çalnp söylenmektedir. Eskiden arklar dört dizeli sözlerle bestelenirdi. Ve çok defa ikinci ve dördüncü dizeleri aynyd. Son otuz yldr bu alann bestecileri söz olarak çounlukla halk iirinin koma biçimini kullanmaktadrlar. Olmas gereken de budur bence.
anlurfal olduunuzu biliyorum. Oradaki kültürel havay yakinen soludunuz. Sanatsal toplumsal dokuyu örenmek adna Türk ve Kürt halk müzikleri arasndaki geçikenlik, etkileim ne düzeydedir?
Urfa ili etnik yaps itibaryla dier illere göre farkllk gösterir. l halknn çounluunu, Ouz boyunun Bozok kolundan Döer, Beydilli (Badll) ve Avar; Üçok kolundan Bayndr ve Salur boylarna mensup çeitli Türkmen oymaklar oluturur. Bunlar: Karakeçili, Bucak, Beydilli (Badll), Döger, zol, Karakoyunlu, Karahan ve Kacar airetleridir. Özbeöz Türk olan bu airetlerden bazlar zamanla asimile olarak bugün Kürtçe konumaktadrlar. Ayrca ilin güney kesiminde Suriye snrna yakn Arapça konuan Türkler de vardr. Türkmen, Kürt, Arap toplumlar, dil dnda ortak bir kültüre sahiptirler Urfa'da. Kürt ve Araplarn daha çok krsal kesim mensubu olmalar dolaysyla daha sade, kr hayatna ait, bazs içli, bazs oldukça neeli havalar vardr. Kürtlerin “lavik”, “delal”; Araplarn ise “ataba” dedikleri oldukça hüzünlü ezgileri vardr ki, Türkmenlerin uzun havalar gibidir. Birinde oluturulan bir türkünün dierinde orijinal diliyle ya da kendi dillerinde söylenmesi Urfa'da tabii bir olgudur. Çounluu Türkmenlerden oluan ehir halknn geçmie dayanan yüksek bir müzik ve edebiyat birikimi vardr. Divan edebiyat ve klasik Türk müzii ürünleri de ehir halknn zevkleri arasnda yer alr. Yaad devirde stanbul'u makarr- irfân, metâf- büldân yapan ünlü air Nabi'nin Urfal olduunu belirtirsek bu söylediklerimizde hakl olduumuz görülür. Urfa, 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanl-Rus harbi srasnda Erzurum, Kars, Van, Mu, Ar civarlarndan çok sayda göç almtr. Çeitli zamanlarda Kerkük ve Harput'tan (Elaz'dan) göçerek Urfa'ya yerleen ailelerin de var olduu bilinmektedir. Bu kesimlerin tad kültürün de Urfa kültürünün olumasnda etkileri vardr.
...
Yazar: Mehmet Öztunç |
21-05-13 |
||
| E mail: zaman.com.tr | Tweet | ||