
| Kategori : / TEFEKKÜR | Okunma Says: 1981 |
lim geleneimizle ilikimizde yaadmz krlmalardan peydâ olan bir sonuç da; geliigüzel bir ekilde “bana göre, benim düünceme göre, benim kanaatime göre..” gibi manay buharlatran subjektif hükümler ifade etmek olmutur.
Düüncenin namusunun hesabn vermeden bu tarz cümleler kurmak özgüven bile kabul edilmektedir. Bileni de bilmeyeni de, “bana göre” dedikten sonra her eyi söyleyebileceini vehmediyor.
lmî gelenekle ilikide krlma yaanmasayd bu sözü diline pelesenk etmi kiiler, nerede “bana göre” denileceini ve nerede denilemeyeceini bilirdi. Bu sözün arkasna gizlenerek imal-i fikirde kaçak güremezlerdi.
Geçen hafta sonu, 18 Mays gecesi, Prof. Dr. Seyyid Muhammed Nakib El Attas’n kalabalk bir toplulukla yapt sohbete katldm. 82 yana ramen güçlü bir hafzaya ve parlak bir zihne sahip. Malay dünyasnn ümmete armaan ettii bu bilgenin “Eitim ve Dil / Education and Language” balkl konumas ufuk açcyd.
Yapt derin sohbetin bir bölümünde “bana göre” diye söze balamann asâletsiz karakterine dikkat çekip, izahlar yapt. Bu meyanda söylediklerini önemli gördüümden bir ksmn paylamadan edemedim:
lim varln hakikatinin tarifidir. Arapça bu manada bir ilim dilidir çünkü hakikati yani varl olduu gibi, sistem içindeki mahiyetini tanmlayan bir tabiata sahiptir.
Ancak Bat dilleri eyann hakikatini tarif etmeye musait diller deillerdir. Böyle olmadndan hakikati tarif etmek yerine yorumunu yapmakta ve kelimelerin manasnda ihtilafa dümektedirler. Mesele kelimenin yorumu olunca da, “Bana göre, benim düünceme göre..” gibi ucu açk hakikat tanmlamalar yapmak kaçnlmaz olmaktadr.
Hakikatin tanmlanmasnda slâm dilinde “bana göre”ye yer yoktur, çünkü varln hakikati tektir ve bu da Arapça dilinin mana ikliminde sabittir. Subjektiflik ise; hakikate dair tefekkür etmekte veya sentez yapmada mümkündür. Ancak bir eyin manas, onun sistemdeki yerini tesbitle alakal olduundan, onu olduu gibi tarif edersin, yorum yapmazsn.
Büyük sahabi bn Abbas (ra.anh) Kur’an âyetlerinin manasna vâkf olmak için Câhiliye devrinde yazlm iirleri ezberlerdi, çünkü âyetlerin manasn Arap dilinde sâbit olduu ekliyle tesbit etmeye çalrd.
Manay tesbit sadedinde hiçbir medeniyete nasip olmad kadar slâm ilim geleneinde eski devirlerden beri devasa kamuslar yazlmtr. Avrupa’da yazlm kamuslar ise modern döneme aittir. Zamannda mana tesbit edilmediinden yoruma snmak kaçnlmaz olmutur. Mana slâm’da yani Arapça dilinde batan beri tesbit edildiinden Arapça’da kelimelere istediiniz anlam yükleyemez, bana göre diyemezsiniz.
Toplumun ilmî, entelektüel, dinî, manevî ve dil meselelerinde belirleyici otoritesi olamaz, bu sahalar ilim ehlinin alandr. Toplumun sadece siyasette otoritesi vardr, ehil gördüü liderlere ve partiye oy verebilir, iktidara getirebilir, ancak bana göre diyerek manay tahrif edemez. Buna musamaha göstermek bir cinnet hâlidir.
Kur’an’da birçok kez geçen, “nsanlarn çou bilmez” âyetiyle bu sözlerine delil getirdi. Özetlediimiz bu ifadelerden yola çkarak kimse Nakib El Attas’n yorumu reddettiini iddia edemez, zira kendisi büyük bir yorumcudur. Onun kast, bir eyin hakikatini önce olduu gibi ortaya koymak, ki bunda ihtilaf olmaz, sonra yaplacaksa ve buna imkân varsa yorum yapmaktr.
Osmanl sonras ulus devletler Osmanlca, Arapça vs. Müslüman dilleri üzerinde kat mühendislik projelerini bouna uygulamadlar. Hafzay yok etmenin ve dili yoruma açmann ve böylece manay buharlatrmann bir yoluydu bu. Tahrif edilen dil üzerinden bol keseden “bana göre” demenin önü de açlm oldu...
Yazar: Serdar Demirel |
23-05-13 |
||
| E mail: habervaktim.com | Tweet | ||