
| Kategori : / TEFEKKÜR | Okunma Says: 2843 |
Geçen sene yaz aylarnda, islâmclk gündemdeydi. “Sebepsiz yere” diyemiyoruz, “Arap bahar” dikkatleri bu ülkelerdeki islâmî hareketlere çekmiti. Neredeyse bir asrdr bask altnda tutulan islâmî akmlar seçim yaplan ülkelerde baarl sonuçlar aldlar. Bu hava, Türkiye’de de yanksn buldu. deolog görünümlü köe yazarlar kendi tarihlerini yazmak için konuyu gündeme tad. Bir taraftan da mevcut iktidara yönelik alttan alta bir tavr hissediliyordu. Bir taraf islâmcl yüceltirken, dier taraf da islâmcln sonunun geldiini ilan ediyordu.
Geçen hafta stanbul’da Zeytinburnu Belediyesi islâmclkla ilgili bir sempozyum düzenledi. Biz de davetliler arasndaydk. “slâmclk: Bir adlandrma meselesi” balkl bir tebli sunduk.
Batan söyleyelim: slâmclk kavramn yüceltmekten yana deiliz. Bu bir dönem adlandrmasdr, tercümedir hem de yanl çevrilmitir.
19. yüzyln sonunda ortaya çkan ttihad- slâm, slâm birlii düüncesi, batl sömürgecileri tedirgin etmi, “panislamizm” olarak korku uyandrc bir kavrama dönütürülmü, ksaca “islâmizm” olarak da ifade edilmitir. Müslümanlar, slâm birlii, yani ittihad- slâm taraftar olabilir. Fakat batllarn adlandrmasna uygun olarak “islâmc” olamaz. Bu adlandrma bin türlü iltibasa yol açar.
slâmclk bizim için bir kulak alkanl. Buna karlk “hristiyanclk” veya “yahudicilik” adlandrmalar garip durmuyor mu? Hrstiyanclk veya yahudicilik kelimelerinin anlam alanndan islâmcla baknca iin tuhafl daha iyi anlalmyor mu?
Zihnimize sorular hücum ediyor: Modern dünyada hedef islâmlamak m, islâmclamak m olmaldr? “Elhamdülillah müslümanm” m demeliyiz, “elhamdülillah islâmcym” m?
slâmcln slâmî olmak zorunluluu var mdr? Müslümanken slâmc olmak bir terfi (yükselme) midir?
slâmcln modern dönemde ideolojik bir akm olarak, dinin alanlar üzerinde söz sahibi olma çabasn nasl anlamalyz? Dinin künhüne vakf olmadan dine ve dindarlara yön verme iddias nasl yorumlanmaldr?
slâmclar, dinî birikimi ve samimiyetiyle tebarüz eden Mehmed Âkif’in bir beytini çok kullanrlar,
Dorudan doruya Kur’an’dan alp ilham
Asrn idrakine söyletmeliyiz slâm
Fakat Âkif sadece bunu söylememitir ki, hemen peinden
Kuru da’vâ ile olmaz bu, fakat ilm ister;
demitir. Onu dikkate alan yok!
slâmc enerjinin önemli bir ksm, dindarlar islâmcla sevk etmeye harcanmtr. Yaanan dinin hatalar, yanllar üzerinden dindarlara iddetli hücumlar yaplmtr.
Türkiye ve slâm dünyasnda “islâmc hareketler”den çok, “islâmî hareketler”den söz etmek anlaml olabilir. Türkiye dnda bunun böyle olduunu kolaylkla söyleyebiliriz. Arap âleminde türkçedeki islâmcln karl olan modern bir kelime yoktur.
Bat türkçesinde “islâmc” kavram kullanlrken, douya gittikçe müslümanc/ müslümanç kavramnn öne çktn da hatrlatmak istiyoruz. Yani inanç/din üzerinden adlandrma yerine, bu inanca sahip olanlar üzerinden bir adlandrma. Belki de doru olan budur. slâma nisbetle deil de, müslümanlara nisbetle bir isimlendirme…
“Kim islâmc” sorusuna verilecek cevap, “sadece dindarlar, mütedeyyinler, sk müslümanlar” olabilir mi? Dindarlklar tartmal isimler veya kendini baka ekillerde tanmlamay seçenler, görüleriyle, fikirleriyle “islâmc” saylabilir mi?
Yahya Kemal’den, Ahmet Hamdi Tanpnar’a, Cemil Meriç’e kadar önemli baz isimler bu gözle bir deerlendirmeye tâbi tutulmaldr. slâmclk, pür dinî bir hareket olarak görülmemelidir. Modern zamanlarda bat tasallutuna kar müslüman toplumun deerlerini referans alarak görü gelitiren, fakat radikallii kendini yaktran islâmclarla bir ilikisi olmayan fikir adamlar da bu kategoride deerlendirilebilir.
Eer, “islâmc” yerine “islâmî” kelimesini seçse idik, o zaman bu tasnif geçerliliini kaybederdi.
Dikkat çekici bir hatra yaynland. Bu kitab okuyunca, “eski bir islâmc, islâmclktan slâma yönelmemizi iaret ediyor” diye düündüm. Esasen, islâmcln sun’iliine karlk, 46 yanda terk-i dünya eyleyen merhum Davut Özgül hoca bilgece bir olgunlukla tabiî olan, normali bize hatrlatyor:
“1981 ylnda ilk kez ktibas dergisi ile tantm. Daha sonra baz kitaplar okumaya baladm. Seyyid Kutub’u, Ali eriati’yi o yllarda tandm. Okulda hocalarmzn genel anlamda tavsiye ettikleri kitaplar bu çerçevedeydi. O günlerde pek sorgulamadk ama tek yönlü bir okumann doru olmadn imdi daha iyi anlyoruz. Keke o gün baka insanlar da okuma ansmz olsayd. Sa ve sol tabir edilen dünyann beslendii kaynaklar biz de okuyabilseydik. Çünkü o okumalar 20 sene sonra yapnca, buruk bir acyla birlikte geç kalmlnz hissediyorsunuz.”
“Ayaklar yere basmayan, fevrîliin hâkim olduu bir süreçti bu süreç. 80 kuann zihnî refleksleri bu ortamda ina oldu. Kendi göbek bamz kendimiz kesmek istiyor, alabildiine kitabi ve yapay bir dil kullanyorduk. Allah’n kitab bizim kuan müdahalelerine mahkûm edilmiti adeta. Kitaba yaslanarak Allah adna yarglayan birer yargç olmutuk nihayetinde. Tarihsel birikim, gelenek vb. insanln ortak hâslas bu süreçte göz ard edildi. Sürekli bir biçimde Kur’an ve sünnet diyorduk ama Müslümanlarn bu kaynaktan mülhem oluturduu devasa gelenei de yok sayyorduk. Kullandmz dil alabildiine soyut, alabildiine kitabî ve içinde yaadmz topluma alabildiine yabancyd... Bu süreçte ortaya konulanlarla edindiimiz birikim, dürüstçe söylemek gerekirse sadra ifa eyler deildi. slam aacna tutunan ama meyve vermeyen dallar gibiydik. Tercüme eserler bir yönüyle bize katkda bulunurken, bir dier yönüyle bu toplumda var olan zeminimizin de kaybedilmesi anlamna geliyordu.” (Davut Özgül: Bir nsan Biriktirdim, Okur Kitapl, stanbul, 2012)
Yazar: D. Mehmet Doðan |
23-05-13 |
||
| E mail: habervaktim.com | Tweet | ||