
| Kategori : TÂRÝH / TÂRÝHÝN ARA SOKAKLARI | Okunma Says: 2306 |
Dünden devam ediyoruz, birletirip tekrar okursunuz artk… “kinci olarak, Anadolu’da tarih boyunca kurulan uygarlklar incelenerek, bunlarn Türk uygarlklar olduunun gösterilmesine çalld. Anadolu uygarlklar arasnda, özellikle Sümerler ve Etiler üzerinde duruldu. Sümerler ve Etilerin tercih edilmi olmas sebepsiz deildir. Osmanl Devletinin kalntlarnn yklmak istendii bir devrede, Osmanl tarihi incelenemezdi. Sonra gerek Selçuklu, gerek Osmanl tarihinin aratrlmas, Türklerin slâm’a olan yakn ilgisini de belirtmek zorundayd. Lâikleme döneminde slâm’n bir aratrma konusu edilmesi uygun dümezdi. Hâlbuki Sümerler ve Etiler, Anadolu’da yaam olduklar gibi, Selçuklu ve Osmanllarn ortaya çkard sakncalar (yani Müslümanlk) onlar için varit deildi (çünkü onlar Müslüman deildi). Dolaysyla onlarn pek de kesin olmayan Türklükleri—ki, bugün Etilerle Sümerlerin Türk olmad konusundaki deliller kesindir—üzerinde duruldu, kurduklar uygarlklarn “Anadolu Türk uygarl” olduu ve Türklerin Anadolu’da uzun bir tarihe sahip olduu gösterilmeye çalld.
“Çalmalar belirli bir gayeye hizmet etmek için yapldndan zaman zaman bilimsellik dna çkmlardr” (s. 93-94).
“Belirli bir gaye”den muradn ne olduunu bugün hepimiz biliyoruz. Kitleleri dininden, dilinden, kültüründen, medeniyetinden, tarihinden koparp Batllatrma gayesidir bu. Hatta bu “gaye”nin gerçeklemesi için isyanlar tertiplenmi, sehpalar kurulmu, kelleler alnm, arkada kandan bir iz braklmtr.
Ama acaba umulan elde edilmi midir?
Eer bir türlü belini dorultamayan, kendi ayaklar üzerinde duramayan, bir asra dünya çapnda birkaç deha oturtamayan fukara, ilmî gelimelerin dnda, kabuuna büzülmü bir Türkiye murat ediliyordu ise, evet, umduklarn elde etmi saylabilirler.
Yok, kültürlü, dünyada sözü geçen ve ilim, fen, edebiyat, teknik sahalarnda söz sahibi bir Türkiye murat ediliyordu ise, bunun hâlâ çok uzandayz.
Zaten o yoldan yürüyüp parltl bir noktaya gelmek, geçmii inkâr zeminine salam bir gelecek ina etmek imkânszd. Gele gele inkârclarn gelebilecei bir noktaya gelmiiz: Hüsran noktas...
Bu noktadan geçmii tahlile çalrken, kahrlanmamak elden gelmiyor. Ancak kahrlanp kalmak da çare olarak gözükmüyor. Öyleyse çare nedir? Bizce ilk çare, kaybettiimiz deerleri, kaybettiimiz yerlerde aramaya balamaktr. te bu sebeple “tahlilî tarih”lere ve biyografilere ihtiyaç var. Böylece, elinizdeki kitabn hangi maksatla ve hangi tarz içinde kaleme alndn da açklam oluyoruz.
Yazar: Yavuz Bahadýroðlu |
23-05-13 |
||
| E mail: habervaktim.com | Tweet | ||