Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : TEFEKKÜR / İNSAN VE TEFEKKÜR
Okunma sayısı: 164
 
 
MÂNÂ VE NASÎP
 
 

Düşündürücü bir söz... Şöyle diyor: “İçinizde olmayan kitabı dışınızda bulamazsınız.” “İçinizde olmayan mânâyı” demek bence daha uygun.

İçinizdedir de, ifadelenmeyi bekler. İşaretle karşılaştığınızda akıl ve iradenizde onu ifadelendirirsiniz; veya lütfolunan ifadesine raptedersiniz.

İçinizdedir de, örtülüdür. Nefs-i emmarenin altında kalmıştır. Yahut üzerine cehaletin karanlığı bir perde gibi yerleşmiştir…

Buluşma nasıl olur?

Mesajı alır almaz, içinizdeki mânâ özü ile birleşme sağlanır. Mânâ; ifadelenir, derinleşir, şumullenir, sizi aydınlatıp kuşatır.

Yahut… Nefs-i emmareyi arındıran tesirlerle buluşursunuz.. Yahut, akıl ve iradenizi, cehaletin yırtılmasını sağlayan bilgiler yönünde kullanırsınız.

… Her durumda, mânâ özünün içinizde bulunması doğrudur. Ne kadar derindendir, ne gibi şartlarla ve özelliklerle çevrilidir? Fark burada.

* * *

Adam vardır, niceleriyle ve nelerle karşılaşmıştır; ama ya hiçbir şey almamıştır, ya da pek az şey almıştır. İşte o adam, içindeki mânâ özüyle buluşamamıştır. Çeşitli sebeplerle böyle olmuştur.. Ne okuduğunu tam olarak anlar; ne dinlediğini, ne gördüğünü. Zaten bir noktadan sonra okumak da istemez, dinlemek de, (muayyen tercihler açısından) görmek de. Çünkü “düşünce” zevki doğmamıştır. Çünkü, “içindeki mânâ özünü hayatın imkânlarıyla, vesîleleriyle birleştirme gayreti” demek olan “düşünce” çilesine katlanamaz haldedir.

Ana noktaları işaretlemek istiyorum. Bir tipolojik çeşitleme yapmak ve farkları işaretleyip uygunlukları daha belirli hale getirmek elbette ki mümkün.

İç-gözlem olmadan, dış-gözlem bir işe yaramaz. Sadece bakarsın, göremezsin. Sadece malzeme toplarsın, terkip yapamazsın. Bilgileri hamal gibi yahut bilgisayar gibi taşırsın, düşünce üretemezsin.

Adamın biri, yazdıklarıyla birkaç gündür rûhumu ve zihnimi rahatsız ediyor.

Almış kalemi eline, en küçük bir “acaba?”ya yer vermeden birilerini karalıyor. Karaladığı kimselerin savunmaya ihtiyacı yok, beni adamın iç dünyası düşündürüyor.

Belli vesilelerle karşılaşmış bir adam o hâle nasıl gelebilir, o hâlde nasıl kalabilir? Nasipsizliğin bu kadarı nasıl bir olgudur?

Materyalisti anlamak kolay. Zor olan, bu. Onca vesîleye rağmen, gurura sevk edici o alâkalara rağmen; nefs-i emmâre öylesine “perişan edici” olabilir mi? Bir insanın içindeki mânâ ve nasip tohumu, o kadar ürkütücü ve çürütücü derinliklere nasıl yuvarlanıyor?

* * *

Kötü insanlarla karşılaşıp kötü kitaplar okuyan nice insan, ters değerlendirmeyle kendi içindeki mânâ özüne ulaşmıştır. Böylesi azdır ama vardır.

Bazısı ise, iyi insanlarla karşılaşıp iyi kitaplar okuduğu halde; onların kendi içiyle bağlantısını kuramamış, onlardan tesir alarak kendi içindeki öze ulaştıramamıştır. O adam işte böyle biri. Eminim ki faydasını görmediği için artık ne okuyor, ne dinliyor, ne düşünüyor. Sadece aydınlanmanın değil, kararmanın da kemâli olur ve böylesine “müflis-i kâmil” demek bence uygundur.

Cenab-ı Hak’tan hayırlı ve bereketli nasipler niyaz etmeliyiz. Nasip, en hassas ve en sırlı noktalardan biridir. Nasipsizlik, en mübarek vesileden insana dağ-ı derûn sonucunu çıkarttırır.

* * *

Şu kadarını söyleyebilirim: O türlü nasipsizlikler gayretullah’a dokunan hatalarımızla ilgilidir.

“Ey susup duranların içlerinden geçirdiklerini bilen Rabbim!” nidasının Arafat’taki o ağlatan rûhâniyetini hatırlayıp “Bizi nasipsizlikten ve nasipsizlik hallerinin ayrı bir imtihan teşkil eden ürpertici hicranlarından muhafaza buyur” niyazında bulunalım.

Çünkü uyanış, tekamül, inkişaf, hepsi nasibe bağlı.


NOT: Vurgular bize âittir.(Doğruluş)



 
 
Yazar: Ahmed Selim
19-08-10
 
  E mail: ethem92@mynet.com  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
MÂNÂ VE NASÎP / İNSAN VE TEFEKKÜR Kategorisi


VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




MODERN İSLAM DÜŞÜNCESİNİN TENKİDİ 3- Fazlurrahman II- Dr. Ebubekir Sifil




SON YORUMLAR

i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12



uğurlu
Çok Güzel
Olanın hafif tarafları, kifayetsiz yanları ve bozuklukları; olması gerekenin güzelliklerine dik...
04-02-12



İhsan Efendioğlu
Olacak Şey Değil
Olacak şey değil Yakup hocam siz nelerle uğraşıyorsunuz(!). Bu yazarlar çok daha ehemmiyetli(...
04-02-12



TAC 1
KANDİL COŞKUSU
İşte içten ve samimi duygular. Çağlayan duygularınızı, duygularımızla buluşturdunuz. T...
04-02-12



uğurlu
Ah Türkçem vah Türkçem
İçinde yetiştiği millete hürmeti, vefası ve gönül bağı olanlar; yazılarını ve ...
03-02-12



AHMET
MERYEM HANIM, KANDİLLER DE SİZİ UNUTMASIN!
Meryem Hanım müberek kandilimizi yine unutmadı; es geçmedi. İnşaallah bu kandiller de on...
03-02-12



ibo bey
ehli sünneti karartamayacaklar
müslim'den sahih rivayet edilen bir hadisi şerife göre: sizden önce yahudiler 71 f...
03-02-12




G. Kodu:
61860
 
Kodu Gir

Online Kişi: 10
Bu Gün: 21 Bu Ay: 229 Toplam Ziyaretçi: 36282 Toplam Tıklanma: 519237
Copyright © 2009 AlanJaweb