
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 666 |
Bu bir hal ilmidir, kal ilmi deil
Bir önceki yazmzda mürit kimdir diye sormu ve irad edebilendir demitik. Bunun tek art, neye irad edeceini bilmesi ve onu önce kendisinin yaamasdr. Sonra ahlak ve istikameti Resulüllah’n ahlakna benzedii oranda irat gücü artar.
Rahmetli babam, evladm sen bu ii bilemezsin, bir insann mürit olmasna karar veren manevi bir heyet vardr. Bir mürit öldüü zaman, hatta ölmeden hemen önce onun yerine kimin geçeceine o manevi meclis karar verir. Eer yetkin birisi yoksa onlar seçeceklerini bir gecede yetitirir ve irat makamna hazrlarlar. Resulüllah da bazen bu meclise bakanlk eder. Yani netice itibariyle seçilenin seçilmesinde ilahi bir el vardr vs derdi, birilerinin de böyle diyeceklerini biliyorum.
Ama eer slam’ konuuyorsak onun ne olduu, içinde nelerin bulunduu, nelerin bulunmad bellidir, bunlar örenmenin yolu da ilimdir. O da Resulüllah’n ifadesiyle, ‘ilim ancak teallümle olur’ buyurur. Teallüm, ilim için gerekli çabay gösterme demektir. slam’n kaynaklar bellidir, naslar bellidir ve Allah’a tam iman eden her akll bunlar iman, ameli, gayreti ve akl nispetinde anlar. Bildiini yaayanlarn ilmini Allah’n bereketlendirmesi, bazlarna kendi katndan/ledün farkl bilgiler vermesi bu çerçevenin dnda deildir ve böyle bir bilgi de yine naslarn zahiriyle çelimez, ölçü budur. Yok, eer slam’n dnda bir eyden söz ediliyorsa o zaten bizi ilgilendirmez ve balamaz. Ne söylerlerse söylesinler. Kendileri söyler kendileri inanrlar.
cazet bile iratta olmazsa olmaz bir art deildir. cazet sadece tasavvufta deil, bütün ilimlerde, hatta sanatta ve mesleklerde önemli bir güven belgesidir. Güvenilir olduu sabit birisinin bir dierinin güvenilir olduuna ahitlik etmesi elbette anlamldr. Ancak yetkili klan bizatihi icazetin kendisi deildir, o sadece yetkinlie bir ahitliktir. Bir ey ahidi olmadan da var olabilir. Bütün ilimlerde olduu gibi tasavvufta da önüne gelenin istediine icazet vermesiyle, ya da verilmedii halde, ‘bize iaret buyrulmutur’ denmesiyle icazetin deeri zaten zedelenmitir. Bunun ötesinde bir edebiyat gelitirenlerin kendi zanlar ve öyle inanmalar dnda hiçbir delilleri yoktur. Varsa buyursun göstersinler.
Bu bir hal ilmidir kâl ilmi deildir denmesinin elbette anlam vardr, bu her ey için geçerlidir, âk da böyledir. Hiçbir ey yaanmadan bilinmez. Ama esas olan kâl’dir, kâl’e uymayan bir hal marazi bir durumdur. Biz önce kâle’llahu, kâle resulüllah deriz, sonra bu çerçevede bir hal yaarsak ona da seviniriz. Hal bunlara uymuyorsa bu nefistendir ya da eytandandr der, reddederiz, kâl’e uymayan halde hikmet arama saflna dümeyiz. Bu hikmet arama saflyla biz çok eyler kaybediyoruz. Her yaptnda hikmet bulunan sadece Hakîm olan Allah’tr.
u muazzam ölçüden hiç amamalyz: Kitaba ve Sünnet’e uymayan bir hal, bir fiil ya da bir söz kimden gelirse gelsin ve onunla ne kastedilmi olursa olsun tereddütsüz reddedilir. Varsn haddi zatnda var olan ama bizim anlamadmz bir hakikatle ilikili bulunsun. Çünkü bizim onu reddetmekle o hakikati kaçrm olma riskimiz, kâl’i brakp zanna uymakla maruz kalacamz risklerin yannda hesaba katlmayacak kadar küçüktür.
Tasavvuftaki silsile de aynen icazet gibidir. Zaten silsile icazetten doar. Buna da olduundan fazla bir önem atfedildii için çok garip durumlar, uydurma hikayeler, hatta rivayetler ortaya çkmtr. Burada da unutmamamz gereken altn kural udur: slam menakb ve hikâye dini deildir. slam’ menkbe ve hikâye ile anlatanlar, tarih boyunca slam alimlerinin hep ba belas olmulardr. Kuran’da ve Sünnet’te var olanlara ise kssa diyoruz.
Burada bir soru soralm: Resulüllah (sa) maarada Hz. Ebubekir’e (ra) u dersi verdi, filan yerde Hz. Ali’ye (kv), u dersi verdi gibi rivayetlere neden ihtiyaç duyulur? Bunlarla bir vakadan bahsedildiine göre bu gerçekten vardr ya da yoktur. Biz önce bunun olup olmadn aratrrz, varsa ne anlama geldiini anlamaya çalrz. Olmamsa onu anlamak için mesai sarf etmeyiz. Olduunu da ancak, Resulüllah’n sünnetini tespitte kullanlan sened ilmiyle bilebiliriz. Bu mümkün deilse bunda srar etmenin ve bunun üzerine hükümler bina etmenin anlam nedir, diye sorarz. Resulüllah’n (sa) kime nerede ne söyledii keifle kerametle tespit edilebiliyorsa muhaddisler bir hadisi erif için binlerce kilometre yolu neden onca sknt ve tehlikeyi göze alarak yürümeyi göze aldlar?
Buradan devam etmek zorundayz.
Yazar: Faruk Beþer |
14-11-20 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||