HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / DÝL KALESÝ
Okunma Says: 1152
Yazar: Kemal Özer
TÜRKÇEYE BULAÞTIRILAN VEBA VE TEDÂVÎSÝ

TÜRKÇEYE BULATIRILAN VEBA VE TEDÂVÎS

“Bir gün Çankaya’da içki masasnda Türkçe üzerine konuuluyor ‘ticaret’ kelimesine Türkçe karlk aranyor. Ben de etraftaki dalkavuklarn bulduklar karlklar beenmedim, kabullenmedim, muhalefet etmekten de skldm, önümdeki kâda ‘te’ ve ‘cim’ harfleri yapyordum. Mustafa Kemal birden seslendi: “Ne yapyorsun çocuk?” Gayri ihtiyari dedim ki: “Te ve cim harfleri yapyorum.” O zaman Ata masaya vurarak dedi ki: “Ticaret kelimesinin karl bulunmutur ‘tecim’ tüccar ise ‘tecimer’ olacak!”

Yllar evvel Wilhelm Reich’in ‘Kanser’ adl kitabn almtm. Kitabn Türkçesi daha doru ifadeyle rezilâne basks 1983 tarihini tamaktayd ve Payel Yaynevi tarafndan neredilmiti. Kitab okuyamadm çünkü önce uydurukça bir lügat lazmd anlamak için. Zira kitapta dirimsel, asaldirimsel, acunsal, yetke, gizil, görüngü, betim, orgon, örge, saaltm eklinde devam eden ve sürekli tekrarlanan rezalet karsnda okumay bir türlü sürdürememitim.

Bir mam Hatipli olarak Arapçadan Türkçeye geçmi mefhum ve kelimelere âinâlmz vard ve biraz da eski kua tanma ve okuma imkânmz olmutu. Bu bizim bir bahtmzd lakin buna ramen uydurukça salgnna biz de yakalanmtk daha az da olsa. Zira severek okuduumuz baz kimseler bu vebaya çoktan yakalanmlar ve bizlere de bulatrmlar virüsü.

Bir gün rahmetli Kadir Msrolu üstad ile bir meseleyi konuurken bu fakire, “sen git önce Türkçe ören öyle gel. u ana kadar Türkçe zannederek kullandn kelimelerin yars Kemalistlerin uydurduu eyler” dedi ve balad saymaya… Her cümlesi tepemize balyoz gibi iniyordu…

Münevver kimselerin hassasiyetleri bir millet için özellikle de Türk için dilin ehemmiyetine vâkf olmalarndan ileri geliyordu ve ne söyleseler haklydlar. Çünkü slam harflerini yasaklayarak ve Türkçe bozularak en isabetli ifadeyle ‘sessizce(!) soykrm’ yaplmt.

Bu soykrmn ikinci snf fâillerinden Nurullah Ataç’n “Evet, uyduracaz, bizim yaptmz, uydurduumuz kelimeler de yava yava halka ileyecek, eski Arapça, Farsça kelimelerin iledii gibi. Onlarn yerini tutacak” cümlelerinde olduu gibi uydurukça sözler zihinlere kaznm ve gerçek kelimelerin yerini tutmutu.

Bu soykrm dinden imandan uzak, slâmî mefhumlardan bihaber kimselerin entelektüelleri ile slâmî hassasiyete sahip münevverlerin çok az istisna Kemalistlerin Öz Türkçe vebasna yakalanmasna yol açmt. in daha da kötüsü yakn zamana kadar hukukî tabirler yerli yerindeyken son yllarda onlar da katliama maruz brakld.

Daha da vahim olan ise olup bitenden Türkçemiz ve dolaysyla hepimize bulatrlan vebadan ya habersiziz yâhut da celladmza kar tutulduumuz âk gerçei görmemize mâni oluyor hatta haz bile alyoruz.

Hep birden dibe çekilmiiz

Büyük, derin, ackl bir girdabn içerisindeyiz. Çkmaya çalmak öyle dursun, kendimizi dibe çekmek için birbirimizle yaryoruz. Dindar lâiki, sacs solcusu, yals genci, hocas talebesi, içisi memuru, kadn erkei, yöneteni teb’as hâsl herkes bu lânetlik müsabakann bir parças.

stisnalar az, hem de sayabilecek kadar. Ezici çounluk 250-300 kelimeyle konuuyor. Onlarn da yars uydurukça. Hâsl ortada Türkçe diyebilecek bir ey kalmad. Mesele sadece kelimelerin azl da deil, içine düülen buhran.

1 Kasm 1928’de çkarlan 1353 sayl "Yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakknda Kanun" ile birlikte bin yl akn bir zamandr kullanarak dev bir medeniyet ina ettiimiz alfabemiz yasakland. ‘Arap alfabesi’ diyerek küçümsedikleri alfabenin yerine, çou hem kavmî, hem kültürel, hem gizledikleri inançlar gerei Batl olanlar, Müslüman Türk’e, düman Latinlerin alfabesini zorla dayatt. Asl gâye yabanclatrmak… Yeniden büyük bir devlet olmann ve içine düülen buhrandan çk engellemekti. cbar ettikleri alfabeye “Türk harfleri” diyerek bir de alay ettiler.

Eklediimiz yeni harflerle millîletirdiimiz, saysz eser ürettiimiz ve üzerine düman çatlatan dev bir Türk-slam Medeniyeti ina ettiimiz, Türkçeletirilmi alfabemiz katledilmekle kalmayp, slam’ hatrlatan her türlü kelime yasak edilerek, yeni türedi bir millete çevrilmeye çallyorduk.

CHP Edirne Saylav (mebusu/milletvekili) eref Aykut, Kamalizm (1936) isimli kitabnda “Alfabe ve Dil devrimi... Bütün devrimlerin en büyüüdür” diyordu. “Alfabe devrimi” diyerek yasakladklar ey, slam öncesinde yaz olarak pek kullanlmayan, gelimemi bir alfabe olan, Kur’an-n nüzulü ve ardndan slam’n yaylmas ile muazzam bir gelime salayan alfabeydi. Pek çok tarihî ahsiyet bu alfabeye “Arap alfabesi” denilmesinin doru olmadn belirterek kavimlerden bamsz olarak “slam alfabesi” demektedir.

Söz konusu deiiklie gidenler de bunun farkndaydlar. Maksat toplumun slam’la ilikisini kesmek, slam alfabesinden kurtulmak ve kelimeleri de uydurduklar zrva eylerle deitirmekti.

Mesele sanld gibi Osmanl’nn Türkçeye uygun yeni harflerle zenginletirdii alfabenin yazmnn zor olmas falan da deildi. Aksine zor olan Latin alfabesinin kendisiydi. Bu alfabenin zorluundan söz edenlerin hemen hepsi notlarn, Osmanl slam alfabesi ile tutmaya devam etmekteydiler. Bunun belki en son örneklerinden biri Aziz Nesin, Kenan Evren ve Bülent Ecevit idi.

Aziz Nesin 1915, Kenan Evren 1917, Ecevit ise 1925 doumlu ve eitimlerini Latin alfabesiyle yapmalarna ramen, neden Osmanl slam alfabesini örenme ihtiyac hissettiler diye sormaz m insan?

‘Türk kafasn Arap kafasndan koparacaz’

Mâlum ahsiyet Fâlih Rfk Atay öyle diyor kitabnda: “Arap yazs, Türk yazs deildir. Arapçaya ne kadar uygunsa, Türkçeye o kadar aykrdr. Türk kafasn Arap kafasndan koparp kendi özgürlüüne kavuturmak için çrpnmtr. Latin yazs bu yüzden alnmtr. Dil Kurumu bunun için kurulmutur.”

Velev ki Arap Alfabesi’ olarak isimlendirilsin, slam alfabesine düman olanlar sanrsnz ki, yerine Türk alfabesi getirmilerdir. Getire getire Bat’nn bir bölümünün kulland Latin alfabesini getirdiler. Gizlemedikleri gâyeleri ise milletin tarihiyle, inancyla ve medeniyetiyle ban kesip atmakt.

Devamla öyle diyor Atay:

“Mustafa Kemal bu ii de baard. Ankara’da bir komisyona yeni bir yaz alfabesi yapmak vazifesini verdi. Herkes düünüyordu: Bir millet yazsn nasl deitirebilir? Ne kadar zamanda deitirebilir? Nitekim alfabe projesini Mustafa Kemal’e ben getirmitim… Ne kadar sürede geçeriz hususunda be yl diyen var, on be yl diyen…

Yüzüme bakt: ‘Çocuum’ dedi, ‘bu ya üç ayda olur, ya hiç olmaz.’

Mustafa Kemal, 1932 Temmuzunda Türk Dil Kurumunu dil aratrmalar hizmetine verdi. Osmanlcay tarihe gömecek, yaz dilimizi de konuma dilimiz gibi Türkçeletirecektik. Atatürk dil hareketi ile son nefesine kadar urat.”

Atay, yaptklar cinayetleri “Yaz ve dil devrimleri, Türk kafasn Arap kafasndan ayryordu” diyor. Arap kafas dedii eyse; SLAM!

Türk’ün kafasn, slam ve mâzisi ile ilikisini böyle koparmlar

Gâyeleri kendilerinden saymadklar, ama devlet olunabilmesi için mecburen ihtiyaç duyduklar ve dahi kendilerine benzetmek istedikleri milletin slam ve mâzi ile ban koparmakt. Çünkü ‘kelime’ mefhumu; kelâma, Kelâm- kadime, Kelâm- resule, akâide yani slam’a ulatrmaktayd.

Kelime zenginlii tefekküre, mefkûre ise kiiyi Allah’a götürürdü. Milletin dinsizletirilmesi için lisann/dilin sekülerletirilmesi gerekirdi. Yani Arapça ve Farsça dümanln körükleyip, Öz Türkçeçilik dalaveresiyle tevhidden, slâmî olandan uzaklatrmak…

Hz Peygamber (s.a.v.) çirkin ve kötü mânâs olan isimleri güzel ve iyi olanlarla deitirirdi. Bunlar ise ne kadar iyi varsa kötü ile deitirdiler. Lakin haklarn yemeyelim, Bat meneli kelimelere dokunmadlar aksine çoalttlar. Mesela ‘Dirili Erturul’ isimli baarl dizide bile ‘eref buldum’ yâhut ‘erefyab oldum’ demek varken sk sk ‘onur duydum’ dedirtmeyi baardlar.

yiyi kötüyle, güzeli çirkinle nasl deitirdiklerini yine iin fâilinin itiraf cümlelerinden okuyalm.

“Bir gün Çankaya’da içki masasnda Türkçe üzerine konuuluyor ‘ticaret’ kelimesine Türkçe karlk aranyor. Ben de etraftaki dalkavuklarn bulduklar karlklar beenmedim, kabullenmedim, muhalefet etmekten de skldm, önümdeki kâda ‘te’ ve ‘cim’ harfleri yapyordum. Mustafa Kemal birden seslendi: “Ne yapyorsun çocuk?” Gayri ihtiyari dedim ki: “Te ve cim harfleri yapyorum.” O zaman Ata masaya vurarak dedi ki: “Ticaret kelimesinin karl bulunmutur ‘tecim’ tüccar ise ‘tecimer’ olacak!”

Kur’an- bile Türkçe’ye çevirmek istediler

Merhum Turgut Cansever’in babas Dr. Hasan Ferit Bey, Kemalistlerin din deitirme düünceleri hakknda unlar nakleder: “Halk Partisi’nin hususî sohbetlerinde Hristiyanlama fikirleri yaygnlamt. Bir gün onlara dedim ki: ‘Hristiyanla dönmek istiyorsunuz. Fakat burada durmayacaksnz, Yahudilie dönmek isteyeceksiniz. yisi mi imdiden Yahudilie dönünüz. Mesele böylece halledilmi olur. Bence Hristiyanla iltica hareketinden ise Yahudilie dönme hareketi daha esasl olur.’”

“Osmanl Milliyetçilii bir din milliyetçilii idi. Tarihçiler bu milliyetçii, Müslüman - gâvur kavgas olarak görmektedir. En ehemmiyetlisi, Türk kafasn köklerine kadar Arap kaynaklarndan sökecek ve millî klacaktk” diyen Fâlih Rfk, devamla unlar nakleder: “Din devrimi de gelmek üzere idi. Ezan gibi ibadet de Türkçe olacakt. Bir defasnda da Türk Oca’nda bulunuyorduk. Hazr olanlar arasnda Kâzm Karabekir de vard.

Kur’an’n Türkçeye çevrilmesinden söz ediliyordu.

Karabekir: (M. Kemal) Paa hazretleri, Kur’an- Azimüan Türkçeye çevrilemez, dedi.
- Neden çevrilemezmi, paam?
- Meselâ elif - lâm - mim, dedi.
- Ne demektir elif - lâm - mim?
- Meçhul efendim.
- O halde karsna bir “SIFIR” koyar, tercümeye devam edersiniz.”

Kur’an için bunu söyleyenler, kendi Nutuklarnda yaptklarn geri çevirmiler. Atay diyor ki: “Sonraki nutukta, Türkçeleme çabas ile baz zorlama deyimlere de yer verilmise de, 1938’deki nutkunda tabii konuma diline dönülmütür.”

Mustafa Kemal hata ettiini mi düünüyordu?

Fâlih Rfk’nn nakillerinden ve Paa’nn 1935 sonrasnda uydurukça kelimelerden bir nebze syrldna dair emareler nedeniyle, Ali Fehmi Karamanlolu gibi baz kimseler, Paa’nn ‘Güne Dil Teorisi’ gibi tartmalardan nedamet ettiini söylerler.

Mustafa Kemal’in metinlerini sadeletirmeden, daha doru ifadeyle uydurukçaya çevrilmeden anlayabilecek bir Kemalist bile kalmad memlekette.

smet nönü’nün "Dil öyle bir hâl ald ki, artk kimse kimseyi anlamyor" itiraf gibi, Fâlih Rfk uydurukçusu dahi çâresiz kalmtr. Bir gün Paa’nn huzuruna çkp bir eyler söylemek ister ama bir türlü diyemez. Paa’nn “çocuum söyle” demesine ramen hiçbir ey diyemez. Çünkü kurtarc bir kelime olan “ey”in denilmesi bile Arapça olduu için yasaktr.

Devamn Rfk’dan dinleyelim: “Atatürk, sofra bittikten sonra, benim yan bandaki iskemleye oturmam emretti: “Dili bir çkmaza saplamzdr’ dedi; sonra, ‘Brakrlar m dili bu çkmazda? Hayr! Ama ben de bu ii bakalarna brakmam. Çkmazdan biz kurtaracaz’ dedi. … Daldktan sonra, dostum Abdülkadir yanma geldi; kendisi bir defa demiti ki: “…ben Asya Türklerinin çounun lehçelerini biliyorum. Sizin ve Yakup Kadri’lerin lehçesini de anlyorum. Benim aklmn ermedii bir lehçe varsa, o da Türk Dil Kurumu’nun lehçesi…”

Fâlih Rfk bile bu itiraflarda bulunurken, kraldan çok kralclar türer bir de. Bunlardan biri de Ömer Âsm Aksoy’dur. 1973 TDK yayn olan “Özletirme Durdurulamaz” adl kitabnda “Atatürk, Fâlih Rfk Atay’a “Dili bir çkmaza sokmuuz, onu bu çkmazdan kurtaracaz” demi olabilir. Gerçekten Atatürk bir ara yüzde yüz Türkçeyi denemi iken daha sonralar tutumunu yumuatmtr. Bunu, Atatürk özletirmeden vazgeçmek için, hile-i eriye olarak yorumlamak ona kar saygszlk olur” demektedir. (cümledeki hatalar kendisine aittir)

Hâsl Mustafa Kemal’in fikirlerinden dönüp dönmemesinin veya sonra ne yaptnn bir ehemmiyeti de yok. Zira netice ortada. Mustafa Kemal’in metinlerini sadeletirmeden, daha doru ifadeyle uydurukçaya çevrilmeden anlayabilecek bir Kemalist bile kalmad memlekette.

Ne yapmal?

Kemalistler bir yana, memlekette ‘sel’siz, ‘sal’sz cümle kurabilecek bir ilahiyatç, edebiyatç ve yazar kalmad ne yazk ki. Varsa da bir elin parma kadar ya var ya yok. Kitaplar, dergiler, gazeteler ve televizyonda kullanlan dil fâcia. Televizyon ve dizilerde kullanlan sözde Türkçe, Türkî Cumhuriyetler ve Balkanlarn Türkçesini de bozdu. Yeni kanun metinlerindeki felaket ise alanacak bir hâl ald.

Hepsinden de kötüsü, Türkçeye bulatrlan vebann bir mikrop olduunu kimseye kabul ettiremiyoruz. Gazetelerin musahhih kadrolar olurdu. Yaynevlerinde bu ‘düzeltmen’e dönütü. Tashihe ‘düzelti’ musahhihe ‘düzeltmen’ diyorlar.

Gelinen noktay, Murat bardakç öyle yorumluyor: “Bugün konuulan Türkçe, fakir ve tatsz bir hâl ald. TDK’ya bugün düen vazife ise hâlâ kelime uydurmak deil, eski günahlarn temizlemek ve dildeki tahribat durdurmaya çalmaktan ibarettir. Kurumun eski âdetini devam ettirdiini, yabanc bir kelimeye karlk bulunaca zaman kelimenin kökenine ve asl anlamna deil, o söz ile kastedilen iin nasl ve ne ekilde yapldna baktn farkedersiniz... Diyelim ki, orijini yabanc olan kelimelerden deil, Türkçe sözlerden bile, meselâ "gözlük"ten de skldk ve dilimizi gelitirmek için yeni bir karlk bulmak istiyoruz... Gözlük ne ie yarar? Takp görmeye deil mi? te, size yepyeni bir kelime: Takgör!”

Türkçe’nin igalden kurtarlmas art. Bunun için millî bir seferberlik gerek. Sadece Recep Tayyip Erdoan’a deil, hepimize düen vecibeler var. e kanun metinlerinden, siyasi konumalardan, mektep/medrese adlarndan, ders kitaplarndan balamak icap ediyor. Edebiyatçlar, yazarçizer takmmn da kendine gelmesi gerek.

Tavsiye almak isteyen hangi dal ve seviyede olursa olsun talebelerden birinci talebim; Osmanl Türkçesi yani gerçek ve doru Türkçeyi örenmeleri olmakta ve olacaktr.

Mes’ûliyetimiz büyük. Türkçeyi vebadan kurtarmak, Türkiye’yi kurtarmak ve yeniden Medeniyet dili yapmaktr. Kim ki bunu yapar veya bul yolda çaba harcarsa, tarih de, millet de onu hayrla yâd eder. Kim de srtn dönerse, vebadan da vebalden de ona nasip vardr.

Yaznn kaynana ulamak ve dier resim-belgeleri görmek için tklaynz

Yazar: Kemal Özer
30-11-20
E mail: gzt.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
TÜRKÇEYE BULAÞTIRILAN VEBA VE TEDÂVÎSÝ
Online Kii: 39
Bu Gn: 325 || Bu Ay: 6.304 || Toplam Ziyareti: 2.929.607 || Toplam Tklanma: 58.628.824