HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar
Okunma Says: 620
Yazar: Hüseyin Yaðmur
POSTMODERN BÝR BÝAT CEMAATÝ OLARAK KEMALÝZM-7

POSTMODERN BR BAT CEMAAT OLARAK KEMALZM-74) Demokratik Toplumun ve nsan Haklarnn Yok Edilmesi

CHP Döneminin Milli Eitim Bakanlarndan Tahsin Banguolu, o günün Türkiye'sini çok yaln bir dille öyle anlatr: Bir inklap devri idi. Heyet-i lmiye'nin bu talimattan anlad ey de o havaya göre idi. Heyet-i lmiye, kilise programlarn ele alarak, bütün müsbet ilimleri, teknik ilimleri programda muhafaza ediyordu. Ama buna karlk, diyanete ve milli kültüre ait olan eyleri bir kalemde programlardan silip, çkardlar. Heyet-i lmiyenin laiklik anlay bu ölçüde idi. Her yere bir daraac kurmu, konuan asyorlard (Banguolu-Yazc,2001:16-23).

Devletteki eflik yönetimi bir önceki Babakana polis takibi yaptracak kadar ileri gitmiti. Nitekim smet nönü babakanlktan uzaklatrldktan sonraki ksa dönemi anlatrken çileri Bakan ükrü Kaya'nn çalmalar konusunda unlar yazmt: “ükrü Kaya son zamanlarda herkesi takip ettiriyor. Tabii bu eski muhalifleri çok ayp ve iddetli bir surette tazip ediyor (azap veriyor). Herkesi hayat endiesi ile muhafzlara, hususi muhafzlara gark etmek istiyor...” (nönü Defterler, cilt I, sf. 258) (Akyol,2010).

Tasfiye sürecine urayan ancak son anda kurtulan ahslardan biri de ulemadan Mustafa Hilmi Efendiydi. Mustafa Efendi eski babakanlardan emsettin Günaltay tarafndan, mutlak bir idamdan kurtarlnn hikâyesini öyle anlatr: Günaltay'n Halk Partisi müfettilii yapt bir tarihte, stanbul'daki dersiamlarn listesi çkarlm. Günaltay, bu listelerin ne yaplacan sorunca, ilgili adam, eliyle boynunu iaret etmi! emsettin Bey, listede Mustafa Efendi'nin isminin de yer aldn görünce, hemen müdahale etmi: "Yahu bu adam benim dostum, snf arkadamdr. Biz medresede onunla beraber okuduk" Bunun üzerine, Mustafa Efendi'nin isminin üstü çizilmi " (Tayi-Klnç, 2009:175).

Baz aydnlar da polis takibi altndayd. ‘Halikarnas Balkçs' namyla maruf Cevat akir Kabaaaçl zmir'de bulunduu sürece uzun süre takip edilmiti. Tayi, onun nasl takip edildiini öyle anlatr: Babamn onu takip sebebi, Cevat akir'in 'komünist' oluu. Hatta bu takip srasnda Cevat akir, takip edilmekten duyduu rahatszl babama hissettirmi. "Ben falan falan yerlere gidiyorum. Beni orada muntazaman bulabilirsiniz. Sizin görevli olduunuzu biliyorum, ama böyle yaparsanz memnun olurum" demi. Sadece Cevat akir gibi naml komünistlerin deil, zmir'deki öhretli hoca efendilerin takip ii de babamda imi (Tayi-Klnç, 2009:129).

Öte yandan baz bölgelerde orduya topluca cinayet ileme yetkisi de dahil olmak üzere baz olaanüstü yetkiler verilmiti. Poulton'un naklettiine göre;1850 sayl yasann 1. Maddesinde öyle denilmekteydi: “20 Haziran 1930'dan 10 Aralk 1930'a kadar, devlet ya da vilayet temsilcileri, askeri ya da sivil yetkililer, jandarma ya da korucular ya da üst makamlara yardm eden veya tek balarna hareket eden siviller tarafndan, Erzincan vilayetindeki Pülümür ve Birinci Müfettilik bölgelerde meydana gelen isyanlarn takibi ve bastrlmas srasnda tek bana ya da topluca ilenen cinayetler ve dier eylemler suç olarak görülmeyecektir (Poulton,1999:163).

eflik yönetiminde her türlü karar militer bir bakla alnyor, tren güzergahlar bile Genelkurmay Bakanl'nn muvafakati ile belirleniyordu: Sivas-Erzurum aras demiryolu hatt tam bir yerli emei ve sermayesiyle bitirilmi ilk büyük eser olmutu. Hattn güzergâh da uzun bir münakaa konusu olmutu. Mühendisler, Zara istikametinden geçmeyi normal buluyorlard. Fakat Genelkurmay Bakanl ve bu makam temsilen bilhassa merhum Mareal Fevzi Çakmak, hattn daha güneyden ve Divrii istikametinden geçmesini gerekli buluyordu. Zaten öteden beri hatlarmzn güzergâhn tayinde ekonomik düüncelerle askeri anlaylar çarpr dururdu ve son sözü daima askerler söylerdi (Uran,2007:208).

Devlet, artk ceberut bir yap olarak vatandan karsnda yerini alm vaziyetteydi. Bu vaziyeti anlatan çok sayda yaanm olay kaytlarda yerini almtr. Onlardan biri Mimar Vedat Bey'in bana gelen bir olayd. Cumhuriyet'in ilk yllarnda Ankara'da bata II. Büyük Millet Meclisi binas ve Çankaya Kökü olmak üzere birçok önemli binaya imza atan Vedad Bey, Mustafa Kemal'le anlamazla düer ve Ankara'dan ayrlr. Artk o dlanan, yok saylan, alacaklar ödenmeyen bir mimardr. Hak ettii hâlde devletin ödemedii alacaklarnn dökümünü bir kâda el yazsyla upuzun bir liste halinde yazan Vedad Bey'in yaadklar hakikaten artcdr. Devlet (!) bir mimara kzm ve yaptrd ilerin karln ödememiti.

Alacaklarn tahsil edemeyen baka bir mimar da, Ankara'daki mehur Türk Oca binasnn mimar Arif Hikmet Koyunolu'ydu. Koyunolu o günlere ait duygularn öyle anlatr: "O günlerde Halk Frkas büyükleri Ocaklar'n amansz bir düman hâlini almlard. Onlara her fenal yapyorlard. Benim gibi memur olmayan kimselerin de her frsatta ilerini baltalyorlard. Onlar karlarnda herkesin boyun emesini, zelil bir biçimde yalvarmalarn istiyorlard. Bunu yapacak yaratlta deildim.

Dönemin bir baka sanatkar kurban Mimar Kemalettin Bey'di. Beir Ayvazolu, Mimar Kemalettin Bey'in bana gelenleri öyle anlatr: Maarif Vekâleti, 1927 ylnda modern okul yapm için danman mimar olarak Avusturya asll sviçreli mimar Ernst Arnold Egli'yi davet eder. Ankara'ya ‘bir modern mimari peygamberi edasyla' gelen Egli'ye yaptrlan ilk i, o tarihte Gazi Terbiye Enstitüsü binasyla megul olan büyük mimar Kemaleddin Bey'i hrpalatmak olur.

Sedat Çetinta'n ifadesiyle, "sanat ve teknik bahsinde Kemaleddin'e ulaamayacak durumda" olan Egli, Gazi Terbiye projesine eletiriler yadrmaya balar. Kendi deerlerini küçümseyen ve öteden beri yabanc uzmanlara dükün olan bürokrasi, Egli'nin eletirilerini benimseyecek ve Kemaleddin Bey'i projede onun teklifleri dorultusunda tadilata zorlayacaktr. Kemaleddin Bey'in önünde iki yol vardr: Ya brakp gitmek, ya projesini Egli'nin teklif ettii yönde tadil ederek tamamlamak... Eserini, büsbütün Egli'ye brakmak istemeyen Kemaleddin Bey ikinci yolu tercih eder (Ayvazolu,2010).

Topuzlu, o günlerde yaadklarn öyle anlatyor: Fransa Cerrahî Akademisi Bakanlndan 31.7.1946 tarihinde aldm bir mektupta Paris'te 10.10.1946'da Cerrahî Akademisi'nin 100. senesi kutlanaca ve en eski âzas olmaklm (1904 tarihinde bu akademiye âza intihap edilmitim) dolaysyla bütün masarifim Akademi'ye ait olmak üzere behemehal bu toplantda hazr bulunmaklm yazlyd.1.000 liralk döviz almak için evvelâ Salk Bakanl'na, sonra Maliye Bakanl ve Hazine Genel Müdürlüü'ne, hattâ nönü'ye bile müracaat ettim. Nihayet Maliye Bakanl'ndan aadaki cevab aldm: Doktor Cemil Topuzlu! Fransa Cerrahî Akademisi'nin toplantsnda hazr bulunmak maksadyla bu memlekete yapacanz seyahat için talep ettiiniz döviz müsaadesinin verilmesine imkân yoktur.9.10.1946 Maliye Bakan Halit Nazmi Kemir (Topuzlu,2017:237).

eflik Döneminin madur kesimlerinden biri de kadnlardr. Ömer Çaha, bu vaziyeti öyle anlatr: 1923'te Cumhuriyet kurulur kurulmaz o zamanki kadnlar bir parti kurdular. Kadnlar Halk Frkas diye. Fakat Kemalistler onlara izin vermediler, bölücülük yapyorsunuz, böyle ey olmaz dediler (Çaha,2010).

1927 seçimleri öncesinde Kadnlar oy hakk elde etmek için Trabzon'da bir araya gelerek bir etkinlik düzenlerler. Cumhuriyet Gazetesi ertesi gün, "Hafif merep kadnlar Trabzon'da ortaya çkt!" eklinde manet atmtr. Yar resmi nitelikteki gazetelerin feministlere yaklam bu ekilde olmutur. Onlara yoldan çkm, sapkn, hafif merep kadn muamelesi yapyor.

Türk Kadnlar Birlii 10 Mays 1935'de son toplantsn yapar, Bakan Latife Bekir, Birlik'in kapatlma gerekçesini siyasî otoritenin arzulad yönde açklar: "Kadn Birlii ülkülerine kavumutur. Türk kadnlna bütün haklar tannmtr. Bundan sonra Kadn Birlii'ne ihtiyaç yoktur. Birliin feshini talep ediyorum” (Ertunç,2010:286).

Dönemin bir baka madur snf yarg mensuplar idi. Taha Akyol, o günlerdeki vaziyeti Atatürk'ün ifadesiyle öyle anlatr: Atatürk döneminin hukuk anlay, kendi ifadesiyle öyledir: “nklabn kanunu mevcut kanunlarn üstündedir!” (Akyol,2009).“O tãrihlerde hür olmayan ve kanunlar Ankara'nn emrine göre yorumlayp ona göre ceza veren hakimler vard” (Sertel Zekeriya,1968:200).

Yldz Sertel'e göre; ‘Tek ef'in çok güçlü, kaide, kanun tanmayan bir ahsiyeti vard. Kimseye hesap verme ihtiyac duymuyor, birbiri ardna çok önemli kararlar alyordu. Büyük ef kesinlikle tenkit edilemezdi” (Sertel Yldz,1990:73).

Kabakl bu maduriyeti öyle anlatr: Hâkimlere bile ancak CHP'li olduklar takdirde çalma hakk verilebiliyordu. Bir ilde, ilçede (hele merkezde) parti ileri gelenlerinin, arzu ve emirlerini yerine getirmeyen bir hakim, elbette görev yapamayp oradan oraya sürülüyordu (Kabakl,1989:314).

Tunçay da bu anlamda manidar bir olay anlatr: Atatürk döneminde yarg da içler acs vaziyette. Atatürk gece trenle stanbul'a giderken Eskiehir'e uruyor. Temyiz üyelerine haber veriliyor, hepsi sabaha kar saat birde, ikide peronda hazr ol da bekliyorlar. Atatürk, komünistler için “Bunlar hafif akll adamlardr” dedii o mehur antikomünist nutkunu, ite o gün sabaha kar istasyonda yargçlara veriyor ve onlar irat ediyor, uyaryor, yönlendiriyor. Yargnn bamszln ve konumunu anlatmak açsndan bu olay yeterli sanrm (Tunçay,2010).

eflik rejimi baz bölge insanlarna ar bask ve zulümler yapm bu bölgenin insann devlete kar potansiyel düman haline getirmiti. Ali Özek, bu vaziyeti öyle aktarr: Birçok yal adamla görüüyordum. Türkiye Cumhuriyeti devletinin Güneydou Anadolu bölgesindeki insanlara çok kötülük yaptn onlardan örendim. Bir kere çkan isyanlar dolaysyla birçok kimseye haksz yere çok zulmetmiler. Bir grup isyan etti diye o bölgenin hepsi isyankâr kabul edilmi (Özek-Yldrm,2012:188.)

Özek o günlerde Devlet ile vatanda arasnda gelinen noktay öyle özetler: Köylere propagandaya gittiimiz zamanlarda çok enteresan eylerle karlatm. Okul müdürü, Ziraat Bankas müdürü ve ben olmak üzere üç dört kiiydik ve bize bir cip tahsis ettiler. Böylece civar köyleri birkaç gün dolatk. Köylere gittiimiz zaman kimse yok. Herkes gizleniyor. Birkaç ihtiyar görüyorsunuz. Kadnlar hiç ortada yok. Çünkü böyle resmi olarak köylere giden insanlar çok kötülük yapmlar. Baskn için gitmiler, çok zulmetmiler. O yüzden herkes korkuyor. nsanlar baskn olmadn anlaynca ortaya çkyor (Özek-Yldrm,2012:188).

nsann doutan sahip olduu en kutsal ve vazgeçilmez hakk olan özgürlükler de o günlerde tamamen buharlam bir vaziyettedir.

Cemil Koçak'n naklettii olay ise ülkenin o günlerde nasl yönetildiini gösteren sembolik bir olaydr. Ayazpaa Camii'nde müezzin ezan okuduu zaman, oteldeki müzik susar, ezan bittiinde orkestra tekrar çalmaya balard.

Atatürk'ün Park Otel'de bulunduu bir akam da, tam dans edilirken, Carmen Pardyorkestras aniden durur. Atatürk, müziin niye birdenbire sustuunu sorunca, kendisine nedeni anlatlr. Atatürk'ün ibadet ve elence yerlerinin böyle yakn bulunmalarnn doru olmad manasndaki sözleri, bir yetkili tarafndan icra edilerek, ayn gece caminin minaresi yktrlr. Ve camii de kapatlr (Koçak,2012:165).

Selahattin Adil Paa bu olay öyle eletirir: Avrupa gezimde apartmann hemen yaknnda bir kilise, bunun kar tarafnda da Tier Garten içinde bir gazino bulunuyordu. Halkn zevk ve istirahatine yarayan bu güzel binada müziin, mabedin yaknl dolaysyla yasaklanm olduunu örendim. Dini duygularn incitilmesi amacyla alnan bu tedbir karsnda bizim stanbul'da Park Oteli karsndaki Camii'nin durum ve maruz kald emri düündüm. Vaktiyle stanbul'un bir iki büyük otelinden birisi olan Park Otel'in arkasnda olan bir mescit Atatürk'ün emriyle “Elence ile ibadet bir arada olmaz” diye kapatlmt (Sarbay,1982:463).

Bahattin Cebeci, o günlere ait bir hatrasn öyle nakleder: Öretmen okulunda 130 Örenciyiz. Herkes birbirini tanyor. kinci snfta namaz klan Amasyal iki aabey var, onlara ‘hoca' diyorlar. Namazmz bazen hademe odasnda, bazen merdiven altnda tahta veya karton üzerinde klyoruz. Cuma namazlarna gidemiyoruz. Ramazanda, yemekhane hademeleri öle yemeklerimizi ayrp, sahurda veriyorlar. Biz de 10-15 arkada orucumuzu tutuyorduk. darenin haberi olmu, sahur için ayrlan yemeklerimizi döktürmüler, bir kaç gün oruç tutamadk. Öretmenlerimizden yalnz Tarih-Corafya öretmeni Kazm Akdeniz Bey namaz klar, oruç tutarm (Cebeci,2014:40).

Devam edecek.

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Hüseyin Yaðmur
08-12-20
E mail: yenisoz.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
POSTMODERN BÝR BÝAT CEMAATÝ OLARAK KEMALÝZM-7
Online Kii: 40
Bu Gn: 325 || Bu Ay: 6.304 || Toplam Ziyareti: 2.929.607 || Toplam Tklanma: 58.628.805