
| Kategori : / MAÂRÝF (Eðitimle Ýlgili Yazýlar) | Okunma Says: 713 |
18. yüzyl filozoflarndan J.J. Rousseau, ünlü eseri Emile’de (Émile, ou De l'éducation) öyle der; “Onun zihnine akln yerine otoriteyi koyarsan artk akl yürütemez. Bakalarnn fikirlerinin oyuncandan fazla bir ey olmaz.”
20. yüzyln ilk çeyreinde, yeni bir ulus oluturma sürecinde ciddi bir toplumsallatrma rolü oynayan eitimin ksa bir özeti gibi duruyor bu ifadeler.
Nietzsche; “imdinin pedagojik literatürünü inceleyelim; bu literatürün ruhunun mutlak sefaletinden ve gülünç garip komiklerinden oka uramayan insan halt etmitir” diyerek 19. yüzyl eitim sistemini eletiriyor.
Sonra “Kat bir okulda ne örenilir?” diye soruyor ve kendisi cevaplyor; “taat etmek ve emretmek…”
Emile’yi elinden düürmeyen ünlü filozof Kant ise Nietzsche’yi desteklercesine; “ yi bir ey böyle bir zorlama altnda geliemez” diyor.
Dier taraftan Kant, bugünün de modas olan “insann kendi tutkusunun peinden komas” ve “kendi hayalini kovalamas” gibi laflar lüzumsuz bulur ve “mesele bu deil” der.
Asl mesele; “insann kendisindeki insanlk haysiyetini inkâr etmemeyi garanti altna alma meselesidir.” Peki, nasl olacak bu? Elbette eitim öretim araclyla. Ancak asl soru u; nasl bir eitim ile?
Öretmenlerin tüm enerjilerini çocuun hafzasnda bir çöp yn biriktirmeyi harcad bir eitim öretim ortamnda çocuklar maalesef PISA sonuçlarna göre deerlendirilen birer ticari mala dönüüyor.
Rousseau bu durumu; “yetikinler kendi amaour-propre’leri( itibar diyorum ben) için harikalar yaratrlar ancak örencileri için çok az ey yaparlar” diyerek eletiriyor.
18. ve 19.yüzyln akl bandaki tüm düünürler, eitim meselesini duru bir zihinle masaya yatrmlar ve üsten alta kumanda edilen, ideolojik, zoraki eitim sistemlerini sert bir dille eletirmilerdir.
Türkiye ise cumhuriyet dönemi boyunca tek bir renkten, inançtan, dilden ve mezhepten yeni bir ulus meydana getirmek adna özellikle eitimi ve eitim kurumlarn birer araç olarak kullanmaktan geri durmad.
in hazin taraf 19. yüzyln zihinsel atmosferinde oluturulan eitim sisteminin bugün hala uygulamada olmasdr.
Türkiye son 94 ylda tam 65 Milli Eitim Bakan deitirdi. Sadece son yirmi ylda deien bakan says 11, ortalama görevde kalma süreleri ise 1,5 yl gibi ksa bir süre. Her gelen bakan da “yenilik” “reform” ad altnda saysz yöntemler denedi.
Her birinin bir dierini aratt saysz snav sistemi devreye sokuldu. Anlayacanz elimizde eski bir bohça var ve her gelen bir yama atp gidiyor.
Son yirmi yldr AK Parti hükümetleri döneminde çkp da kimse; “içerisinden kaliteli düünce, bilim, sanat, edebiyat ve felsefe adamlar çkaracamz, bize ait bir sistemi nasl ina ederiz” diye sormad.
Cumhurbakan’nn bile eitim sisteminden rahatszln dile getirdii bir ülkede, kimse eitimin yapsal sorunlarn bir zihin sorunu olarak gündeme getirme cesaretini gösteremedi.
Anlayacanz 18. yüzylda Rousseau’nun ileri sürdüü anlayn da gerisinde bir zihin fukaral sergileniyor…
Salgn sürecinde “nesil elden gidiyor” diye haykran köe yazarlar da dâhil olmak üzere sivil toplum ve siyaset dünyasndan kimse son elli yldr kaybedilen neslin müsebbibi olarak mevcut eski eitim sistemini göremiyor.
Eitimi, ngiliz anahtar gibi ilevsel bir araç olarak görüyorlar ve bu sebeple köklü bir reforma tabi tutmuyorlarsa ona bir ey diyemem. Eitimden daha iyi bir araç bulamazlar.
Ancak ülkede topyekûn bir silkinme, düünce, kültür, sanat üretiminde bir hamle ve bunu baaracak kaliteli nesiller arzu ediliyorsa bu alana cesaretle yaklalmal ve eitim meselesi ciddiye alnmaldr.
Bu tek-tipçi yaplanmadan kurutulmak durumundayz. Günü kurtarmak için deil bu ülkenin çocuklarn düündüümüz için bunu yapmalyz.
Benim önerim net; gelin önce bir maarif vakf kuralm ve burada her kesimden(torpilliler ve çkarclar giremez) eitimi dert edinen kaliteli insanlarla yeni bir sistem üzerine çalalm.
Yazar: Ufuk Coþkun |
25-01-21 |
||
| E mail: milatgazetesi.com | Tweet | ||