HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar
Okunma Says: 661
Yazar:
D.Mehmet Doðan ile dili, þiiri, toplumsal hafýzanýn ne’liðini konuþtuk

Cumhurbakanmz dil mevzuunda güzel konutu da muhatab kim?

Mor Taka Dergisi

Y.BEDR : Dil nedir? Bir milletin var olma, varln sürdürme çabas içindeki yeri neresidir?

D.M.DOAN: nsan diliyle kaimdir; diliyle vardr ve ancak o ekilde insandr. nsan dili hazr bulur, örenmeye kabiliyetli olarak yaratlmtr. Güler gibi, alar gibi, elini kolunu hareket ettirir gibi, yürür gibi tabiî olarak konumay örenir. nsan kimliini dille, kültürle kazanr, böylece insan olur. Dil ve kültür sözkonusu edilmeden bir insann kimliinden bahsedilemez. Dil ve kültür tarihin, yüzyllar boyunca yaananlarn verimidir.

Dilin tarihle ba koparlrsa, bu ciddi bir kimlik buhranna yol açar. Bugün biz böyle bir buhran farknda olarak veya olmayarak yayoruz.

Y.BEDR : Özellikle sosyal paylamlar günlük hayatmzn vazgeçil(e)mezi olduundan beridir; Türkçemizde savurganlk, yozlama, özensizlik çok vahim bir durumda. Türkçenin yaatlmas, zenginlemesi, örnek olmas adna Türk Dil Kurumu’nu, edebiyatçlar, medyada konuan/yazan güruhu nasl eitiriz?

D.M.DOAN : Bunlar eitim çalarn geçirmilerdir! Çoktan eitilemezler, terbiye edilemezler snfna dâhil olmulardr! Dil Kurumu, bir “avara kasnak”tr, çark yllardr dönüp duruyor, fakat konuyla ilgili sonuç alc, eme yarar bir ey yapmyor. Devlet kurumu olarak dahi devletin dil siyasetinde rolü olabilecekken orta kratta bir edebiyat dergisi çkararak, baz kitaplar yaynlyarak yasak savyor. Dilimizin meselelerine dair bir görü, düünce Dil Kurumu’ndan bugüne kadar sâdr olmamtr.

Edebiyatçlar dilin hakkn teslim etmiyor, böylece farknda olmadan bindikleri dal kesiyorlar. Dil üzerinde düünen edebiyatç nâdiren görülüyor, dil hassasiyeti edebiyatçlarn konusu olmaktan çkt.

Medya dediimiz basn yayn kesimi s bir dil anlay ile ve üç be yüz kelime kullanarak iini görmeye çalyor. Sosyal medya ayr bir felaket. Eskiden herkes konuurdu, telaffuz yanllar yapard. imdi herkes “sosyal medya yazar” oldu, yanllar yazl alanda çoalp duruyor, hatta yanllar doru muamelesine tâbi tutuluyor.

Y.BEDR : Konuulan dil'in hatta kullanlan aksann bile insanlarn alglar ve anlamlandrmalar konusunda son derece önemli bir role sahip olduunu iddia eden Martin Heidegger dil için; sonlu, varolular aan ve bir özü barndran; “varln evi” olduu tanmn nasl açarz?

D.M.DOAN : Kelimelerle örülmü bir dünyada yayoruz. Konuuyoruz, yazyoruz; dinliyoruz, okuyoruz. nsanz; düünüyoruz, düündüklerimizi da vuruyoruz. Dünle yarn arasnda yaayan insanolu sürekli olarak varln zamann üstüne çkarma endiesi tar. Zamann üstüne çkmak, geçmii bilmek ve böylece gelecee uzanmak arzu ve iradesi eklinde belirir. Bugünkü insanî varlmz içinde yaadmz topluluun medenî-kültürel miras tayin eder. nsann fizikî varl tek bana onu insan yapmaya yetmez, asl manevî-kültürel varl bunu yapar, böylece ona kimlik ve kiilik kazandrr.

Bugün endiesini amak, devamllk, süreklilik kavramn öne çkarr. Devamllk, isterseniz “bekâ” deyin, insanî varlmz demek olan manevî-kültürel miras yorumlayarak ve gelitirerek gelecek nesillere devretmekle salanabilir.

Y.BEDR : Neden Türkçenin cenazesi. Bu cenazeyi kimler, nasl, neden kaldrmaya çalyor?
D.M.DOAN : Türkçenin cenaze töreni 26 Eylül-5 Ekim 1932 günlerinde icra edilmitir. “On günlük bir cenaze töreni olur mu?” denilebilir. Hani Midhat Cemâl diyor ya,
Ölmez bu vatan farz- muhal ölse de hatta
Çekmez kürenin srt o tabut u cesîmi.
Dil manevî vatanmzdr, dilimize kar seri cinayetler ilenmi, bin yllk birikimimiz yok saylm ve “dil bayram” ilan edilerek cesedin üzerinde tepinilmitir. 1. Türk Dil Kurultay tam mânasyla Türkçenin cenaze törenidir. Tabutun içinde Yûnus Emre’den Mehmed Âkif’e bütün büyük edebiyatçlarmz vardr. Mehmed Âkif, Yahya Kemal, Ahmet Haim gibi yaayan büyük edebiyatçlar da diri diri gömülmek istenmitir.

Bu tören resmî olarak Osmanl’nn en mutantan yaps olan Dolmabahçe saraynn en büyük ve muhteem salonunda, Muayede salonunda gerçekletirilmitir. Zamann cumhurbakan da bu cenaze töreninde hazr bulunmutur. Tabiî alt sene sonra kendi cenazesinin de katafalka konularak buraya getirileceini bilmeden!

mortaka1.jpg

Y.BEDR : Bir yaznzda 4-6 ya grubu çocuklarmzn çok güzel Türkçe konutuklarn, okullarda dillerinin bozulduunu okumutum. Bu trajik gerçei kzmda yaadm. Mükemmel diksiyonun nasl sokak azna evirildiine tank oldum. Tespitinize göre: “Halkmz aptal yerine koyma projesi sistemli bir alkanlk haline getirildi. Öretim sistemi, çocuklar bilhassa tarih konusunda aptallatrmak için her eyi yapyor. Orta okulda, lisede, hatta yüksek okulda doz gittikçe artyor. Yani tahsil artkça cahillik artyor.” Diyorsunuz. Akademisyen öretmen baz arkadalarm bile maalesef -yam’l, -yom’lu konumas çok rahatsz edici boyutta. Elektronik posta gönderir gibi kestirmeden cevaplyor, söze giri yapyorlar. Bu dil talanna nasl engel olunacak? Müsebbip olan aymazlar ordusunu toptan zehirleyemeyiz! J Gittikçe vasfszlaan, cahillii tescil edercesine müfredat üreten okullar toptan imha m edelim?

 

D.M.DOAN : Öretim sistemi 80 yldr bizi bir dil çkmazna sürüklüyor. Bu çkmaz, eer PISA denilen Milletleraras Örenci Deerlendirme Program olmasa, kolay kolay fark edilemeyecekti. Bu ölçme sistemi gösterdi ki, çocuklarmzn büyük çounluu okuduunu anlayamyor.

OECD tarafndan yürütülen PISA araştrmalar, sondan eklemeli dillerin kolay öğrenildiini ortaya koyuyor. Dilimiz beynin çalşma sistemine uygun ve öğrenme sürecini kolaylaştryor. Çocuklarmz türkçeyi 2 ylda öreniyor, 2-3 yana kadar hatasz kullanyorlarm. Bu bat dillerinde 4-5 yanda ancak oluyormu. Arapçada ise daha fazla zaman gerekiyormu…

PISA’da ilk üç dereceyi Fince, Korece, Japonca alyor. Bu diller de türkçe gibi sondan eklemeli. Peki bizim çocuklar niye sralamada en gerilerde yer alyor? Mantken türkçenin de en azndan ilk üç, bilemediniz ilk be içinde olmas gerekmez mi? Çocuklarmz 2-3, hadi 4-5 yanda düzgün türkçe konuabiliyorsa, sonra ne oluyor da okuduklarn anlayamaz hâle geliyorlar? Bu konular aratrrken bir kitaba rastladm: Eitim Aptallatrr. John Taylor Gatto Amerikal bir eitimci, böyle bir kitap yazm. Konumuzu kitabn bal açklyor.

Türkçeyi evde örenen çocuklar okula gidiyorlar ve dilleri bozuluyor, okuduklarn anlayamaz oluyorlar! Neden acaba? Çünkü okulda gerçek türkçe deil, sentetik türkçe dayatlyor. Çocuklar yeni bir dil örenir gibi yokua sürülüyor.

lk sralardaki üç dilin durumuna gelince: Fince (Suoumi) Finlandiya’da ancak 1863’de resmî dil olarak kabul edilmi. Halen isveççe ile birlikte iki resmî dilden biridir. Bu ikilik bile onlarn baarsnn önüne geçemiyor! Koreliler tarih boyunca hanja ad verilen Çin yaz karakterlerini kullanmlar. Günümüzde çince karakterlerlerden hareketle yaplan hangul kullanlmakta imi. Güney Kore'de çocuklara hâlen 1800 adet çince karakter öretiliyormu. Kore’nin baarsn da çince karakterler önleyemiyor demek ki!

Japonca üç farkl yaz sistemi ile yazlmaktaym, kanji denilen çince karakterler, çince karakterlerden uyarlanan iki hece yazs hiragana ve katakana…

Bu diller arasnda, en eski yazl metinlere sahip olan türkçe. Japonca ve korece 10. Yüzylda yazlr olmu. Fince ise 15. asrda. Bunlarn baars bize unu söylüyor: 20. Yüzylda alfabe deitirmek hiç de akllca bir ey deilmi! Hele dilde devrim yapmak tam manasyla ykmm!

Y.BEDR : Karamanolu Mehmet Bey’in “Türkçeden baka dilin kullanlmasn” yasaklayan bildirisinden bir asr sonra Âk Paa’nn, “Türk diline kimse bakmaz idi/ Türklere hergiz gönül akmaz idi/Türk dahi bilmez idi bu dilleri/ nce yolu ol ulu menzilleri.” Hassasiyeti gösteriyor ki; Anadolu’da dil hassasiyeti çalar boyu gündemde olmutur.

Dil birlii ülkeyi ayakta tutabilmenin ön koulu, yeterli meziyettir. Dildeki tahrif farkl corafyalardaki ayn rka mensup devletlerle tek ban da kopartma anlamna gelmiyor mu? Çalar içinde Türk’ün dil kavgalarn özetleyebilir miyiz?

D.M.DOAN : Karamanolu efsanesinin dilimizin Osmanl dönemini yok saymak için icad edildii kanaatindeyim. Karamanolu Mehmet Bey dil uuruyla bir ey yapm deildir, o bir darbeci idi. Selçuklu tahtna kendi destekledii ehzadeyi çkarmak için darbe yapt. 3. Gyaseddin lhanl han Abaka Han’n yanna gitmiti. Saltanat naibi Eminüddin Mikail darbeyi önlemeye çalt. Darbeciler ehrin iki kapsn ykarak Konya’ya girdiler. Konya ahalisi bu darbeden huzursuzdu. Konya merkezinde bürokrasi farsça bilirdi, ilim dili arapça idi, ahali içinde azmsanmayacak miktarda rumca ve baka dilleri konuanlar vard. Ebette türkçe müterek dil olarak herkes tarafndan bilinirdi. Mehmet Bey, Türkçeden baka dil bilenlerin kendi aleyhinde bir kumpas kurmamas için, toplu olarak bulunulan yerlerde dier dillerin konuulmasn yasaklamak istedi. Çünkü askerleri Türkçeden baka bir dil bilmiyordu. Yoksa “devlet dili” diye bir derdi yoktu, öyle olsa idi, Karamanolu Beylii’nin resmî dili türkçe olurdu, kendi dilini türkçe yapmayan nasl oluyor da Selçuklu’nun dilini Türkçeletiriyor? Karamanoullarnn resmî dili, yazma dili balangçtan sonuna kadar farsça olmutur.

Karamanolu efsanesi, tarih içinde 37 günlük ksa bir süreye inhisar eder. Bir ay sonra tahtn gerçek sahibi döner, onu ve tahta çkard ehzadeyi harp meydannda yok eder. Sorunun bütününü cevaplamaya kalkarsak, i uzayacak. Sadece unu söyleyerek ksa kesmek istiyorum: Türkçeyi gerçek anlamda devlet dili yapan Osmanllardr. Türkçenin en büyük aheserleri Osmanl döneminde meydana getirilmitir. En büyük air ve yazarlar Osmanl döneminde yetimitir. Osmanllar Türkçeyi 20. Yüzyla zengin ve güçlü bir dil olarak getirmilerdir.

Y.BEDR : Çok önemli bir “Türkçe Sözlük” müellifisiniz Kâgarl Mahmud’un Türkçenin zenginliini ispatlamak için hazrlad lügatinde (Dîvânu Lugâti’t-Türk) baz kaynaklar alt, bazlar ise sekiz bin civarnda Türkçe kelimenin olduunu söylüyor. Elbette derdimiz nicelik deildir. Dilin zenginlii, ilevsellii, yani pratikteki niteliidir. Sizin lügatte saysal bir envanter tuttunuz mu? Dil zenginliinin kullanm alanndaki karl nelerdir? Neler söylemek istersiniz?

mortaka2.jpg

D.M.DOAN : Dîvânu Lugâti’t-Türk sözlükçülüümüzün büyük önsözüdür. Bir balangç eseri olarak bilhassa önemlidir. Araplara türkçe öretmek için yazlm ve Abbasî halifesine takdim edilmitir. Sözlükten öte, dilimiz, edebiyatmz ve kültürümüzle ilgili çok zengin bir kaynaktr. DLT’deki türkçe söz varl 8 bin kadar madde ba olmak üzere 10 bin civarndadr.

Türkçenin söz varl, etimolojiyi hastalk haline getirmediimiz takdirde yüz binlercedir, fakat bugün ne durumdayz derseniz, günlük hayatta, medyada, bir-iki bin, akademide, üç-be bin kelime ile idare ediliyor. Biz sözlükçülüe baladmzda TDK sözlüünün kelime kadrosu 30 bin civarnda idi. Biz krk binin üzerinde bir rakamla ilk basky yaptk, son baskmzda söz varlmz 130 bini geçti.

Sözlüklerde kelime kadrosunun fazlal eer onu kullananlar dar bir alana skmsa, çok da fazla önem tamyor. Zihinlerimiz geni bir kelime kadrosu ile ileme hassasn tedricen kaybediyor. Bunu edebiyat eserlerinde de görebiliyoruz, fikir ve ilim eserlerinde de. Hatta günlük dilde de kolaylkla müahede edilebiliyor.

Y.BEDR : Balkanlarda, Asya’da Türkçe konuulan bir çok ülke ile kültürel paylamlarnz oldu. Türkçenin bozulmadan (ya da çok az tesir altnda kalan) dilini konuan devletler (veya topluluklar) hakknda neler söyleyeceksiniz. Dillerini korumak için özel çabalar oldu mu?

D.M.DOAN : Herkes kendi Türkçesini koruyor! Hatta yeni adlar vererek. Özbekçe, Kazakça, Krgzca, Türkmence, Tatarca, Azerbaycan dili…En korumasz olan Türkiye Türkçesi. Hatta koruma iddiasyla tahrib edileni. Türkiye Türkçesinin Türkiye dnda Kbrs ve balkanlarda konuulduunu biliyoruz. Bakanlarda baz ehirlerde hâlâ türkçe yaygn bir anlama dili. Bunu da oralarda Osmanlnn tesis ettii eski ehir hayatna ve tekkelere borçluyuz.

Y.BEDR : Gerçek fikrin iktidar olmak gibi bir düüncesi neden yoktur? Fransa’da süren Müslüman dümanl, karikatür üzerinden sürdürülüyor ve bu tavr devlet fütursuzca destekliyor. Karikatür bu çada çok güçlü bir propaganda arac. Dilin eksik braktklarn çizgiler; actarak, kanatarak tamamlyor. Gene Fransa’da vahice katledilen Filistin mazlumlarnn haklarn ‘Hanzala’ ile arayan karikatürist Naci El Ali’nin çizgilerindeki güç bu sanatn açk belirtisi deil miydi?

D.M.DOAN : ktidara gelmek bir düünme biçimi olabilir, iktidar elde tutmak da. Gerçek fikir iktidar konusuyla alâkal olduunda bile iktidar olmak düüncesi tamaz. Fikirler söylenir, yazlr, yaylr…Bu fikirler üzerinden siyasetçiler kendi yollarn açabilirler. Düünmek, düüncede kalmaya raz olmaktr. Hatta fikri harekete dönütürenler, hareket adamlar da iktidara gelmek deil, kitleleri belli bir ideal zeminine yükseltmeyi, böylece gayelerine erimeyi esas alrlar. Siyaset bu hareketlerin sonuçlarndan da faydalanr. Tabiî ki fikirsiz hareket, siyaset olmaz. Fakat siyasette fikri yüksek seviyede temsil etmek güç bir itir. Siyaset adamlar düüncenin, tefekkürün hakkn teslim etmezse, siyaset fikirsiz kalr, kuru iktidar- dünya kavgasna dönüür.

Elbette, fikir, sanat, edebiyat dünyay öyle veya böyle etkiler. Bu siyasete de bir zemin oluturabilir.

Y.BEDR : Dardan bir örnekle Derrida’nn bizim yazmz, dilimiz için hissettii derin kayg dilcilerimizi neden ilgilendirmiyor? Derrida konuyu bellek/hafza kayb ekseninde ele alyor. “Modern kültüre ge­çi bahanesiyle insanlar, yüzyllarn hafzasn okuyamaz, hâle ge(tiri)ldiler, câhil klndlar.” Demektedir. Derrida, harf inklabn “travmatik” bir uygulama olarak niteliyor, “harf darbesi” hatta “katliam” olarak anyor. Bu eletirel metni nasl okuyorsunuz?

D.M.DOAN : Derridanan “mektub”u ile ilgili Türkçenin Cenaze Töreni kitabmzda uzun bir bahis var. O yaznn son ksmn, müsaadenizle aktarmak istiyorum: “Onun bizim admza hissettiklerini ve da vurduklarn görmezden gelmemiz nasl açklanabilir? Eer hallüsünasyon görmemise ve görülerini bu halde iken kaleme almamsa, rahatszlk hissetmemek mümkün deildir. Eer böyle deerlendiriliyorsa, bu tepkilerin aslszl öne sürülerek baz cevaplar ortaya konulabilir, tepki gösterilebilirdi. Neden görülmedi ve cevaplanmad?

Bunu Derrida’nn söylediklerinden çkarabiliriz: Tarih mutlak yalana dönümütür…Yalann bu mutlakl, olgularn modern kitlesel propaganda teknikleriyle tahrif edilmesinden kaynaklanr"."Modern politikada yalan, tarihi yaam olanlarn gözünün içine bakarak tarihi yeniden yazmaktr. Kurgu artk gerçeklikle iliki kurmuyor, gerçekliin yerini alyor. Yeni çareler bulmak, yeni tepkiler gelitirmek zorundayz."

Türkiye’de aydn geçinenler, akademide bu ilerle megul olanlar tarihimizin ykc gerçeklerini merak edip tavr gelitirmek yerine, devletin/devlet ideolojisinin ürettii “mutlak yalan”a ittiba etmektedir. Bu çerçevede yalana kar tepki gelitirmek yerine, mutlaklatrlm yalana teslim olmay seçmektedirler.”

Y.BEDR: Cumhuriyet hükümetlerinin dil politikalarnn seyrini irdelemenizi isterim. Bugün gelinen noktada: meclis literatüründeki üslûp, diksiyon, zarafet çok eletiriliyor. Daha köeli bir soruyla siyasilerin ilmi ve sanat müktesebat hiç mümkün olmayacak m? Biz buraya nasl geldik?

D.M.DOAN : Cumhuriyet’ten sonra dile müdahale, çözümsüz problemlere yol açmtr. Türkçe nehri tabiî yatandan çkarlmak istenmitir. 1932-36 aras türkçe büyük bir tasfiye sürecine sokulmu. 1936’dan sonra normallemeye doru bir gidi vardr. Atatürk’ün ölümünden sonra normallemeden vaz geçilmi, 1941’den itibaren Milli ef nönü’nün talimatyla tekrar tasfiyecilie dönülmütür. Bugün bu safha devam etmektedir. Sac iktidarlar nasl kültür ve eitim alanlarnda baarsz olmularsa, dil konusunda da baarl olamamlardr. Türkiye’nin derin resmi bürokrasisi onlarn iktidarlar döneminde de dilimizi devirmeye devam etmilerdir.

Y.BEDR: Kât tüketimi eskiden kültürel bir ölçü idi. Kât kutsald. Mor Taka dijital olarak çkarken daha fazla okura ulamann yan sra kât tüketimine kendi payna düen tasarrufu yapmakt. Su kültürünün zaafa uramasyla tüketim mecra deitirdi. Türkiye’de her zamankinden daha fazla kitap yaynlanyor. Yakn bir zaman sonra herkesin bir telefonu olduu gibi herkesin bir kitab olacak. Bu israf nasl önlenebilir?

D.M.DOAN : Türkiye’de çok kitap yaynlanyor, lüzumlusu var lüzumsuzu var.

Kâd eskiden temizlik maksadyla kullanmazdk. Kât tüketimi bizim için kültürel bir ölçü idi. Artk deil. Çünkü Türkiye tuvalet kâd tüketiminde hzla ilerliyor! Henüz birinci srada yer alan ABD’nin kii bana 12.7 kiloluk rakamnn hayli gerisindeyiz, fakat 10. sradaki Brezilya’ya (3.4 kilo) yaklayoruz. Türkiye’de fert bana ylda 2 kilo tuvalet kâd kullanlyormu. Kii ba toplam kât tüketimi 80 kilo olduuna göre, yine de iyimser olabiliriz. Fakat kât tüketiminde ilk sray karton ve ambalaj kâd alyormu. Yüzde 20’si ise bask ilerinde kullanlyormu, tabii bunun çou gazete baslarak tüketiliyor. unu hatrlayalm ki, tuvalet kâd tüketiminde ilk sralarda olanlar “taharet” nedir bilmiyorlar! Yani susuz temizleniyorlar ve dolaysyla tuvalet kâd tüketimi de yüksek oluyor! Yani bu sahada ilk derecelere girmemizin beklenmesi abes!

Peki, kitap basmndaki adeta “patlama” nasl yorumlanmal? Eskiden kitap yaynlamak ciddi bir iti. Kâr getirmek bir yana, masraflarn karlamak için bile belli bir sayda basmak ve satmak gerekirdi. imdi buna ihtiyaç duyulmuyor. Birçok yazan çizen kendi paras ile kitap bastryor, çünkü yüksek bir maliyeti yok, üç be yüz adet baslmas yetiyor. Müptediler, merakllar isimlerini bir kitabn kapanda görüyorlar. Asl önemlisi, akademik ünvan için baslan kitaplar. Akademi dünyas yine ayn yolla, kitap yaynlyor. Bu kitaplar kimse tarafndan okunmuyor demek yetmez, kimse tarafndan görülmüyor diyelim. Bu say kabarklnn bir ölçü olmayacan bir daha kayda geçirelim.

Y.BEDR : Deiimin iiri, iirin deiimi nasl mümkün klnr? iirimizin güncel sorunlar neler olmalyd. Bizim kuan dili genç kuaa çok yabanc geliyor. Basit s kelime daarc var. airin sezgi gücüne bu sdaki okur nasl ulaacak?

D.M.DOAN : Gerçek iirin srrna nüfuz etmek hiç de kolay deildir. iir sözü kanatlandrr, hissi derinletirir, düünceyi zenginletirir. airlerin insan olma keyfiyetimizi yükselten hikmetler hâlinde zihinlerimize yerleen sözleri ümitlerimizi besler. Fakat iir artk hayatmzda eskisi kadar yer tutmuyor. Son yllarda içinde yuvarlandmz sln, basitliin, bayaln, eski tabirle iptizalin sebeplerinden biri bu. Artk iirden konumuyoruz, iiri konumuyoruz, iir okumuyoruz, iirin dünyasnn dnda kaldmz için ufkumuz daralyor, hissimiz köreliyor, insanlmz eksiliyor.

Elbette okuyucunun kelime haznesi darald, kavrama gücü zaafa urad. Bunun airler içinde sözkonusu olduunu söylemek zorundayz. Dili mesele etmeyen air, iiri mesele haline getirir.

Y.BEDR : Bir airimiz “iir Dili Amaktr, diyor. Katlyor musun? iir de dil alabilir mi?

D.M.DOAN : “iir dilin özünü bulmaktr” ifadesinin daha doru olduu fikrindeyim. Dili amak çok iddial, dili aan yeni bir dil icad etmek zorundadr. cad ettii dille ba baa kalmay da kabul etmek mecburiyeti ile kar karya kalr.

Halis dili bulmak, onunla iir söylemek iirin belli bala hedeflerinden biridir.

Y.BEDR :Yakup Kadri, “airin bize anlataca ey kald m?” diye soruyor. Kald m? Sizce bu geri çekilmenin arka plan ne olabilir?

D.M.DOAN : Yakup Kadri’nin bu söze hangi balamda söylediini bilmiyorum. Fakat kendisi nesrini iire yaklatrmay denemitir. iir az sözle çok ey anlatmann yolunu bulmaktr.

Y.BEDR : Bir görüe göre: iirimizin Derinliinin kaybolduu görüüne nasl bakyorsunuz?

D.M.DOAN: irimiz dilin derinlii kayboldukça slayor. Kelime haznesi geni olan, bu geni kelime haznesinden seçerek yazanlar, hele de ardile saplanmayanlar iirlerini derinletirmenin yolunu bulabilirler.

Y.BEDR: Günümüz iiri hakknda açlmnz, eletiriniz var m? Günümüz dünya Türk halklarnn çok güçlü airlerinin/yazarlarnn varlndan söz edebilir miyiz?

D.M.DOAN : Zamanmzda iirin alann daralttn hatrlamamz gerekiyor. Vezni, kafiyeyi, âhengi, mûskîyi bir kenara brakt. Bunlar gerekli miydi? Anlam tek kiinin ifresine çevrilmeli miydi? iirin bu kadar kiilemesi icab eder miydi? Bu sorulara cevap vermek mevkiinde deilim. Sadece gözlemlerimi paylayorum. airler, artk eskisi kadar topluma mal olamyorlar; kusur onlarda m, halkda m?

Y.BEDR : Gelenein toplumsal hafza üzerinde kurduu ve tad üst dil, metinleraras iliki, moderne evirilme süreci için neler söylemek istersiniz?

D.M.DOAN :

Y.BEDR :Türkiye Yazarlar Birlii, sizinle var oldu arln ve kimliini sizinle sürdürdü. Tekilat Kurarken neyi hedefinize koymutunuz, neleri yapabildiniz, gelinen yer neresidir?

D.M.DOAN :

Yazarlar Birlii o zaman hissedilen bir ihtiyaçtan domutu. Kalem erbabnn bir araya gelmek, tanmak bilimek, hallemek ihtiyacndan. Bir çatmz oldu. Dünyaya, insanlara söyleyecek sözümüz vard, bunu kendi çatmz altnda söylemek istedik. Macera böyle balad. 1978 artlarnda Yazarlar Birlii bir hayaldi, çou yazar gerçekleebileceini düünemiyordu. airleri, yazarlar bir arada bulundurmak zor iti. Bunun baarlmas birçok güçlüün almasn kolaylatrd. Yazarlar Birlii “Türkiye Yazarlar Birlii” oldu, adna yakr iler yapt. Dost-düman, muvafk-muhalif bunu kabullenmek zorunda kald. Yazarlk alann tanziminde TYB’nin rolü inkâr edilemez. Süreklilii esas aldk, faaliyetlerimizi, ilerimizi, yaynlarmz süreklilik üzerine kurduk. Krk küsur yl geride kald. Emei geçenlere, omuz verenlere ve “Türkiye Yazarlar Birlii iyi ki var” diyenlere selâm olsun!

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar:
27-01-21
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
D.Mehmet Doðan ile dili, þiiri, toplumsal hafýzanýn ne’liðini konuþtuk
Online Kii: 23
Bu Gn: 265 || Bu Ay: 6.244 || Toplam Ziyareti: 2.929.513 || Toplam Tklanma: 58.627.179