
| Kategori : / DÝL KALESÝ | Okunma Says: 910 |
Türkçenin bu topraklardaki maceras Yûnus Emre ile balamad, fakat onunla dimamzda alazland, gözümüzde avkd, dilimizde akd! Tabiî türkçe Yûnus’un iirleriyle cokun bir nehir gibi gürül gürül asrlarca akt.
Bu nehre dereler, çaylar, rmaklar, cokun seller kart. Bunlarn tamamna balangçtaki berrak kaynaa izafeten Yûnus denilebilirdi, en azndan bir ksm öyle adlandrld. Yûnus nehrinin bereketi hiç eksilmedi.
Yûnusun türkçe davas yoktu: Türkçe söyledi.
Yûnusun airlik iddias yoktu: iir söyledi.
O tabiî olann peindeydi. Söyledi türkçe oldu. Terennüm etti iir oldu.
O bir kelimeden ne arapçadr diye kaçt, ne farsçadr diye.
Kelimelerini seçerken rk, kavim davas gütmedi.
Yûnus, tekkede bizim Yûnus oldu. Bu dil dergâhlarda bizim edebiyat dilimiz oldu. Ouzun Türkçesi Anadolu’da nevünema buldu.
Yûnus:
Kasdum budur şehre girem feryâd u figân koparam
Dedi.
Bir asr sonra Hac Bayram:
Nahgehân ol âra vardm ol âr yaplr gördüm
dedi.
Yûnusun hakikati efsanedir, efsanesi hakikat.
Bir eyhe, Tabduk’a balanp tekkeye krk yl odun tayor…Krklara karmann ilk adm bu…
Kim demiti? “Sözüm odun gibi olsun hakikat olsun tek!”
Yûnus krk yl odun tadktan sonra bir meclis kuruluyor, bu mecliste güzel sesli bir Yûnus var; Yûnus- Gûyende, Tapduk Emre, ona bir cokunluk annda “söyle!” diyor.
Gûyende farsça “söyleyen” demek. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin yaknnda ünlü gûyendeler var. Osman Gûyende ile ehabeddin Gûyende, Mevlâna’nn huzurunda ilâhî okuyan derviler.
Tapduk Emre’nin Yûnus- Gûyende’sinden ses çkmyor. Gûyende bir ey söyleyemiyor.
eyh Tapduk üç defa tekrarlyor, “söyle!” diyor ona, Guyende’nin âdeta dili lal olmu.
Bunun üzerine Tabduk Yûnus Emre’ye dönüyor ve “vakit geldi çatt, ite o hazinenin kilidini açtk, nasibini tamam verdik, söyle!” diyor. Ve Yûnus Emre söylemeye balyor…ite bu sözler bir ulu divan oluyor!
Yûnus tekkeye krk yl doru odun tad, odunun bile dorusunu getirdi. te bundan sonra da sözün dorusunu söyledi!
Bu menkbeyi Anadolu’da farsçadan türkçeye geçiin hikâyesi gibi gibi okuyabiliriz.
Mevlâna, eserlerini farsça yazd, onu tasavvufa sevkeden, iir yazmaya yönelten Tebrizli ems’di. Irkn, etnik kökenin bir anlam tamad o zamanlarda onun Fars, Türk veya “Azerî” olmas da mühim deildir. Fakat farsça konutuunu, Mevlâna ile derin mükalemelerinin farsça olduunu tahmin edebiliriz.
Yûnus’un pîri, Tapduk Emre’nin türkçe konutuundan, Yûnus Emre ile de böyle tekellüm ettiinde üphe yoktur. Mevlâna’y iir deryasna daldran ems onun ilhamn farsçadan verdi.
Tapduk ise türkçe konutu Yûnus’un nasibi türkçeden oldu…
Tapduun tapsna, kul olduk kapsna,
Yûnus miskin çi idik pidik elhamdülillah!
Türkçe Tapduun tapsnda, huzurunda kvamn buldu, çi idi piti, edebiyat dili oldu!
Hakdan inen erbeti içtik elhamdülillah!
Bizim için bu topraklarda türkçe edebiyat Hakk’dan inen erbettir.
te böyledir ol hikâyat!
Yazar: D. Mehmet Doðan |
24-03-21 |
||
| E mail: tyb.org.tr | Tweet | ||