HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : / PORTRELER
Okunma Says: 690
Yazar: Turan Karataþ
SAFAHAT: ÝLK KÝTAP, ÝLK GÖZ AÐRISI

SAFAHAT: LK KTAP, LK GÖZA RISITürk edebiyatnda hayat, ahsiyeti, edebî hayat, eserleri, mücadelesi, hatralar vb. çevresinde en fazla aratrma yaplan, yaz neredilen airlerin banda kukusuz Mehmet Âkif gelmektedir.

Bu neriyat çokluu veya zenginlii air hakknda yaplacak yeni bir aratrma, yazlacak yeni bir yaz için büyük kolaylklar sunaca gibi, aksine zorluklar da dourmaktadr. öyle kir söylenmeyeni/ bilinmeyeni/ duyulmayan bulmak ve yeni bir biçim de/taze bir eda ile yazmak kolay bir i deildir. Bu yaznn amac, Akif'in ilk gözars olan ilk iir kitab Safahat'n mahiyetinin, kymetinin ne olduunu ve bugünün okuruna ne söylediini/ anlatmaktr.

Mehmed Âkif, edebiyat tarihimizde az görülen bir air tavryla, ilk iirini 31 yanda yaym lam 2, ilk kitabn da 37 yanda çkarmtr. Safahat adyla neredilen bu kitapta bir araya getirilen uzunlu ksal 44 manzumenin hemen çou 1908'den sonra Srat- Müstakim de "safahat- hayattan" [hayatn yüzlerinden] genel balyla yaymlanmt.3 Ayn balk altnda ayn dergide çkan baz manzumelerin bu ilk kitaba alnmad bilinmektedir. Akif'in ilk eserinin ad olan Safahat sonradan bütün iirlerinin (yedi kitabnn) topland kitabn ad olmutur."Safahat'n yedi kitab içinde, hacimce en geni olan birinci Safahat'tr (Eski harflerle ilk basm 267 sayfa, bütün Safahatn üçte biri kadar)." (Okay, 1989:47).

"Safahat", "yüz, d yüz" anlamna gelen "safha" kelimesinin çouludur. Kitap daha adndan balayarak hayatn görünen, bilinen daha dorusu bilinmesi gereken yüzlerini göstermek iddias tamaktadr. Orhan Okay, "Yalnz bu isim bile onun edebiyattaki realist görüünü aksettirir"der (1989: 40). Safahat, Müir Ratip Paa'nn olu Mehmet Ali'ye (Akif'in çok beendii bir örencisidir) ithaf edilmitir. Manzum bir mukaddime ile balar. Mukaddimeyi oluturan on msra ile Âkif, ilk gözars kitabn okura alçakgönüllülükle takdim eder. Burada özellikle iki husus, gözden kaçmaz. Bunlardan biri airin samimiyeti, dieri de tevazuudur. Bunlarn yannda zmnen, okuyucu karsna çkm olmann incecik yürek szs hissedilir.

Bana sor sevgili kâri', sana ben söyliyeyim, Ne hüviyette u karnda duran e'anm; Bir yn söz ki, samîmiyyeti ancak hüneri; Ne tasannu' bilirim, çünkü, ne sanatkârm. iir için "gözya" derler; onu bilmem, yalnz, Aczimin giryesidir bence bütün âsârm! Alarm, alatamam; hissederim, söyleyemem; Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bizarm! Oku, âyed sana bir hisli yürek lâzmsa; Oku, zîrâ onu yazdm iki sözyazdmsa.

Safahatn i. Kitab'nda yer alan manzumeleri muhtevalarna, ksmen yaplarna bakarak yedi kümede toplamak mümkündür. Birkaç küçük manzume darda kalsa da, böyle bir ayrm yapma yani bir bakma kategorize etme sakncal olsa da, Akif'in bu ilk kitabndaki ürünlerini daha yakndan görmek, özelliklerini bilmek bakmndan faydal olabilir.

1. Manzum hikâyeler:

"Hasta", Küfe", "Hasr", "Meyhane", "Selma" "Seyfi Baba", "Kocakar ile Ömer", "Mahalle Kahvesi", "Köse mam", "Bebek Yahut Hakk Karar".

Bu kümedeki 10 manzume Akif'in sevilerek okunmu olan ve en çok tannan ürünleridir. Bunlarda ("Kocakar ile Ömer" hariç) hayattan alnan sahnelerin öykülenii vardr. Öykü bir vaka çevresinde geliir. Bir"devr-i azap"ta "hayat nâmna" yaananlardan anbean fotoraflar seyrederiz adeta. "Merhamet bilmeyen insanlar" içinde vicdan sahibi bir aydn insan sorumluluuyla air, "hangi bir derdim için alayaym, bilmiyorum "dem e ümitsizliiyle boumaktadr. Devrin artlar bu kertede kötüdür. Yoksulluk, çaresizlik, toplumsal çökü, kimsesizlik, geçimsizlik, kadnn perianl ve çaresizlii, içkinin açt onmaz toplumsal yaralar ksacas yaamn azap oluu bir bir gözler önüne serilir. Çok tesirli tasvirler eliinde toplum adna müthi dersler vardr.4 Sözgelimi "Köse imam" toplumun çürüyen yanlarndan birini terih masasna yatrr. Evlilik bahsinde dinî hükümlerle iimize geldii gibi nasl oynadmz, memleketin hâlini gayet iyi bilen bir imamn azndan anlatr air.

Bu kümenin karakteristik örneklerinden biri de "Mahalle Kahvesi"dir. Manzume, yirm inci asr banda toplumsal hayatmzn vazgeçilmez mekânsal unsurlarndan biri olan "kahvehane"lerin çarpc, kuatc bir filmi gibidir. Âkif, Dou'nun sayg duyulan katili olarak gördüü mahalle kahvesini anlatmakta son derece baarldr. Bir kameramann marifetiyle seyredecek olsak bu denli canl sahneler ve insanlar göremeyiz, dersek abartm olmayz. air,"buyurun, ite bir kahvehane, gelin birlikte bakalm"diyerek sinematografik bir bakla kahvenin her köesini, her türlü görünüünü/ yüzünü önümüze koymaktadr. Anlatmdaki ironi, ayr bir çeni katar manzaraya:

Mühendis olmal mutlak u ak sakall adam: Zemine daire eklindeki yayd bir balgam. Duyuldu bir iri ses, arkasndan istifâr... Meer geirti imi. — Pek ifal ey u hyar.

Mekân kahvehane olunca dil de argoya meyleder ve air saknmsz bir ekilde "Zemâne piçleri! Gördün ya, hepsi besm elesiz..."der.

2. bretli/ hikmetli öütlere yer verilen manzumeler:

"Durmayalm","Azim"(ibretli ders),"nsan","Dirvas"(tarihten bir kssa),"Bir Resmin Arkasna Yazlm idi","Bu da Bir MezarTa için Yazlm idi","Ahiret Yolu","Âmin Alay","Geçinme Belas", "Bir Mezar Tana Yazlm di", "Hasbihal". Son üç manzumede ibretli öüt endiesi daha bir baskndr. Bu kümede topladmz ürünler yap olarak "manzum hikâye"ler gibidir. Bunlarn içinde en karakteristik örnek olan "Durmayalm", miskinlie, tem bellie atalete, reddiyedir. Yer ve gök çalrken, dahas Yaradan bile bo durmuyorken, yatan, kln kprdatmayan, çalmayan insana duyulan öfke dile getirilir. Âkif, hâlin ve istikbalin çalmakla ina edileceini söyler. airdeki öfke öyle bir raddeye varr ki "Le misin, davranm yorsun? Bâri Allah'tan utan" der. Bu grupta ayrks duran "Hasbihâl" iiri, dertleme/ iç dökme ihtiyac duyan airin içinde bulunduu ruh hâlini de yanstmas bakmndan önemlidir. Âkif, skntl bir yer olan dünyadan kurtulma, her türden kayttan azat olma; bir bülbül gibi uzaklara ve yücelere uçup gitme, fezalara yükselm e arzusu duymaktadr. airimiz"velvele-i hayat"n dindii, ruhunu dinlendirecek asude bir yer aramaktadr, ilk bakta, hayatn içindeki Âkif için alas bir istektir bu. "Yoktur hayal ile al veriim" diyen air için nadir görülen bir hâl. Çünkü o bir cemiyet adamdr. Söylediklerinin hemen hepsini gördükleri, bildikleri üzerine ina etmitir. Nihayet, unu demekle bu ikilemi açklayabiliriz: air, bir insan olarak ne güç ânlar yaam olmal ki, artk takati kalmam ve göklere "pervaz açma" arzusu duymaktadr.

3. Sanatkârane temaa/ tasvir iirleri:

"Fatih Camii", "Mezarlk", "Bayram", "Ezanlar" "Canan Yurdu", "stirak".

Birinci Safahat'tak' dier manzumelere nazaran kanaatimizce daha bir edebî kymet arz eden bu iirler, estetik duyu ve duyuru bakmndan da üst seviyededir. Bunlarda da yer yer ibretli bir bak dikkatimizden kaçmaz. Meselâ, "Bayram"da bir yetimin süruru, "Ezanlar"da birann/vaktin ezanla dirilii nazarlara sunulur. Safahatn ilk iiri olan "Fatih Camii"5, tarihî, dinî bir yapnn air üzerindeki intihalaryla, çartrd hallerle ve oluturduu duygularla örülmütür.6 Buras bir mabed deil adeta Allah'a yükselmi ibadettir. air, caminin aydnlk kucanda büyük bir huzur duyar. iirin atmosferi bir ara çocukluk günlerinin en atr günlerine kaydrlr. airimiz, babasyla birlikte camie geldii günleri hatrlar hüzünle. Yaad ânn boucu, kstrc, karamsar atmosferinden bir anlk kurtulutur bu. Mâziye sn.

4. Feryat, isyan, sn iirleri:

"Tevhid Yahud Feryad", "Bülbül", "Bir Mersiye"7.

Bu gruptaki iirler gerçekten hislidir, o dönemde yaam olan insanmzn hissiyatna tercüman olacak nitelikleri hâizdir. "Tevhid Yahud Feryad"Srat- M üstakim de yaym landnda, Akif'e mektuplarla telgrafla tebriklerin yamas, bu tespitimizi güçlendirmektedir. Söz konusu iir, sanatl ve samimi bir yüceltile balar. Sonra bir hayret ve aknlk duyulur iirden. "Yâ Rab, bu nasl âlem-i lebriz-i garâib!/ / Bir sahne midir yoksa bu âlem nazarnda/ Bir sahne ki milyarlarla oyun var üzerinde!" gibi msralarla daha evvel Ziya Paa'nn "Terci-i Bend"de yer verdiine benzer istifhamlarla karlarz. Giderek iirden akln zorlan, aczin feryad iitilir ve tehlikeli bir ümitsizliin vicdanî sesi olur. Devir öyle bir devirdir ki, dünya sahnesi hastay, felakete uram, çpla, yoksulu, felçliyi, sakat, tembeli, bayay, gaddar, eziyet çekeni, mahkûmu, esiri yani u sayya smaz insan ynn tehir etmekle öhret bulmutur. Bunca olumsuzlua ramen airi güçlü klan imandr. "mandr o cevher ki lâhî ne büyüktür/ imansz olan pasl yürek sinede yüktür!" diye haykrr ve ne olursa olsun O'ndan ümit kesmez. Atmosfer yer yer öyle boucudur ki, bu tazyik altnda Âkif genç yata edebî âleme yolcu ettii sevdii bir insann ardndan kaleme ald "Bir Mersiye" iirinde u çl koparacaktr:

Ey hâtrasyla kaldm yâr, Artk aramzda bir cihan var! Sen gökte safâ-güzîn- dîdâr, Ben yerde azab içinde bîzâri

Etrafndaki seslerin kulana bir feryat gibi gelmesi ite bu azaptandr diyebiliriz.

5. Siyasî manzumeler:

"Acem ah", "Istibdad", "Hürriyet". (Son manzume, "stibdadn devam gibi düünülmelidir. Çünkü her iki iirde de II. Merutiyet'in bir gün öncesi ve iki gün sonras anlatlmak suretiyle bir karlatrma imkân verilmitir.)

Baz kesimlerin houna gitmeyen "istibdad" iiri, manzumenin ikinci ksmnda hikâye edilen trajik manzarada da görülecei üzere, yönetimin zaaflarna ahit olan bir insann öfke boalmas saylmaldr. Gördüklerinden sonra dayanma gücü iyice azalan, sinirleri boalan air, "utandm alayarak, aladm utanmayarak" diyecek hâle gelmitir, ite bu hâlin parlamasdr" stibdad". slâm birliini kurma yolunda ayn düünceleri paylat II. Abdülhamid'i eletirdii için "istibdad" Âkif'in itirazlarla karlanan iirlerindendir. Gizli Haber Alma Tekilat'nn devrin aydnlar üzerindeki basks ve basna uygulanan sansür gibi dönemin artlar göz önünde bulundurulursa, Akif'in söz konusu iirdeki tutum u doal karlanmaldr. iirdeki tavrda kukusuz, airin dobralnn, boyunemez mizacnn da rolü vardr. Bu kümede zikrettiimiz "Acem ah" balkl iir, 1907-1909 yllar arasnda ran'da tahtta bulunan ve zalim liiyle mehur olan Muhammed Ali ah'n yergisidir. ki ayr airin kaleminden çkm, ayn konuda iki ayr iir gibidir ancak iki ksmdan ibaret olan tek manzume olarak takdim edilmitir. Birinci iir/ ksm Mithat Cemal'e, kincisi Akif'e aittir. Her iki ksmdaki alnlk (epigraf) da Sadi'den alnmtr ve oldukça manidardr. Birincisinin meâli öyledir: “Batanbaa bütün dünya bir damla kann yere dökülmesine demez."

6. Portre iirler:

"Merhum brahim Bey", "Kör Neyzen", "Yemiçi ihtiyar".

Bunlara "portre iir" deyiimiz bir insan üzerinde younlamasndandr. Baka bir ifadeyle, yine hayattan alnan gerçek veya temsili bir insann çevresinde örgütlenmi olmasdr. Söz gelimi, Kör Neyzen, cemiyetten herhangi biridir, sefalet heykeli bir tiptir. Saylar fazla olmayan bu manzumelerin en dikkate deer olan "Merhum brahim Bey"dir. iirin bandaki mensur açklamada belirtildii üzere brahim Bey, veterinerlik alannda uzman, erdem sahibi bir âlimdir. Akif'in yakinen tand insanlardan biridir. iir onun vefat üzerine yazlmtr. Bu iir, sayg duyulan, sevilen bir insan için vefa borcu saylmaldr. Ayn zamanda, bu manzume, Akif'in iirde ne büyük bir yetenek olduunun delilidir. Yüzyllardr süregelen duyarllk, incelmi/ nezaketli bir dil ile içtenlikli bir eda içinde edebî bir yapya kavumutur. Estetik kymeti yüksek bir çerçevede vücut bulm utur iir. air, brahim Bey'in mezar ta kitabesi olacak u mânidar msralar yazar:

Her gül gibi medfen-i hayâlin, Her gonca kitabe-i kemâlin. Her yerde nihân olan cemâlin, Her yerde iyân olan meâlin; Bir yerde görünmüyorsun amma; Her yerde bedâyi’in hüveydâ!

Gittin beni kimsesiz braktn, Yaktn beni hasretinle yaktn!

7. Modann (bir anlamda modernizmin) eletirisi olan ironik manzumeler:

"Ressam Hakl", “air Huzurunda Münekkit", “Hüsran- Mübin".

Onu yakndan tanyanlarn kaydettiklerine baklrsa, Âkif istihzay da müstehziyi de sevmezdi. Buna karlk, yukardaki manzumeleri yazm olmas tuhaf bir tezattr. Mithat Cemal bu ztl öyle izah eder: Âkif, "fertle deil, ferdin cemiyeti sarsan tarafyla istihza ediyordu: bu istihzay da bazen merhametle, bazen infialle güzelletiriyordu."(1986:298). Denebilir ki, istihza ile birlikte Âkif'i "isyan"a ve "olumsuz"a bir bakma icbar eden devrinin artlardr. Bu yollara bavuruunu onun karakterine balamak doru olmaz. air ne tarafa baksa hep yoksunluklar, yoksulluklar, aclar, zulümler, gözyalar, düzensizlik, adaletsizlik görüyordu.

Safahat airinin sanat telakkisini incelerken "hayat", "hakikat", "müahede" kavramlarn her daim aklda tutmak gerekir. Çünkü Âkif, "hayatn hakikate adayan" bir sanatkârdr. Cemil Meriç'in ifadesiyle, onu "tanrtanmaz Zola'nn cokun bir sevdals"yapan da, onun gerçekçilik konusundaki tavr,"adalet"e ve"hakikat"e olan dükünlüüdür.8 Akif'in gerçekçilii, yazdklarn okuyanlarn unutamayaca cinstendir. Söz gelim i/'Seyfi Baba"da dehetli bir gece manzaras çizilir. Okudukça, bir bakma"hayet" içinde kalrz. O derece ürpertici ve etkileyici bir d dünya fotorafdr bu. Zaman ve mekânn, nsanî duyuu bu derece güçlendirii az görülen bir baardr:

Gecenin sütre-i yeldâsn çekmi, üryan Sokulup bir saçan altna gûyâ uyuyan Hânüman yoksulu binlerce sefîlân- beer; Sesi dinmi yuvalar, hâke serilmi evler; Kocasndan boanan bir sürü bîçâre kar; O kopan râbtann, darmadan yavrular; Zulmetin yer yer içinden kabaran mezbeleler; Evi srtnda, sokaklarda gezen aileler!

Akif'in baars gördüklerinden, yaadklarndan elde ettii düünüü ve kendisinin kuvvetle duyduu hissiyat duyurabilmesi, yani okuyucuya aktarabilmesidir. Yaanm/ yaanan kötücül olaylarn/ durumlarn hâslas olan, Tolstoy'un deyiiyle okura da "bulatrmasdr onu baarl klan özelliklerinden biri. Bunda da en büyük yardmcs (kendisi "hüner"diyor) samimiyetidir. Âkif, yaad, gördüü eyleri yazmay daha doru bulmutur. Örnekse,"Hasta"daki çocuk9, Akif'in Halkal Ziraat Mektebindeki örencilerinden biridir; "Seyfi Baba", dülger Haan Baba'dr;"Köse mam", Bonak Ali evki Hoca'dr10. Bilhassa birinci ve ikinci kümede toplanan manzumelerde elbette "ahlakî bir sonuç" hedeflenmitir. Çünkü Âkif, inan, mizac ve içinde bulunduu artlar gerei, sanattan ziyade toplumu düünm ek durumundayd. "air tabiatn o, iradesiyle ve bir kararla âdeta bomak, onun yerine bir idealisti, bir ahlakçy koymak istemitir." (Okay, 1989:43). "Rezâil-i içtimaiye"mizi adeta kelimelerden yaplm fotoraf kareleriyle tehir ederek insanmzn bunlardan nefret etmesini, bu ibretlik karelerden ders çkarmasn istiyordu. Gayreti bunun içindi. Bu fotoraflarda meyhane, kahvehane, mezarlk ve bayram yeriyle mahalle ve sokak; buralardaki her türden insan yer almaktadr." Âkif, kukusuz bilinçli olarak devrin toplumsal yaamndaki olumsuzluklar göstermekteydi. "Safahat, bir nevi, bu ykntlarn 'safha"safha'anlatl, duyuruluu ve bu ykntlarn airde brakt ac izlerin derlenii, toplan ve tespit ediliidir. Bu yüzden, Safahat, bir bakma, Türk tarihinin en ackl günlerinin yaanm bir destan, yas yapraklardr." (Karakoç, 1978: 21).

Yaadklarndan ve yazdklarndan çkarlan udur; herhâlde, büyük Osmanl Devletinin "trajik çöküü"nü hiç kimse Âkif kadar derinden hissedip yaamamtr. Kaybedilen deerlere onun kadar kimse ahsyla ve eseriyle gözya dökmemitir. "Birinci Safahat'da (...) gerçein mahir bir ressam olan sanatkâr, çtimaî sefaletlere uzanan sosyalist bir ahlâkçdr. Sanki toplumumuzun Emile Zola's olmak istiyor.// Perian hayatmzn, insan sefaletinin bu kadar ince, bu derece derinlemi ve böylesine gözya olmu gözlemine bütün edebiyatmzda rastlamak imkânszdr. (...) Âkif, vatanmzn binbir ac ile parça parça olan kalb tablosunu, aclarla parçalanan bir kalbin kanyla çizmitir." (Topçu, 1970: 78).12 Âkif, hâlin yani içinde yaad cemiyetin ve idrak ettii zamann airidir. Geçmie geri dönmek imkânsz, gelecein ise ne getirecei bilinmez olduuna göre, bugünkü ii bugün yapmak, bugünü idrak edip gereini yerine getirmek en doru olandr. "Hasbihâl" iirinin bana ald "Geçen zaman uçup gitti; gelecek ise belli deil/ Sen ancak içinde bulunduun hâlin sahibisin"dizleri, airimizin zamana baknn özetidir. Akif'in manzumelerinin mutlaka bir konusu vardr. Bu konu ya bir vaka ya bir gözlem ya da tarihî bir kssa/ anekdot çevresinde anlatlr. air gördüklerini yazmakta daha bir srarcdr. Bunun için bir vesile bulup sk sk sokaa çkar. Çünkü Âkif, "sokaktaki airdir." "Devrine kadarda, hatta belki ondan sonra da, Âkif kadar iiri sokaa kalabalklar arasna, alelâde insanlar arasna sokan bir air bulunamaz." (Okay, 1989: 60). Mithat Cemal'in o "gözleriyle airdi, uykusuz gözler"iyle ifadesi ne kadar mânidar. Âkif, iirinin yüzünü örtmemitir. Birinci Safahat'ta yer alan manzumelerde ibhama, karanla tesadüf edilmez. Bilhassa bu kitapta, airin "kelime istifçilii ve nazm ustal" açkça görülür. Burada ölçülü ve kafiyeli söylemenin artna ramen, anlattklarnda o kadar rahattr. Bu rahatlkla birlikte dil de çok yerde sadedir. Manzumelerde yapaylk ve zorlama görülmez. Bir fikir vermesi için "Hasta"dan ksa bir bölümü aaya alyoruz:

Öyle bir levha-i rikkat ki unutmam ebedi: Rengi uçmu yüzünün, gözleri çökmü içeri; Elmacklar iki batan çkvermi ileri. O akaklar göçerek cepheyi yandan skm; Frlam aln, dam arlarda beraber çkm! Bet beniz kül gibi olmu uçarak nûr- ebâb; O yanaklar iki solgun güle dönmü, bîtâb! O dudaklar morarp kavlam artk derisi; Uzam saç gibi kirpiklerinin her birisi! Kafa bir yük kesilip boynuna, çökmü bar; iki denek gibi yükselmi omuzlar yukar.

Sehl-i mümteni diyebileceim iz bu özellik, gerçi bütün Safahatta gözlenebilir. Berrak bir su gibi akp giden bu manzumeler yapdaki kolayla ramen, ahit olanlarn yazdklarndan öreniyoruz ki, büyük em ek harcanarak yazlyordu. Bunlar kolayca yazlm sanmamz için Âkif elinden geldiince güç yazyordu (Mithat Cemal, 1986: 257). Mithat Cemal, Âkif için "aruzun Mimar Sinan'dr der. "Aruzla resim yapan adam" nitelemesini de yine onun için kullanr. "Vezni, kafiyeyi, kelimeyi diledii yere sürüklüyordu. iirini bitirdikten sonra adn koymuyordu; yazmadan evvel iirinin ad vard ve bu isimde manzumenin plan durur"du (Mithat Cemal, 1986: 255). Akif'in manzumelerinde kafiyeler çok yerde artcdr. Alldk ses kalplarna itibar etmez. 0 , kendine mahsus bir sesin sahibidir. Bu seste "hçkrktan di gcrtsna kadar" türlü tonlara rastlanabilir. "Üç esasl sesi var" Akif'in. "Konuan ses, erkek ses, müstehzi ses." (Mithat Cemal, 1986: 324). uras var ki, Safahat'n 1. Kitabnda daha ziyade konuan/ konuturan ses ile müstehzi sesi duyarz. Birinci seste tabiatyla konumann unsurlar fazlasyla kullanlr.

Birinci Kitap'tan yola çkarak Akif'in iirinin biçimine dair belli bal özellikleri yazacak olursak samimîlik, sadelik, tabiîlik, yerlilik en bata gelir. Aruzda ve kafiyede ustalk, kendisi olmak da bunlarn arkasna eklenmelidir. Hâsl, Âkif, bir bunalm döneminde, her türlü güçlüe ramen derin bir bakla ve bilgelikle aziz milletinin nabzn tutmu, kalbini ve ruhunu paylam, vicdann yanstm; yeniden uyann ifadesi olmutur (Müftüolu, 2006:10). Safahat i. Kitap, airin dier eserleri gibi ve belki de onlardan daha belirgin bir ekilde bu duyarl bakn manzum öyküleri/ destan/ roman saylabilir.

"Mehmet Âkif, Dönemi ve Çevresi" Vefatnn 71. Ylnda Mehmet Âkif Ersoy Bilgi öleninde sunulan bildirilerinden oluan TYB'nin 32. Mehmet Akif Ersoy Aratrmalar Merkezinin 3. kitab. Mart 2008

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: Turan Karataþ
31-03-21
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
SAFAHAT: ÝLK KÝTAP, ÝLK GÖZ AÐRISI
Online Kii: 30
Bu Gn: 216 || Bu Ay: 6.197 || Toplam Ziyareti: 2.929.434 || Toplam Tklanma: 58.625.345