
| Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar | Okunma Says: 514 |
Önceki yazmzda “Hz. Süleyman’n mezar Beytülmakdis’tedir” iddiasnda kalmtk.
Deil Hz. Süleyman’n, shak, Yakup ve Yusuf peygamberlerin el-Halil’deki mezarlar bile kesinlik tamaz.
Bu konuda hiçbir kaynak bulunmad gibi, gerek Nebukadnezar’n M.Ö. 586’da, gerekse Titus’un M.S. 70’te Süleyman Mescidi’ni, “üzerine ekin ekilmeye hazr bir tarla haline gelecek” ekilde ykmalar nedeniyle de Hz. Süleyman’n mezarnn orada halen var olmas mümkün olamaz.
Beytülmakdis’te, Hristiyanlarca Hz. Süleyman devrinden kaldna inanlan ve bugün Ruhlar kubbesi olarak adlandrlan yerdeki bir buçuk metre karelik tatan baka hiçbir ey yoktur ve yine bununla ilgili de herhangi bir kayt bulunmamaktadr.
Ayrca, Hz. brahim el-Halil’de yerlemitir. ste(n)seydi el-Halil’i mamur ettii gibi Kudüs’e yerleip, buray da mamur edebilirdi. Fakat Kudüs, peygamber(ler) ehri olmaktan çok, Allah’n ehri olduu için, Hz. brahim’in bile orada maddi bir izi yoktur ki, srail peygamberlerinden bir iz/eser kalm olsun. Öyle ki, bu esasta Hz. Davud Makam ile oradaki lahdi bile gerçek deildir.
Tam da bu nedenle, Peygamberimizin Miraç için Kudüs’e getirilmesindeki maksadn ve mânânn hakikati, dier peygamberlerin buradaki varlndan daha güçlü, maddi ve manevi izleri bakmndan çok çok daha bariz ve kaydî olarak kesindir.
ddia: Alama Duvar, Yahudilerin ibadet yeridir.
Cevap: Deildir. Çünkü ne kadim Tevrat’ta ne de Talmud’da Alama Duvar diye bir ibare, atf, ima ya da iaret kesinlikle yer almamaktadr.
Alama Duvar, Nebukadnezar ile Titus ykmlarna mahsus ac hatrann canl tutulmas maksadyla, Yahudilerce M.S. 100’lü yllarda icat edilmitir. Üstelik bu icat, sadece bir hatray canl tutmaya yönelik olmas bakmndan, Alama Duvar’n bir mescide dönütürebilecek kadar güçlü bir karla sahip de deildir.
Bugünkü Aslanl Kap’dan balayp, Kyamet Kilisesi’nde son bulan Hristiyanlarn Via Dolorasa/Çile Yolu da ayn ekilde Hristiyanln aslndan deildir.
Memlüklerin (1250-1517) Kudüs’te balattklar yeni ina çalmalar nedeniyle kendilerine yakn gelecekte hiçbir kutsal alann kalmayacan düünen Hristiyanlar, bundan duyduklar telala Via Dolorosa’y uydurmu, Memlüklerin izniyle ve Çile Yolu nitelemesiyle onlar da yine bir hatray diri tutma kastyla kullanmaya balamlardr.
ddia: Hz. Peygamber’in miraca çkt el-Aksa, Kudüs’te deildir.
Cevap: En fazla yaylmaya çallan bu iddiann ilk sahibi, Mustafa Öztürk’tür. Öztürk, Kur’ân- Kerim adl meâlinde, sra Suresi’nin birinci âyetinin dipnotunda, Vakdî’nden hareketle bunu yazm, Taberî’yi de tezine taraf göstermekle birlikte kendisini yalanlayacak ekilde bundan geri adm atmtr.
Öztürk, Abdülmelik’in, Medine’de mukim olan Abdullah b. Zübeyr ile arasndaki siyasi rekabet nedeniyle Kudüs’ü, Kâbe’nin önüne geçirdiine dair ikinci bir tez daha ileri sürmütür.
Bu görüün tek sahibi ii tarihçi Ya’kubî’dir. slâm tarihini mâmiyye îas’nn bak açsyla anlatan Ya’kubî, Hz. Ebû Bekir, Ömer ve Osman’, “Hz. Ali’nin hakkn gasp ettikleri” gerekçesiyle halife saymad gibi, hilafeti Emevîler’e de layk görmeyen bir sapktr.
Buna göre, özlü olarak söylemek gerekirse, Öztürk’ün klavuzu sadece bir kargadan ibarettir ve tezi de kendiliinden geçersizdir.
Öztürk’ün bn Teymiyye’yi bu teze dâhil etmesinin nedeni ise açktr: O, mam’n irk konusundaki hassasiyetini istismar etmitir ki, biz bu istismarn bir boyutuna, Mekke’de Peygamberimizin ve sahabilerinin tüm izlerini silip, onu Las Vegas modeliyle ina edenlerin sapknlklarndan tanz.
Ayrca Öztürk’ün kendisi de malum, Almanya’nn, ajanlar ve hainleri koruma programna snmtr; Miracn yeri ile Kudüs’ün deeri konusunda uyandrmaya çalt üphe, oturduu yeni kucan bedeli olarak yorumlansa yeridir.
Miracn, Kudüs’te ve el-Aksa’nn içinde bulunan Hacer-i Müerrefe’den balad ilgili hadislerle netlikle sabit olduu gibi, slâm tarihçileri ve müfessirler de bu hususta ittifak etmilerdir.
Öztürk’ün tezine kaynak gösterdii megazi yazar Vakdî h. 207, Kur’ân’ ilk kez tüm âyetleriyle tefsir eden Mukâtil b. Süleymân ise 150 ylnda vefat etmitir. Mukâtil, el-Aksa’y Beytülmakdis olarak tefsir ettii halde, ondan 57 sene sonra vefat eden Vakdî’nin baka bir yeri zikretmesi çok özel nedenlerden kaynaklanm olmaldr. Zira Taberî’nin (v. 310), Vakdî’nin görüünü, ondan hemen sonra tekrar düzeltmesi de bunu göstermektedir.
Yazar: Ömer Lekesiz |
20-05-21 |
||
| E mail: yenisafak.com | Tweet | ||