HALEB'E DÖNÜÞ

Halep, 12 Aralýk 2016'da Rus ve Ýran destekli Esed ordusu tarafýndan düþürülmüþtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasým 2024'te geri alýndý.

YET- KERME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadýkça Yahudiler de Hrýstiyanlar da senden asla hoþnut olmayacaklardýr.
Bakara, 120.
HADS- ERF
Dünya tatlý ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kýlacak ve nasýl davranacaðýnýza bakacaktýr. Dünyadan ve kadýnlardan sakýnýn.
Müslim, Rikak, 99.
SZN Z
"Her kim selefin bilmediði bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiðini iddia etmiþ olur. Çünkü din tamamlanmýþtýr (Maide, 3) O gün din olmayan þey bugün de din deðildir."
Ýmam Mâlik
Kategori : ÝKTÝBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazýlar
Okunma Says: 874
Yazar: D. Mehmet Doðan ile mülakat
“Ýstiklâl Marþý millî aidiyetimizi tarihî derinliði içinde ifade eden bir metindir”

“stiklâl Mar millî aidiyetimizi tarihî derinlii içinde ifade eden bir metindir”

Edebiyat Ortam Dergisi’nin Mays-Haziran saysnda yaynlanan söylei.

Söyleiyi yapan: Yunus Nadir Erarslan

 

D. Mehmet Doan: “stiklâl Mar, 7’den 77’ye ferdiyetimizi aan, millî aidiyetimizi tarihî derinlii içinde ifade eden bir metin olarak silinmeyecek ekilde milletin zihnine yerlemitir.”

 

Öncelikle, Edebiyat Ortam’nn sorularn cevaplama lütfunda bulunduunuz için teekkür ederim.

12 Mart 2021 Cuma günü, Tâceddin Câmii kürsüsünden Mehmed Âkif’i andnz. Nasl bir duygu idi? Neler hissettiniz?

 

Müstesna bir gündü…

stiklâl Mar’nn kabulünün 100. Yldönümünde “Camideki air” Mehmed Âkif’i Taceddin Camii kürsüsünde yâd etmek tahayyül edilebilirdi, nitekim birçok arkadamzn böyle bir hayali varm. Bunu aramzda konutuk. Dorusu ben Mehmed Âkif’in cami kürsülerinde büyük bir vukufla konutuunu, air olmasna ramen, din ilimlerinde de ehil bir ahsiyet olarak o kürsüleri doldurduunu biliyorum. Bizim cemaati olduumuz bir camide kürsüye çkp konumamz, Mehmed Âkif’e nisbet edilecek bir faaliyet olarak görülecek ve dikkatleri üstünde toplayacakt. Önce nasl olsa, Diyanet leri böyle bir eye scak bakmaz diye üzerinde durmadm. Fakat Diyanet olumlu karlad, Altnda Müftüsü arad. Bizim için Taceddin Camii kürsüsünde konumak bir vazife haline geldi.

Bu vazifenin yükledii sorumluluu hissederek kürsüye çktm. Salgn yasaklarnn olduu bir zamanda cami içi seyreltilmiti. Hava müsait olduu için darda da cemaat vard. Kürsüye çknca, o ann heyecannn sadece beni deil, cemaati de sarp sarmaladn hissettim. Birçok tandk sima o güne ahitlik etmek için Taceddin Camii’ni doldurmutu. Besmele, hamdele ve salveleden sonra “medet ya hazreti Mehmed Âkif!” diyerek sözümüzü söyledik. Zihnimde hep u vard: Âkif’in üç yl bu camiin yanndaki küçücük kerpiç evde geçti. stiklâl Mar ite bu mütevaz Ankara evinde yazld. Âkif en azndan sabahlar Taceddin Camii cemaatinin müdavimlerindendi. Baz cumalar da bu camide klm olabilir, hatta baz günler davet üzerine muhtemelen bu kürsüye çkp konumutur. te yüz yl sonra buradayz. Bir tarihî an, hatrlatmak için bize söz verilmi. Sözümüzü Mehmed Âkif’e yakr ekilde söylemeliyiz…

Bu düüncelerle çktmz kürsüden vazifemizi yapm olarak inmeyi nasibettii için rabbimize ükrettik.

Taceddin Dergâh, adn, Taceddin Velî’den mi alyor? Dergâhn hususiyetleri nelerdir? Taceddin Veli kimdir? Mehmed Âkif’in bu mekânla ilikisi nedir? Siz, yllardr, srarl biçimde Mehmed Âkif’in vefat yldönümlerinde bu mekândasnz, neler yaptnz, yapyorsunuz?

 

Taceddin Dergâh’nn ina tarihi Kanunî Sultan Süleyman devrine kadar götürülüyor. Bu konu ile ilgili derinlemesine aratrmalar eski Türkiye Yazarlar Birlii bakanlarndan Nazif Öztürk yapt. Onun verdii bilgilere göre, Taceddin Sultan’n 17. Yüzylda Bursa’dan Ankara’ya geldii Celvetilik yolunu takip ederek irada balad anlalyor. Camii ve türbe son eklini 19. Yüzyln sonunda almtr. Nereden baklsa dört asrlk bir süreklilik var.

Ankara’nn kuzeyinde Hac Bayram Veli’nin Camii ve dergâh güçlü bir maneviyat merkezi iken, güneyinde Taceddin Dergâh da böyle bir mevkidedir. Mehmed Âkif Ankara’ya geldiinde Taceddin eyhi’nin daveti üzerine dergâhn mütemilatndan küçük Ankara evinde kalm, bilahire baz mebus arkadalarnn da katlmasyla dergâh enlenmitir.

Bu mütevaz bina stiklâl Mar’nn yazlna ahidlik etmi bir mekândr. Âkif sadece stiklâl Mar’n bu evde yazmam, Bülbül, Süleyman Nazif’e, Leylâ gibi mehur iirlerini de burada kaleme almtr.

Milletimizin temel millî mutabakat metni olan stiklâl Mar’nn yazld binann tarihî bir hatra olarak yaatlmasnn önemini anlatmaya gerek yok. Biz böyle bir konuyu gündemde tutmaya çaltk. 1978’den beri her ahvalde, bunu yaptk. Orada toplantlar düzenledik, binann korunmas için ilgili makamlar uyardk. Bu küçük binalarn çevresine üniversite idaresinin ruhsatsz devasa yaplar ina etmesini önlemeye çaltk. Bunda ksmen muvaffak olduk.

Dergâh çevresindeki eski Ankara evlerinin, sokaklarnn tarihî kimliine uygun ekilde onarlmas, bu yaplarn kültür ve sanat kurulularna tahsis edilerek Ankara’nn merkezinde bir kültür ve sanat muhiti oluturulmas için uratk. Yine Dergâh merkezli bir stiklâl Mar Bahçesi/Park yaplmas için proje hazrladk. Bunlar öyle veya böyle yapld.

 

Mehmed Âkif’le ilgili bir de vakf kurdunuz, vakfn kurulu amacndan, bugüne dein yaptklarndan söz edebilir misiniz?

 

Mehmed Âkif Fikir ve Sanat Vakf’n 1984’te kurduk. Büyük airin vefatnn 50. Yl yaklayordu. Devlet’in stiklâl Mar airi ile aras açkt. Ellinci ylda Devlet’in stiklâl Mar airini anmas için böyle bir vakf kurup resmî kurumlar nezdinde teebbüslerde bulunmak ve tabiî Âkif’i hakkyla anmak için çalmalar yapmak maksadn güdüyorduk.

Bu çabalarmz boa gitmedi, 1986 yl Mehmed Âkif yl olarak ilan edildi, ilk defa stiklâl Mar airi devlet erkânnn katld bir törenle anld. Bu amaca ulaldktan sonra Vakf sürdürme ilgisi zayflad. Bir süre Yavuz Bülent Bakiler vakf bakanln üstlendi. O stanbul’a tanrken TYB yönetimi vakfn ne olacan tartt. Baz arkadalar TYB varken Vakfa ihtiyaç olmadn, zaten Âkif’le ilgili faaliyetlerin aksatlmadan yürütüldüünü düünüyordu. Bir arkadamz bakanl üstlenmek istedi. Biz de o arkadaa verdik. Bir süre sonra o arkada Vakf’la ilgili malzemeleri alarak TYB’den ayrld. Sonradan örendik ki, biz kurucular defterden silmi, karsn, kzn, akraba taallukatn, eini dostunu Vakfa alm. Buna üzüldük. Fakat yapacak bir ey yoktu. Vakf bu eski arkadamzn kartvizitinde yayordu. Yeri yurdu yoktu. Sonra bu zat stanbul’a tand. Vakf kurulu itibaryla Ankara’da, böyle bir gariplik sürüp gitti.

28 ubat döneminde Âkif’e ve stiklâl Mar’na kar baz kampanyalar yapld. Hatta bir profesör general GATA’nn açlnda bu konularla ilgili saldrgan bir konuma yapt. Vakf’tan tk çkmad. lk açklamay Vakfn kurucusu olarak biz yaptk. Vakf’tan bu süreçte ses çkmad. Baktk olacak gibi deil, Türkiye Yazarlar Birlii Vakf bünyesinde Mehmed Âkif Aratrmalar Merkezi’ni kurduk. Merkez Memed Âkif’le ilgili çok sayda faaliyet yapt. Bunlarn en banda Mehmed Âkif Bilgi ölenleri gelir. 9 bilgi öleni yaptk, hepsinin kitabn yaynladk. Böylece Mehmed Âkifle ilgili yaklak üç bin sayfalk bir külliyat oluturduk.

Bu sene stiklal Mar’nn yüzüncü yl dolaysyla açl TBMM’de olmak üzere 5 gün süren büyük bir bilgi öleni yaptk. Onun kitab da yayna hazrlanyor.

 

12 Mart 1921 günü Meclis’te neler oldu? stiklal Mar’nn kabulü nasl gerçekleti?

 

stiklâl Mar’nn üç mutabakatla yüzüncü ylna ulatn düünüyorum.

Birincisi, stiklâl Mar airinde mutabakat. “Bunu ancak Âkif yapabilir”. Ankara’daki erkân yukardan balyarak “slâm airi”nde mutabk kalmtr.

O zaten Ankara’ya “slâm airi” olarak davet edilmitir, geldiinde öyle karlanmtr. Özü, sözü birdir. Fikri, zikri, bilinmektedir. Ne yazaca tahmin edilir ve ne yazarsa, o millî mar olacaktr! Bu mutabakat üzerine Maarif Vekili Âkif’in peine düer.

Mehmed Âkif yarmaya girmez, fakat yarmann mükafat artn deitirir! Bu Âkif’in tarzdr: ttihat Terakki’nin yeminini de böyle deitirmitir! Hamdullah Subhi, ona yazd tezkerede “hassasiyetinizi anlyoruz, bunun için pek çok tedbirler vardr” der.

Bir de unu der: Maksadn hâsl olmas için zât- üstadanelerinin bu iiri yazmas son çaredir!

Maarif Vekili ne diyor aslnda? Yazdnz millî marmz olacaktr! Bunu ancak siz yazarsnz! Bir memleket meselesi vardr ve onun halli Âkif’ten beklenmektedir. Sorumluluk onundur, vazife ona dümektedir. Bir vazife ve mes’uliyet adam olarak Âkif, iiri yazmay kabul eder. Âkif yazacak, yazd milli mar olacaktr! Bu itminanla yazacaktr. ahsnda salanan mutabakat, iirinde mutabakatla pekiecektir.

Nitekim Meclis, Âkif üzerindeki mutabakat, iiri üzerindeki mutabakatla pekitirir. “Ekseriyeti azime” ile, büyük oy çokluu ile! Yarma bir tarafa braklr, seçilen 6 iir oylanmaz bile…

Balkesir’den Bitlis’e Âkif’in iiri oylansn diyen milletvekilleri: Balkesir Hasan Basri, Bursa Operatör Emin, Kastamonu Suad Bey, sparta brahim, Ankara Mehmed emseddin (Hacbayram eyhi), Krehir Yahya Galip, Bitlis Koçzade Yusuf Ziya.

iir daha önce, 1 Martta Meclis’te okunmutur. Büyük heyecan uyandrmtr. Esasen, 17 ubatta da Hakimiyet-i Milliye’nin 1.sayfasnda yaynlanmtr. Hakimiyet-i Milliye TBMM’nin yar resmi yayn organdr.

airde mutabakat, iirde mutabakata dönüür. Mehmed Âkif’den iirini Meclis kürsüsünden kendisinin okumas istenir. Mevzu kendisi ile ilgili olduu için Âkif, görüme balaynca Meclis’ten hzla uzaklamtr. iiri yine Hamdullah Subhi okuyacaktr. Meclis mutabakatn stiklal Mar’n ayakta dinleyerek bir daha ilan eder!

stiklâl Mar’nda üçüncü mutabakat, milletin mutabakatdr.

Meclis’in mutabakat milletin mutabakat ile pekimitir. Meclis’te salanan mutabakata ramen, baz vekiller stiklâl Mar’nn muhtevasndan pek de memnun deildir. Milletimizi yok etmek isteyen bat emperyalizmine kar sert ifadeler vardr. “Tek dii kalm canavar” gibi! Sonra dinî muhtevas güçlüdür! Fakat Meclis, o sralar bizi yok etmek isteyen düman çok iyi bilmektedir, fiilen ona kar savamaktadr. Hakikat budur! Bu yüzden stiklâl Mar’nn muhtevasna itirazlar, mutabakat etkilemez. Fakat aradan birkaç yl geçince, Lozan imzalannca, bat emperyalizmi ile uzlalnca, Cumhuriyet ilan edilince ve ardndan inklaplar sökün edince, Meclis’in mutabakatnda çatlaklar meydana gelir.

1924 sonunda yeni bir milli mar yarmas açlr. te o zaman milletin mutabakat öne geçer.

Her ey deiir, kanunlar deiir, anayasa deiir. Millet bu deime devresinde kendini kanunlarda bulamaz, anayasada göremez. Bunlarda onun mutabakat beklenmez ve istenmez zaten. Millet için temel metin stiklâl Mar’dr. Milletin büyük ekseriyetini devletle mutabakat ban stiklâl Mar üzerinden sürdürür. Millet stiklâl Mar’nda kendini bulur. Bu mutabakatn yüzüncü ylndayz!

“stiklal Mar, Bin Yln Destan” diyorsunuz. Bu adla kitabnz yaymland. Neden bin yln destân?

Baz metinler vardr ki, yazldğ günlerin havasn taşr. Yaşayanlar üzerinde heyecan uyandrr ve hemen benimsenir; fakat ayn zamanda geniş bir arkaplana, kuşatc bir muhtevaya sahiptir. Bu arkaplan, bu derinlik, metni o güne ait olmaktan çkarr, geleceğe kalan müessir bir söz mertebesine yükseltir. Geniş kitlelerin kendini bulduğu bir şiir, hitabe, hikâye, yaz... zamann hedeflese de zamann aşar, zihinlerde yer eder, kökleşir; yaşamaya, yani okunmaya ve dillerde dolaşmaya devam eder. Yaşayanlar o sözü, efsanevî unsurlar da katarak sonraki nesillere aktarr. Bu âdeta destanlarn teşekkülüne benzer bir seyir takib eder.

şte stiklâl Marş bu tarz nâdir metinlerden biridir, hatta daha ötesidir. Çünkü stiklâl Marş o zamann şartlarnda büyük bir heyecan uyandrmş, millî marş olarak kabul edilmiş ve onun üzerinde sağlanan mutabakat her şeye rağmen devam etmiştir. İstiklâl Marş, 7’den 77’ye ferdiyetimizi aşan, millî aidiyetimizi tarihî derinliği içinde ifade eden bir metin olarak silinmeyecek şekilde milletin zihnine yerleşmiştir.

Millî marşmz bu kadar güçlü bir şiir olmayabilirdi; tekerleme edal, sradan sözlerden oluşabilirdi. (Nitekim böyle millî marşlar çoğunluktadr.) Onu galiba resmiyet icab yine söylemeye devam ederdik. Fakat Mehmed Âkif’in şiiri millî marş olmasa idi dahi bizim hafzamzda yer edecekti. Tpk Çanakkale Şehidlerine şiiri gibi. Çanakkale zaferini millet hafzasnda ebedileştiren bu benzersiz destanî metin, zihnimizin Çanakkale’sini geçilmez klacak bir tesir uyandrr.

stiklâl Marş ise, bu topraklar üzerindeki tarihî varlğmz, zaferlerimizi ve mukavemet unsurlarmz ifade ettiği gibi, bayrak üzerinden devlet varlğmz nizammz, maneviyata mahsus kavramlar etrafnda tasvir eder.

“Hakkdr hakka tapan milletimin istiklâl” msrann ikinci kt’ann sonunda geçmekle birlikte, şiirin sonunda tekraren zikredilmesi, kuvvetli bir son söz söyleyerek bitirme arzusunun ifadesi olarak anlaşlabilir. Bu msra, batdan geçen hürriyet kavramnn bize has bir ifadesidir. Hakka tapan bir insan asla kula kul olmaz; istiklâli, hür olmay her şartta hak eder.

lk iki kt’ada bayrak üzerinden konuşan şair, onun milletimizin yldz olduğunu ve sonsuza kadar parlayacağn söyler. Yldz mecazen, baht, talih demektir. Milletimizin baht, talihi sürekli açk; hatta parlak olacaktr. Şair burada bayrak için “o benimdir, benim milletimindir” diyerek güçlü bir benimseme ifadesi ortaya koymaktadr. Bayrağn üzerindeki hilâl İslâm’n sembolüdür, bunun en azndan Haçl seferlerinden beri böyle olduğunu söyleyebiliriz.

Hilâlin İslâmiyet’i temsil eden bir sembol olarak ortaya çkş bin yllk tarihimizin bir parçasdr. Türklerin İslâm dünyasndaki baskn varlğ işte bu bin yllk tarih dönemde öne çkar.

 

Mehmed Âkif için, “slam âiri”, “Câmideki âir” gibi ifadeler kullanlr. Bunlar neyi ima ediyor? Safahat’taki birçok bölüm, câmi kürsülerinden hitaplar mdr?

 

Mehmed Âkif döneminde “slâm airi” olarak tannmtr. Millî Mücadele’nin balangcnda Ankara’ya bu sfatla davet edilmi ve Ankara’da yine bu ekilde karlanmtr. Burdur milletvekili seçildiinde Meclis’in kayt defterine “slâm airi’ olarak kaydedilmitir. Camideki air, onun 1912’den 1922’ye kadar cami kürsülerinde konumasndan kaynaklanan bir adlandrmadr. Âkif Balkan Harbi srasnda Bayezid Camii kürsüsünde konumaya balam, daha sonra stanbul’un selatin camilerinden vaaz etmitir. Anadolu’ya geçince de birçok ehrimizin büyük camilerinde konumutur. 7 kitaplk safahatn iki kitab vaaz eklinderdir: Süleymaniye Kürsüsünde ve Fatih Kürsüsünde

 

Safahat için, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, “yirminci yüzyl stanbul’unun, hatta slam âleminin manzum romandr” diyor, ne dersiniz?

 

Mehmed Âkif Srat- Müstakimde iirlerini “Safahat- Hayat’tan” bal altnda yaynlamaya balamtr. Yani hayatn safhalarndan, levhalarndan. Âkif güçlü bir anlatcdr. Manzum hikâyeleri vardr. Safahat’a tabiî klasik roman karl olmamak üzere roman veya uzun hikâye denilebilir.

 

“Sözüm hakikat olsun da odun olsun tek” ibaresini nasl anlamak gerekiyor?

 

Mehmet Âkif bir nevi realizm tarifi olarak görülebilir. Âkif gerçekçilik yolunu seçmitir. Gerçekler üzerinden konumak, topluma yön vermek istemitir. Fakat iir ne kadar gerçekçi olabilir ki? Âkif’in her zaman bu ilkesine uyduunu söylemek zordur.

 

Mehmed Âkif’le ilgili, son yllarda giderek artan biçimde, -özellikle Sultan II. Abdulhamid hana ilikin düünce ve tutumundan dolay- ar eletiriler, terbiye snrn aan suçlamalarda bulunuluyor, bunlar nasl deerlendiriyorsunuz?

 

Bu kadir bilmezliin yükseliinin iareti. Abdülhamid bir devlet adamdr, uzun süre saltanat sürmütür. Otoriter bir yönetici olduu için devrindeki bütün hatalar ona mal edilmitir. Aleyhinde dta ve içte propaganda bilhassa saltanatnn son yllarnda yükselmitir. Âkif’in de dier yazarlar gibi bundan etkilendii görülmektedir. Abdülhamid’in hakkn Abdühamid’e Âkif’in hakkn Âkife vermemiz lâzm. kisini dövütürmek ne Abdülhamid’e yarar, ne de Âkif’e.

 

Mehmed Âkif’in airliine ilikin de baz kiilerce eletirel düünceler/iddialar serdediliyor, bunlar nasl deerlendirmek lazm?

 

Âkif iiri inanc için, düüncesi için bilmitir. Derdi iir yazmak deil, insanlara bir eyler anlatmaktr. “iir fikrin dümandr”, desek yanl olmaz. Eer bir fikir mücadelesi için iir yazyorsanz, yazdklarnzn manzumeye dönümesi kaçnlmazdr. Buna ramen Âkif teknik olarak çok güçlü iirler yazd gibi, çou zaman iiriyeti, hatta lirizmi yakalamtr.

 

Mehmed Âkif ve stiklal Mar, “milletimiz” için nasl bir mana ifade ediyor?

 

stiklal Mar milletimizin milli mutabakat metnidir. Milletimiz Cumhuriyet’ten sonra kendisini kanunlarda, anayasalarda, uygulamalarda bulamam, stiklâl Mar’nda bulmutur. Devletle ban stiklâl Mar ile salamtr.

 

stiklal Mar’nn yazld günlere dair neler söylemek istersiniz? Bu iirin doduu artlarla, muhtevas arasndaki ilikileri deerlendirebilir misiniz?

 

Mehmet Âkif stiklâl Marş’n başarlardan, zaferlerden duyduğu heyecanla yazmad. Hatta, ufuklarn karanlk olduğu bir zamanda, başarnn pek ümid edilmediği, zaferin hayâl olarak görüldüğü günlerde kaleme ald. Millî Marş yarşmas 1920 ylnn ekim aynda açlmş, ilanlarda 23 aralk son katlma tarihi olarak belirtilmiştir. Mehmet Âkif o sralarda Kastamonu’dadr. 24 Aralk’ta Ankara’ya hareket eder. Ankara’da Mustafa Kemal Paşa ile görüşür. Paşa, Mehmed Akif’in Kastamonu’daki vatanperver mesaisinden çok memnundur. Manevi cephemizin kuvvetlenmesine Mehmed Âkif ve dergisi Sebilürreşad büyük hizmetler etmiştir.

Bu srada, bir taraftan Yunan ilerlemesi devam ediyor, diğer taraftan gayri nizami kuvvetlerin düzenli orduya dönüştürülmesinin sanclar yaşanyordu.

3 Şubatta Sebilürreşad’n Ankara’da ilk says yaynland. Sebilürreşad’n Ankara’da yaynlanan ilk saysnn başlk ksm: Ye’se düşenler müslüman değildir. Sebilürreşad bu dönemde Büyük Millet Meclisi tarafndan Matbuat Umum Müdürlüğü’nün matbaasnda bastrlmş, büyük ksm resmî kanallarla dağtlmştr.

İki gün sonra, İstiklâl Marş yarşmasna katlan şiirleri yeterli görmeyen Maarif Vekili Hamdullah Subhi Bey Mehmed Âkif’e yazl olarak müracaat etti. O srada ngiltere öncülüğünde tilaf devletleri Londra’da Sevr’i tadil ederek kabul ettirmek maksadyla bir konferans toplamak için harekete geçmişlerdi. Konferansa gidecek Bekir Sami Bey başkanlğndaki Büyük Millet Meclisi heyeti 6 şubatta Ankara’dan hareket etti.

8 Şubat’ta bir süredir Fransz kuvvetlerine karş mücadele eden Antep teslim oldu.

14 Şubatta Hâkimiyet-i Milliye gazetesinin birinci sayfasnn sol alt ksmnda “Bir vaazdan” başlğ altnda Mehmed Âkif’in Kastamonu çevresindeki vaazlarndan birinin bir bölümü yaynland: “Şair-i muhterem Mehmed Âkif Bey Efendi’nin Kastamonu havalisinde irad ettiği mevizalardan [vaazlardan] biri (Sebilürreşad) refikimizde intişar etmiştir [yaynlanmştr]. Mev’izann sonunu bervech-i âti [aşağdaki gibi] iktibas ediyoruz.”

stiklâl Marş’n yazmay kabul eden Mehmet Âkif, 15 Şubatta metni teslim etti. 17 Şubatta Mehmed Âkif’in İstiklâl Marş şiiri Sebilürreşad ve Hâkimiyet-i Milliye’de yaynland.

21 Şubatta Londra Konferans başlad. Bu arada bir Büyük Millet Meclisi heyeti Moskova’da müzakere ile meşguldü. Böylece batnn büyük gücüne karş yeni ortaya çkan Sovyetler Birliği ile ilişkiler geliştirilerek denge sağlanmak isteniyordu. 23 şubatta Londra Konferans’nda stanbul hükümeti adna katlan Tevfik Paşa söz hakkn BMM temsilcilerine braktğn belirtti.

Meclis 26 Şubat’ta stiklâl Marş yarşmasna katlan şiirlerden seçilen 6’snn baslarak milletvekillerine dağtlmasnn kararlaştrd. 1 Martta Hamdullah Subhi yarşmaya katlan ve seçilen şiirlerden birinin kürsüden okunmas karar üzerine kürsüye geldi ve yarşma hakknda bilgi verdi. Gelen şiirleri kuvvetli bulmadğ için Mehmed Âkif beyefendiye müracaat ettiğini, kendisinin asil endişelerle ortaya koyduklar tereddütleri izale etmek için gerekli tedbirleri alacağn belirttiğini, “bu şart ile büyük dinî şairimiz bize fevkalede nefis bir şiir gönderdiler...Arkadaşlar, re’yimi ihsas ediyorum (oyumu açklyorum). Beğenmek, takdir etmek hususunda haizi hürriyetim (hürriyete sahibim). İntihabm (seçimimi) yapmşm. Fakat, sizin intihabnz benim intihabm nakzedebilir...Bu size aittir...” Hamdullah Subhi Bey, Mehmed Âkif’in şiirini okudu. Bu srada Mehmed Âkif salonu terk etmişti. Şiir büyük heyecanla ve alkşlarla karşland.

ngiltere Başbakan Lolyd George10 Martta Londra Konferans’na katlan Yunan heyetine “Türklere karş saldrya geçmekte serbest olduklarn” bildirdi.

te stiklâl Mar bu atmosferde yazld ve milli mar olarak kabul edildi.

“Korkma!” seslenii, Efendimiz’in (sav) Ebubekir efendimizle sndklar maarada, Peygamberimizin (sav), “Lâ tahzen” buyurmasna bir atf mdr? Milletimizin bu hitaba muhatap olduundaki durumu nasldr, bu sesleni, milletimizin kalbinde nasl bir yank bulmutur?

 

Böyle bir yorum var. Mümkündür. Âkif, slâm tarihini iyi bilir, yeri geldiinde ona atflarda bulunur. Biz bunun yannda, o günün havasnda korku ve tereddüt içinde olan aydnlara, batclara yönelik bir ifade olduunu da düünüyoruz. Birinci Dünya Savaş nihayete erdikten sonra korku büyümüştür. Çünkü Çanakkale ve Kût’ül-amâre gibi büyük zaferlere rağmen, savaş kaybedilmiştir. 1918’de Mondros Mütarekesi imzalanr. Ümitsizliğin yayldğ, korkunun büyüdüğü bu zamanda Âkif, bat Anadolu’da başlayan direnişi desteklemek için Balkesir’e gider, Zağanos Paşa Camii kürsüsünden konuşur. Bilahire de Ankara’ya “slâm şairi” olarak davet edilir ve akabinde yola çkar. 24 nisanda Ankara’dadr. slâm şairi Anadolu’da irşad heyetlerinde vazifelendirilir, birçok şehir ve kasabalarn camilerinde vaazlar verir. Milletvekili yaplr. Dergisi Sebilürreşad Büyük Millet Meclisi’nin bütçesinden baslp dağtlr. slâm dünyasna yönelik faaliyetlerde fikirlerinden faydalanlr. Ve işte belki de asl Ankara’ya geliş sebebi olan stiklâl Marş’n yazar.

stiklâl Marş’nn yarşmaya rağmen ondan istenmesi, tarihin garip bir cilvesidir. Marş yazmasn isteyenler Ankara’da hâkim konumda bulunan batc, pozitivist erkândr. O zor şartlarda ümit ve iman telkin eden bir şiiri ancak Âkif gibi inanmş bir adam yazabilir. Bu konuda Ankara yönetiminin yukardan aşağya bir mutabakat ortaya çkmştr. Onlar korkularn yenecek, ümid telkin edecek sözü Âkif ’ten beklemektedir.

Mehmed Âkif srar üzerine bu şiiri yazdğ için hiçbir şey gözetmeden dosdoğru ne söylemesi gerekiyorsa onu söyler. Milletimizin aidiyet unsurlarn yerli yerinde ifade ettiği gibi, bizi boğmak, yok etmek isteyen bat emperyalizmine karş da doğrudan ifadeler kullanr.

Âkif’in, ilk olarak Çanakkale’de çarpşan Mehmetçiklerin azndan aydnlara “korkma” demiştir. Âkif stiklâl Marş’n kahraman ordumuza ithaf ettiğine göre, yine konuşan onlardr ve işte tpk Berlin Hatralar’nn sonundaki gibi bu şiir de “korkma” hitabyla başlar.

Bu korkma hitabnn bütün millete şâmil olduğu söylenebilir. Fakat “slâm şairi”nin yine de bir kesimi, belli bir grubu hedeflediğini düşünmemizi gerektiren işaretler vardr. Âkif’in bu msralardaki muhatab, batclardr, bat karşsnda komplekse kaplan aydnlardr. Âkif, başta bütün milleti gözetse bile dördüncü kt’ada asl korku içinde olanlara hitab eder.

stiklal Mar, “resmî mar” olduundan m bu kadar ilgi ve kabul görmütür yoksa baka sebepleri mi var?

 

Resmî millî mar olmas, elbette ilgiyi sürekliletiriyor. Fakat stiklâl Mar iir olarak, millî aidiyet unsurlarmz ifade gücünün yükseklii ile milletimizin üzerinde ittifak ettii bir metindir. Asl onu güçlü klan budur.

 

Mehmed Âkif’in diline, anlatmna ilikin neler söylersiniz? Sokan, gündelik hayatn dilini, sözlüünü iire tayan bir air olarak, ayn zamanda Kuran’dan beslenen bir mütefekkir olarak böylesi bir dili ihtiyar etmesinin anlam, ilevi ve neticeleri nasl olmutur?

 

Âkif, yaad dönemin Türkçesini en iyi bilen ve iirlerine yanstan bir airdir. Sokak dilini de okur yazarlarn dilini de onun iirlerinde en mükemmel ekilde buluruz. Aruz onun elinde türkçelemitir. Bu döneminde büyük tesir uyandrmtr. Aruzu bilenler, iir zevki yüksek derecede olanlar Âkif’in Türkçeyi bu ekilde kullanma baarsn övmülerdir.

 

“Mehmed Âkif'i tanmadan, Safahat' anlamadan kendimizi bilme yolculuumuz akim kalr.” Diyorsunuz, bunu biraz açar msnz?

 

Mehmed Âkif, 20. Yüzyln banda bat hayranlnn en had safhada bulunduu bir zamanda, teslimiyetçi batcla kar kendimiz olarak, modern dünyada Müslüman kalarak varolmamz gerektiini savunmutur. Bu bilenmeden, onun hayat aratrlmadan ve eseri dikkatle okunmadan bugünkü varlmz hakknda gerçekçi deerlendirmeler yapamayz.

 

“stiklâl Mar: Bin Yln Destan” kitabnzn varlk sebebini anlatrken, “stiklâl Marş’nn mânas, mahiyeti, muhtevas, ortaya çkş, şairi, milletimiz açsndan kymeti ve Türkiye’nin yakn tarihindeki bir türlü gerçek zemine oturtulamayan krlmadan ötürü zaman zaman tartşlmas ve değiştirilmek istenmesi gibi hususlar bir bütün içinde ele alnmas ihtiyac bu kitab ortaya çkard.” Diyorsunuz. “Krlma”dan kastnz nedir?

 

Krlma Millî Mücadele’nin fikir zemini ile Cumhuriyet’in ideolojisi arasndaki büyük farktr. Hatta zddiyettir. Cumhuriyet’ten sonra, Millî Mücadele’de ne için savalmsa, onun zddna bir yola girilmitir. Milli Mücadele’de bize güç veren manevî alan tarümar edilmitir.

 

stiklal Mar’nn bestesine ilikin neler söylersiniz? Yeniden ve iirin ruhuna uygun biçimde bestelenmesi için ne yaplmal?

Bu yaşa geldik vatandaş olarak bu marş hakkyla söyleyemiyoruz, kusur bizde mi? şi daha derinlemesine bilen müzikçiler bu müzik özürlü bestenin ztrabn çekiyor. stiklâl Marş şairimiz Mehmed Âkif’in vefatnn 50. yldönümünde (1986) Türkiye Yazarlar Birliği bir sempozyum düzenlemişti ve bu toplantda müzik konusundaki vukufu tartşlmaz üstadlarmzdan Cinuçen Tanrkorur merhum bu ztrab uzun uzun izah etmişti. Cinuçen Bey stiklâl Marş bestesinin değiştirildiğini göremeden gitti. Mehmet Âkif’in vefatnn 70. yldönümünde düzenlediğimiz bilgi şölenine yaşayan bir mûski ustamz srarla katlmak istedi. Biz de buyur ettik. Bakn söylediklerine: “Yalnzca iki kt’as müziklendirilmiş olan şiirin sekiz msrandaki 117 hecenin 53 tanesinde prozodi hatas mevcuttur. Kelime gruplarnn nağmeye denk düşmemesi demek olan periyot hatas ise 13’tür. Türkçe okuma kurallarna ters düşen vurgu hatas 14’tür. Budanmş veya kelime gruplarndan doğan anlamsz hece veya hece gruplarnn says ise 12’dir.” (Reha Sağbaş’n bildirisi, Türkiye Yazarlar Birliği’nin 2007 ylnda baslan Mehmet Akif Ersoy Bilgi Şöleni bildiriler kitabnda mevcuttur).

Bu kadar kusurlu bir beste nasl doğru dürüst okunabilir ve neresi düzeltilebilir? Bu imkânsz istemek gibi bir şey! Peki ne yapmak lâzm? Yeni bir İstiklâl Marş bestesi yarşmas açarak bu müşkil halledilebilir. Böyle bir teklifle ortaya çkmştk. Fakat gördük ki, sağdan soldan birçok ukala stiklâl Marş’nn sözleri gibi bestesinin de koruma altnda olduğunu sanyor. Dahas, bestesinin değiştirilmesini marşn sözlerinin değiştirilmesi ile bir tutuyor!

Geçenlerde, Tâceddin Dergâh’na ait malzemelere ilikin Kültür Bakan’na bir mektup yazdnz, neden?

Taceddin Dergâh olarak bilinen yap, 1974 ylnda Mehmet Âkif Evi adyla müze olarak açlmtr. Bu açlta baz orijinal eya, malzeme temin edilmi ve bina 20. Yüzyln bandaki ortalama bir Ankara evi olarak tefri edilmiti. Hacettepe Üniversitesi, asli ii yannda Mehmed Akif Evi’ni düzenli olarak halka açamad. Mükellefiyetleri yerine getiremedi. Bunun üzerine, Vakflar Genel Müdürlüü tahsisi uzatmad, yapy kendi bünyesine ald. Bu srada müze malzemesi üniversite tarafndan Vakflara verilmedi, Kültür Bakanl’na devredildi. Vakflar binay güzel bir onarmdan geçirdi. Orijinal müze malzemeleri olmad için abuk sabuk balmumu heykeller ve çoaltma resimlerle binay halka açt. Müze eyasyla müzedir. Bu müze malzemelerinin Taceddin Dergah’nda sergilenmesi gerekir. Bizim maksadmz, bunu salamaktr.

Çok teekkür ederim…

Yaznn kaynana ulamak için tklaynz.

Yazar: D. Mehmet Doðan ile mülakat
13-07-21
E mail: tyb.org.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı iin henz yorum yapılmamıştır.
“Ýstiklâl Marþý millî aidiyetimizi tarihî derinliði içinde ifade eden bir metindir”
Online Kii: 27
Bu Gn: 197 || Bu Ay: 6.179 || Toplam Ziyareti: 2.929.408 || Toplam Tklanma: 58.624.687