HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : / DARBE İZLERİ
Okunma Sayısı: 782
Yazar: Kenan Alpay
12 Eylül’ün faşist, 28 Şubat’ın kahraman generalleri, öyle mi?

12 Eylül’ün faÅŸist, 28 Åžubat’ın kahraman generalleri, öyle mi?Cumhuriyet Vakfı BaÅŸkanı Alev CoÅŸkun örneÄŸinde görüleceÄŸi üzere Kemalist kadrolar 12 Eylül’ün Amerika kaynaklı emperyalist, gerici ve faÅŸist bir darbe olduÄŸunu ilan etmekte pek cesur ve ataklar. Lakin aynı Kemalist kadrolar geçtiÄŸimiz günlerde rütbeleri sökülen 28 Åžubat generalleri içinse bu sefer ne kadar vatansever, ne denli ilerici ve müstesna kahramanlar olduklarına iliÅŸkin övgüler düzmek üzere bir o kadar utanmazca ve riyakârca tutumlar sergiliyorlar. Çünkü darbe kimin önünü açıyor, kimin tepesine biniyor, siyaseti ve toplumu nasıl dizayn ediyor, hangi ideolojik ve sınıfsal önceliklere göre hareket ediyor gibi soruların cevabına göre darbeye dost ya da düÅŸman oluyorlar. İlkesel düzeyde darbe karşıtlığı da halkın iradesine saygı ve hukukun üstünlüÄŸü de kitaplarında yazmıyor.

Darbeciler Özür Dilemiyor, Bilakis Özür Bekliyorlar

Son on yılın modası “Fetö kumpası” parolasına göre dizayn ediliyor. 28 Åžubat davası için de aynı plak çalıyor, aynı çirkin kliÅŸeyle masumiyet karinesi oluÅŸturmaya kalkışıyorlar. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından UYAP’a yüklenen 3 bin 833 sayfalık gerekçeli kararda, 54. Hükümeti düÅŸürmek üzere Batı Çalışma Grubu bünyesinde yürütülen kanunsuz faaliyetlere iliÅŸkin deliller birer birer ortaya koyuluyor. Fakat 28 Åžubat generalleri ve taraftarlarında ne bir piÅŸmanlık alameti ne de bir özür sadır oluyor. Bilakis Batı Çalışma Grubu ve Balyoz Plan Semineri gibi cunta faaliyetlerinin başını çeken Çetin DoÄŸan küstah küstah beyanlar verip yargı, siyaset ve toplumdan “özür bekliyor”. Edepsizlik boyunu çoktan aÅŸarak halka, meÅŸru siyasi iradeye ve adalete açıkça düÅŸmanlık içeren askeri cunta faaliyetleri organize eden başıbozukların rütbelerinin sökülüp cezaevine tıkılmasına ÅŸaşırıp “mareÅŸal” rütbesi beklemesi de herhalde Türkiye’ye özgü bir durumdur. Çünkü 27 Mayıs’tan 9-12 Mart cuntalarına, 12 Eylül’den 28 Åžubat ve 15 Temmuz cuntalarına uzanan Kemalist teamül kendisini hep devletin, ülke ve toplumun biricik sahibi görüyor hâlâ.

27 Mayıs ve 28 Åžubat’ı “ilerici darbe” ÅŸeklinde niteleyip takdir eden politik akıl ve tutumun 12 Mart, 12 Eylül ve 15 Temmuz’a yönelik faÅŸist-gerici, Amerikancı vs. sıfatlarla saldırmasının tek gerekçesi var: Darbeyi örgütleyen iradenin bir parçası olmamaları. Bu sebeple tartışmayı 28 Åžubat darbe sürecine hapsetmek yanlıştır. “Ulu Önder Atatürk ortak deÄŸerimizdir ama bazı Atatürkçüler onun demokratik hukuk devleti idealine ihanet ettiler” mealindeki söylemlerle sarılan saÄŸ-muhafazakâr siyaset ve kitleler tehdidin asıl kaynağını ve modelini görmezden gelmeyi marifet sayıyorlar maalesef. Ne Tek Parti despotizmine iliÅŸkin bir piÅŸmanlık ne de askeri vesayet ve darbe süreçlerine dair hemen hiçbir özür beyan etmeyen Kemalist kurum ve çevreler buldukları her fırsatı İslami deÄŸer ve sembolleri aÅŸağılayıp ezmek üzere kullanıyorlar. Unutmayalım ki; “savcılar ve mahkeme heyeti Fetöcüydü, bilirkiÅŸiler ve ÅŸahitler Fetöcüydü” benzeri acındırıcı sloganların bir tık ilerisinde “Sincan’da tanklar hükümetin üzerine sürülmedi, Genelkurmay’da yüksek yargı, medya ve üniversitelere brifingler verilmedi, bankalar hileli bir biçimde iflasa sürüklenmedi” gibi hezeyanlar durmaktadır.

Mahkemenin gayet yerinde tespitiyle 28 Åžubat darbe sürecinin merkez üssü Gölcük Donanma Komutanlığı’ydı. 22-24 Ocak 1997’de Genelkurmay BaÅŸkanı İsmail Hakkı Karadayı ve Genelkurmay 2. BaÅŸkanı Çevik Bir’in yanı sıra bütün kuvvet komutanları, Jandarma Genel Komutanı, Harp Akademileri Komutanı’ndan Adli MüÅŸavire kadar ilgili bütün personel sözkonusu darbe toplantısına katılmıştı. Bütün bir ülke 28 Åžubat cuntasının psikolojik harp faaliyetleri çerçevesinde karartma bir iklime tabi tutulmuÅŸ, siyasi ve toplumsal iradeye ipotek koyulmuÅŸ, fiÅŸleme faaliyetlerinden topyekûn psikolojik harekâta deÄŸin Türkiye askeri kuÅŸatmaya tabi tutulmuÅŸtu. Kan dökülmemiÅŸ olması hukuka ve kanuna riayetten deÄŸil sokaÄŸa yansıyan toplumsal tepkileri kısa sürede kontrol altına alabilmiÅŸ olmaktan kaynaklanıyordu. Merhum Necmettin Erbakan’ın baÅŸbakanlıktan istifa etmemesi durumunda baÅŸta Hürriyet Gazetesi olmak üzere hemen bütün gazete manÅŸetlerine, ekran spotlarına yansıyan “gerekirse silah bile kullanırız” tehdidi behemehâl kuvveden fiile yükselecekti.

Hakikatle YüzleÅŸtirmeli, Ajitasyona Engel Olmalı

Darbeler ve darbecilerle hesaplaÅŸmak bütün bir toplumun temel vazifesidir. Akıl ve mantık dışına çıkıp, ahlaki ve hukuki prensipleri inkâr ederek Kemalizm güzellemesine giriÅŸmek, İslam’a saygılı Atatürk modeli üretmeye yeltenmek, Anıtkabir’de dua ve Fatiha gibi modern İsrailiyatlar üretip geleceÄŸi teminat altına alacağı zehabına kapılmak zillete koÅŸmaktan, rezalet bataklığına âşık olmaktan baÅŸkaca sonuçlar doÄŸurmaz. Hukuk devleti söylemini realize etmek için halkın iradesini devletin ve resmi ideolojinin önüne almak gerekir. Kemalist darbe geleneÄŸi ideoloji ve kadrolarıyla beraber halka anlatmakta acze düÅŸtükçe AK Parti hükümeti kendiyle çeliÅŸecektir. Bu sebeple adalete duyulan güvensizlikle, enflasyon ve iÅŸsizlikle, iltimas ve haksız kazançla birlikte anıldıkça Kemalist dalga eskisinden daha güçlü bir biçimde ülke ve toplumun başına musallat olacaktır. 70-80 sene boyunca devlet eliyle, asker dipçiÄŸiyle, mecburi eÄŸitim ve törenlerle topluma kazandırmadıkları Kemalist duygu ve söylemleri çarpık siyaset ve ekonomi anlayışıyla AK Parti Hükümeti toplum için cazibe merkezi kılmakta maalesef.

Darbe süreçleri ve aktörlerinin tarihsel ve ideolojik çerçevesi iyi çizilmeli, adli ve siyasi yaptırımları saÄŸlam tutulmalı elbette. Fakat aynı zamanda toplumu yargı ve ekonomideki çarpık iÅŸleyiÅŸten, siyaset ve bürokrasideki eÅŸ-dost kayırmacılığından, hayat pahalılığı ve ahlaki yozlaÅŸmadan saÄŸlam bir biçimde koruyup sakınmak gerekiyor. Darbe tehdidini savuÅŸturmak, küçük bir kısmını bile olsa darbecileri tedip ve tecrit etmek büyük bir marifet olmakla beraber ülke ve topluma egemen kılınacak adalet, merhamet, fırsat eÅŸitliÄŸi ve geleceÄŸe dair büyütülecek ümitler üzerine söylemden öteye saÄŸlam ve istikrarlı örneklikleri çoÄŸaltmak gerekiyor.

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

Yazar: Kenan Alpay
17-09-21
E mail: yeniakit.com
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
12 Eylül’ün faşist, 28 Şubat’ın kahraman generalleri, öyle mi?
Online KiÅŸi: 20
Bu Gün: 633 || Bu Ay: 6.612 || Toplam Ziyaretçi: 2.930.100 || Toplam Tıklanma: 58.638.585