Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : / RAMAZAN- ORUÇ- İNSAN
Okunma sayısı: 155
 
 
ÖĞRETMENİM ORUÇ
 
 


Hani o eski, o bilge öğretmenler vardır ya… Kucağında bir kitapla gelir her defasında. Eski ama hep yeni bir heyecanla bakılmış bir kitap. Neresinden baksan, okunmuşluğu kapağına sinmiş ten izinden, sayfa kenarlarına kıvrılmış çileli bakışlardan belli o eskimiş kitaplardan bir kitapla… Bir yüzüne bakarsın öğretmenin bir de göğsünde yetim gibi taşıdığı selüloz yığınına. O yüzün haresine sinmiş, o gözlerin çukuruna yağmış bilgeliği bir an önce emmek için yapışmak istersin kâğıtların sıcacık göğsüne. İşte öyle bir kitapla geldi öğretmenim oruç. Okuyarak, kendimi kendimden öteye taşırayım diye. Okuyarak, gözümü gördüğümden öteye taşıyayım diye.

Her kitap bin okuma borçlandırır seni beni... Orada kelimeler davetkâr bir edayla sıralanmış beklerken, sayfalar kat kat yolunu kesmişken, savuşup gidemezsin bir kapağın eşiğinden. Okuma borcumuzu hatırlatan nazik bir uyarıcıdır oruç.

İnsan, oruçla bedeninden ruhuna taşınır; kendini kendinden öteye taşır/ır. Oruç, insana yeni bir göz takar, diline yeni bir söz... Yeni bir gönül sunar. Suyu, ekmeği, meyveyi, yeri, göğü, insanı, sokağı, geceyi, gündüzü taze bir heyecanla görür oruç gözü. Sanki yeni baştan isimler koyar eşyaya oruç dili. “Bu ağaç dün burada mıydı?” “Ben hiç ıslanmış mıydım yağmurda?” Görmediği yaşamakları gördürür insana oruç gönlü. Iskalayışların hepsini ıskalayış… Yeni bir dolayıştır havayı suyu. Gülleri acemi bir koklayıştır. Mevsimleri eski(mi?) kalbimize yeni yeni sarıştır. Geçip giden, terk eden, yitirilen, eskiyen, eksilen “yüz”lerin eşiğinden dönüştür. Gidenlere ağlamamayı öğretir oruç kalbi.

Oruç, yaşamanın sıcacık ve tanıdık şalını omuzlarından kaydırır insanın. Ezber bozar. Uzağı yakın, yakını uzak eder. Uzak ve unutulmuş kaygıları yakın eder. Göze batan lüzumsuz telaşları uzağa sürer. İnsanın içine başka türlü kıpırtılar sokar. İnsanın kendine dokunmamak üzere, tenine temas etmemek üzere, ötelediği, halı altına süpürdüğü incelikleri gün yüzüne çıkarır. Suskunları konuşturur. Konuşkanları susturur.

Bencilliğin kalın kabuğundan çatlaklar açar oruç. Sanki daha bir geçirgen kılar gibidir insanı. Gönülden gönüle gizli yollara ışık tutar. Bir şefkat denizinin içinde ağır ağır salınan şeffaf omurgasızlara döneriz. Yardımlar, sadakalar, şefkatler, acımalar saklandıkları yerden başlarını çıkarır. Oruç, insanı yeni doğmuş gibi alır kucağına. Çocuksu sevinçlere, gölgesiz lezzetlere, lekesiz hazlara komşu eder; sanki yeni baştan buyur edilir insan yeryüzü sofrasına.

Sessizdir oruç. Kitap da öyle. Bağırıp çağırmaz kitap, vıdı vıdı etmezler; insanın dokunuşuyla canlanır, yürümeye başlar, konuşur, içini açar, fısıldar. İnsan, bakışıyla, bir İsâ[as] dokunuşuyla ölmüş selülozları diriltir, nutka getirir. Gözlerinin karasına değdikçe kâğıt ve mürekkep, yeni aklıklar devşirir aklına, kara sevdalar yağdırır kalbine. İnsanın oruçta elinin kolunun bağlanmışlığı, Mûsa’nın [as] elini göğsüne sokmasına benzer; çıkardığında “yed-i beyza”yı [beyaz el] bulur avuçlarında. Elinde var olduğunu sandığı kudreti, kuvveti sahibine iade eder insan; göğsüne bağlar elini, kalbine koyar dilini. Yeniden başlar gibi olur hayata. Kalbiyle dokunur eşyâya, canının terazisi inceliklere hassaslaşır, mücevherlere acıkır kefeleri.

Suskundur oruç. Tutanı olmazsa orucun, orada öylece sessizce durur, bekler. İçinde sakladığı cevherleri saçıp savurmaz ortalığa, incisini ışıktan sakınan sadef gibi kendi içine kapanır. Kitaplar da suskundur. Okuyanı olmazsa kitabın, o da bir köşede, suskunca bekler. Harfleri yanıp tutuşmaya hazırdır; sessizlikte küllenir ama insan nefesinin dokunuşuyla kor olup parlar, köze dönüşür. Kelimeleri baharı bekleyen tomurcuklar gibidir; yağmur ve ışık dokunur dokunmaz çiçeğe durur, meyve neşesi kuşanır. Oruç da kitap da insanını bekler söylemek için, söyleşmek için, dirilmek için, diriltmek için.

Oruç da kitap da insanı enfüsüne, içine doğru çağırır. Okumak da oruç tutmak da görüntüye, gösterişe tenezzül etmez. Oruç, insanı içe doğru büyütür, içe doğru tezyin eder, içe doğru derinleştirir. Dışarıya söyleyeceği bir şeyi yoktur orucun. Okumak, her ne kadar görünür olsa da, görüntünün taşıyabileceğinden çok daha fazlasını saklar ardında. Okuyor görünebilirsin; ama okumanın sana ettiğini kimse resme sığdıramaz, objektife düşüremez, renge, biçime bürüyemez. Okumak, “görüntüyü kurtarmak”tan fazlasıdır çünkü.

Elle dokunulur gözle görünür olan Mushaf’ın, yani kağıt ve mürekkepten ibaret bir cismin, “Kur’ân”’a, yani “okunan” bir çağıltıya/kıpırtıya dönüşmesi, senin nefesinin dokunuşunu bekler. Kitab’ın konuşan bir ruh kuşanması senin okuma eyleminle başlar. “Kur’ân”, “kıraat edilen”, “okunan” anlamına gelir. Yani okumadığın sürece o, “Kur’ân” değildir; seni bir köşede Mushaf (sayfalar) olarak bekler, suskun ve sözsüz kalır. Senin nefesin iksirdir Mushaf’a; onu “okunur” eyler, “Kur’ân” makamına çıkarır. Senin dilin ve damağın ana rahmidir Mushaf’ın mürekkep pıhtısına. Sımsıcak sarmalar bir çiğnemlik lekeyi, ete kemiğe bürür, tazecik nefeslere sarar, kalbine kıpır kıpır hayatlar düşürür. Kitab’a can olmaya, Kitab ile can olmaya başlarsın.

Ramazan’ı “Kur’ân’ın indirildiği ay” olarak tarif eden Rabb-i Rahîm-i Hakîm, oruç ile okuma arasındaki ikizliğe dikkat çekiyor. “Kur’ân’ın indirildiği ay”da okumak, oruç tutmak kadar öncelikli olmalı. Ki orucun öğretmenliğiyle, “Okunası” Kur’ân’ın anlamları daha bir açık ediliyor kalbe, nefse ve akla. Ve susuyorum… Kitab ile iftar edinceye…


NOT:
Vurgular bize âittir. (Doğruluş)



 



 
 
Yazar: Senai Demirci
17-08-09
 
  E mail: ethem92@mynet.com  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ÖĞRETMENİM ORUÇ / RAMAZAN- ORUÇ- İNSAN Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12



uğurlu
Çok Güzel
Olanın hafif tarafları, kifayetsiz yanları ve bozuklukları; olması gerekenin güzelliklerine dik...
04-02-12



İhsan Efendioğlu
Olacak Şey Değil
Olacak şey değil Yakup hocam siz nelerle uğraşıyorsunuz(!). Bu yazarlar çok daha ehemmiyetli(...
04-02-12



TAC 1
KANDİL COŞKUSU
İşte içten ve samimi duygular. Çağlayan duygularınızı, duygularımızla buluşturdunuz. T...
04-02-12




G. Kodu:
83640
 
Kodu Gir

Online Kişi: 11
Bu Gün: 43 Bu Ay: 305 Toplam Ziyaretçi: 36374 Toplam Tıklanma: 519511
Copyright © 2009 AlanJaweb