
| Kategori : İKTİBAS / ÇARPIK VAZİYETLER | Okunma Sayısı: 2467 |
Toplumu esir alan şiddet dilini tartışıyoruz son zamanlarda.
Kadınlara karşı şiddetin nedenlerini masaya yatırıyoruz.
TV tartışmalarına, panellere, yazılara, yorumlara bakıyorum da...
Sanki okulun bize ettiÄŸi fenalıkları atlıyoruz. Hızlı kentleÅŸmenin yarattığı çözülmelerden...
Ataerkil gelenek ve göreneklerin etkisinden...
Aile içi ÅŸiddet sarmalından...
Ve daha birçok ÅŸeyden söz ediyoruz ama...
Okul ortamında ÅŸiddetin nasıl pekiÅŸtirildiÄŸi gerçeÄŸini atlıyoruz.
***
İnsan yetişkin olunca..
Okul yıllarını hayatının en güzel zamanları olarak hatırlamak istiyor. Güzel arkadaÅŸlıklar, bilge öÄŸretmenler hatırlanıyor.
Oysa biliyoruz, okul döneminde ne çok yara açılır ruhumuzda!
Hem kim inkâr edebilir, disiplin, müfredat, sınav derken en güzel zamanlarımızın zehir olduÄŸunu!
İşi teorik açıdan ele aldığımızda ve biraz da muhalif bir yerde duruyorsak...
Hemen "okul devletin ideolojik aygıtlarından biridir" deyip geçiyoruz.
Yanlış bu! Çünkü bireylerin cinsiyet algısı ve kimlik inÅŸasında okul hayatının yeri çok önemli!
***
Kabul etmeliyiz ki...
Öyle masum ve kutsal bir yer falan deÄŸildir okullarımız! Artık hiç deÄŸil!
O en "cici" görünen, en cilalı özel okullarda bile öÄŸrenciler arası rekabetin zehiri öyle korkunç, öyle karanlık ki!
Medyadaki eÄŸitim uzmanlarına sormayın! Onlar kafalarını "sınav ve baÅŸarı" konularına takmış durumdalar. Ekmek orada çünkü!
Kimse sormuyor: Küçücük çocuklar ile ergenleri aynı bahçenin içinde tutan ilköÄŸretim okulları nasıl bir yer?
Ya devlet liseleri?
Sorun sadece okul kapısına dayanan "kirli" adamlar ve bahçede koÅŸturan haylazlar mı?
Hayır! Sorun öyle büyük ki!
***
Yazar: HaÅŸmet BabaoÄŸlu |
18-04-11 |
||
| E mail: sabah.com.tr | Tweet | ||