Ey Peygamber! Sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
Enfal: 64
Ticarette yalan yere yemin, tüccarın zannınca malın kârını artırır. Halbuki hakikatte bereketi giderir.
Buhari, Büyu', 26
İnsanlar konusunda daha az, fikirler konusunda daha çok meraklı olun.
Marie Curie
Rota Haber Son Dakika!




Kategori : / HUKUK HİKÂYELERİ
Okunma sayısı: 135
 
 
ATATÜRK'E DEĞMEYİN! YOKSA...
 
 

Hukukçu

Bizim gazetenin kadrosu biraz dar... Epeyce az adamla çıkartıyoruz gazeteyi.

Onun için görevler biraz kayıyor.

Perihan hem harika çaylar demliyor hem de sayfa sekreterliği yapıyor mesela.

Ben de gündüzleri “genel yayın müdürlüğü” kadrosunda çalışıp geceleri “düzeltmenlik” kadrosuna geçiş yapıyorum.

Oturup sayfaları düzeltiyorum.

Önceki akşam gene sayfaları okumak için önüme çektiğimde Habertürk Kanalı’nda Balçiçek Pamir’in programı başladı.

Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can’la, Yargıtay eski başsavcısı Sabih Kanadoğlu tartışıyorlardı.

Önceleri yarım kulak dinlerken sonra sayfaları kenara itip bütün dikkatimi bu “hukuk” tartışmasına verdim.

Bu iki “hukukçunun” tartışması Türkiye’nin geçmişini ve geleceğini anlatıyordu çünkü.

Yargıtay Başsavcılığı, bir ülkede gelinebilecek en yüksek, en saygıdeğer makamlardan biridir, oradan emekli olan biri hayatının sonuna kadar saygı görür.

Oralara ulaşmış bir “yargıç”, hukuk felsefesini, hukuk mantığını özümsemiş, bu bilgilerini yeryüzünün en ünlü üniversitelerinde anlatabilecek biridir.

Ne yazık ki Kanadoğlu böyle bir profil çizmedi.

Tam aksine.

Sadece hukuki bilgileri eksik değildi, hukuk felsefesini de hiç kavramamış, hukukun “ruhunu” kendi ruhuna sindirememişti.

Hitler’in seçimle işbaşına gelebilmesini “demokrasinin” yarattığı bir felaket olarak göstermeye, bu felaketin Türkiye’de de tekrarlanabileceğini ima ederek “demokrasi dışı” bir yapının daha güvenceli olduğunu söylemeye çalışıyordu.

Hitler iktidara geldiğinde Almanya’da geçerli olan “Weimar anayasasından” konuşmaya başladılar.

Anlaşıldı ki Kanadoğlu o anayasayı doğru dürüst bilmiyor.

Osman Can, faşist bir partinin iktidara, demokrasi yüzünden değil, “o anayasanın demokrasi dışı olması” yüzünden gelebildiğini çok güzel anlattı.

Kanadoğlu sadece “Weimar anayasasını” değil, “demokrasi-hukuk ilişkisini”, Avrupa’daki yargıç atamalarında parlamentoların rolünü, yargının bağımsızlığı kavramının asıl anlamını, dünyadaki içtihatları ve uygulamaları da bilmiyordu.

Çok uzun zamandır kendi mesleğiyle ilgili bir kitabı ya da yeni bir metni okumadığı, pencerelerini hukuktaki gelişmelere epeydir kapadığı anlaşılıyordu.

Beni asıl şaşırtan Kanadoğlu’nun bilgi eksikliği olmadı.

Tartışmanın bir yerinde Türkiye’de “hukukun” 1950’den önce de “iyi uygulanmadığı” konusu gündeme geldi.

Kanadoğlu, o düzeydeki hukukçuların tartışmasında asla olmaması gereken bir şey yaptı ve “siz ne demek istiyorsunuz, kimin döneminde hukukun olmadığını söylemeye çalışıyorsunuz” dedi.

Karşısındaki genç hukukçuyu “Atatürk’ü mü eleştiriyorsun yoksa” kabarmasıyla tehdit etti.

Yaşı yetmişe yaklaşan, yargının zirvelerine ulaşmış birinin bu derece kolaycı bir demagojiye sapması doğrusu biraz utandırıcıydı.

Gerçeği hukukla ilgilenen herkes bilir bu ülkede.

Atatürk’ün zamanında hukukun h’si yoktu.

Tek parti rejimiyle ülkeyi yöneten birinin döneminde nasıl hukuk olacak?

Kanadoğlu ve onun gibi hukukçular, Atatürk’ü ve onun dönemini kutsayarak, o dönemdeki bütün çarpıklıkların aynen sürmesini savunuyorlar aslında ve bu çarpıklığın artık düzelmesini isteyen gençleri de “yoksa sen Atatürk’ü mü eleştiriyorsun” diye korkutuyorlar.

Osman Can’ı bilmem ama ben Atatürk’ü ve onun dönemindeki uygulamaları eleştiriyorum, ilerleyebilmek için o dönemi tümden geride bırakmamız gerekir.

2010 yılında hâlâ 1920’lerdeki bir diktatörlüğü mü yaşayacağız?

Eğer yaşayacaksak günümüzde “Atatürk’ün otoritesine” kim sahip olacak?

Kanadoğlu’nun yaklaşımları, tehditleri, hukuk bilgisinden yoksunluğu, klişelerle durumu idare etmeye çalışması, yıllarca bu ülkenin ne tür hukukçularla yargı sistemini oluşturduğunu ve “hukuk” eksikliğini gösteriyordu.

Ama bir de Osman Can vardı o tartışmada, genç bir doçent, hukuku biliyor, daha önemlisi “hukukun ruhunu ve manasını” biliyor, dünyadaki gelişmeleri izliyor, demokrasi hukuk ilişkilerini incelemiş, hukuksuz bir yargının nasıl gelişmeyi engellediğini görmüş, Türkiye’nin anayasalarının sakatlıklarını anlamış biri.

Bu ülke yıllarca hukuku Kanadoğlu düzeyinde yaşadı, çok acı çekti, bir türlü demokrasiye ve özgürlüğe ulaşamadı, şimdi artık Osman Can gibi hukukçular çıkıyor, hukuk sistemini yeniden kuracak bilgiye ve isteğe sahipler.

Onları izlerken sayfaları tam düzeltemedim “işimi” aksattım ama Kanadoğlu’nda geçmişi görüp üzülürken Can’da geleceği görüp sevindim.

Osman Can gibi hukukçuların varlığı sanırım bu ülkenin gerçek bir hukuka kavuşmasını sağlayacak bir gün.

 

Yazının kaynağına ulaşmak için tıklayınız.

NOT: Vurgular bize âittir.



 
 
Yazar: Ahmet Altan
29-01-10
 
  E mail: Mail Adresi Yok  
 
 
 
 
Yorumlar:0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
ATATÜRK'E DEĞMEYİN! YOKSA... / HUKUK HİKÂYELERİ Kategorisi


YÜZYILIN SOYKIRIMI




VAR OLMAK- Nurettin Topçu




SRATEJİK DERİNLİK- Prof. Dr. Ahmet Davudoğlu




İSLÂM'IN SİYASALLAŞMASI- Kemâl H. Karpat




BOŞLUK




SON YORUMLAR

hümeyra
güzel
çok güzel olmuş arkadaşım......
07-02-12



N. Arısu
Ne anladığınıza bağlı
Yeniden Milli Mücadele Hareketi, bu harekete mensubiyet duysun duymasın, hüsnüniyet s...
06-02-12



İbrahim Hoca
Görüntü
Ulen içinde yaşadığınız, hatta sömürdüğünüz bu toplumu ve değerlerin...
06-02-12



i tuncer
kaybolan yıllar
Hem yazanlara hem de okuyarak bize hazır lokma haline getiren ahmet hocama teşekkürler. Anlatıl...
06-02-12



uğurlu
Kendini bulma hâli: Sûkut
'Öyle bir sûkutun var ki; Sûkutsuzların da, sûkutu var sûkutunda....
04-02-12



uğurlu
Eskimeyen hatıralar ve dostluklar
Bazen olur:Rüyalarda yaşamak,Hayallerde dlaşmak,Muhabbet ie hem-hâl olmak bir hoş dem olu...
04-02-12



uğurlu
Hayaımızın Düsturları
Varlık sebebimiz, efendimiz Rasûlullah (s.a.v) ifadeleri, halleri ve bizzat yaşadığı hâd...
04-02-12



uğurlu
Çok Güzel
Olanın hafif tarafları, kifayetsiz yanları ve bozuklukları; olması gerekenin güzelliklerine dik...
04-02-12



İhsan Efendioğlu
Olacak Şey Değil
Olacak şey değil Yakup hocam siz nelerle uğraşıyorsunuz(!). Bu yazarlar çok daha ehemmiyetli(...
04-02-12



TAC 1
KANDİL COŞKUSU
İşte içten ve samimi duygular. Çağlayan duygularınızı, duygularımızla buluşturdunuz. T...
04-02-12




G. Kodu:
91278
 
Kodu Gir

Online Kişi: 13
Bu Gün: 44 Bu Ay: 306 Toplam Ziyaretçi: 36376 Toplam Tıklanma: 519515
Copyright © 2009 AlanJaweb