HALEB'E DÖNÜŞ

Halep, 12 Aralık 2016'da Rus ve İran destekli Esed ordusu tarafından düÅŸürülmüÅŸtü. Üzüntümüz hadsizdi. 30 Kasım 2024'te geri alındı.

ÂYET-İ KERÎME
Ey Peygamber! Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hrıstiyanlar da senden asla hoşnut olmayacaklardır.
Bakara, 120.
HADÎS-İ ŞERİF
Dünya tatlı ve caziptir. Allah sizi dünyada egemen kılacak ve nasıl davranacağınıza bakacaktır. Dünyadan ve kadınlardan sakının.
Müslim, Rikak, 99.
SÖZÜN ÖZÜ
"Her kim selefin bilmediği bir amel icad ederse, Peygamber'in risalete ihanet ettiğini iddia etmiş olur. Çünkü din tamamlanmıştır (Maide, 3) O gün din olmayan şey bugün de din değildir."
İmam Mâlik
Kategori : İKTİBAS / Muhtelif Mevzûlar, Yazarlar, Yazılar
Okunma Sayısı: 5897
Yazar: Yavuz Bahadıroğlu
İKİ ARADA BİR DEREDE KALMAK

 

Değerler aşınması

Özel adı: DeÄŸerler aşınması...

Adı: Kavram kargaşası...

Sonucu: ArabeskleÅŸme...

Şimdi, bu sonucu doğuran sebeplere kısaca bakalım...

Biliyorsunuz, Tanzimat Hareketi’nden (1839) bu yana, aÅŸağı-yukarı yüz yetmiÅŸ yıldan beri, hiçbir “analiz” ve “sentez” endiÅŸesi taşımayan cebri bir BatılılaÅŸma baskısı altındayız.

Bu kadar uzun süre yabancı bir medeniyeti ve kültürü taklide zorlanan bir milletin çocuklarının kendi kimliÄŸi hakkında tereddüde düÅŸmesi kaçınılmazdır.

Dini ve milli deÄŸerlerin aşınması da öyle...

BaÅŸka bir kültürü taklide zorlanan toplumlar önünde-sonunda ÅŸaÅŸkınlaşır. O ÅŸaÅŸkınlık kertesinde de arabeskleÅŸirler.

Yani “arabesk” yalnızca bir müzik türü deÄŸildir; toplumsal bir “travma”dır!

Türkiye’nin toplumsal hayatına bakın! Bakın ki, siyasette, kıyafette, sanatta, eÄŸitimde, kültürde, mimaride, v.s. “kendine has”, “kendine özgü” geleneksel kimliÄŸinden izler taşıyan bir ÅŸey kalmış mı? Siyaseti tarihsel dinamikler üstünde yeniden inÅŸa etmeye çalışan iktidar tarihsel köklerden kopmuÅŸ güç odakları ve “cunta”lar tarafından nasıl hırpalanıyor.

Bütün bunlarda kendimizden kopuÅŸun izleriyle tortuları var...

Görünen o ki, ne “DoÄŸulu” kalabildik, ne “Batılı” olabildik: Her alan ve her anlamda fena halde arabeskleÅŸtik!..

¥ Siyasette arabesk;

¥ Kıyafette arabesk;

¥ Sanatta (edebiyat, resim, heykel, sinema, tiyatro v.s) arabesk;

¥ Ticarette arabesk;

¥ EÄŸitimde arabesk: (dönüÅŸümlü olarak İngiliz modeli, Fransız modeli, Amerikan modeli, hatta Anglo-sakson modeli deniyoruz, ama bir türlü olmuyor. Kendi modelimizi üretme çabası ise kızılca kıyametler kopmasına yol açıyor)...

¥ Kültürde arabesk;

¥ Medyada arabesk;

¥ Ve bilimde arabesk. (Bunu idrak için sadece ÅŸu deprem klâsiÄŸine bakmak bile yeterli)...

Bunların en tehlikelisi ise dinde arabeskleşmedir!...

Bazılarına “Kur’an Müslümanlığı”, “Peygamber İslamı” yetmemiÅŸ olacak ki, başımıza “Türk Müslümanlığı” diye bir garabet çıkarıp, neredeyse İslamı da arabeskleÅŸtirecekler!

Kıvamımızı gitgide kaybediyoruz. Bu da bizi korkunç bir kavram kargaÅŸasına sürüklüyor.

Kavram kargaÅŸası müthiÅŸ bir kaostur: Her ÅŸey bir birine girer. Böyle ortamlarda doÄŸru düzgün bilim olmaz, sanat olmaz, edebiyat olmaz, bilgi olmaz, kültür olmaz, analiz olmaz, sentez olmaz!

Ne olur peki?..

Bol bol kavga, yakası açılmadık müstehcen yayın, her anlamda ahlâksızlık-seviyesizlik, her alanda dedikodu, saldırı, hakaret, bol yasak ve yasakçı olur.

Derin bir kirlenme ile karşı karşıyayız!..

Gün ÅŸaklabanlarla dalkavukların günüdür! Her alanda boy gösterirler. Kendilerine benzettikleri gruplar tarafından da alkışlanırlar.

Tek umut kapısı, halkın çoÄŸunluÄŸuyla kimi aydınların böyle gitmeyeceÄŸinin farkında olması; ne var ki, halkın tercihleri pek umursanmıyor, iradesi ise çoktan oluÅŸturulmuÅŸ mekanizmalar aracılığıyla etkisizleÅŸtiriyor...

DoÄŸru aydınlara gelince: Sesleri çok çıkan ÅŸaklabanlarla dalkavukların ÅŸerrinden çekinip köÅŸelerine çekiliyorlar. Bu defa da meydan bütünüyle ÅŸaklabanlara kalıyor.

Bunlar “Hem suçlu, hem güçlü”!..

Bağırıyorlar, küfrediyorlar, aÅŸağılıyorlar...

Sıkıştıkça “yasak kavramlar”a kaçıyor, ya da DonkiÅŸotlaşıp yel deÄŸirmenlerine saldırıyorlar!

“Bilim adamlığı” kisvesini karanlık güçlerin sözcülüÄŸüne kurban veren kiÅŸilerin saçtıkları ufunetle oluÅŸturdukları kopkoyu karanlığı aydınlatmak için halkı bilinçlendirmekten baÅŸka yol yok.

“DoÄŸru” iktidarlar, “eÄŸri” kafaların ürettiÄŸi hezeyanlara cevap yetiÅŸtirmeyi bırakıp “doÄŸru icraat”ların sayısını arttırmalı...

Her türlü mantıksız tenkidin karşısına, mantıklı icraatlarla çıkmalı...

İşte o zaman Sayın BaÅŸbakan’ın yakındığı “ak”ı “kara” gören köÅŸe yazarları etkisizleÅŸir.

Böylece “arabeskleÅŸme”nin de beli kırılır!

Yazının kaynağına ulaÅŸmak için tıklayınız.

NOT: Vurgular bize âittir.

Yazar: Yavuz Bahadıroğlu
20-03-10
E mail: ybahadiroglu@vakit.com.tr
 
 
Yorumlar: 0
Bu yazı için henüz yorum yapılmamıştır.
İKİ ARADA BİR DEREDE KALMAK
Online KiÅŸi: 61
Bu Gün: 430 || Bu Ay: 6.409 || Toplam Ziyaretçi: 2.929.772 || Toplam Tıklanma: 58.632.289